İçeriğe geç

PUSULA

Bölüm 28 · 26 dk okuma

PUSULA

Bölüm 28

2.7: “Kazandım.”

Bu bölüme kadar geldiyseniz,

emeğe saygı gösterip yıldıza basmayı lütfen artık unutmayın. 🌟

Yorumlarınızı mutlulukla okuyacağım. Şarkıyı dinlemeyi de unutmayın! Keyifli okumalar. 🖤

3.GÖZ

Reva, yalının bahçesinde sallanan koltukta oturmuş elindeki gerilim romanına kendini kaptırmıştı. Satırları öyle hızlı okuyordu ki gözleri soldan sağa saniyeler içinde kayıp duruyor, sayfanın sonu için gerçekten sabırsızlanıyordu. Tam Charlotte girmemesi gereken ve katilin de orada olduğu odanın kapısını gıcırdatarak açmıştı ki...

-BÖÖÖÖÖÖÖ!" Tuna'nın bağırışıyla istemsizce sıçradı ve kahkahalara gömülerek uzaklaşıp, parmağıyla kendisini göstererek gülen gence kitabını fırlatır gibi yaptı.

-Ağzına sıçayım senin. Ödümü patlattın!" Delikanlı onun korkmuş ifadesini taklit edip yine gülerken annesinin sesini duydu Reva.

-Tuna biz sana ne dedik sen ne yapıyorsun ama!" Başını ona doğru çevirip kitabın kapağını kapadığında hepsinin yanına geldiğini gördü ve kaşlarını çattı. Ancak onun baktığı yönün tersinden gelip önünde diz çöken Rüzgar'ın elindeki pastanın mumları yüzüne ışık tutunca bu sefer başını genç adama çevirdi.

Bu en anlamlısıydı, pastayı getirenin Rüzgar olması.

Çünkü Reva, Rüzgar olmasaydı şuan sahip olduğu yüzlerce şeyin eksikliğinde nasıl bir hayat süreceğini hiç bilmiyordu. Genç adama minnet borcu vardı, koca bir ömür borcu vardı ve her ne olursa olsun Rüzgar'ın yanında olacaktı. Ne Elvin'e olan aşkı ne de Eva'ya duyduğu ablalık içgüdüsü girebilirdi aralarına. Rüzgarla aralarındaki bağ çok derin bir bağdı.

Masallarda anlatılan peri büyükanne, kesinlikle Rüzgardı. Reva'ya bir fırsat sunmuştu ve kız bir seferlik giydiği o cam ayakkabılarla herkesten iyi yürüdüğü için gece yarısı eski haline dönmemişti bile.

Bu gece yarısında ise prenssiz masaldaki siyah prenses, cam ayakkabılarıyla yeni yaşına basıyordu.

Hepsi o bilindik doğum günü şarkısını coşkuyla söylerken gülümseyerek Rüzgar'a baktı ve hoşlanmadığını bilse de siyah ojeli tırnaklarını genç adamın saçlarına geçirip karıştırdı yumuşacık koyu tutamları Reva.

-Ablasının Rüzgar gülü." Onun bileklerini tutarak pastayı iyice kendine yaklaştırdı ve direkt üfledi. Dilek dilemeyi sevmiyordu, bir şeyleri yapabilecekse kendisi yapmak isterdi. Umut etmek, beklentiye girmek Reva'ya çok tersti. Ne dileğinin gerçekleşmesine gerek vardı ne de hayal kırıklığına. O yüzden mum onun için sadece mumdu. Yaşsa sadece bir sayı. Ama önemseyen bir ailesi olduğu için şükrettiğinden bunu bozmadı ve gülümsedi. "Teşekkür ederim."

-ÖNCE BENİMKİSİ ÖNCE BENİMKİSİ!" Tuna Acarla Savaş'a çarparak ortalarından geçip koca hediye kutusunu Reva'nın burnunun dibine soktu. "Düşündüm de sen hep tam benim istediğim gibi bir ablaydın. Beraber sinemaya gittik, içki içtik, adam dövdük, kah babama şakalar yaptık kah dans ettik. O yüzden sana bu anlamlı hediyeyi almayı, bir kardeş olarak kendime borç bildim. Günlerce düşündüm, gece gündüz araştırdım, bu dünya güzeli her şeye sahip kusursuz genç kadının neye ihtiyacı olabilir diye."

Reva, bu kadar övgüden sonra yavaşça kurdeleyi söküp kutunun kapağını kaldırdığında kendisini koca oyun konsolu karşıladı.

-VEEEEEEE TA TAAAAM!" Evet, kız gerçekten oyunlara bayılırdı ve iddialaşmayı da severdi. Özellikle Rüzgarla öyle çekişmeliydi ki bu oyunlar kimin kazanacağı hiç belli olmazdı. Ancak Tuna öyle duygusal konuşunca aklına böyle bir hediye gelmemişti doğrusu. Yine de yalandan ıslık çalıp kaşlarını kaldırdı.

-Vay. Bayıldım buna!" Tuna'nın sulu öpücüğüne aynı içtenlikle karşılık verip onun koyu sarı saçlarını okşadığında genç adam edalandı.

-Eeee! Biz ne hediye alınacağını hep iyi biliriz! Ruhumuz ince ruhumuz..." Rüzgar elindeki pastayı ona verip dilimlemesini söyleyince o "ince ruhun" altındaki tatlı canavarı dilini dişleri üzerinde gezdirdiğinde Acar, kaşlarını çattı.

-Tutku, sen de git ağabeyinle. Şimdi bu hepsini yer." Tutku arkasından gelince, Tuna yolun ortasında duraksayıp Acar'a döndü. Dokunaklı bir ifadeyle ona bakarken, kaşlarını kıvırdı.

-Geceleri gizli gizli ağlamaktan bıktım artık." Diye bir eski dizi alıntısı yaparak oradan uzaklaşırken Acar elalarını devirmiş sonra da devirdiği gözleri yerinde kıvranan Eva'ya dönmüştü.

-Şey, ablacığım..." Reva, sarışının aldığı yıldız figürlü şahmeran bilekliği eline takarken mırıldanınca alt dudağını ısırmayı bırakıp konuştu. "Ben Kuzey ağabeyi çağırdım."

-Ne? Haydaaa!" Acar, ilk tepkiyi Reva'dan önce verirken, kız da yeşillerini hemen kardeşine çevirmiş beraberinde tek kaşını kaldırmıştı. Eva, onun ciddiyetinden biraz tırsarken yanaklarındaki sıcaklığı hissetmeye başladı bile.

-Ama açıklayabilirim! Bugünkü üniversite gezimizde Kuzey ağabeyi gördüm, biriyle konuşuyordu. Laf lafı açtı, ben de senin doğum gününü kutlayacağımızı söyledim. Sonra da davet ettim elbette." Kız rahatlayarak tam Kuzey'in zaten gelmeyeceğini söyleyecekti ki Eva bir çırpıda söyledi. "Israr da ettim, çünkü gelse ikiniz için iyi olur diye düşündüm."

-Eva, Eva... İkiniz falan, ayıp ama oluyor mu hiç?" Acar'ın bölmesine karşı kafasını aşağı yukarı sallayan Reva, bilekliği taktıktan sonra ayaklandı.

-Bana sormadan böyle şeyler yapılmasından hoşlanmam, Eva. Lütfen bir daha yapma." Çiçek, mahçup bir şekilde daha da kızararak kafasını sallarken, Acar Elvin'den dirsek yemesine neden olacak cümleyi kurdu.

-Evet ufaklık, bir daha sakın yapma." Kız onun söylediğine gülmeden edemezken, tam Aden'in pembe hediye paketiyle kaplanmış hediyesini elinden alacaktı ki bahçenin demir kapısı açıldı ve gökyüzünden bile siyah takımıyla Karayev göründü.

Gelmişti. Gerçekten o buradaydı, öyle mi?

-Geciktim." Dedi onlara doğru yürürken gür sesi hepsinin başını ona çevirmesini sağlamıştı. Ama Reva zaten onunla göz göze bakacak pozisyondaydı.

-Ev ev değil, Devransaray..." söylendi bıyık altından. "Keşke hiç gelmeseydin, böylece gecikmezdin." Diye de bunun üzerine ekleyen Acar'a ölümcül bakışlar atarak susturmak zorunda kalan Elvin, tüm sempatikliğiyle gülümsedi Kuzey'e.

-Hayır gecikmedin tabii ki hoş geldin, biz de şimdi pastayı keseceğiz." Reva, onun elinde emanet gibi duran, hatta dibine gelene kadar dikkatini çekmeden siyah karton torbaya göz attı. İçinde her ne varsa görünmüyordu.

Karayev, kızın ellerini tutarak uzun parmaklarındaki torbanın ipini Reva'nın avucuna bıraktı ancak ellerini tutmaya devam ederek Elvin'e döndü.

-Hoş buldum, çok zarifsiniz." Kadın gülümseyerek gözlerini kapatıp açtığında ona gerçekten güven vermiş, sıcaklığını hissettirmişti, Acar ise öfleyip pöflüyordu. "Ufaklık, doğum günün olduğunu söyledi." Dediğinde Çiçek biraz suçlu ve kaçamak bakışlarla onlara baktığında Reva hiç sorun yapmamış gibi gülümsedi.

-Ya öyle olmuş." Kuzey'in elleri arasındaki ellerinden biriyle zaten düzgün olan saçını kulak arkasına doğru iterek düzeltmek gibi bir salaklık yaparken Acar homurdandı.

-Ufaklık diyo, iki saniye önce söyledim, bak resmen beni taklit ediyo bu adam." Elvin, iç çekerek ona bakışlarını çevirmek zorunda kaldı Kuzeyle Reva'yı yakıştırmayı bırakıp.

-Ay Acar, ne huysuz adamsın. İki dakika laf söylemeden duramıyorsun şu edepli saygılı çocuğa." Sonra koyu kahvelerini, Reva'nın gözlerinden başka bir yere bakmayan adama çevirdi. "Baksana, ne kadar centilmen biri. Neyini sevmedin anlamıyorum ki?" Acar sanki Lord Acar'a "bamya" denmiş gibi bir dehşete kapıldı.

-Ne? Sen sevdin mi yoksa şu kara tarantulayı?" Kafasını onaylamazca sağa sola salladı. "Sana hiç yakıştıramadım." Elvin, omuz silkerek onu görmezden gelirken -çünkü huysuzlaştığında ilgi gördükçe huysuzluğu daha da artıyordu- Kuzey Reva'nın demin saçına götürdüğü elini tutup dudaklarına yaklaştırdı, tırnaklarına oldukça yakın bir yere, parmak uçlarına, bastırdı.

-İyi ki." Reva, dudağının bir köşesini kıvırarak bu "zarif" hareketin altındaki "ateşi" görmenin hazzıyla kaşlarını kaldırırken, elini onun kor gibi yanan avucundan çekip torbayı araladı ancak Kuzey engel oldu. "Yalnız açmanı tercih ederim."

-Niye? Gizlimiz saklımız mı var?" Acar yine sataşma fırsatını kaçırmazken, Kuzey başını ona çevirmek zorunda kaldı bu sefer. Siyah gözleri elalara dik dik bakıyordu.

Şu herif ve sinir bozan özgüveni!

-Sizin olmayabilir. Benim var." Meydan okur gibi sağ kaşı kalkan Acar bir şey söylemek için dudaklarını aralamıştı ki Tuna elindeki tabaklarla ortama giriş yaptı.

-Ooooooo Kuzi gelmiş! Bir el oyun atar mıyız?" Kuzey'e pasta uzatırken genç adam almak için bir hamle yapmayınca Reva aldı onun yerine. Çünkü Karayev, bir kerelik istisna yapsa da, hâlâ tatlı yemiyordu.

-Bugün değil." Diyerek Tuna'yı kibarca reddederken, Tutku da elindeki tabakları Savaşla Bade'ye verdi ve Kuzeyle göz göze gelince adamdan bir göz kırpma tepkisi aldı.

-Hediyeni merak ettim Karayev." Dedi Reva, herkes bahçedeki oturma yerlerine dağıldığında ve Kuzeyle ikisi sallanan koltuğa oturarak baş başa kaldıklarında... Hoş Acar'ın gözlerini üzerlerinde hissediyordu ama. "Neden açmamı istemedin?" Fısıltıya döndü sesi. "Yoksa ahlaksız bir hediye mi?" Alt dudağını heyecanla ısırdığında Kuzey'in gözleri bir an oraya kayar gibi oldu.

Tek omzu açık tişörtü, kalça kenarındaki dövmesini gösterecek kadar kısa olan şortu, tek çubukla topladığı dağınık sarı saçları ve kulaklarındaki küpelerle öyle hoş görünüyordu ki bu salaş hali daha dikkat dağıtıcı bile olabilirdi!

-Hayır, sadece benimle açmanı istiyorum. Açarken yanında herkesin olmasını değil." Reva, pastasından bir çatal koparıp onun dudaklarına yaslarken mecburen krema dolu lokmayı ağzına almak zorunda kaldı Karayev ve yüzünü buruşturdu. "Yağını bile hissedebiliyorum, nasıl yiyorsun böyle şeyleri?" Kız, ona verdiğinin aksine koca bir lokma aldı ağzına.

-Böyle." Dedi kremaya bulanan dudaklarını birbirine bastırıp gülümsediğinde. Kuzey, kendini tutamayarak onun yüzüne düşen saçı ittirirken, kızın yeşillerine derin derin baktı.

-Seni özledim."

İki kelimelik beklenmedik bir cümle, Reva'yı yeni yaşında tuhaf hislerle kaplarken, lokmasını yutup diliyle dudaklarını ıslatmayı becerdi. Ancak Karayev'in saçını düzelten elinin hala orada olması ve sanki başka teller de yanağında kalmış da, onu çekiyormuş gibi düzenli bir biçimde saçlarını ittirmesi dikkatini dağıtıyordu.

-Ne kadar?" fısıldama olduğu için daha pürüzsüz bir sesle tekrarladı sorusunu. "Ne kadar özledin?"

-Birkaç kuralı yıkabilecek kadar." Reva, kıvırdığı bacaklarını biraz daha kıvırarak yerinde dikleşirken, yeşilleri parladı.

-Ne tür kurallar onlar?" Üst dişleriyle alt dudağını çekiştirmişti. "Toplum içi sevişmeme kuralların gibi mi?" Aileden biri duymasın diye kısık konuşsa da sesindeki yoğun tutku Kuzey'i çarpık tebessümüyle gülümsetti.

-Beni tahrik etmeye mi çalışıyorsun?" Reva, koltukta ona doğru biraz yaklaşırken -neyse ki Acar da Elvin'in dikkat çekici sohbetiyle meşguldü- elindeki tabağı yanına bıraktı.

-Mmm, bunu sonra yapmayı düşünüyorum." Ellerinden birini Kuzey'in hemen ikisi arasında duran elinin üzerine, pusula dövmesine, koydu. "Yarın barda da kutlayacağız benim ufaklıklarla. Eğer gelirsen seni o zaman yoldan çıkarabilirim." Genç adam, onun dudaklarıyla gözleri arasında gidip gelirken sonunda gözlerinde karar kıldı. Çünkü dudaklarına bakmak o kremayı diliyle silme isteği oluşturuyordu.

-Bunu yapman zor, yoldan kolay çıkacak biri değilim." Kuzey'in kışkırtıcı cümlesi içinde bir şeyleri uyandırırken kulağına yaklaştı sarışın.

-Seni doğum günüm bitmeden boşaltacağıma iddiasına girebilirim." Adamın biraz duraksamasını beklemişti ama kahrolası Karayev şu iki üç günde irade jimnastiği yapmış olacak ki doğrudan başını çevirip onun gözlerinin içine baktı.

-Nesine?" Öyle emindi ki kendinden hiç tereddüt etmemişti. Reva da nefesi onun dudaklarına çarparken fısıldadı.

-Eğer kazanırsam, seni yatağa bağlarım." Bunu ne zamandır düşünüyordu acaba? Kuzey'in siyah gözlerindeki koyulaşmayla dudakları yukarı kıvrılırken genç adam istemsizce onun el bileklerine baktı.

-Kabul. Ama eğer ben kazanırsam..." işaret parmağını Reva'nın bileğinin içinde nazikçe gezdirerek huylanmasına neden oldu. "Ben seni bağlarım."

İki türlüsü de dayanılmaz bir hazdı. Reva'nın içi bir an kendisinin bağlanması ve Kuzey'in üzerinde olması düşüncesiyle hem sıkışır hem de heyecanla dolup taşar gibi olurken onayladı.

-Kabul." İç çekti sarışın sanki şimdiden kazanmış gibi. "Seni bağlamak ve kıvrandırmak çok güzel olacak, Karayev. İradenin alacağı halleri merak ediyorum." Kuzey, büyük bir bilge tecrübesine sahipmiş gibi kaşlarını kaldırdı.

-İrademin ne kadar güçlü olduğunu görünce, ben seni test edeceğim, güzelim." Reva, onun gerçekten göründüğünden fazlası olduğunu biliyordu. Sadece bilmiyordu, görmüştü de. Bugüne kadar seks yapmıştı ve zevk aldığı elbette olmuştu ama Kuzeyle olanda bilinmezliğin getirdiği bir heyecan vardı.

Bir hamlesi çok şefkatli bir dokunuş olarak gelirken diğer hamlesi çok vahşi ve talepkâr olabiliyordu. İradesi gerçekten öyle güçlüydü ki Reva'nın bazı delirtici hareketlerinde bile kontrollüydü.

Reva, onunla seviştiğinde midesinin düğüm düğüm olduğunu hissetmişti. Çocukken ilk kez denize girdiğinde de tatmıştı bu heyecanı. Kupkuru olan bir ağız, karın ağrısı ve baş dönmesi. Bu üçünü ayakta tutan delicesine coşku.

-Kuzey!" Savaş ona bahçenin yan tarafındaki oturma grubundan seslenince başını çevirdi genç adam. "Yarın yemek yiyeceğiz. Neden gelmiyorsun?" Amacı Acar'ı sinir etmekti, ki elalar öfkeyle dönünce başardığını da anlamıştı.

-Evet Karayev, hiç fena olmaz." Reva, sesine yerleştirdiği tuhaf bir tonla bunu söylediğinde Kuzey açık meydan okumaya karşın Savaş'ı yanıtladı.

-Zevkle." Kızın hemen yanında gülümsediğini hissederken, Elvin de çekingenliği bir kenara atarak sohbete dahil oldu.

-Lale..." ismi duyduğu an kendisine dönen delikanlıya gergin ama sevimli bir tebessüm yolladı. "Lale Hanım da gelebilir mi? Onunla zaman geçirmek isterim." Annesi gerçekten yapayalnızdı, gelmesi gerçekten iyi olurdu çünkü Lale Hanım'a en iyi arkadaş ancak Elvin olabilir, onun yalnızlığını yok edebilirdi. Ama annesi adına yapılan bu teklife kendisi karar verecek değildi.

-İletirim." Dedi sadece ve Reva'ya döndü. "Artık kalksam iyi olur." Geleli çok olmamasına rağmen bu erken kalkışı kızı hazırlıksız yakalarken, kalması için bir şey söyleyip söylememekte tereddüt etti.

Onun kalmasını istiyordu. Bu garipti işte...

-İşlerinden kopamadın mı yoksa?" diyerek şakaya vurdu durumu. Neden gittiğini merak ettiğini direkt söyleyecek hali yoktu! Maazallah Kuzey onun kendisini merak ettiğini falan düşünürdü...

-Evet, yarın için şimdiden halletmem gereken birkaç şey var. Malum yarın bir davete katılıyorum." Bahsettiği şey sanki kızın doğum günü değilmiş gibi ciddiyetle söylediğinde Reva alt dudağını ısırdı.

-Ama hediyeni açmadık." dedi yerinde hafifçe sallanırken. Bu "yaramaz" tavrı Karayev'in baştan aşağı kendisini süzmesine neden olurken dövmeli ayak bileğini hafifçe onun baldırına vurdu. "Yoksa hediyen kötü olduğu için mi kaçıyorsun?"

-Hediye konusunda harika olduğumu söyleyemem." Bir adım yaklaştı Reva'ya, aralarında çok çok az bir mesafe vardı. Parfümünün kokusu kızın ciğerlerini saniyeler içinde doldurdu. "Ama beğeneceğini düşünüyorum. Büyük olanı açmak için beklemen gerekiyor. Diğerini açabilirsin." Sarışının başını tutup saçıyla alnı arasına bir öpücük kondurdu. "İyi geceler."

Başka bir şey söylemeden ve kendisine "görüşürüz!" diye seslenen ev halkına el kaldırarak hoşçakal derken, demir kapıyı açtığı an torbanın içine merakla bakan Reva'nın görüntüsüne gülümsedi.

Bu kız sahiden iyi ki doğmuştu. Önce dünyaya, sonra hayatına.

•••

Reva, üzerinde oldukça mini bir siyah tulumla bahçeye kurulan masanın yanına geldiğinde ellerini ceplerinden çıkarmadan sofrayı inceledi ve ıslık çaldı. Her şey, ama her şey onun sevdiği yemekti. Masada lokma alamayacağı tek bir şey olmadığını düşünüyordu ki Elvin elindeki tepsiyi kenara koyunca yüzünü buruşturdu.

Fırınlanmış hoş görünümlü karnabahar, brokoli salatası, haşlanmış sebzeler, sağlıklı kabaklı soslu tavuk yemeği. Iyk ıyk ıyk." diye geçirdi içinden. Sanki yemek değil de en nefret ettiği insanı görmüş gibiydi yüzü. Elvin onun bakışına gülmeden edemezken elindeki brokoli kasesini masanın sol tarafına koydu.

-Bunlar senin için değil. Kuzey ve annesi için, sağlıklı beslendiklerini söylemiştin." Madem evlerine geliyorlardı, Lale Hanım'a şu koca kızartma tabaklarıyla şok yaşatmak istemezdi Reva. Hoş, aslında isterdi ama doğum gününün hatrına sürtüklük yapmak istemiyordu.

-Evet, Karayevler yemek konusunda biraz zevksiz." Dedi yağlı patates kızartmasını ağzına atıp bu sefer sarmaya elini uzatırken. "Neyse ki benim favorilerim de burada." Elvin, onun saçlarını okşayıp yanağına öpücük kondurduğunda gitmesine izin vermeyerek sıkı sıkı dövmeli kollarını doladı ona Reva.

-Seni seviyorum." annesinin cümlesi sarmayla yağlanan ve büzülen dudaklarıyla kendisine dönmesine neden olurken, sanki dünyadaki en güzel şeye bakıyormuş gibi baktı Reva'ya. "İyi ki doğmuşsun. İyi ki benim kızımsın."

-İyi ki." Diye mırıldandı Reva, annesinden hiç duymadığı şeyleri Elvin'den duymaya yıllar önce alışmıştı zaten. "Ben de seni çok seviyorum." Kendisinden kısa olan annesini uzun kollarıyla sıkarken, Tuna ellerini ovuşturarak yanlarına geldi.

-Misafirler hâlâ gelmediyse ben ufak bir tabakta biraz atıştırabilir miyim? Bayılmak üzereyim." Gören de iki saat önce ara öğün yiyen o değil zannederdi. Bunu söylediğinde kızla annesi ona bakarken, elaları açılan demir kapıya döndü. "İyi Karayev lafının üstüne gelirmiş! Lale Hanımcığım!" Büyük bir zıpırlıkla yanına gitti Kuzey'in koluna giren kadının.

Onun patavatsızlıklarıyla misafirleri korkutmaması için Elvinle Reva da gitmişti tabii. Kuzey bu sefer koyu lacivert bir gömlekle full siyah olmaktan kurtulmuştu. Lale Hanım da tesadüf eseri onun gömleğinin tonunda bir lacivert, kalem etekli elbise giymişti. Sıfır kol olan ve göğüs kısmını komple kapatan, diz altına kadar inen elbisenin kol ve etek uçlarında hoş danteller vardı. Saçları hemen ensesinde toplanmış, yüzüne sade bir makyaj yapılmıştı.

-Özlettiniz kendinizi!" Lale, kendisine sıcakkanlılıkla yaklaşan gence nazik bir tebessümle baktı.

-Öyle mi? Tanışıyor muyduk?" Hafıza probleminden Reva sadece Elvin'e bahsettiği için Tuna'nın bir an kaşları çatıldı. Ama Kuzey'in yüz ifadesindeki buz gibi tavırdan bunun "normal" olduğunu anlarken kafası karışmış ifadesini silip gülümsedi.

-Bence tanışmıyoruz. Zira beni tanısanız..." kadının elini tutup dudaklarına götürdü. "Unutmayacağınızı garanti ederim." Lale, söylediği şeye incilerini göstererek gülümsediğinde onun yumuşayan yüz hatlarının ne kadar güzel göründüğünü inceledi Reva. Sahiden gülmek ona öyle yakışıyordu ki! Zaten genç duran bedeni, 10 yaş daha gençleşiyordu sanki.

-Elvin ben, Reva'nın annesiyim." Diyerek kendini tanıttı Elvin de. Ve Lale'nin geçen seferkine kıyasla hiç huysuz görünmediğini fark etti.

Kadınla tokalaşırlarken gözü Kuzey'e kaydı. Sanki resmi bir ritüele tanıklık ediyormuş gibi tepkisizdi. İçi acıdı Elvin'in. Kaç kez unutulmuştu bu çocuk? Kaç kez o hafızada yer edinmek için kendini tanıtmıştı? En önemlisi... Zor olmuyor muydu?

Kuzey'i gören hiç zor olmuyor sanırdı çünkü duruşunda bu acıya asla tavizi yoktu.

-Ah Reva sen olmalısın!" dedi Lale onun elini tutup her zaman dik dik inceleyerek kınadığı dövmelerini değil bu sefer üzerindeki hoş tulumu ve fiziğini inceleyerek. "Kuzey'in bahsettiği kadarsın!"

Reva bu iltifata karşın sadece gözlerini kısarak gülümserken Elvin kadının koluna girip masaya ilerlediğinde Kuzey'in önüne geçti.

-Bak bak bak... Demek annene beni anlattın." Genç adamın yakasını düzeltir gibi yaptı. "Ne tatlı! Etkilendim." Sesindeki alay barizdi, Kuzey derin bir nefes alarak uzaklara bakındı.

-Kibarlık ediyor, hiçbir halt anlatmadım." Sarışın bunun doğruluğunu tartmak ister gibi yeşillerini kıstı ve onunla göz göze gelmek için yakasını biraz çekiştirdi. "Anlatmamı mı istiyorsun?" Test ediyordu, öyle ki Reva gerçekten anlatıp anlatmadığını hiç kestiremedi o siyah gözlerden.

-Yani biraz anlatabilirdin ama unutmuş olmalısın." Parmak uçlarını Kuzey'in gömleğinin üzerinde gezdirdi. "Neyse ki hatırlatacağım." İddiayı hatırlatmak ister gibi kaşlarını kaldırırken, Karayev geri adım atmadı.

-Göreceğiz."

Yemeğe geçtiklerinde herkes bugün için çok şık görünüyordu, Tutku hariç. O sadece "şık taytını" ve kısa kollu tişörtünü giyerek masada yerini almıştı çünkü yemekten sonra zaten odasına çıkacaktı. Kulübe gidemezdi, eh aile büyüklerinin konuşmalarını da kafası kaldırmazdı, en iyisi odasına çekilip yarıda kaldığı romanı bitirmekti.

-Bir şey mi düşünüyorsun?" Hemen karşısındaki Kuzey kendisine sataşınca dalgınlığından sıyrılıp dikkatleri üzerine çekmek biraz gerdi kızı.

-Evet, bir roman okuyorum da. Tam ortasında kaldım..." Kuzey şarabını yudumlarken gözlerini çekmemeye devam edince romanın adını da söyledi. "Noelde Cinayet, diye bir kitap." Kitabı Reva da okumuştu bu yüzden tam Agathayla ilgili yorum yapacaktı ki Kuzey şarap bardağını nazikçe masaya bıraktı.

-Hiç fena değil. Agatha'yı çok sever misin?" Tutku, bilmesinden dolayı heyecanla kafa sallarken Kuzey karnabaharın dallarından birini etiyle aynı anda yemek için eşit boyda kesiyordu. "İşleyiş şekli farklı, hep başka ihtimalleri düşünüp yanılır genelde insan."

-Evet! Asla kimin ne yaptığını tahmin edemiyorum. Şimdi de birkaç tahminim var ama yanlış çıkacağına kesinlikle eminim. O yüzden artık en olmadık isimleri düşünmeye çalışıyorum bulmak istediğimde." Çok konuştuğunu fark edip kendini susturunca Kuzey gülümsedi.

-Ben de eminim, küçük. Yine de farklı düşünmeye yönelmenin hiçbir zararı yok, aksine sana farklı bakışlar katar. İnsanları iyi analiz eder, kimsenin bakmadığı şeylere dikkat edersin." Yemeğinden bir çatalı ağzına atıp Tutku'ya çaktırmadan göz kırptığında Acar boğazını temizleyerek dikkat çekti.

-Demek kitap okumayı seviyorsun. Hangi türe düşkünsün?" Lale bu soruyla birlikte en sevdiğinin hangisi olduğunu düşündü ama bulamadı. Kuzey'in en sevdiği roman türünü niye bilmiyordu?

Kendini zorladı zorladı... Yüzü düştüğü an koluna dokunan Elvin sayesinde daldığı düşüncelerden çıkıp gülümsedi.

-Belli bir tür söyleyemem." Diyerek cevabıyla Lale'nin içini rahatlattı Kuzey. "Her türlü kitabı okurum. Ama tarih ve polisiye daha çok ilgimi çeker." Acar, kaşlarını kaldırdı.

-Romantizm romanları, peki? Hiç okumaz mısın?" Öyle bir soruyordu ki gören de kendisi dünyanın en romantik herifi zannederdi. Bu yüzden Elvin gülmemek için yanaklarını ısırırken, Kuzey tüm ciddiyetiyle sohbete sadık kaldı.

-Okuduğum birkaç klasik var. Ama kitapları genelde öğrenmek ve kendime katmak için okurum, romantizm öğrenilecek bir olgu gibi gelmiyor." Çatalına yeni bir lokma alırken, gözlerini kısarak ekledi. "Gerçekçi bulmuyorum." Acar "hah" diye bir ses çıkarsa da bu tepkiye aldırmadı. Ve neyse ki Tuna, bu sohbeti,

-Ben okumayı Ayşegül serisinde bıraktım." diyerek yumuşatıp kapatmıştı da Kuzey'i Acar'ın kıskacından şimdilik kurtarmıştı.

-Yemekler çok lezzetli." dedi Lale, kendine soslu tavuktan biraz daha alırken. "Mükemmel. Aşçınıza övgülerimi iletirseniz sevinirim."

-Aşçımız tam yanınızda oturuyor! Sizin yemeklerinizi annem yaptı." Aden'in Elvin'i göstererek söylediği şeye Lale kaşlarını şaşkınlıkla kaldırırken aldığı övgüyle tatlı tatlı gülümsedi kadın.

-Afiyet olsun, beğenmenize sevindim. Bugünkü menü Reva'nın istedikleriyle dolu, ama gördüğünüz üzere..." Lale, milföy sarılı tavuk butlarına, kızartma tabağına ve diğer tüm yağlı şeylere bakıp kafa salladı. "Pek sağlıklı beslenmeyi sevmez. Sizin için özel bir şeyler hazırlamaya çalıştım." Kuzey son lokmasını yutarak sandalyesine yaslanırken, bir kolunu kıvırıp elini bacağına koymuş, diğer eliyle de kadehini kavramıştı. Elvin'e doğru kaldırır gibi yaptı hafifçe.

-Ellerinize sağlık Elvin Hanım, olağanüstüydü." İltifatı Elvin'i iyice kızartırken, Acar gözlerini devirmiş Savaş da onun bu kudurmuş halinden haz almıştı.

-Ben yemek yapmaktan hiç anlamam." diyerek Kuzey'in bilmediği bir bilgiyi söyleyiverdi Lale. "Yani bir şekilde işler ters gidiyor ve yanık ürünlerle kalıyorum."

-Reva da öyle! Bir kere az kalsın mutfağı yakıyordu." Bade'nin söylediği şeyle Reva hariç masadaki herkes gülünce Kuzey'in de dudak kıvırdığını gören sarışın köşede oturmalarını fırsat bilerek elini masa altından onun dizine koydu.

Dokunuşunu hissettiğini o tebessümün sekteye uğramasından anlamıştı.

-Sana bir şeyler öğretmeyi çok isterim, bence birlikte yapınca keyifle öğrenebilirsin." Elvin'in hoş teklifine cevap vermese de minnettar bir şekilde gülümsedi Lale.

Kadının aklına belki bu teklifi bile hatırlamayacağı ve eski haline hemen dönebileceği gelince oldukça üzüldü. Ona nasıl yardım edebilirdi? Demansına çözüm bulabilirler miydi? O böyle derin düşüncelerle Kuzey'e yardım etmek isterken -ki Kuzey şuan daha çok yardıma ihtiyaç duyuyordu çünkü Reva diz kapağının biraz üstüne çıkarak okşayıp sıkmıştı bacağını- radarına Karayev'i takan adam rahat durmadı.

-Kuzey..." Acar, yine oklarını Kuzey'e çevirirken, genç adam büyük bir sabırla başını Acar'a çevirip siyah gözlerini çekmeden şarabını yudumladı. "Çocuklar hakkında ne düşünüyorsun bakalım?" Masada birkaç kişi gülmesini tutmaya çalışırken -Tuna'nın burnundan ses gelmişti- Kuzey kaşlarını çattı.

-Hangi çocuklar?" Reva'nın burnundan aynı sesin daha kabası çıktı. Acar, al işte dercesine gözlerini belerttikten sonra, iç çekerek açıklamaya çalıştı.

-Bizden yaşça küçük olan insanlara verdiğimiz ad. Hani bebeğin olur..." Kuzey devam etmesine izin vermeden böldü.

-Benim olmaz." O kadar kesin konuşmuştu ki Lale tavuk etini keserken duraksayıp kendisine baktığında Acar elalarını iri iri açtı.

-Nasıl? Olmuyor mu?" Kaba sorusu üzerine Elvin onu cimciklerken, Tuna cık cıkladı.

-Bir de bana denir ayıp Tuna, sus Tuna diye." Bıyık altından konuşmasına Kuzey dudak kıvırırken, Acar'a bu sefer tatlı bir tebessümle dönmüştü.

-Hayır, sağlığım yerinde. Ama denemedim, denemeyi de düşünmüyorum. Bebek durumları..." düşünür gibi gözlerini kıstı. "Pek benlik şeyler değil." Ela gözlü dev tam da istediği anda Revayla göz göze gelirken "bak duy bunları" gibisinden imalı bakışlar attığında kız aldırmayınca devam etti.

-Neden? Bebekler çok tatlıdır. Sonuçta her şeyin küçüğü güzeldir diye bir laf da var. Yoksa çocuklarla iyi anlaşamıyor musun? O yüzden mi istemiyorsun?" Art arda soru yağmuruna tutarken, Kuzey sol elini aşağı indirip Reva'nın dikkat dağıtan elini sıkarak kendinden uzaklaştırıp kızın kucağına götürdü ama sarışın direnmeye devam ettiği için ellerini birbirinden ayırmadı.

-Evet, insanın küçüğüyle çok anlaşamıyorum." diyerek Acar'ın "her şeyin küçüğü" lafına gönderme yapınca onu daha da sinirlendirdiğini görebiliyordu ama elinde değildi! Ne yani herkes bebekleri ve çocukları aşırı sevmek zorunda mıydı? Kendisi onları tuhaf, rahatsız edici ve tecrübesiz oldukları için sinir bozucu derecede meraklı buluyordu.

Neyse ki Rüzgar konuyu değiştirip Lale Hanım'ın mesleğine getirmişti de Kuzeyle Acar'ın soğuk savaşı bugünlük sona ermişti. Pasta kesilmesi ve Lale'nin ayıp olmasın diye o pastadan bir dilim yemesine rağmen, Kuzey'in ısrarla yememesi masanın gözünden kaçmadı. Ancak bu güzel geceyi kimse bozmadı.

Aile yemeği sorunsuz biçimde sonlandı. Acar'ın huysuzluğu hariç.

•••

Reva, kaldırdığı ufak bardaktaki içkiyi yine ağzına doldurduğunda büyük tezahürat gördü ve Karayev onun belini kavrayana kadar tatlı tatlı etrafındaki insanlara sırıttı.

-Ah geldin! Seni bekliyordum." Telefon görüşmesi için bar kapısına çıkmıştı ve o dönene kadar Reva alkol almıştı bile. Bu kızın alkolü biraz azaltması lazımdı... Sağlıksız diğer şeyleri de.

-Beni mi bekliyordun?" Bedenini Kuzey'e yaslayarak hareket etti ve onu bar tezgahından dans pistine doğru sürüklerken kafa salladı.

-Hıhı, seni. Dans edeceğim." Kuzey'in dudaklarına baş parmağını yaslayarak okşadı. "Senin karşında." Genç adam bir an bardakilere bakındı. Aslında Reva'yı öpmeyi çok istiyordu ama toplumda tutkulu haliyle görünmek hiç Karayevlik değildi.

O etrafa bakınırken Reva dudağının hemen köşesine, yanağına ve boynuna art arda öpücükler kondurunca belini tutmak zorunda kaldı Kuzey.

-Benim karşımda? Dans edeceksin?" Reva'nın yeşilleri kendisi dışında bir yere odaklanınca oraya döndü ve iki kız yanlarına gelip sandalyeyi hemen adamın dizlerinin arkasına koydu.

-Evet. Otur Karayev." Reva, onu omuzlarından bastırarak oturmaya teşvik ettiğinde bardaki "Revfan"lar çıldırır gibi bağırmış, Adenle Kavinse tezahürat yapmaya ıslık çalmaya başlamışlardı.

Şarkı başladığında Reva, Karayev'den uzağa yürüyerek omzu üzerinden ona baktı. Sarı saçları evdeki halinin aksine şimdiden kabarmış ve biraz dağılmıştı. Dudakları yeni içtiği içkiden dolayı parlıyordu.

Janet Jackson, şarkıya aniden giriş yaptığında yere çömeldi ve dizlerini birbirinden ayırarak iki yana doğru açtı. Parmak uçları bu sırada dizlerinin üzerinde duruyordu. Topuklu ayakkabılarla yürümek bile zorken, o çömelerek birkaç kez eğilip kalktı, kalçaları bu esnada eğilişinden dolayı aşağı yukarı hareket etti.

Dizleri üzerine çöküp elleri üzerinde Kuzey'e doğru ağır ağır yürüdü, yeşilleri siyahlardan çekilmemişti ve adam ne kadar rahat oturuyor gibi dursa da onun çenesindeki gerilmiş kasları görebilmişti. Sırtını ona doğru çevirip ayak bilekleri üzerine kalçasını oturttu ve tulumun eteklerini hafifçe yukarı sıyırdı tırnaklarıyla. İç çamaşırı neon ışıkların altında görünüp, hemen sonrasında kumaşla örtülerek kaybolurken, mor ışığın dans ettiği sarı saçlarını omuzları üzerinden savurdu.

Yeşillerinde öyle bir güç, hakimiyet ve ihtiras vardı ki, Kuzey onun vücudundan çok gözlerine kenetlenmişti. Ellerinden güç alarak iki bacağını aniden dikeltti ve ellerini bacaklarına sürterek gövdesini de beraberinde düzleştirdi. Bir bacağını kafasına doğru kaldırabilecek kadar hızla esnettiğinde, gerçekten o gece direk dansı yaptığı anki kadar esnek görünmüştü.

Karayev, dirseklerini dizlerine koyarak öne doğru ilgiyle eğildiğinde, Reva da adım adım ona yaklaşarak dibine kadar girdi. Kadınlığı tam Kuzey'in burnunun ucundayken elini onun omzuna koyarak sandalye etrafında daire çizdi ve genç adam sırtını sandalyeye yasladığı anda bacağını kaldırıp yavaşça onun kucağına oturdu.

Kuzey bu hareketiyle birlikte onu belinden kavrayıp ayaklandığında alkışlara aldırmadan gülerek başını geriye doğru verdi ve düşmemek için ayak bileklerini adamın sırtında çaprazladı.

-Beni yukarı götür." Diye fısıldadı oyunbaz bir ses tonuyla. "Hemen." Bardaki müzik eski çalma listesine dönerken herkes eğlencesine devam etti ve Kuzey de onun dediği gibi yukarı götürdü.

-Rahat dur." Kalçasını sıkarak verdiği uyarıya rağmen onun boynunu öpmeye devam etti Reva. Asla söz dinlemiyordu, asla. Şimdi de dinlemeyecekti.

Odanın kapısını açtıkları anda dudaklarını çekip Kuzey'in kucağından indi ve adam kapıyı kapatırken hediye paketine doğru ilerledi.

-Sonunda açacağım." Dedi cümlenin beraberinde kutuyu sallayıp içinden çıkacak sesi duymaya çalışırken. "Ağır bir şeye benziyor." Genç adam ellerini beline doladığında çok da yeni görünmeyen ama kendisini oldukça iyi idare eden makyaj masasının üzerine koydu kutuyu.

Siyah kurdelesini çözüp kapağı kaldırdığında hediyesini gizleyen siyah şeffaf kağıtları da iteklemiş ve sonunda ne aldığını görmüştü. Küreyi kucaklayarak içinden çıkardığında ne olduğunu başta anlamadığı için tuhaf tuhaf baktı.

-Elini buraya sar." Kuzey, kızın ince parmaklarını tutup kürenin üstündeki kum saatine dolarken, kumlar yavaş yavaş akmaya başladı ve gelen "tık" sesiyle beraber küre aydınlandı. Odanın duvarlarına yansıyan ışık, ağaçlar şeklindeydi. Resmen bir duvarı tamamen kaplayabilecek sık sık bodur ağaçlarla kaplanmıştı her yer.

Reva, morali bozulacağı yerde bu güzel aydınlıkla ışıl ışıl gülümserken Kuzey onu izledi. "Aydınlık getirdiğinde, ormanlar o kadar korkutucu görünmüyor, değil mi Devran?" Reva, cevap vermek yerine gülümsemeye devam ederken kum saatine kaydı gözleri. İçindeki kum değil bir jel gibiydi.

-Kum saati ne işe yarıyor?" Dedi merakla parmakları saatin kıvrımlı kısmında gezinirken. Kuzey, başını ona doğru eğerek çenesini kızın omzuna değdirdi ve mırıldandı.

-Ruh haline göre aktığı söylendi ama bana sorarsan saçmalık." Hediye Reva'ya "saçmalık" değil aksine şimdi daha da anlamlı gelirken Karayev tüm dürüstlüğüyle ekledi. "Açık arttırmadaki herife sinir olduğum için bu detayı unutmuştum bile."

Reva, elindeki küreyi masanın üzerine oturttuğunda, Kuzey'e doğru yavaşça bedenini çevirdi ve arkasından vuran ışık adamı aydınlatsa da kendi yüzünün karanlığa gömülmesine neden oldu.

-Kalçamda hissettiğim şeyin kemer olmadığını düşünüyorum." Diye mırıldandı ellerini onun göğsünden omuzlarına doğru yavaş yavaş çıkarırken. "Geçen seferin aksine bu defa dansımı beğenmiş gibisin." Cümlesinin sonundaki imalı gülüşün köşesine dişlerini geçirdi Kuzey.

Onu yerden havalandırıp yerlerini hızla değiştirirken, şimdi Reva'nın yüzüne ışık vuruyordu ve kendisi karanlıktı.

Olması gereken buydu. Onun ışıkların parladığı güzel yeşillerini görmesi lazımdı, kendisi karanlıkta olabilirdi.

+18

RAHATSIZ OLAN....

OKUMASIN!!!!!!

❌🔞❌

-O zaman da dansını beğenmiştim ama artık beni etkilemen daha kolay." Parmakları kızın kalçalarına indi. "Seni tattıktan sonra irademi sana karşı bir parça bıraktığım doğru." Reva, onun ceketini çıkarıp yere düşmesini sağlarken gömleğinin düğmelerini tek tek açmaya başladı.

Kuzey'in dudaklarına birkaç kez öpücük kondurunca adam ona yardımcı olmak yerine başını tutarak ağzını daha çok hissetmeye çalışmıştı. İçkinin tadı sıcak dilinden onun ağzına siniyordu ve bu tadı onun ağzından almak olağanüstüydü. Tırnaklarını gömleğin ayrılan iki yakasının ortasına getirdi sarışın ve açılan gömleği kollarına doğru sıyırarak yavaşça kaymasına neden oldu. Esmer pürüzsüz teni tüm çıplaklığıyla karşısındaydı.

Elleri onun kemerinin tokasına giderken dudakları Kuzey'in göğsünün üzerindeydi. Islak öpücükleri göğüs kafesinin üstünde gezinirken, kızın ufak tulumunu saniyeler içinde fermuarını çözerek çıkardı Karayev. Sütyen giymemişti ve üzerinde sadece oldukça küçük dantel bir külotla kalmıştı.

Reva, çenesini onun göğsüne yaslayıp yeşillerini, beklentiyle, kalın dudaklarına dikince ellerini kalçasının hemen altına getirdi ve kızı sanki ufak un çuvalı tutar gibi kucakladı. Yatağa oturduğunda Reva, geniş omuzlarına parmaklarını baskılayarak yastığa uzanmasını sağlamıştı.

Kuzey, onun neden altta kalamadığını başta anlamamıştı çünkü o an yoğun tutkunun esiriydi ama sonradan aklına gelen tek ihtimal bir daha bunu yapmamasını beynine kazımıştı. Aslında konuşmak en iyisiydi ancak Reva'nın kendi istemeden açılacağını düşünmüyordu. Onu zorlamayacaktı.

Sarışın göz ucuyla saate bakarken 23.50 olduğunu gördü. Doğum günü bitmek üzereydi ve iddiasını hala gerçekleştirememişti. Neyse ki Karayev dansından etkilendiği için biraz işi kolaylaşmıştı, kalçasına batan ereksiyonunu hissedebiliyordu.

-Kolyeyi takmamışsın." dedi Kuzey onun yeşillerinde gezen sinsi parıltıların nedenini iddiaya bağlayarak, sesi, kızı dalgınlığından sıyırırken. "Takabilirdin. Geçen sefer güzel bir amaç uğruna kullanmıştık." Reva, külodunun kenarlarını yukarı doğru çekiştirerek hemen kalçasının yanını kaplayan sarmaşık dövmesini daha da gözler önüne serdi.

-Bu sefer kolyeden daha büyük olan bir şeyi direkt içimde istiyorum." Parmakları Kuzey'in fermuarını hızla indirip içeri sızarken boxerının üzerinden onu avuçladı. "Hemen." Söylediği şeyin devamında alt dudağını dişleri arasına alırken, onun külodunun iplerine parmaklarını geçirdi Kuzey.

Ve saniyeden bile az bir zamanda ipler uzun parmaklar tarafından koparılıp külot bir bez parçasıymış gibi kenara atılırken, Reva yere düşen küloda baktığı sırada kızın kalçasına hafifçe vurdu. Ancak iç çamaşırına gözleri takıldığı için beklenmedik bu vuruşa karşı "hih" sesi çıkaran sarışına güldü Kuzey.

-Hemen, dedin." Reva'ya pantolonunu indirmesi için, kız dizleri üzerinde doğrulduğu esnada yardım edip organını sergileyecek kadar indirdi ancak bir türlü pantolon sorun olmaktan çıkamayınca, kızı kucaklayarak yataktan kalktı Karayev.

Reva ellerini onun boynunda birleştirdiği sırada pantolonunu indirdi ve sarışın daha pantolon inmiş mi diye bakacakken onun içini doldurmasıyla inledi. Kucağında yükselme ihtiyacıyla omuzlarını tırnaklayıp başını geriye yatırırken, Kuzey, onun boynuna tatlı ısırıklar bırakınca daha güçlü inlemişti.

İçinde sertleşen ve nabız gibi atan organdan anladığı şey, Kuzey'in o inlediği zaman daha çok azdığıydı. Onun açığını bu sırada bulurken, tırmaklarını adamın geniş sırtına derin derin batırdı ve iç bacak kaslarını sıkarak ikisinin aynı anda inlemesini sağladı.

-İçin..." Nefes nefese olan Karayev'in kucağında yükselirken, alınları birbirine yapışıktı. "İçin cehennemin en günahkar katı gibi." Bahsettiği sıcaklığı Reva da her zerresinde hissediyordu. Alev topuna dönüşmüş gibiydi, sadece yanakları değil, boynu, elleri, her yeri kızarmıştı sanki. Kuzeyle seviştiği her an bambaşka gibiydi, kadınlığı bile onun varlığını ani karşılıyor, her seferinde ona yabancıymış gibi değişik tepkiler veriyordu. İyi anlamda değişik...

-Hızlan. Lütfen hızlan." Kuzey'in ağır gitmesinin iddiayla bağlantısı olup olamayacağını düşünürken bu ricasını "nazik" ve "iniltiyle" dile gelirmesi Karayev'in hızlanmasını sağladı. Hem de sırtı duvara maksimum derecede sert sürtünüp, bedeni her vuruşunda aşağı yukarı hızla gelip giderken.

Genç adamın siyah saçlarına parmaklarını geçirip çekiştirdiğinde onun göğüs ucuna dudaklarını kapattı Kuzey. Reva, inlediğinde diliyle halkanın etrafında daha seri halkalar çizerken, kızın göğüsleri her aşağı yukarı hareketinde sallanıyor, adamın ağzına daha çok kayıyordu. Vakumlayarak onu emip tuhaf ve tahrik edici bir ses çıkmasına neden olurken, sarışının yüzüne yapışan saç telini çekip ellerini tuttu.

Bileklerini tam kafa üstünde sabitleyerek içindeki hareketine devam ederken Reva'nın elleri yumruk şeklini almıştı, tırnakları avuçlarına batıyordu çünkü bedenindeki sarsıntı çok büyüktü. Tepeden tırnağa titrediğini hissediyordu, daha deminki cehennem sıcağı gitmişti yerini soğuk terler almıştı. Kuzey'in dudakları üzerinde inleyerek fısıldadı.

-Ben...Çok yaklaştım." Genç adam onun nemli dudaklarına tüm nefesini tüketecek kadar uzun bir öpücük kondurdu.

-O zaman Karayev'ine gel, bebeğim." Boğuk fısıltısı Reva'nın çığlıklarının şiddettini arttırırken kızın ellerini serbest bıraktı ve bunu yaptığı an saçlarına parmaklarını batıran sarışının içindeki hareketlerini hızlandırdı.

İki eliyle kızın bacaklarını olabildiğince birbirinden ayırarak tutarken, Reva duvarın üzerinde sürtünmeye devam ettiğinden dalgalı yaptığı sarı saçlarının dalgası biraz düzleşmiş, telleri oldukça kabarmıştı.

Kuzey'in etrafında son kez kasılırken inleyerek başını geriye ittirdi ve vücudundaki her hücrenin şiddetle kasılmasını hissederken tüm tutkusunu akıtarak boşaldığında, Kuzey de kızın beraberinde geldi.

Okumaya

devam

edebilirsiniz.

Bacakları bile tutmayacak hale gelirken adamın kalçasının üzerinde birleştirdiği ayak bileklerini çözdüğünde, Kuzey önce dudağına sonra da yanağına şefkatli bir öpücük kondurdu ancak hiç de şefkatli olmayacak, vahşi biçimde kızın kulağına fısıldadı.

-Ben kazandım."

Saat 00.00'dı.

•✦ ✧PUSULA - Bölüm Sonu ✦ ✧•

•Kuzey kazandı... Instagram anketinde herkes Reva demişti çünkü kızımızı kazandırmaya alıştırdım :) Ters köşe severim...

•Bakalım neler olacak...

•Gelecek bölüm heyecanlı. Yanii 🌚🌚🌚

Umarım sevmişsinizdir, uzak kaldık. Özlemişim onları yazmayı. Lütfen yıldızlamayı ve yorum yapmayı unutmayın! Hikaye finalinde hala 600 yıldız istiyor olursam bu beni üzer....

Reva'nın dansı için esinlendiğim video tamamen budur ve baştaki kızdır. En sevdiğim dansçıdır kendisi.

Alıntılar, bilgilendirmeler ve daha fazlası için,

INSTAGRAM; tutkudevran

(Okurum olduğunuzu söyleyin eğer fake hesapsanız.)

Reva instagram> @revadevran

Kuzey instagram> @kuzeykarayev

Rüzgar instagram> @ruz.devran

Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.