İçeriğe geç

PUSULA

Bölüm 39 · 12 dk okuma

PUSULA

Bölüm 39

Uçsuz Bucaksız Özel Bölüm

Bu bölüm, Uçsuz Bucaksız kitabının özel bölümüdür.

Helllllllllluuuuurrrr.

Açılın, EvRüz geldi. 🌹❄️

Şuraya bir emoji bırakın baaaakim. >

Bol yorum, yıldız yağdırın çocuklarıma. Keyifli okumalar bebek poğaçalarım.

3. GÖZ

Eva, kıkırdayarak ortadaki şişeyi çevirirken Tuna bacaklarına vurarak ritim tutmuş sanki şişeyi gaza getirerek başka bir yerde durdurabilirmiş gibi uzun bir "ooooo" çekmişti. Aden, Ediz, Tuna, Ece, Eva, Aras ve Kavin bir çember şeklinde bahçede oturmuş şişe çevirmece oynuyordu. Sadece 10 el döneceklerine anlaşmışlardı ve Eva'nın şansına şişenin ucu kendisinde, dibi Tuna'da durdu.

-Allllllaaaaaa!" Ellerini birbirine sürten genç adam sinsice gülümserken sordu. "Doğğğğğruluk mu cessssssaret mi?" Ece onu dirseğiyle hafifçe(!) dürterken, kaburgasını tutup abartıyla inledi genç adam.

-Doğruluk." Tuna'nın soracağı sorunun edepsizce olacağına şüphesi kalmayınca panikle değiştirdi cevabını kız. "Ay, hayır. Cesaret! Cesaret!" Genç adam abartılı bir kötücül kahkaha attı.

-Pekiiiiiii, çok acımasız olmak istemem." Boğazını temizledi ve tek nefeste sıraladı kelimeleri. "Rüzgarla15-20 dakikasenintelefonundanyazışmamaizin vermeniistiyorum." Derin bir nefes alıp şartlarını ekledi. "Ama bu yazışmamın içeriğini süre bitene göremezsin ve ona benim olduğumu söyleyemezsin." Eva, dudaklarını aralayıp kapatıp tekrar araladı. Ne diyeceğini bilmiyordu.

Tuna'ya böyle bir yetki vermek demek köpeğe kemik emanet etmek gibi bir şeydi...

Oyunun kurallarına karşı koymak istemediği için hafifçe başını salladığı anda zıplayarak ayaklanan genç adam hızla yanında bitti ve kızın telefonunu kaptı simit yakalayan martı gibi.

-Başlayalım bakalım." İri ve uzun parmakları hızla ekranı tıkladı ve kızın yüzü kilidi açınca yerine geçip heyecanla Rüzgar'ın ismine tıkladı.

"Aşkımm🙂‍↕️"

"Nerelerdesin?" Alt dudağını sinsi bir ifadeyle ısırırken diğerler oyuna dönmüş son turu oynamaya devam etmişti. Kavin Ece'ye soru sorarken bir an dikkati dağılsa da Rüzgar'a döndü yeniden.

"Rahatsız mı ettim 👉👈"

Sıkıntıyla yanaklarını şişirirken, Eva da Rüzgar'ın cevap veremeyecek kadar meşgul olmasını diliyordu. Evdekiler Elvinle onun birlikte ufak bir gezintiye çıktıklarını söylemişlerdi ve o da hiç rahatsız etmemiş sadece bugün görmek için uğramıştı ama Tuna onun rahatsız etmeme planını uygulamayı hiç düşünmüyordu.

Her şeyden habersiz olan Rüzgar, psikoloğunun karşısında, her zamanki gibi bir parça gergin ama sakin bir şekilde rahatça ikili koltukta oturuyordu o anda. Uzun parmakları farkında olmadan dizlerinde ritmik bir şekilde geziniyor, yüzükleri her hareketinde ışığı farklı bir şekilde yansıtarak dikkat çekiyordu. Yüzünde ne bir acı ne de bir yorgunluk belirtisi vardı; acı onun için zaten yabancıydı. Ancak, içindeki baskı açıkça hissediliyordu.

"Nasıl anlatacağımı bilmiyorum," diye devam etti konuşmasına, gözleri yere sabitlenmişti. "Sanki sıkışıp kalmış gibiyim. Hiç kimseye bir şey söylemiyorum ve bu beni her geçen gün biraz daha boğuyor."

Psikolog sessizce onu dinledi, araya girmeden devam etmesine izin verdi. Rüzgar derin bir nefes aldı, sözleri seçmeye çalışıyormuş gibi duraksadı.

"Hissettiğim şeyleri kimsenin anlayacağını da düşünmüyorum. Annemin, bana en yakın insanın bile anlamayacağı bir durumun içindeyim." Psikolog, elindeki kalın kapaklı not defterine not alırken, kahvelerini kadının kalemine odaklamıştı istemeden.

"Peki Eva... Onunla paylaştın mı nasıl hissettiğini?" Genç adam sadece dudağını kıvırmakla yetinince iç çekerek not aldı yaşlı kadın. "Rüzgar, insanların yanında olduğun kadar onların da senin yanında olmasına izin vermelisin."

-Farkındayım... Sadece Eva'nın beni anlayıp anlamayacağından emin değilim. Ama aynı zamanda böyle yaparak... onun güvenini kırıyorum. Kimsenin anlamayacağı bir duyguyu saklayarak onlara iyilik etmiş oluyorum aslında. Ama doğru olan bu mu?" Gözleri nihayet karşısındaki psikoloğun gözleriyle buluştu. "Bir yandan kimseyi üzmek istemiyorum, diğer yandan bu yük artık bana ağır geliyor. Onlarla paylaştığım her anı lekeliyor gibi, kendimi rol yapıyormuş gibi hissediyorum."

Psikolog bir süre düşündü, sonra yumuşak bir ses tonuyla konuştu. "Rüzgar, acı hissetmiyorsun, bu seni her zaman diğerlerinden farklı hissettiriyordur elbette. Ama duygusal ağırlıklar, fiziksel acı gibi hissedilmese de seni içten içe daha çok yorabilir. Bunu Eva ile, sevdiklerinle paylaşmanın zamanı gelmiş olabilir. İlişkiler, birbirine duyulan güven üzerine kuruludur ve bu yorgunluğu saklamak seni bu temel güveni zedeleyecek bir duruma sokmayı geç, hiç kimseye yaslanamamak gibi zor bir sürece de sürüklüyor aynı zamanda."

Rüzgar, bu sözleri duyunca, daha da derin bir nefes aldı. "Biliyorum," dedi sessizce. "Ama bunu onlara söylediğimde ne yapacağımı bilmiyorum. Bu konuda hiçbir şey yapamayacaklarını biliyorum çünkü."

Psikolog gülümsedi. "Paylaşmak, her zaman sonuç gerektiren bir şey değildir. Ama belki de seni daha özgür kılacak bir adım olabilir."

Telefonu titreyince saati kontrol etti ve hafifçe ayaklandı. Sargılı elini uzatıp kadının elini yavaşça sıktı.

-Teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın." Hafifçe Rüzgar'ı kendine çekip tokalaşmak yerine ona sıkıca sarıldı kadın. Genç adamın sırtını sıvazladı.

-Sen de Rüzgarcığım. Kendine çok iyi bak, görüşmek üzere." Telefonu yeniden titreyince, gülümseyerek odadan ayrılmış merdivenleri hızla inmeye başlamıştı. Mesajın Eva'dan olduğunu görünce durup yanıtladı.

"Güzelim rahatsız etmedin"

"Eve geçiyorum" mesajı gönderir göndermez kilitleyip merdivenlerin kalanını indi ve çıkışa doğru yürüdü. Elvin, arabaya yaslanmış onu beklerken sanki oğlunun gelişini hissetmiş gibi hızla kafasını kaldırıp gülümsemişti.

-Ne yaptın yakışıklım?" Rüzgar'ın eğilmesini fırsat bilip hızla yanağını öptü. "Çabuk bitti seansınız." Kadının öpücüğüne karşılık ona sıkıca sarılıp saçlarına bir buse kondurdu genç adam.

-Mhm. Eve dönmek istedim artık." Elvin, sırtını sıvazlayıp geri çekildi ve kapıyı açtı hemen. Diğer elini başına götürmüş bir asker selamı çakmıştı.

-Hemen paşam, atla bakalım." Rüzgar koltuğa geçer geçmez sürücü tarafına bindi kadın. Genç adamın, uzun kolunu önüne getirip ikisinin de kemerini takmasına kıkırdarken arabayı çalıştırdı. "Valla hiç özlenecek bir şey yok, ben sana söyleyeyim. Babanla Savaş ağabey yurt dışındalar biliyorsun. Bu da her nedense Tuna'yı "evin erkeği" yapmış durumda. Sen dönersen belki biraz kafa dinleriz." Elvin'in yüzünü büzerek söylediği şeye gülerken telefonu yeniden titredi.

"Ben de sizin evdeyim seni çok özledimm" sarışının cevabına gülümserken boşluğa tıklayıp yanıtlayacağı sırada bir mesaj daha geldi.

"Gel de bir an önce odana çıkalım sevgilim 😮‍💨"

"Aşığınım yanımda olamasan daaaa aşığınım sana dokunamasam da"

Kaşları çatılırken gözleri kısıldı. Eva ne zamandan beri bu kadar hızlı yazıyor ve bu emojiyi kullanıyordu? Hele son yazdığı.. Tabii bu Evaysa.. Yoksa... İçki mi içmişti? İlk seçeneği düşünüp, dudak kıvırdı ve cevapladı hemen.

"Yüzünü özledim"

"Fotoğrafınızı görmem mümkün müdür prenses?"

Tuna'nın o sıra panikle Eva'nın yanına oturup kızı ön kamerayla çektiğini bilmiyordu.

Eva'nın kızaran yanaklarını ve ekrana şapşal bakışını görünce gülümseyip baş parmağını gezdirdi ekranda.

"İşteee :)" sarışının cevapları hala biraz Eva'dan uzak olsa da aldırmadı.

"Nasıl görünüyorum buz prens?😗"

"Kusursuz." Hala şüpheli bir şekilde gözlerini kısıyordu ve test etmek için bir mesaj daha yolladı.

"Başka bir fotoğraf görmem mümkün mü? 👀" Tuna şok olmuş bir biçimde kalırken, kendine gelip hızla cevap verdi genç adama.

"Nasıl yani" Rüzgar'dan böyle bir yanıt beklemediği için rahatsızca olduğu yerde kıpırdanınca Eva da ona sorgular gözlerle bakmaya başlamıştı.

Rüzgar, sinsi bir tebessümle bir süre bekledi yanıt vermek için.

"Anlarsın ya."

"O güzel vücudunu görmek istiyorum" Tuna'nın ağzı açık kaldı bir süre, hemen panikle yanıtladı.

"Ay yok utanırım ben 👉👈"

"Neler diyorsunuz öyle Buz Prensim" kendi kendine mırıldandı mesajı yollar yollamaz. "Azacağı tuttu hay ben senin.. Taşak da geçemiyoruz ağzımızın tadıyla." Göz ucuyla Eva'ya suçlu bir bakış yollamayı da ihmal etmemişti.

Mesaj gelince hemen ekrana bastı kilitlenmemesi için.

"Tuna'nın odasına geç yine👀"

"Birazdan ordayım."

Tuna, gözlerini kısarak mesaja ve sonra Eva'ya baktı. Yine mi?!

Kız telefonu almak için yanına geldiğinde elini yukarı kaldırıp Eva'nın ulaşmasını engellemişti.

-Dur bakalımm, neden Rüzgar benim odama geçmeni söyledi? Yine üstelik? Siz benim odamda neler yapıyorsunuz?" Sarışın her şeyden habersiz masumca kirpiklerini kırpıştırırken, telefonu indirdi. Eva, hızla mesajları okurken, yanakları kıpkırmızı olmaya başlamıştı.

-Neler yazdın böyle!" Eliyle Tuna'nın koluna hafifçe vurunca, kendini savunur gibi hızla kollarını kaldırdı genç adam.

-Ben mi o mu kızım? Onun yazdıkları daha beter erkek halimle utandım!" Söylediği absürt şeye Ece göz devirip kolunu çimdikleyince abartıyla inleyip sevdiceğine döndü. "Bak Rüzgar bile azmış bi' seninle Eva kaldı utanan." Ece onun ne saçmaladığını anlamamıştı ama taş yolda Elvin'in arabası göründüğü anda koşarak oraya giden genç adamın peşinden Evayla gitmeyi ihmal etmemişti. "Bihter neyi açıklayacak Firdevs Hanım?!" Dedi cama elini yapıştırarak, Elvin daha park bile etmeden sataşan genç adama göz devirdi. "Behlülle ne ilgisi var?"

-İşte Tuna, işte baş ağrısııı." Kapıyı açıp boynuna atlayan oğlunu mıncırdı Elvin.

-Anaların maşallahı kızların inşallahı demek istedin sanırım!" Tuna'nın arsız cevabına hepsi gülse de Eva'nın gözleri arabadan yavaşça inen Rüzgardaydı. Yeşilleri hemen sarılı eline kayınca panikle yanına geldi genç adamın.

-Rüzgar..." kızı hemen kendisine çekip sıkıca sarmaladı. "Eline ne oldu?" Sesindeki paniği bastıramadığı için Ece ve Tuna da hemen eline bakmıştı.

-Ufak bir kaza." Dedi Rüzgar sarılmaları bittiğinde hepsine teker teker bakıp inandırmak istercesine. "Önemli bir şey yok." Tuna, hemen kardeşinin yanına gelip büyük fedakarlık yapıyormuş gibi bir edayla omuzuna vurdu.

-İstersen odama her zaman geçebilirsin. Sıkma canını." Elalar muzip bir biçimde yanıp sönerken Rüzgar sakince mırıldandı.

-Senin yazdığını biliyordum." Çiçek, bu söylediğine karşılık bir anlık rahatlama duygusunu tadarken Tuna'nın hainliği baş verdi hemen.

-Hayır canım, yanımda oturuyordu ekranı gördüm. Eva yazıyordu, değil mi Eva?" Cesaret ettirdiği şeylerden biri de Rüzgar'a kendisinin yazdığını söylememekti bu yüzden onu şaşırtarak sıkıntıyla kıpırdandı sarışın.

-Şey... Evet." Ece, anlamsızca ikisine baktı. Kafası karışmıştı.

-Bu ne demek oluyor?" Tuna aniden Elvin'i diğer koluyla da Ece'yi kucakladı. İkisi de çığlık atarak dengesini korumaya çalışırken onları zıplattı kollarında.

-Bi siz kaldınız edep sahibi demek oluyor!!" Hemen onlarla uzaklaşırken -ki bir an sendelemiş az kalsın onları düşürmüştü- Rüzgar, sırt çantasını alıp Eva'yı süzmeye başladı.

-Gel benimle." Kızın bileğini nazikçe kavrayıp yalının kapısına doğru yürürken, sarışın hala onun bileğine ne olduğunu merak ediyordu. Ama sessizce onu takip ederken hiçbir şey sormak istemedi çünkü Tuna başını belaya sokmuştu. Odası bile onun gibi kokuyordu, derin bir nefesi içine çekerken Rüzgar'ın kapıyı kilitlemesiyle o ve kapı arasında kalakaldı Çiçek. "Seni dinliyorum."

-Efendim?" Genç adam yanaklarını hafifçe oynatan ancak dudaklarına ulaşmayan bir tebessümle inceledi onu.

-Bir an önce odama çıkmak istediğini söyledin. Dinliyorum." Mesajı yeniden ona hatırlatırken, yanakları ısınan kıza bir hatırlatma daha yaptı. "Aşığınım yanımda olamasan da demek?" Bu söylediği Çiçek'i kıkırdatmıştı.

Tuna gerçekten zır deliydi.

-Şey, evet. Ben seni özledim." Bileğine tırmanan parmakları kesti Rüzgar göz ucuyla. Yavaşça elini yaklaştırıp Eva'nın parmaklarını teker teker öptü. Serçe parmağına gelene kadar gittikçe yaklaştı kıza ve son parmağını da öptüğünde yüzleri neredeyse birbirine değiyordu.

-Ben de seni özledim güzelim." Sarışının parmakları çenesinde dururken, dudaklarına eğilip kapıya yaslanan bedenini sıkıca kucakladı Rüzgar. Eva'nın dudaklarına yaslanan dudakları uzun bir tutkuyla ateşlenmiş gibi dursa da öpücüğü kısa tutup kızın çenesine sonra da boynuna uzun bir öpücük kondurup kucakladı onu.

Yatağa oturduğu anda sırtını hızla yatakla buluşturdu ve kucağında oturan kızın elleriyle birleştirdi ellerini. Kahvelerini bir an bile çekmiyor, kırpmıyordu bu yüzden Eva öpücüğün etkisiyle aralanan dudaklarını ıslatıp sıkıca ellerini tuttu.

-Ne zaman oldu bu kaza?" Ne demişti psikoloğu? Paylaşmak, her zaman sonuç veren bir şey değildir. Elbette değildi. Ama belki onu daha özgür kılacak bir adımın başlangıcı olabilirdi. Yükünü taşımasına yardım edebilecek bir adım...

-Dün sabah. 7-8 gibi." Sarışının elinin elini yaklaştırdı dudaklarına hafifçe sürtüp tenini gıdıkladı yeni yeni çıkmaya başlayan sakalıyla. "Benim hatam değildi. Hastaneye geçince anneme haber verdim kimse endişelenmesin diye. Her ihtimale karşı bir gün kalmam gerekti."

-Bana neden söylemedin?" Dedi Eva sesinde kırılganlık, endişe ve korku bir aradaydı. Gözleri dolmaya başlamıştı bile. Kızın parmaklarını esnetip ellerini açmasını sağladı ve onları boynuna yerleştirdi Rüzgar. O güzel ellerinin sıcaklığını hissetmeyi o kadar isterdi ki...

-Endişelenmeni istemedim. Annem diğerlerini idare etsin diye söyledim, yoksa ona da söylemezdim" Eva, üzerine eğilip göğsüne uzandı yavaşça, ellerini genç adamın göğsüne koymuş çenesini parmaklarına yaslamış ve yeşillerini ona dikmişti.

-Ya sana bir şey olsaydı?" Rüzgar, ölümün son olmadığına inanan bir hayalperest olmasının yanında kendi ölümü hariç bir kaybı düşünmek istemeyecek kadar da korkak olabiliyordu bazen. Her acının bir sonu olduğunu biliyordu ama o acının sonlandığı yerde kendisinin ne kadar nefes alabileceğini tahmin edemiyordu. Hiç "ya bana bir şey olursa" diye düşünmemişti. Bu yüzden kızın sorusu onu afallattı.

-Ben... Bir şey olacağını düşünmedim. Özür dilerim bebeğim." Başını eğip Eva'nın burnuna bir öpücük kondurduğunda dolan yeşilleri onun kahvelerini yokluyordu. Sıkıntılı bir iç çekip alçak ve yorgun ses tonuyla konuşmaya devam etti genç adam. "Aslında bakarsan, böyle ne kadar devam edebilirim onu da bilmiyorum Eva." Sarışın neye devam edemeyeceğini sormaya korktu, yeşillerini kaçırıp Rüzgar'ın dövmesine çevirdi. "Hiçbir şey hissedememek bok gibi." Böyle özetlemesi, özellikle de onun, gülünçtü ama Çiçek anlayışla ona baktı yeniden.

-Kaza olduğunda hiçbir şey hissedemediğin için mi üzgünsün?" Sorusunun masumiyeti onu gülümsetmişti. Şefkatle sarı tutamları geri ittirip parmaklarıyla sırtına doğru yavaşça taradı Rüzgar. İtinayla saç tellerini okşarken kahveleri uzun uzun Eva'nın saçlarında, tişörtünün açıkta bıraktığı teninde gezindi.

-Sayılır. Doğrusu, bu şekilde daha ne kadar nasıl yaşanır düşündürüyor diyelim. Kazada bileğime giren ve neredeyse beni öldürecek olan camı nasıl hissetmediğimi bin kere açıklamak, dışarı çıktığım her gün sonu check up yaptırmak, çoğu zaman evden çalışmak zorunda olduğum için..." sıkıntıyla iç çekip gözlerini kapattı bir anlığına. Daha kolay olacaktı, o yeşillerin anlamaya çalışırken hüzüne kaplanacağını göreceğine böyle anlatırsa daha kolay olacaktı. "Şımarıklık ediyormuşum gibi geliyor Çiçek, farkındayım."

-Hayır, etmiyorsun." Çiçek, onun boynuna sokulup ellerini genç adamın omuzlarına yerleştirmişti. Onu rahatlatmak ister gibi aşağı yukarı kıpırdattı parmaklarını. "Bunun sana kendini ne kadar lanetli ve kapana kısılmış hissettirdiğini biliyorum." Sesindeki titreme Rüzgar'ın gözlerini açıp ona bakmasına neden oldu. Ağlamıyordu ama gözleri dolu doluydu. "Ama yaşattığın her duygu, her saniye... Hiçbir şey hissetmeyen bir bedenin altında yatan kalpten geliyor. Lütfen bu engelin seni olduğundan daha az hissettirmesine izin verme."

-Bir gün ben ne olduğunu bile anlamadan ölürsem, ne hissettiğimin bir önemi kalır mı ne hissettirdiğimin yanında?" Eva'nın gözünden düşen yaşı parmağının tersiyle yakalayıp hafifçe süpürdü.

Aralarında birkaç dakika süren sessizliği şaşırtıcı bir şekilde bozdu sarışın.

-Bana hiç solmayan bir gül vermiştin." Kızın cılız sesi onu bulundukları ana geri getirirken gözlerini kıstı. Elbette hatırlıyordu. "Alacak bir sen bulunsun diye. Aynı o gül gibi, bir kafesin içinde olsan da bana ait olamaz mısın?" Eva çekingen bir biçimde sorduğu sorunun devamında ıslak kirpiklerini kırpıştırıp uzun uzun baktı Rüzgar'a. "Bir kafeste olmaya katlanıp, yanımda kalamaz mısın? Söz, sana hissetmediğin her şeyi anlatırım ben." Cümlesinin sonunda sesi yeniden titrerken parmaklarını adamın boynuna sarıp sıkı sıkı sarıldı Rüzgar'a.

Bu dünyada daha çok isteyeceği hiç kimse yoktu. Sadece buz prens. Ellerinde eriyeceğini bildiği bu yüzden hep bir parça uzaktan hep hayranlıkla baktığı, yaklaştığında o buzdaki çatlakları -aynı şuan olduğu gibi- görmekten korktuğu ve aşkından öldüğü bir adam...

-Kafeste yaşayan bir adamı hayatın boyunca endişe duymayı göze alabilecek kadar çok mu seviyorsun?" Eva gülerek onun yaşlarını silmesine izin verdi ve doğrulan adamın kucağında kıpırdandı.

-Ben seni kaybetmekten hep korkuyorum. Bu hastalıkla alakalı değil ki." İtirafının devamını o açık kahvelere bakarak yapamazdı. Yanakları hızla ısınırken ellerinin tersiyle yüzünü sildi yeniden. "Gerçek olamayacak kadar güzel tek şeysin sen benim için. Ellerimi uzattığımda kaybolacaksın diye korkarım hep." Rüzgar, işaret parmağıyla onun dudaklarıyla oynadı çocukların yaptığı gibi.

-Bunu yapmam. İsteyerek yapmam, biliyorsun." Çiçek usulca başını salladığında elini kızın ensesine kaydırıp baş parmağını gülün yapraklarının işlendiği teninde gezdirdi. Nabzı hızlanmıştı. "Senin için kafeste yaşamaya dayanabilirim."

-Sahiden mi? Sonsuza kadar mı?" Çocuksu sorusuna içten bir gülümsemeyle tepki verdi genç adam. Kollarının arasına çektiği kızın kokusunu içine çekti uzun uzun.

Ne diye düşünüyordu ki? Ne kadar bunalırsa bunalsın, bu koku gün sonunda her şeyi iliklerine kadar hissetmediği kadar çok şeyi hissettiriyordu ona.

-Sahiden. Çünkü sen benim hissettiğim en güzel şeysin."

***

Alıntılar, bilgilendirmeler ve daha fazlası için,

INSTAGRAM: tutkudevran

Bölüm talep görürse, yeniden güncellenerek uzatılacaktır. Bilginiz olsun.

Dreame: redndyellow

Kitappad: redndyellow

Beklerim efenim. Yazın bana.

Bu hafta Ateşin Gölgesinde'de, Pusula'da ve Kimlik'te görüşelim. Ek bir bölüm istenen bir hikayeye gelecek. Instagramda oylama yapacağım hangisi olmasını istiyorsanız görmek için. Sonra o hikaye üzerinde istek bir sahne üzerine oylama yapacağım. Mutlaka katılın.

Buz prens ve gül güzeliyle yeniden görüşene kadar,

Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️

Bölüm sonu

3 yorum