🌟 ve yorum unutmayın.
Keyifli okumalar çiçeklerim.

3.GÖZ
Reva, onun bu söylediğine tepkisiz kalmaya çalıştı ama dudakları arasından nefes verir gibi çıkan gülüşünü ve devamında beliren aptal tebessümü engelleyememişti. Kuzey onun aksine gülmüyor, tüm ciddiyetiyle Reva'nın yüzüne bakıyordu. Zamanında yaşların fazlaca aşındırdığı göz kenarlarına dokundu yavaşça kızın.
Reva'nın gülümsemesi yavaşça kaybolup yerini aynı türden bir ciddiyete ve tutkuya bırakırken, Kuzey onun teninin aşırı yumuşaklığını parmağındaki sertlikle çizmek istemediği için parmağının tersini gezdirdi Reva'nın elmacık kemiğiyle göz kenarı arasında. Kız yanağını Kuzey'in koluna koyup ona bakarken hissettiği duyguları tarif etmekte zorlanıyordu.
Onun yanındayken içinde dolup taşan bu his neydi? Koruma içgüdüsü, şefkat, tutku... aşk? Nasıl biriyle bu kadar bütün hissedebiliyordu? Nasıl sadece bu kadarcık temasla ruhu en üst düzeyde tatmin oluyordu? Karayev'in bakışlarından ona akan bu şey neydi?
-Sakın ağlama." Kuzey'in sesiyle kaşları havalanırken, çenesini tuttu nazikçe adam. "Hiçbir şey için ağlama." Reva buna gülerek alaycı bir yanıt vermek istedi ama onun ciddi anlamda söylediğini fark edince vazgeçmişti.
-Ağlamak insanın elinde olmuyor bazen." Dedi tüm masumiyetiyle. Kuzey gözlerini onun teninden çekip yeşillerine çevirdi sakince.
-Senin elinde olsun." Huysuz bir çocuk gibi omuz silkerken Reva'nın saç dibine getirdiği parmaklarını saçlarını tarar gibi arkaya doğru götürdü. "Sen ağlama. Tamam mı?" Parmaklarını sardığı ensesini sıcaklık kaplarken burnunu kızın burnuna sürttü hafifçe.
Sarışın kıkırdayıp başını salladığında verdiği bu sözü hatırlayacağı an şuanki neşesinden eser olmayacaktı. Yeşilleri Kuzey'in karanlıkta daha da siyaha çalan gözlerine tutunurken, dudaklarına ani ve kısa bir öpücük kondurdu. Sonra bir tane daha. Bir tane daha.
Eli adamın sırtına tutunurken, Kuzey'in yere yasladığı eli sayesinde bütün ağırlığı onun koluna binmişti. Karayev, rahatlıkla oturduğu pozisyonu bozmadan yüzüne eğilirken boştaki elini onun göğsüne çıkardı Reva. Kalp atışlarını avuçlarında hissederken öpüşmeleri derinleşiyordu ki telefonunun sesiyle huysuzlaşıp mırıldanarak bakmadan sessize aldı ve öpmeye devam etti Kuzey'i.
Bu sefer facetime yüzünden saati de çalmaya başlayınca sinirle adamın dudağını ısırmış Karayev'in gülüşüyle geri çekilmişti. Aramada gördüğü isim halası olunca kaşları çatıldı.
-Asu halam." Dedi hatırlatmak istercesine. Ama Kuzey'in hafızası zaten bu geveze kadını hayatta unutmazdı... "Halacığımm, ne oldu?" Sesindeki acele tavrı çaktırmamaya çalışsa da açar açmaz sorduğu soru Asu'nun gözlerini kısmasına neden olmuştu.
-Telefon böyle mi açılır Reva! İnsan bi merhaba halacığım, nasılsın canım halam demez mi?!" Kuzey, kadının çemkirmesine göz deviren kıza gülünce devam etti Asu. "Ay Reva ben bi bok yedim. Sen gel sürpriz yapayım diye İstanbul'a. Burada da taksi kalmamış saatlerdir kaldım mı açıkta!" Arkadaki taksici bağıra bağıra çemkiren kadına sızlandı.
-Abartma ablacığım ya! 20 dakika oldu!" Reva dişleri arasından bir nefes verirken Asu ölümcül bakışlarını hızla adama çevirdi elindeki telefonla birlikte.
-Sus bakiyim sen, laf dinlemez mi bi de? Saat misin sen çocuğum? 20 dakikaymış!" Adam'ın yaka silktiğini görünce gülen Reva'ya aldırmadan devam etti. "E biri 21. Dakikada gelip beni alnımın çatından vurunca da öyle dersin! 21 dakika olmuştu hemen vurulur mu kadın dersin."
-Hala neden vurulacakmışsın Allah aşkına." Göz ucuyla Kuzey'e baktığında adam ne soracağını hissetmiş gibi telefona yaklaştı. Yüzü ekrana girerken Asu onu görene kadar söylenmeye devam ediyordu.
-İstanbul çok değişti çok! Eskiden buralar vızır vızır arı maya kulübü gibi taksi dolardı, şimdi kuş uçmuyor. Hoş uçsa o bile bu bomboş yerde benim ne işin var diyip gider ya za- AAAA Kuzeyciğim nasılsın evladım?" Ekranı taksi durağındaki adama gösterdi. "Bak, yeğenimin arkadaşı şu surata bak. Maşallah sana."
-Asu Hanım Reva bende şuan. Evim havaalanına yakın sayılır. İsterseniz siz içerde bekleyin biz hemen yola çıkarız." Asu memnuniyetle kıkırdadı.
-Ay tabii canım siz yavaş yavaş gelin ben bi kahve içeyim içerde. Gelince çaldırın çıkarım." İkiliye bir öpücük atıp taksiciye nispet yaparak içeri gitmek üzere telefonunu kapatınca Reva sıkıntıyla iç çekti.
-Özür dilerim. Bu gecenin böyle mahvolmasını istemezdim." Kuzey, onun şakağına bir öpücük kondurup ayaklandı ve kızı bileğinden çekerek hızla ayağa kaldırdı.
-Sadece bu gece bizim değil." Söylediği cümleye gülümseyen Reva'yı kendine çekip salona geçti ve kızla beraber dış kapıya yöneldi. Anahtarları kontrol edip kapıdan çıktığında Ercan hemen yanlarına gelmişti. "Ercan, bahçeyi toplayın. Biz çıkıyoruz." Adam onları takip eder gibi olunca durdurdu eliyle. "Gelmene gerek yok ben kullanıyorum."
-Dönecek misiniz efendim?" Tam kaşlarını çatıp onu ilgilendirmediğini söyleyecekti ki Reva araya girdi.
-Döneceğiz." Adam hızla yanlarından uzaklaşırken ona baktı Kuzey gözlerini kısarak, bir insan nasıl dudaklarını kullanmadan gülümserdi bilmiyordu Reva. Ama o ne zaman gözlerini kıssa bunu sinirden mi yoksa mutluluktan mı yaptığını hep anlıyordu.
-Asu Hanım'ı bekletmeyelim daha fazla." Dedi Kuzey sanki bu söylediğini kıza değil kendine hatırlatmak için söylemişti.
Reva'nın rahat durmayıp sürekli ellerini gezdirdiği bir araba yolculuğu sonrası havaalanının önüne geldiklerinde Asu zıplayarak el salladı ikiliye sanki alt üst pespembe eşofman takımı ve boynundaki neon uçuş yastığı yeterince ilgi çekmiyormuş gibi.
-Kolay gelsin." Reva'nın omzuna vurarak bunu söylemesi ve aşağı inmesiyle kemerini çözüp arabadan indi Karayev. Asu kucakladığı kızı hafif yerden havalandırdı ve sonra mıncıklamaya başladı.
-Ay ay ay şu güzelliğine bak halasını da bırakmazmış havaalanında! Ödüm koptu uyumuşsundur ya da kulüptesindir diye." Kuzey, onun valizini alıp bagaja yerleştirirken kıkırdayarak yanaştı kıza. "Bakıyorum da Kuzeyle de bayadır birliktesiniz ha. Ne iş?" Cümledeki adam diğer bavulu da yerleştirir yerleştirmez yanına geldiğinde kollarını iki yana açıp sarıldı Kuzey'e. "Sağ ol Kuzeyciğim seni de yorduk buralara kadar." Tokalaşırken tutunduğu kolları mıncıklarken çaktırmadan Reva'ya gösterdi adamın kaslarını sanki kız daha önce görmemiş gibi.
-Ne demek, sizi burada bırakmak olmazdı." Genç kız onun öne binmesi için arkaya geçecekti ki halası onu dirseğiyle ileri ittirmiş arka koltuğa hemen yerleşmişti. Kuzeyle ikisi kemerlerini takarken Asu kafasını ortadan uzattı hemen.
-Ne yakışmışsınız birbirinize. E Reva anlatmıyor sen anlat bari Kuzey, sevgili misiniz?" Reva, Tuna'nın uyanık olup olmadığını kontrol ederken -ki kontrol etmemiş aralıksız aramaya başlamıştı çünkü Asu işin sonunda Karayev'in evine gelirse bütün gece susmazdı- Kuzey havaalanından dışarı çıkan yola doğru çevirdi direksiyonu.
-Öyle olduğumuza inanıyorum. Değil mi Reva?" Reva'nın yeşillerinin üzerinde olduğunu bilmek için başını çevirmesine gerek yoktu. Asu, sırıtarak iyice başını uzatıp kendisine bakmaya başlayınca görüşünü kapattığı için Karayev'i yeteri kadar izleyememişti. Ciddi miydi yoksa Asu'nun çenesini kapatmak için mi böyle söylemişti acaba?
-Evet, sanırım." Diye bir şeyler gevelerken, benzin göstergesinin yanıp sönmesiyle küfür mırıldanarak onların dikkatini üzerine çekti Karayev.
-Benzinlikte durmamız lazım." Arabayı park edip cüzdanını alırken ikiliye döndü. "Bir şey alır mısınız?" Reva kafasını sağa sola sallayınca Asu da aynısını yapmıştı. Adamı hem randevusundan kaldırıp getirmişti hem de markete yollamak olmazdı. Kuzey, benzin için yaklaşan çocuğu beklerken, Asu Reva'yı dürtükledi.
-Hı." Kız Tuna'yı uyandırmıştı ama asıl sorun onu Asu yalıya gidene kadar uyanık tutmaktı. Böylece halasını yalıya alabilir ve sessizce bu "problemi" çözebilir, Karayev'in evine dönebilirlerdi.
-Ay yalnııız!" Asu, başını öne doğru uzatıp Reva'nın kolunu dürtüklemek yetmezmiş gibi bir de yanağına neredeyse yapışmıştı. Genç kız başını kaldırdığında Kuzey'in bir anlık onlara baktığını gördü.. "Ben anlıyorum babanın neden kudurduğunu..." Reva anında anladığı şey ile gözlerini irileştirerek onu susturmaya çalışırken, bildirimle yanıp sönen telefonuna baktığı için bu sinyali alamayıp devam etti Asu. "Kuzey de Kuzey he! Sen ne yap et bu adamla evlen bak!" Reva bilerek dirseğiyle kadını dürterken aldırmadı kadın. "Bak halam dedi dersin sonra, lokkum gibi herif lokum bırakmazlar bunu.."
-Hala cam açık!" Asu, hızla gözlerini açık cama sonra benzin dolduran ve gülmemek için kendini tutan Kuzeyle çalışana bakınca alt dudağını ısırdı.
-Ay e niye demiyosun hala sus diye eh Reva rezil olduk!" Reva, yeşillerini yukarı çevirdi sabır diler gibi.
-Sen rezil oldun hala ben değil." Demeyi de ihmal etmedi. Kuzey, markete doğru ilerlediğinde Asu camını hemen kapatıp yeniden kıza eğildi.
-Neyse ne. Anlat bakalım, sevgililik nasıl gidiyor? İlk defa yanında şöyle doğru düzgün birini gördüm." Onun son söylediğini yüzünü buruşturarak söylemesine gülmeden edemedi. Kaç yaşında kadındı ama bazı mimikleri o kadar çocuksuydu ki, hem onu masum gösteriyor hem de ona çok yakışıyordu.
-Güzel gidiyor. Kuzey, bana iyi geliyor." Kulağını çekip direksiyona rastgele vururken korna çalınca Reva eliyle yüzünü sakladı hemen. "Hala istersen bir de davul çal, herkes burada olduğumuzu bilsin."
-Elim çarptı ayol sanki bilerek yaptım. Maşallah kızım maşallah, hep böyle insanlar seç çevrene. Allah muhafaza hapçısı hupçusu var." Yeşilleri parlayan kız sinsi bir gülümsemeyle kadına döndü.
-Di mi hala? Doğru diyorsun bak. Bunu Kuzey'in yanında da söyler misin? Ama benim söylettiğimi belli etme." Asu kıkırdayarak kızı kendi grubuna kattığını zannetti saf saf.
-Ay tamam söylerim. Aaaa, bak görüyor musun bir şeyler almış canım benim." Genç adam arabaya elindekilerle bindiğinde kadına doğru uzattı sandviç ve birkaç içeceğin olduğu torbaları. Asu hemen iki içeceği öndeki göze onlar için koyarken imalı imalı söylendi. "Bak şimdiii, teşekkür ederim ne gerek vardı Kuzeyciğim." Bunu demesine rağmen bir sürahi su içip "çok şükür" diyen teyze gibi gulp gulp "gerek olmayan" suyu yutunca, Reva da önce Kuzey'in sonra kendisinin içeceğini açıp yaslandı iyice.
Onun teşekkür ediş şekli böyle olduğu için kemerini bağlarken dudak kıvırdı genç adam.
-Bir şeyler yediniz mi bilmiyorum. Aslında bir yere gitmeyi teklif ederdim ama yol yorgunusunuzdur diye bu gecelik bir şeyler aldım." Asu'nun en sevdiği sandviçi tutturmasının yanında birkaç farklı atıştırmalık da vardı. Reva'ya kaşlarını indirip kaldırdı hadi iyisin gibisinden ve aniden Kuzey'in omzuna bir tane geçirdi.
-İlahi!" O cüssesi bile sarsılınca kız gülüşünü gizlemek için başını cama çevirdiğinde patlattı bombayı kadın. "Maşallah Revacığım maşallah. Böyle adamlar bul dedim sana bak, torbacısı var kapkaççısı var.." Kuzey gözlerini kısarak çaktırmadan kendisine bakınca abartılı bir ifadeyle kaşlarını havalandırdı kız.
-Di mi hala di mi? Allah bin beter etsin öylelerini! Hele o torbacılar hele o torbacılar!" Kadın dizine vurdu dövünür gibi, içeceğine ara verirken.
-Hem milleti zehirlemeye de utanmıyorlar bir de! Kaç genç hayatı söndürüyorlar ciğerleri sönsün hepsinin balon gibi duvarlara çarpa çarp-" Kuzey daha fazla beddua yemek istemediği için hızla kesti kadını.
-Annem." Asuyla Reva kendisine döndüğünde gülümsemeye çabaladı. "Annem belanın sahibine döndüğünü söyler. Boşverin biz beddua etmeyelim." Reva, gülmemek için kendini tuttu.
-Doğru söylüyorsun, yormayalım çenemizi böyle kalpazanlar için!" Asu "Hiç!" Diye kıza destek çıkarken Karayev gözlerini kısarak ona yan yan bakmıştı. Kendisini provoke ettiğini anlamamak için aptal olmak lazımdı.
Eh Reva, alacağın olsun...
-Ee iş güç nasıl gidiyor bakalım?" Konuşmaya pek yanaşmayan ikili boş boş cevaplar verip canını sıkınca istediğini alamadığı gibi uzanıp bir de müzik açtı Asu, bu nemrutlarla biraz daha konuşmaya çalışırsa maazallah bu iki gotik onu arabadan da atardı!
Birkaç dakika sonra sandviçini bitirip Aliyle konuşmaya başlamıştı Kuzey ise arabasının direksiyonunu bir eliyle sıkıca tutmuş, sessizce önündeki yola bakıyordu. Yanında oturan Reva Tunayla konuşmaya dalmışken bile ona çok tuhaf bir huzur veriyordu ama aynı zamanda içindeki kasveti de derinleştiriyordu.
Bir yandan ona bakıyor, onu yanında hissetmek istiyordu, diğer yandansa o kadar çok şey saklıyordu ki, söylemesi imkansız gibi geliyordu. Özellikle yapması gereken o plan... Kızın güçlü olduğu gerçeği güvendiği tek şeydi.
Oysa Reva, onun yaralarını görmekten bile korkardı belki. Ama yine de buradaydı; tüm gölgelerinin, karanlıklarının içinde birbirine sığınmış iki ruh.
Devran yalısının olduğu sokak sessiz ve ikili kadar sakindi. Arabadaki kadının aksine. Tuna sokağa çıkıp -sanki Kuzey adresi bilmiyormuş gibi- kollarını havada sallarken Asu da başını camdan çıkarıp ona el sallayınca Reva gülmeden edememişti. Belki aralarında 100 metre kalmışken bile böyle bir selamlaşma yapmaları komikti.
Karayev arabayı durduğu anda dışarı atlarken Tuna hızla kadına sarılıp iki kolunu kenetledi ve sıkıca tutup havalandırdı Asu'yu. Tuhaf sesler çıkararak-sanki sıla özlemi çeken iki insan gibi tuhaf abartılı mırıldanmalardı-sarılırlarken Kuzey kadının valizlerini çıkarıp Revayla ikisinin yanına geldiğinde Tuna sırıttı.
-Valla halacımı ben alırdım diiiicem ama hiç gelemezdim. Rüzgar'ın kapısını kırmaya çalışırken ayak bileğimi incittim." Dedi eliyle ayak bileğindeki bandajı gösterirken. Karayev onun neden Rüzgar'ın kapısını kırmaya çalıştığını anlamadığı için kaşlarını çatıp Revayla Asu'ya bakınca onların bunu normal karşıladığını görüp daha da şaşırdı.
Devranlarda bu normal miydi?
-Herkes uyuyor mu?" Reva'nın sorusuna cevap verirken elini halasının omzuna sarıp sırıttı genç adam.
-Uyuyorlar ama isterseniz kaldırırız, Rüzgar uyumuyodur gerçi. E hadi kapıda kaldınız gelsenize." Valizlerin ikisini birden kaldırıp kapıya gidince Reva adama verdiği sözü unutmadığı için seslendi ona.
-Yarın kahvaltıya gelirim ben! Biz gitsek iyi olur." Tuna yalının bahçe kapısını Asu için sağlam ayağıyla açıp -incittiği ayağı üzerinde bir an için sekmişti- itekledi ve sırıtarak ikiliye döndü.
-Anladım beeen merak etme o iş bendee!" Elini kalbinin üzerine koyup başını eğerek delikanlı selamı vererek gözden kayboldu ve Asu da aynısını yapıp el sallayarak kapıyı kapattı. Sözde herkesin uyuduğu eve giderken sessiz olması gereken ikili kıkırdaya kıkırdaya birbirini ite kaka gözden kaybolurken gülümseyerek onları izledi Reva.
-Çok seviyorum onları. Çok güzeller." Şu küçücük anlar bile öyle mutlulukla dolduruyordu ki içini, hissettiği o sıcaklığın tarifi yoktu. Bir aile sahibi olmanın acıdan çok huzur verdiğini öğreten bu insanlara öyle şükrediyordu ki. Başını Kuzey'e çevirdiğinde adamın zaten kendisine baktığını gördü.
Avucunu kızın yanağına yaslayıp baş parmağıyla hafifçe yüzünü okşadı Karayev sanki parmağını biraz bastırsa bile incitebilirmiş gibi. Sokağın bu sessizliğinde, simsiyah bir gökyüzünün altında arabaya yaslanmış duran bu kızla öyle mükemmel bir anın içindeydi ki sonsuza kadar burada kalabilirdi.
-Sen daha güzelsin." Reva, söylediğine gülerken o son derece ciddiydi. Ne kadar yalnız olduğunu, o hayatına girene kadar fark etmemişti bile Karayev. Yıllarca bozmadığı rutini süresince hep "normalin" bu olduğunu düşünmüştü. Devranlar ne kadar kendisi için fazla "gürültülü" bir aile olsa da Reva ona getirdiği her şeyle birlikte iyi gelmişti. "Burada kalabilirsin istersen."
-Biliyorum. Ama ben seninle kalmak istiyorum." Söylediği şeyin devamında Kuzey'in yanağına koyduğu elini, yanağıyla omzu arasında sıkıştırınca gülümseyerek başını kendine çekip göğsüne yasladı adam.
-Güzel bir his." söylediği bu sözler ruhunda yankılanırken aralarındaki o görünmez bağ daha da kuvvetlenmiş gibiydi. Aslında kız onun sakladığı karanlıkla yüzleşmeye ve göğüs germeye hazırdı, hissediyordu, ama Kuzey, mücadelesinin ortasına onu atmaya hazır değildi. Reva'nın onunla birlikte savaştığında alabileceği yaraları düşünmek bile, sahte ölümünün gerçeğe dönmesini diletirdi ona. Sanki onunla kalan bu zaman son anlarıymış gibi dolu dolu yaşamak isterken Reva'nın bu anların son olduğunu bilmemesinin büyük bir haksızlık olduğunun da farkındaydı.
Umarım, umarım beni affedersin.
-Neymiş o güzel olan? Söylemeyeceksin sanırım?" Reva sorusunu yineleyip kendini geri çekince daldığı düşüncelerden hızla sıyrıldı. Sanki önemsiz bir şey söyleyecekmiş gibi bir elini havaya kaldırıp arabasının kapısına koydu.
-Birinin ilk tercihi olmak." Dedi açıkça. Yeşiller, gözlerine tutununca aynı istikrarla ona uzun uzun baktı Karayev. "Güzel olan bu. Oyun ya da kan bağı olmadan birinin...Seni diğerlerine tercih ettiğini bilmek. Bu gece için bile olsa." Söylenecek çok şey vardı. Ama Reva bütün sözcüklerinin boğazında düğümlenip bir yumru oluşturduğunu hissetti.
Uzun parmaklarını yavaşça uzatıp Kuzey'in eline dokundu. Parmakları onun tenindeki her çizgiyi hafızasına kazır gibi eklemlerinde yavaş yavaş geziniyordu. Adamın bu hassasiyetini görünce, içindeki o kırılgan adamın varlığına bir kez daha tanıklık etmenin verdiği şaşkınlıkla karışık ağır bir merhametin altına kalırken yeşillerinin dolmasını engelleyemedi. Zayıf ya da güçsüz değildi Kuzey, ama böyle anlarda kocaman, yenilmez bir canavarın üzerindeki yara bereleri yakından görmenin yarattığı tuhaf his vardı ortada. Onu daha savunmasız gösteren, içindeki kırgınlığı ortaya açıkça koyduğu için bir o kadar da cesur bir yan.
-Sevgili olduğumuza göre..." diye başlarken cümlesine gözlerine dolmaya çalışan yaşları derin bir nefes alarak engelledi. "Seni ilk tercihim yapabilirim. Bu gecelik bile olsa." Cümlesini tek kaşını kaldırarak bitirirken onun saçıyla alnının arasına bir öpücük kondurdu Kuzey.
-Kesinlikle." Reva koltuğa geçtiğinde kızın kemerini takıp kendi tarafına geçti ve Asu'nun açtığı radyo arabayla birlikte yeniden çalışınca hoş şarkıların çaldığı bir yolculuk yaptı ikili. Saat oldukça geçti ve sokaklar anlaşmış gibi bu yolculuğu hızlandırmak için bomboştu.
Karayev tam bir şey söylemek için eve geldiklerinde kıza dönmüştü ki Reva'nın başının cama doğru düştüğünü görünce arabayı dikkatlice park etti ve kapısını açan Ercan'a anahtarı verdi.
Reva'yı uyandırmadan kucağına alıp kapıya yürürken kız yüzüne çarpan rüzgarla mırıldanıp bir şeyler söylemiş Kuzey'e daha çok sokulmuştu. Yüzünü yaslayınca büzülen dudakları onu çocuk gibi gösterirken merdivenleri yavaşça çıkıp odasına girdi genç adam.
Saten siyah yastık kılıfına değen saçları hemen yayılırken, önce kot ceketini sonra sarkıttığı bacaklarına eğilip ayakkabılarını çıkardı Karayev. Dolabından çıkardığı tişörtü yatağa atıp kızın elbisesini yavaşça sıyırırken sarışın onunla olduğunu bilmenin huzuruyla hiç uyanmamış sadece başını diğer tarafa çevirmişti.
Uzun parmakları elbiseyi göğsüne kadar sıyırırken bir an duraksadı. Dövmeli başparmağının yanında duran dövme Reva'nın kaburgalarının hemen üstündeydi. Medusa tam gözlerinin içine, bir suç işlemiş bakarken aklına pusula dövmesini yaptırırken dövmeci adamın duvarlarında gördüğü medusa dövmesi geldi. Ne demişti oradaki kız dövme için? Son zamanlarda özellikle Medusa gibi şiddete ve tecavüze uğrayan kişiler yaptırıyordu bu popüler figürü.
İçinde kopan fırtınaları kelimelere dökmek o kadar zordu ki. Kuzey acıların insanı tıpkı kızgın bir demirin ateşle bükülmesi gibi eğittiğine, olgunlaştırdığına inanırdı ama böyle bir acının Reva'ya ve annesine böylesine dokunmuş olmasını kaldıramıyordu. Dövmenin oldukça başarılı kapattığı, o gece ormanda etine batarak camın açtığı kesiğin yol açtığı dikiş izinin üzerine dudaklarını bastırıp tüy gibi hafif bir öpücük kondurdu.
Elbiseyi onun başından çekip çıkarmak yerine askılarını sütyeniyle beraber usulca omuzlarından indirdi, tişörtü başından geçirip göğüslerinin kapandığına emin olduğunda yavaşça kalçasına kadar indirip sonrasında çıkardı elbiseyle sütyenini, vücudunu örten tişörtün altından.
Elbette Reva'nın vücudunu görmemiş değildi. Ama onun izni olmadan, böyle habersiz uyurken görmek istemedi Kuzey. Vücuduna tıpkı yasaklı bir hazine gibi davranmaya özen gösterdi. Reva'nın kıyafetlerini tişörtü çıkardığı askıya takıp dolabına astı ve kendi kıyafetlerinden kurtulur kurtulmaz giydiği rahat eşofman altıyla yatağa girdi yavaşça.
-Karayev..." sarışın ismini mırıldanırken ona dönmüş adamın geniş göğsüne yaslamıştı kafasını. "İyi geceler." Homurdanır gibi söylediği cümlenin hemen devamında derin bir iç çekip tekrar uykuya dalarken Kuzey yavaş yavaş saçlarını taradı kızın.
Yorgun olsa da yalıda ailesinin yanında uyumamış, yalnız bir adamın kimsesi olmak için buraya kadar gelmişti. Sanki Kuzey'i tek başına buraya gönderirse, içindeki Reva'yı da yalnız bırakmış gibi hissedecekti. Onun yaptığına karşılık bütün gece ayakta kalarak, bu geceyi habersizce kıza adamayı tercih etti Kuzey.
Sadece bu geceyi değil, yaptığı şeye bir ömrü adayarak teşekkür etmek istiyordu.
-Teşekkür ederim." Fısıldayarak söylediği şeyi duymayacağını bilse de dillendirmek hoşuna gitmişti. Gölgede bir yerde gizlenmiş olan o çocukluğu duyardı belki. Kimsenin tercih etmek bir yana, sadece yalnızlığı öğretmek için el birliğiyle anlaştığı o çocuk. Dudaklarını onun saçlarına yaklaştırdı ve fısıldadı. "Yapacağım son şey bile olsa koruyacağım seni. Herkesten, her şeyden." Söz verir gibi söylediği kelimelerle birlikte kıza sardığı kolunun tutuşu da sıkılaşmıştı. Reva'nın kalbinin kaburgası üzerine attığını hissederken ekledi. "İyi geceler Nova."
Ertelediği ve görmezden geldiği her şeyle yüzleşecekti. Yıllarca Patron'un zamanı gelince gelip onunla savaşmasını hatta belki de ızdırabına, sonsuz yalnızlığına son vermesini bekliyordu. Ama adam sanki Reva'nın onun hayatına gelmesini beklemişti. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Karayev'in şimdi kaybedecek çok şeyi vardı.
Çok şey ifade eden kaburgasında medusa dövmeli bir sarışın vardı. Parlaması için gecede bir süreliğine de olsa yalnız bırakması gerekeceği bir yıldız...
Nova için her şeyi yapacak ve bu savaşı başlatacaktı. Kazanan kendisi olsa bile yapacağıyla çok şey kaybedeceğini bilse de...
Nova: "parlaklığı ansızın artarak başka bir yıldızmış gibi görünen yıldız."
***
Gelecek bölüm zaman atlaması olacak o geceye :').
Kimlik kitabını kütüphanenize eklemeyi unutmayın :)
Beğendiyseniz yıldızlamayı ve yorum yapmayı da.
Alıntılar, bilgilendirmeler ve daha fazlası için,
INSTAGRAM: tutkudevran
Watty: redndyellow
Dreame: redndyellow
Kitappad: redndyellow
Bekleriz efenim. 🌠
Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️