
3.GÖZ
Kuzey Revayla mesajlaşıp bir yandan toplantı notlarını incelerken Reva'nın yolladığı resme bakıp alt dudağını ısırdı yavaşça. Çıkışta Reva'yı alacaktı ve evde baş başa yemek yiyeceklerdi sonunda. Dün Alexle konuştuğu konu aklını kurcalasa da kızın yolladığı resme bakarken başka bir şey düşünmek haksızlık olurdu.
Rev : "Beni düşünüyor musun?" Ne yaptığının farkındaydı. Kuzey, gelen mesajı gözlerini kısarak okurken bir eli bilgisayarın faresinde diğer eli ekranda yanıtladı kızı.
"Şuan evet." Telefonu kilitleyecekken yazdığını görünce bekledi.
"Sadece şuan mı?"
"😏" attığı mesajlara gülümseyerek yanıt veriyordu ki koridordan gelen seslere kulak kabarttı.
-Beyefendi, Kuzey Bey'e haber versem daha iyi olur rahatsız edilmekten hiç hoşlanmaz." Kapı aniden açılırken Acar'ı görünce kaşları havalandı Karayev'in.
-Canım, Kuzey yabancı değil. 10-15 dakikası vardır herhalde." Emrivaki yapılmasından hiç hoşlanmasa da Kuzey, hafif bir tebessümle ayağa kalkıp sorun olmadığını gösteren bir tavırla onay vermişti. İkisi sonunda yalnız kalırken, Acar'ın elini sıkıp patron koltuğuna oturmak yerine tam karşısındaki deri koltuğa oturdu.
Alçak herif. Nasıl da görgülüydü!
-Ne içerdiniz? Kahve, çay ya da soğuk bir şeyler?" Telefonu kaldırıp adama bakarken omuz silkti Acar.
-Soğuk bir americano. Buzsuz." Kuzey, adamın içeceğiyle birlikte kendine de espresso söyleyerek telefonu kapattı.
Keşke ben de espresso söyleseydim, dedi içinden. Böylece bu kıl herif ne kadar sert olduğunu görebilirdi! Hoş, o tatlı kahveleri severdi americanoyu nasıl içeceğini bile düşünemiyordu.. Ne diye gelmişti ki?
Sabah Tuna ve Aras'ın düğün imaları yapmıştı hep onu böyle. Kızları daha küçücüktü nereden çıkmıştı bu evlilik?!
-Sürpriz oldu. Gelmenize sevindim." Karayev aralarındaki sessizliği nezaketle bölerken Acar gözlerini imalı imalı kıstı.
-Niye? Çok mu seviyorsun beni?" Genç adam anlamadığı için hafifçe kaşlarını çatınca iyice geri yaslandı Acar. Gözlerini bir an bile kırpmıyordu. "Sev tabii sev, müstakbel kayınbaban sayılırım sonuçta."
-Efendim?" Kuzey gerçekten şaşırmıştı, gözlerini Acar'dan ayırmayarak ne kadar ciddi olduğunu anlamaya çalıştı ancak adam oldukça ciddiydi.
-Müstakbel kayınbaban dedim. Ne o yoksa ciddi değil misiniz Revayla?" Sorusu tam da istediği gibi onu afallatmıştı. Oh olsundu, evlilik kolay iş miydi! "Dilini mi yuttun oğlum n'oldu?"
-Hayır kusura bakmayın. Biraz ani oldu." Acar cık cıkladı Karayev daha cümlesini bile bitirmeden.
-Ne demek ani? Yaşlanıyorsunuz oğlum. Ha sen dersen ki evlilik nere biz nere, şimdi nereden çıktı bu bizimki öyle geçici bir şey.." Kuzey de onun lafını bitirmesine izin vermedi.
-Değil." Acar'ın ağzından ani bir "hı" çıkarken devam etti genç adam. "Revayla aramdaki ilişki geçici değil." Eyvah. "Endişenizi anlıyorum. Kızınızla niyetimin oldukça ciddi olduğunu bilmenizi isterim." EYVAH. "Eğer evliliği siz de uygun görürseniz..."
Kapı tıklanıp kahveler içeri gelince Acar çaktırmadan kıravatını gevşetti. Eyvah ki NE EYVAH!
-Yok oğlum hiç acele etmeyin. Acele işe şeytan karışır." Kuzey kaşlarını çatarken kocaman sırıttı. "Ben öylesine sorayım dedim. İnşallah bi 10-15 seneye düğün olur durun bakalım."
-10-15 sene mi?" Kahvesinden bir yudum alıp hızla ayaklandı.
-Erken mi söyledim. 20-25 de olur. Neyse, benim çok işim var bir uğrayayım demiştim hem." Biraz daha konuşursa Kuzey yüzük seçer diye korkmuştu. Ne diye gelmişti ki buraya kadar, hem eşeğin aklına karpuz kabuğu sokmuş hem de plan ters tepmişti. Elindeki kahveyi köşeye bırakıp Kuzey'in elini sıkarken, kıza döndü.
-Size birkaç soru sorsam Acar Bey, izniniz olursa." Acar, göz devirdi.
-Hayır, gözlerim lens değil. Evet Savaş yeni bir yat aldı. Ve bir yangın çıksa sadece bir kişiyi kurtaracak olsam Elvin'i kurtarırdım. Ciao." Gözlüğünü takıp hızla kapıya giderken genç kızın "Rüzgar Devran'ın telefon numarasını isteyecektim." Dediğini duyup profesyonel davranmayan çalışanına kaşlarını çattı Kuzey.
Saniyeler içinde odası boşalırken o ayakta kalakalmıştı. Kafasında dönen tek bir kelime vardı. Evlilik.
Evlilik. Evlilik...Evlilik!
Sıkıntıyla iç çekip ensesini ovuşturdu. Reva evlenmeyi istiyor muydu? İstemiyorsa Acar neden gelip bu imalarda bulunmuştu? Eline telefonu alıp tekrar yerine bıraktı.
Reva'ya sormalı mıydı? Evlilik hakkındaki düşüncelerini ya da ilişkilerinin geldiği noktayı...
Kafası allak bullak olmuştu. Kendini işlerle meşgul etmeye çalışsa da şirketten ayrıldığında yine düşünceli bir hale bürünmüştü. Ercan onun durgunluğunu fark ederken göz ucuyla patronuna bakıp sessizliği böldü.
-Kuzey Bey, iyi misiniz?" Karayev başını sallayarak sıkıntıyla iç çekti.
-Evlilik hakkında ne düşünüyorsun Ercan?" Ercan istemsizce gülerek bir omzunu hafifçe kaldırdı.
-Herkesin farklı düşünceleri var efendim. Ben evlenip boşandım biliyorsunuz ama evlilik kavramı doğru kişiyle olunca mükemmel hissettiriyor." Kuzey, gözlerini kısarak ön koltuğa eğildi hafifçe.
-Onun evlilik isteyip istemediğini nereden biliyordun peki?" Neden boşandığını sormak istemedi, kimsenin o kadar özeline girmeyi sevmezdi. Keşke Acar Devran da sevmeseydi.
-Bilmem, hissediyorsunuz sanırım. Bende öyle olmuştu yani, gerçi yollarımız ayrıldı ama ilişkiler de aynı oranda risklere sahip. Tabii evlilik denilince çocuk da akla geliyor ama bu en son düşünülecek şey." Çocuk mu?
Kuzey, çaktırmadan kıravatını gevşetip sıkıntılı bir nefes aldı.
-Anladım anladım. Zor bir durum doğru." Ercan hala göz ucuyla onu yoklayınca ters ters baktı. "Beni ilgilendiren bir konu değil nasılsa."
Değil miydi? O zaman neden Reva çocuk istiyor mu diye düşünmüştü?
Reva'yı hamile olarak hayal eden zihnini görmezden geldi ve eve gelir gelmez hızla arabadan inip odasına çıktı. Kıyafetlerini değiştirip Reva'yı alacak kadar anca vakti vardı.
Bir çırpıda takım elbisesinden kurtulup siyah bir tişört ve pantolon geçirip üzerine spor ceketini alınca yolda kendisini durduran Janset heyecanlı tebessümüyle önünde dikildiğinde dünyaya kısa süreli bir dönüş yapmıştı.
-Efendim, yemeği bahçeye hazırlamak isterim. Eğer uygun görürseniz." Kuzey, sanki bulunduğu yerden görünebilirmiş gibi bahçeye doğru bakarken, kadın ikna etmek ister gibi hızlıca konuştu. "Çimlerin üzerinde hoş bir akşam yemeği olur diye düşündüm. Malum Reva Hanım gelecek dedi Ercan." Kadının mutluluğu şaşırtmıştı adamı, nasıl da sevinçle bahsediyordu ondan...
-Olur Janset. Hiç fark etmez. İşin bitince erken çıkabilirsin, çocuklara söyle seni eve bıraksınlar." Kadın gülümseyerek yolundan çekilince aklına gelen şeyle çekinerek seslenmek zorunda kaldı kapıya yürüyen adama.
-Efendim! Şey, bir de Lale Hanım gelecekmiş yarın. Kahvaltıda isteyeceği özel bir şey var mıydı?"
Kuzey, düşünmek için birkaç saniye duraksadı.
Sabahın erken saatlerinde, pencerelerden süzülen sıcacık gün ışığı mutfağı doldurmuştu. Çalışanlar salondaki büyük masa için hazırlıklar yapıp koştururken, bir dünya kahvaltılığın koyulduğu ahşap masanın üzerindeki meşe damarlar, sanki yılların hikâyelerini anlatıyordu.
Üç tezgahlı ada mutfağın duvarları yüksek, beyaz badanalıydı; pencerelerin önünde asılı olan dantel perdeler hafifçe dalgalanıyor, içerideki ferahlığı dışarıdaki serin sonbahar havasıyla buluşturuyordu. Bir köşede, eski moda, bakır renginde parlayan cezve ocağın üzerinde duruyor, kahvenin mis kokusu mutfağın dört bir yanına yayılıyordu. Asaf Bey sabah kahvesini içmeden kahvaltıya oturmazdı.
Kuzey, uykulu gözlerini ovuşturarak başını okşayan çalışanlara aldırmadan, narin hareketlerle kendine ayrı kahvaltı hazırlayan Lale'ye doğru yürümüştü. Beyaz porselen tabakların kenarındaki altın işlemeler, onun zarafetini yansıtır gibiydi. Büyük bir tavada hafifçe kızaran ekmeklerin üzerine yumurta kırmış, tereyağında altın sarısı bir kabuk oluşturmuştu. Yumurtalı ekmekler, üzerine serpilen ince kıyılmış maydanozlarla nefis bir görünüm kazanmıştı. Yanında bir dilim beyaz peynir, birkaç zeytin, doğranmış domates ve salatalık... Hepsi küçük, özel, tek kişilik bir ziyafetin parçaları gibiydi.
Kuzey onu hayranlıkla izlerken, Lale ona hiç aldırmadan işine devam etmişti. Özellikle bıçağa uzandığı sırada çocuğun onu sinirlendirmemek için hızla geri çekilmesi, çaktırmadan onları izleyen çalışanlara göre iç burkucuydu...
Kadın, kahvaltısını özenle hazırlarken zamanın akışını durdurmuş gibiydi. Tüm bu sadelik içinde, sofraya koyduğu her bir lokma, kendine verdiği değerin bir ifadesiydi; her şey, dış dünyaya kapalı bu mutfakta kendisine özel ve anlamlıydı. Sanki koşuşturan hiçbir çalışanı duymuyor, kendisi ve ilgilendikleri hariç kimseyi görmüyordu.
Kuzey o zaman gözlerini kapatıp içine çektiği yumurtanın kokusunu, şu anda duyumsar gibi oldu.
-Yumurtalı ekmek. Ekmekleri önce tereyağıyla kızartıp üzerine yumurta kır, biraz maydonozla servis edilince bayılır." Annesi hakkında bu kadar detaycı olması gülümsetmişti Janset'i. Ne güzel bir evlattı...
Lale Hanım'ın düşünceleri farklıydı tabii...
-Peki efendim. Dediğiniz şekilde yaparım." Kuzey, başıyla onaylarken hızla saati kontrol edip evden ayrıldı ve yol boyunca Reva'ya bir şey çaktırmamak için yüz ifadesini normal tutmaya çalıştı. Ancak Acar'ın sözleri unutulur gibi değildi ki!
Arabanın camı tıklatınca hızla kafasını çevirmiş ve gülerek kapıyı işaret eden Reva'nın kapısının kilidini açmıştı.
-Selaaaamın aleyk, hayırdır Kuzey Bey date sizi biraz sarsmış gibi." Kapısını kapatıp hızla kemerini taktı ve aynadan saçının ön perçemlerini düzelti kız iki eliyle. "Biraz dalgın gördüm gibi sizi." Tek kaşını kaldırıp yoklarcasına adama baktı ve yüzüne yaklaştı yavaşça.
-Biraz yoğun bir gün geçirdim." Kızın elini nazikçe tutup öptü ve aynı tutkuyla baktı yeşillere. "Mükemmel görünüyorsun." Yeşil gözlerini ortaya çıkaran kahverengi far bakışlarına buğulu bir ifade vermişti, böğürtlen rengi dudak parlatıcısı üzerindeki askılı uzun elbiseyle uyumluydu. Siyah denim ceketi bir omzunu açıkta bırakıyordu, ufak çantasını arka koltuğa rastgele atıp güldü.
-Sen de öyle." Dedi beklenmedik bir nezaketle. Elini Kuzey'in elinden çekmemiş diğer eliyle şarkıları değiştirmeye devam etmişti. Adamın düşünceli olduğunu fark etmemesi imkansızdı bu yüzden kırmızı ışıkta durdukları an ona döndü tekrar. "Söyle bakalım, ne sıktı canını." Karayev kaşlarını kaldırıp kendisine bakınca dudaklarını büzmüş yanağına doğru kıvırmıştı Reva düşünür gibi. "Hmmm. Amcamla konuştuğunuz konu mu hâlâ?" Ah, o da vardı. Sahi Devranlar son zamanlarda ne çok dahil olmuştu hayatına...
-Hayır. Nerden çıkardın canımın sıkkın olduğunu hem? Bu benim normal ifadem." İkna etmek ister gibi işaret parmağıyla suratını gösterince güldü Reva.
-İfade senin ifaden amaaa..." çenesini tuttu adamın işaret ve başparmağıyla. "Gözlerinden anladım ben. Bir şeyler geçiyor aklından. Dökül." Elini çekip bakmayı sürdürürken, Kuzey evinin olduğu yola doğru arabayı kırıp iç çekti.
-Sadece nerede olduğumuzu düşünüyorum. İlişki olarak." Reva'ya göz ucuyla bakınca kızın kendisi kadar rahatsız hissetmediğini görüp rahatlamıştı. Rahatlamış mıydı?!?
-Nerede olmak isterdin?" Kızın hileli sorusuna dişleri arasından tıslar gibi gülüp arabayı park etti. Reva o sırada tek eliyle direksiyonu çevirmesinden etkilenmiş alt dudağını arsızca ısırmıştı.
-Böyle hileli sorular soramazsın Devran." Ne olduğunu anlamadan kemerini çözüp arabadan indi ve kızın tarafına geçip kapısını açtı. Reva önce sağ bacağını uzatıp, sonra onun araba kapısına koyduğu elini tutarak diğer bacağını da indirerek arabadan inerken yeşillerini hiç kırpmadan ona bakıyordu.
-Niyeymiş? Bu dönemin erkekleri de bizden daha çok dişil enerji sahibi mi ne? Soru soruyoruz işte." Kuzey'in koluna girip adamla eve doğru yürürlerken gülerek ekledi. "Oldu olacak evlenme teklifini de biz yapalım bi o kaldı."
Karayev, bu cümleyle zihninin gerisine attığı sorularla yeniden başbaşa kalırken, kapılar açılmış Revayla ikisi içeri buyur edilmişti. Genç adam, kızı salondaki cam kapıdan bahçeye geçirirken, gördüğü görüntüyle afalladı.
Yere serilmiş bir ekose örtünün üzerinde yiyecekler servis edilmişti, iki genişçe yastık oturmaları için hemen iki yana yerleştirilmiş, çimlerin üzerine mumlar dizilmişti. Eriyen damlalar toprağa değil demir şamdanlara akarken, Reva'nın yeşilleri ilgiyle gezindi detaylarda.
Uzun, zarif ay rengi parmakları sofraya yerleştirilmiş siyah gül buketine kayarken eğilip yavaşça aldı çiçekleri. Güzel olan detay o siyah iri güllerin arasına serpiştirilen birkaç ufak beyaz gül filizleriydi. Gülümseyerek beyaz güllerde parmak uçlarını gezdirdi incitmek istemiyor gibi.
-Bunlar benim için mi, süs için mi?" Kuzey, güllerle bütün gibi duran kıza yürüdü yavaşça.
-Senin için. Aslında masa kurulacağını düşünmüştüm, böyle vermeyi değil ama..." Reva, kıkırdayarak yanağına bir öpücük kondurdu ve yerdeki yastığa çöküp yanına çekti Kuzey'i.
-Böylesi daha iyi. Piknik gibi olur hem. Hiç akşam piknik yapmadım gerçi." Karayev söylediğinden memnun olmuştu, Reva'nın bir şeyi ilk kendisiyle yaşaması içinde tuhaf bir sevinç uyandırmıştı.
-Ben hiç piknik yapmadım." Dedi dürüstçe, Reva ağzına attığı atıştırmalığı yutmaya çalışırken iri iri açtı gözlerini. Kuzeyle yan yana öyle güzel duruyorlardı ki...
-Sen ciddi misin? Daha önce hiç piknik yapmadın mı?" Genç adam başını sağa sola sallayınca anlayışlı bir gülümsemeyle ona baktı Reva uzun uzun. "Güzel. İlk benimle yapmış oldun." Uzanıp eline aldığı çıtır peynir toplarından birini sosa batırıp Kuzey'in dudaklarına yaklaştırdı.
Gülleri kucağından indirmemiş olması adamın dikkatinden kaçmamıştı. Bacaklarını altına kıvırıp oturmuş bir eliyle yiyecekleri talan ederken, diğer eli buketin ucunu sahiplenircesine tutuyordu. Karayev, şaraplarını doldurduğunda gülerek kadeh tokuşturdu Reva. Dudağına bulaşan sosu dikkatle parmağıyla sıyırdı genç adam.
-İlk pikniğimize." Kızın neşesine eşlik eden bir gülümsemeyle bardağını hafifçe onunkine vurdu Kuzey.
-İlk pikniğimize." Kızın telefonunun ekranı "Acar'ım Devran'ım" diye yanıp sönünce yine aklını rahat bırakmayan soruları bu sefer ona yöneltmeye karar verdi Kuzey. Bunu Reva'dan başka biriyle konuşarak halledemezdi ya...
-Reva." Yeşillerini ekrandan ayırıp aramayı meşgule atan kızın şarabından bir yudum almasını izledi. "Evlilik hakkında ne düşünüyorsun?" Boğazına kaçan sıvıyla öksürmeye başlayan Reva elindeki bardağı hızla bambu servisin üzerine koyarken, Kuzey sırtına vurdu nazikçe. İyi olduğunu gösterircesine baş parmağını kaldıran kız birkaç saniye daha öksürmeye devam edip kendini toparlayınca yeşilleri dolu doluydu.
-Dank diye sorulacak şey mi bu bi anda!" Acar yeniden arayınca meşgule atıp "Kuzeyleyim." diye bir mesaj çekti hızla. Karayev sessiz kalıp önüne dönünce, soruyu sorma nedenini anlayabilirmiş gibi yüzüne baktı uzun uzun. "Yani... Bilmiyorum." Sıkıntıyla iç çekip önündeki güllerin yapraklarını okşadı yavaş yavaş. "Evlilik hakkındaki düşüncelerim iki hayat arasında sıkışmış gibi sanki." Siyah harelerin yüzünde gezindiğini hissedince, yeşillerini adama çevirmek istemişti. "Önceki anne babamla, şuanki anne babam arasında sıkışıp kalmış gibi yani.
Onların ilişkisinin içinde büyüdüm ben. Evde normal geçen bir günümüz olduğunu hatırlamıyorum. Babamı çok sık göremezdim zaten. Gördüğümde de..." onları tekrar yaşarmış gibi anlam doluydu yeşilleri. "Kuzey, ben babamı ayak seslerinden tanırdım. O eve her geldiğinde midem düğüm düğüm olurdu." Kuzey, elini onun eline yerleştirince pusula dövmeli parmağın usulca hareket edişini izledi. Adamın onu ne kadar iyi anladığını bi bilse... Belki, belki bir ihtimal o kadar rahat gözyaşı dökerdi.
"Gördüğüm ilk evlilik onlarınkiydi ve o kadar kırık, paramparça bir haldeydi ki ben iki insanın birbirine en büyük zararı verebileceğini o zaman gördüm. Ama sonra..." cümlesinin devamında güzel bir şey söyleyeceğini yeşillerindeki parıltıdan anlamıştı. Orada mutluluğa dair bir his yakalamanın verdiği rahatlama ve sevinç, Kuzey'i şaşırtmıştı. Reva'yı ne kadar mutlu görmek istediğini fark ediyordu... "Elvin ve Acar Devranla tanışınca..." gülerken gözünden fırlayan yaşı hemen sildi. "İnsan birbirine ait olmanın o kadar korkunç olmadığına inanıyor. Ben şimdi de babamın ayak seslerini tanıyorum. Ama iyi anlamda. Heyecanla geliyor çünkü, özellikle ben evdeysem."
-Bu yüzden mi ayrı yaşıyorsun? İki hayatın arasında sıkışıp kaldığın için?" Kuzey'in sadece bu sorusu bile, ona ne kadar doğru yaklaştığının göstergesiydi. Sanki ruhunu gizleyen perdeyi aralıyordu böyle zamanlarda.
-Biraz öyle. Biraz da uyumsuz hissetmekten..." işaret parmağını şarap bardağının ağzında gezdirdi ağır ağır. "Bazen oraya ait değilmişim gibi geliyor. Sanki birisi gelip bunu söyleyecekmiş gibi." Hızlı bir nefes verip güldü. "Ya sen?" Dedi aniden okları ona çevirerek. "Sen ne düşünüyorsun evlilik hakkında?"
-Senden çok farklı olduğu söylenemez. Tek fark bende ikinci düşünceyi oluşturan ikon bir çift yok sadece." Reva, gülerek patates salatasından bir çatal aldı rahatça. Kuzey'in sorguda gibi hissetmesini istemiyordu. Oysa Karayev, çoktan dalmıştı uzaklara.
Siyah gözleri mum alevine odaklanırken, irislerinde beliren ateşin ardındaki başka bir yangını gördü kız. "Asaf ve Lale Karayev'in evliliği bir hapis hayatıydı." Gözleri sağa sola hareket etti bir şey okuyormuş gibi. "Her zaman izleyen, onları serbest bırakamayan o gardiyan olmamı gerektiren koca bir hapis. Evlilik fikri, işkence gibi geliyor, sevgi değil de katlanmak gibi, acı veren bir sürece acı vermeyinceye kadar alışmak gibi."
-Bana neden sordun peki bu soruyu?" Reva'nın parmaklarını bacağında hissettiğinde ona çevirdi yüzünü. "Madem bu kadar acı verici bu sözcük, neden ne düşündüğümü merak ettin?" Kıza, Acar'ın geldiğini söylemek istemedi. Çünkü onu biraz tanıyorsa, adamın işlerine karışmalarına kızabilirdi, bu anın büyüsü bozulurdu. Hem ispiyonlamak hiçbir zaman onun işi olmamıştı. Derin bir nefes alırken, düşünmeden, dürüstçe kurdu cümlesini.
-Çünkü bana ikinci bi' düşünceyi veren sensin."
***
Bölüm Sonu. 🌹
Bölümü ikiye böldüm. Bitmedi, uzun biraz diye kestiğim için devamını Cuma-Cumartesi gibi atmış olurum diye umuyorum.
Bir yandan da Rüzgar'a ve Kimlik'e devam.
Yorum yapmayı ve yıldızlamayı lütfen ama lütfen unutmayın.
Alıntılar, bilgilendirmeler ve daha fazlası için,
INSTAGRAM: tutkudevran
watty: redndyellow
Çizgi : redndyellow
Dreame: redndyellow
Kitappad: redndyellow
Beklerim efenim.
Unutmadaaan, bolca çoooookça, en az Reva kadar,
Sevin,sevilin. ❤️❤️❤️