İçeriğe geç

PUSULA

Bölüm 29 · 16 dk okuma

PUSULA

Bölüm 29

2.8: “Kuzey’in Kadını”

Bu bölüme kadar okuyanlar, lütfen yıldızlasın.

Yıldızlamayanlar okumasın.

Zira uzun bir zaman okuduğunuz son Pusula bölümü olabilir. (bölüm sonuna bakmayı unutmayın.)

Keyifli okumalar.

"Bundan daha güzel bir ölümü, hayal bile etmemiştim." -K.K.

3.GÖZ

Henüz yeni doğmakta olan günün sarı kızıl ışığı, sadece yarıya kadar çekilmiş simsiyah perdenin yanından sızarak leğen kemiğine kadar örtü çekilmiş Karayev'in üzerinde parlıyordu. Orta kısalıktaki sert saç tutamlarının önü biraz birbirine girmişti, rüyasında her ne görüyorsa kaşları çatıktı ve kollarından biri kıvrılarak pazısını kasmış, ellerinden biri ensesinin altına yerleşmişti.

Göğsünde Reva'nın ona verdiği kılıç kolyesi parlarken, bir şeyler homurdanarak kızınca onu izleyen Lale dudağını kıvırmadan edemedi. Oğlu Kuzey, bu olmalıydı, çünkü evde başka kimse yoktu. Kendisine biraz benziyordu sanki...

Topuklularının çok ses çıkarmamasına özen göstererek yatağın yanına çöktü ve parmak uçlarını Kuzey'in havaya kalkan ön saçına doğru uzattı. Koyu tutamlar resmen fırça kadar sertti, parmak uçları onun saçları yüzünden gıdıklanır gibi olurken, genç adam bir şeyler mırıldanarak aniden yüz üstü döndü ve yatağına yüzünü daha çok gömdü.

-Kuzey....Kuzey...." anında uyanarak gözlerini açmıştı ama sırt kaslarına dokunan annesini göz ucuyla görse de hâlâ tam uyanamamış gibiydi. "Şey...Uçağım bir saate kalkıyormuş. Sana veda etmek istedim." En azından veda edeceklerken iyi günündeydi, onunla kavga ederek ayrılmak istemezdi delikanlı.

-Saat kaç?" Dedi kaşlarını çatarak yerinde doğrulurken. Uyuyakalmış olması imkansız olacağından gözleri saatini buldu ve haklı çıktı. "Altı. Neden ötmedi bu?" Yerinde doğrulup sağ avucuyla gözünü ovuşturup sol eliyle saate birkaç kez pat pat vurunca Lale güldü.

-Vurunca öteceğini sanmıyorum, Kuzeyciğim." Karayev, hemen ayaklanırken işe yaramaz saati köşedeki koltuğa fırlattı ve banyosuna doğru yürüdü.

-Duş alıp hemen geliyorum." Ancak eli kapı koluna değdiği an Lale oturduğu yerden ayaklanmıştı.

-Ah, hayır! Hayır, ben kendim gitmek isterim." Kuzey, sanki komut verilmiş sadık bir köpek gibi aniden durup ona döndü. "Yalnız yolculukları daha çok severim. Sadece görüşürüz demek istemiştim."

-Anladım." Dedi sadece ve annesini inceledi tepeden tırnağa. Fark ettiğiyse zaten yıllardır bildiği bir şeydi. Hayranlık duymak hiç Karayevlik olmasa da, annesine gerçekten hayrandı, bunu yeniden fark etti.

Sabahın bu saatinde saçları öyle güzel fırçalanıp at kuyruğu yapılmıştı ki... Önüne düşen, çenesine gelen kısa perçemler kıvrılarak arkaya yatırılmış, at kuyruğunu sağlayan tokaya düzgünce sarılmıştı. Siyaha çalan gözlerinde hiç uykuya dair yorgun izler yoktu, son derece canlıydı, kalın dudaklarında gül kurusu bir ruj vardı. Üzerindeki kirli beyaz renkteki gömleğin boyun kısmında hoş bir fiyonk vardı ve üzerine elmas detaylı broş iliştirilmişti. Diz altına kadar inen kiremit kahverengi kalem eteği, fazla yüksek olmayan topuklu ayakkabıları, sanki hala çıkarması yasakmış gibi çıkarmadığı evlilik yüzüğü... Kusursuzdu, öyle asildi ki, Kuzey bir kez daha ona hayranlık duydu. En güzel romanından bile daha güzeldi. "Seni bir daha ne zaman göreceğim?" Diye sordu kadına çaresizce.

Çaresiz olmaktan her şeyiyle nefret ediyordu. Lale eğer her zamanki modunda olsa bu soruyu asla sormazdı ama kadın bugün eskiyi çok hatırlamadığı için sakindi, o yüzden sormuştu.

-Zaman gösterecek. Ama kısa zamanda gelebilmeyi umuyorum." Kuzey'in yanına gidip elini onun geniş omzuna koydu. Parmaklarının soğukluğu değildi Kuzey'i irkilten, oradaki, beklenmedik temasın altındaki, şefkatti. "Kendine ve kız arkadaşına iyi bak. Hediyemi açmasını söyle, sipariş ne yazık ki anca geldi." Eliyle Kuzey'in yatağının kenarındaki bembeyaz renkteki kutuyu gösterdi ve derin bir iç çekti. "Eh, ben gideyim artık."

-Gelmemi istemediğine emin misin?" Lale kapıya ilerlerken onu arkasından takip ediyordu. İkisi beraber odadan çıkıp merdivenlere giderken kadının valizleri çekerek bile almasına izin vermedi ve kendisi ikisini saplarından tutarak merdivene ilerledi.

-Eminim tabii, çocuk değilim Kuzey. Koskoca kadınım." Genç adam, merdivenleri indiklerinde valizleri hemen yanına gelen Ercanla Vural'a arabaya götürmeleri için verirken Lale mırıldanarak ekledi. "Aklı biraz gidik, tuhaf bir kadın..." Kuzey, onun kendine ettiği hakarete kaş çatarak kadının koluna dokundu.

-Öyle deme." Lale, gülümsemek için kendini zorlayacaktı ama buna çabalamak nedense o an hiç içinden gelmedi. "Kahvaltı yaptın mı?"

-Hayır, ama uçakta yerim." Kuzey, spor şortunun cebinden telefonunu çıkarıp kahvaltı hazırlattırırken kadına bakmadan söylendi.

-Uçakta başın ağrır senin, bir şey yiyemezsin." Verdiği bilgiyi kafasında sorguladı Lale ancak önceki uçak yolculuklarını hatırlamıyordu maalesef. Bir an önce uçağa gidip defterini okusa ve hafızasını yakalamaya çalışsa iyi olacağını düşündü. Oysa bu sadece nefretini tazeleyecekti...

-Ya öyle mi oluyor? Bilmiyordum." Onun kendiyle yaşadığı çatışma Kuzey'in canını sıkarken -zaten bu durum kadının en iyi hali bile olsa hastalığından kaynaklı olması genç adamı mutlu ettiği kadar çok üzüyordu- önemsiz bir konuymuş gibi davrandı.

-Herkeste öyle olur yani. Havaalanına yakın bir restoran var, kahvaltın için bir şeyler hazırlattırıyorum. Yiyip öyle geçersin." Lale şimdi hafif bir tebessümle onu ödüllendirirken, kapıyı açtı delikanlı. "Kendine çok dikkat et, tamam mı? Farimayla sık sık konuşacağım."

-Ederim. Sen de et." Kapıdan çıkıp bir iki adım atmıştı ki başını çevirdi Karayev'e. "Beladan uzak dur. Olur mu?" Şu hastalığın getirdiği mutluluk nasıl koca bir yalansa Kuzey de o koca yalana öyle uygun bir söz söyledi.

-Olur."

Oysa bunun doğru olmadığını Lale derinde bir yerde biliyordu. Ama o anlık hatırlayıp bulamayacağı kadar derinde...

Kadın arabaya binip uzaklaştığında mutfağa geçip kendine yeşilliklerden, salatalıktan ve limondan oluşan sağlıklı bir içecek hazırladı. Saniyeler içinde içeceği bitince hızla duşunu almış, dişlerini fırçalamış, bugün izinli olduğu için kahvaltı yapmak ve işe gitmek yerine de spor salonuna yönelmişti. Islak saçlarını omuzlarındaki havluyla rastgele kuruladı ve kulaklıklarını takıp kendine rastgele bir motivasyon müziği açtı.

Ağırlık kaldırmak için deri koltuğa uzanıp kollarını demirin iki yanına eşit uzaklıkta koyarak dirseklerini düzleştirdi. Çubuk her göğsüne yaklaştığında sayım yapmaya başladığında, bu yaptığı hareket sadece bir ısınmaydı Kuzey için. Yıllardır antrenman yapmaya alışkın vücudu artık bu ağır hareketi bile ısınma olarak kabulleniyordu.

Yirmiye geldiğinde birinci seti tamamlayıp çubuğu yerine taktı ve bu sefer ayak bileklerine ağırlıkları bağlayarak dizini kendine doğru çekti. Bu hareketi de iki dizi aynı anda çekerek yirmi defa yaptığında, iki hareketi de 20şer şekilde dört set yapmıştı.

Boynundan süzülen ter damlaları sırtına akarken, barfiks çubuğuna gidip avuçlarıyla demiri hızla kavradı ve ayak bileklerini çaprazlayarak demir göğüs hizzasına gelene kadar yükselip alçalmaya başladı.

Islık çalan kız, gözlerini kısarak onu incelerken kulaklık takılı olduğu için duymamıştı Kuzey. Reva, genç adamın her hareketinde kasılan karın kaslarına, güçlü kol ve bacak kaslarına, başını bir anlık yan çevirdği esnada gördüğü düzenli nefes alışverişlerinde birbirine bastırdığı kalın dudaklarına, süzülen birkaç ter damlasına baktı. Hiç yorulmuş gibi görünmüyordu ama terlemesi uzun süredir burada olduğunu gösterirdi.

-Sabahım güzel başladı." diye mırıldandı elindeki torbayla saniye saniye Kuzey'e yaklaşırken. Kulaklık takılı olduğunu fark ettiğinde alt dudağını ısırarak güldü ve torbayı yere bırakıp ona doğru hızla ilerledi. Tam sırtına dokunmuştu ki adam aniden bir elini demirden çekip onun boynuna sardı ve ayakları yere temas ettiği an ninja çevikliğiyle arkasını döndü. Öyle saliselik bir refleksti ki Reva da istemsizce ona tekmesini geçirmişti. "Boğazımı alabilir miyim Kuzey Bey?" Dedi işaret parmağıyla adamın elini gösterdiğinde. Kuzey'in yüzündeki şaşkınlık saniyeler içinde kaybolurken, eli gevşer gibi oldu. "Zahmet old..."

Dudakları dudaklarına kapanınca devam etmesi zor olmuştu, Kuzey onun inleyişini parmaklarının altındaki ses tellerinin titreşmesinden de hissederek bundan zevk alırken, Reva ellerini onun saçlarına batırdı. Elbette bu tutkulu anı yarıda kesen Bay İrade, kızı kendinden uzaklaştırarak tepeden tırnağa inceledi.

-Erkencisin." Üzerindeki kıyafetlere bakınca kızın elbisesinin sabah için fazla abartılı olduğunu gördü ve duruma aydı. "Hiç uyumadın." Reva, kafa sallayarak başıyla torbayı gösterdi.

-Elim boş gelmedim. Bilirsin, misafir zarafetine sahip biriyim." Kuzey, dudak kıvırarak torbanın yanına ilerledi. Reva, onun hediyesini koyduğu torbayı kullanmıştı getirdiği "misafir" hediyesi için. Ve içindekilere bakınca dokunmadan edemedi.

+18 İÇERİK

RAHATSIZ OLANLAR

OKUMASIN!!!!!

-İp? Vibratör? Göğüs kıskacı? Vajinal masaj aleti? Kıç tıkacı?" Malzemeleri tek tek çıkarırken, Reva'ya başını çevirdiği an elbisenin omuzlarından yere düştüğü anı gördü. "Reva, adamlarım her an gelebilir."

-O zaman kapıyı kilitle, o torbada anahtar yok Karayev." Çok bilmiş cümlesinin sonunda gülümserken Kuzey, baş parmağıyla alt dudağını okşadı. "Hepsini saydığına göre, senin akıl sağlığının iyi olmadığını düşünmeli miyim?"

-Nasıl kullanıldıklarını biliyorum, diyelim." Reva'nın yüzüne düşen sarı perçemleri ittirdi. "Önemli olan senin ne kadarını kullanmak istediğin." İşaret parmağının tersiyle kızın yanağına, oradan göğüslerine doğru kayarken, dantelli iç çamaşırının kenarlarında gezindi.

-Mmm... Sanırım birini kesin kullanacaksın." İpi ima etttiğini anlayan genç adama yeşillerini cesurca dikti. "Ama uyarayım, intikamım kötü olur Karayev."

-Bu anı mahvedemezsin Devran." İki parmağını kızın sütyen askısının altına geçirip omzundan aşağı doğru kaydırdı. "Tadını çıkaracağım. Kahvaltı olarak geldin." Oyuncu bir sesle ekledi. "Romantik bir herif olup seni yatağa taşımamı ister misin?" Reva, yeşillerini etrafta gezdirirken gözünün takıldığı çubuğa bakarak gülümsedi.

Hem bedeni, üstüne çıkmamış, nefesi daralmamış olurdu bu fikir sayesinde...

-Romantizm kalsın." Kuzey'in temasından uzaklaşarak torbadan ipi çıkardı ve kısa olan barfiks çubuğuna ilerledi. Setle beraber gelince bu da gelmişti ama Kuzey'e kısa kaldığı için genç adam o barfiksi hiç kullanmamıştı. "Bu çubuk daha iyi görünüyor." Karayev, çubuk-ip-Reva arasında bakışlarını gezdirirken dudak kıvırarak yaklaştı hem av hem avcı olan sarışına.

-Erken gelmeyi istedin mi yoksa dayanamadın mı?" Kızın zarif bileklerine siyah ipi geçirip bağlarken, Reva başını sallayarak saçlarını omuzlarından geriye ittirdi.

-Bir an önce olsun bitsin istedim. Böylece sıradaki kısma geçebiliriz." Kuzey, iki bileğini de bilek içleri birbirine yapışık şekilde bağladı ve ipin uçlarını barfiks çubuğuna geçirerek oraya sabitlemek için düğüm atmaya başladı. Reva, kollarının yukarı kalkmasıyla sırıtırken onun gülüşüne tepkisiz kalamadı genç.

-Sonraki kısım için aklından ne geçiyor?" Masum masum omuzlarını kaldırıp indirince, Kuzey işi bittiği an, ellerini onun bileklerine sarıp kıza yanaştı. Göğsü Reva'nın çenesine değerken, yüzünü sarışına doğru eğdi. "Rahat dur, düşüncelerin dikkatimi dağıtıyor." Kız başını dikleştirerek eğlenen yeşillerini siyah gözlere sapladı.

-Sadece düşüncelerim mi senin dikkatini dağıtıyor?" Hatırlatmak ister gibi vücuduyla hafifçe salındı. "Dantel çamaşırlarımın etkisi yok mu?" Dantel dediği an Kuzey'in, göğüslerini ve kadınlığını zar zor kapatan bez parçalarına sanki arkalarını görüyormuş gibi dikkatle bakması vücudunun ısınmasına neden oldu.

Hiç cevap vermeden yarım daire çizerek kızın arkasına geçti ve sarı saçlarını bileğine dolayarak kafasını öne doğru yatırdı. Açılan ensesine, dudaklarının arasına dilini yerleştirerek bir öpücük kondurduğunda Reva diz kapaklarını birbirine bastırdı.

-Gözlerini kapatmanı öneririm." Dedi Kuzey, elini kızın iç çamaşırından içeri sokup kalçasını kavrarken. "Sadece hisset." Reva gözlerini kapattığında onun parmak uçlarının kalçasıyla özel bölgesi arasını okşadığını hissederken başını geriye doğru yatırdı. Ancak parmaklarını içine ittirmemiş aksine külodundan çıkarıp beline sarmıştı. Bu sefer elinin tersiyle kızın karnını ve göğüsleri arasındaki ateş dövmesini usul usul okşarken, dudakları Reva'nın omzuna, kollarına temas ediyor, sıcak öpücükler bırakıyordu.

Onun her dokunuşu kızın karnından kadınlığına doğru kıvılcımlar bırakırken, nefes alış verişi sıklaşmıştı. Parmaklarını bu sefer külodunun üzerinden özel bölgesine tüy gibi dokundurup, omurgasında öpücüklerle aşağı ilerlerken istemsizce belini içe doğru büktü Reva.

Arzu ayak parmak uçları üzerinde yükselmesine neden olurken, Kuzey yeniden sarışının önüne gelip öpücüklerini çenesine oradan boynuna taraf yöneltti. Boynundan aşağı bir yağ gibi santim santim kayarken, inleyen kızın kalça kenarındaki dövmenin üzerinde fısıldadı.

-İnlemen beni delirtiyor." On beş dakikadır ağır dokunuşlarıyla işkence ediyordu ve deli eden kendisi miydi? Kilodu dizlerine indirilirken, alnına yapışan saçlarını koluna sürterek ittirmeye çalıştı sarışın. "Geciktirilmiş bir arzu, iradeni güçlendirecek." Dedi Karayev eğitici ses tonuyla, bu halde bile ciddiyetini koruması ve kalın ses tonu Reva'nın, kadınlığını, onun dudaklarına doğru ittirmesine neden olurken, kızın karnını sağ avucuyla okşayıp bir öpücük kondurdu oraya.

-Seni istiyorum. Şimdi." Ona emir verir gibi konuşmak istemişti ama cümlesinin sonunda inlemesi pek de kontrol konumunda olduğunu göstermiyordu.

-Bağlayan benim Reva." Diyerek iddiayı kazanan tarafı hatırlattı Kuzey. "Şu işe bak, bu aletleri kullanmama bile zaman tanımadın. Sonraki günlere kalacak gibi..." Parmak uçlarıyla Reva'nın kasıklarında gezindi ve diliyle tepesini okşayarak ıslaklığını ağzında tattı. "Ve ıslaksın."

-Ciddi olamazsın!" Dedi Reva alaycı bir ses tonuyla beraber yeşillerini de açıp kirpiklerini kırpıştırarak. Resmen kadınlığı bu hareketten sonra alev alev yanıyordu. "Vay be, ben de neden kaslarım kasılıyor diyorum." Kuzey, bu küstah tavra karşı aniden dilini kadınlığının dudaklarından içeri daldırdığında ve Reva'nın bacaklarını omuzlarına alarak işkencesine devam ettiğinde gözlerinden zevk yüzünden yaş süzülmeden 2 saniye önce bir hatırlatma yaptı sarışın. "İntikam, soğuk yenen bir yemektir Karayev."

•••

OKUMAYA

DEVAM

EDEBİLİRSİNİZ.

Reva, uykulu gözlerini ovuşturup merdivenleri çıplak ayakları ardında sesler bırakarak indiğinde akşam olduğu için ortalığın karanlık olması önünü görmesini zorlaştırmıştı. Mutfaktan gelen seslere doğru yöneldiğinde kapıya geldiği an Kuzey'in sesini duydu.

-Bugün Ercan. Bu akşam yapıyoruz. Planda hiçbir değişiklik yok. Ülkeye yapılan bir teslimattan bahsediyoruz." Reva, kapıyı ittirerek içeri girdiğinde kızı inceleyen siyah küreleri yeniden Ercan'a çevrildi. "Hızlı olun." Ercan, bir şey demeden yutkunarak ve özellikle Reva'ya bakmayarak mutfaktan çıkarken, sarışın kaşlarını çatarak ona doğru yürüdü. Mutfak masasında çok hoş iki kişilik bir masa hazırlanmıştı ve Janset gerçekten döktürmüş görünüyordu. "Uyanmışsın." En son saat öğlene gelirken intikamını Kuzey'den almıştı ve ondan sonra derin bir uykuya dalmıştı.

Hem de zamanında kendisine "Soğuk duş almamı gerektirecek bir neden görmüyorum." diyen adama soğuk duş aldırtarak...(*Rev unutmaz.)

-Evet. Rüyamda beni titreşimli yapay penisten kıskanıp istediğimi yapıyordun." eğlenen sesinin sonuna şaşkın bir yüz ifadesi ekledi. "Bekle bir saniye... Bu rüya değildi." Kuzey ona göz devirerek masaya ilerlediğinde kaşlarını kaldırarak onun "asilzade, omuz attıran" yürüyüşünü taklit etti ve sandalyeye onun gibi oturdu Reva. Bu hareketi Kuzey'in kafasını sağa sola sallamasına neden oldu.

-Akıl almıyor. Bu kadar sinir bozucu olup üzerimde böyle etkin olmasını, cidden akıl almıyor." Janset'in yaptığı patates püresinden kocaman bir çatalı ağzına alıp omuz silkti Reva.

-Yine de yapay penisin içime girmesini istemeyip masturbasyon yaptın." Tatlı bir kahkaha attı. "Sana ergen hareketi yaptırdım. Tanrım, Reva hanesinde puanlar coşuyor. Karayev hanesinde sadece bağlama puanı var."

-Sana Harry Potter izlemeyi yasaklıyorum. Çünkü havadan puanlar alan inek Gryffindor'a çok takıntılı gibisin." Kınayarak başını salladı. "Slytherin'in kıymeti bilinmeliydi." Gözleri masaya koyduğu hediye paketine kaydı ve Reva'ya doğru ittirdi. "Hufflepuff'tan Gryffindor'a bir hediye." Sarışın dolu ağzını büzerek gözlerini açarken, Kuzey imayı anlamamasına göz devirdi. "Lale Hanım'dan." Reva, hızlı hızlı çiğnediği lokmayı yuttuğunda paketi ellerine alarak ayaklanmıştı.

-Bubi tuzağı falan değil, değil mi? Eminiz?" Dudak kıvıran genç adam omuzlarını kaldırıp indirerek ona şüpheli bir imaj çizerken hafifçe tekmeledi onu Reva. "Hey! Sırf sana küçük Kuzey'i çekiştirttim diye o kadar kızmış olamazsın!"

-O Kuzey de küçük değil." Diyen, şarabını yudumlayarak arkasına yaslanan ukala Karayev'e iç çekerek gözlerini devirdi ve kutunun fiyonkunu çekip kapağı yavaşça kaldırdı. Şeffaf paketleri kaldırarak kendisini karşılayan kıyafeti hayretle inceledi.

Mmm...Bu şey! Bu şey neydi?

Elbiseyi askılarından tutarak kaldırdığında kendisini lacivert, prenses tül etekli, göğüs kısmı özel taş işlemeli, düşük omuzlu kusursuz bir elbise karşıladı.

PRENSES elbisesi. Lacivert, dizlerinin altına kadar inen bir prenses elbisesi.

Reva, yeşillerini sanki en korkunç korku filminden bile daha korkunç bir yaratığı görmüş gibi iri iri açınca, hiç beklemediği bir şey oldu.

Kuzey, bardağı bırakıp başını geriye yatırarak içten bir kahkaha attı ve bu Reva'yı daha da korkuttu. İncileri görünmüş, adem elması boğazında kıpırdamış kısık siyah gözleri daha da kısılmıştı.

Sesinin kalın tonu o gülüşle öyle hoş yumuşamıştı ki, Reva bir an bu çirkin ama çoğu kız için kusursuz elbiseye sahip olmaktan mutluluk bile duydu.

Karayev ve kahkaha atmak. Onu ilk kez böyle görmüştü.

Kuzey, onun dehşet ifadesinin devam etmesiyle kahkaha kısmından gülüşe geçerken, Reva bakışlarını kaçırarak elbiseye baktı ama ona bakmak da iyi fikir olmadığı için başını çevirdi.

-Lale Hanım ya benden tutkuyla nefret ediyor olmalı ya da dövmelerimle bu elbiseyi uyuşturmuş kadar zevksiz..." Kuzey, kutuda onun görmediği şeyi havaya kaldırdığında Reva bunun açık tenliler için alınmış vücut fondöteni olduğunu görünce iç çekti. "Yine de ben nefret seçeneğini düşünüyorum. Bu elbiseyi bize gelmeden önce almış sanırım, o gün iyi görünüyordu."

-Evet çünkü siparişi yeni gelmiş." Kuzey "sipariş" kelimesini vurguyla söylediğinde Reva'nın da genzinden ses geldi.

-Evet, keşke "gelmeseymiş."" Dedi eliyle tırnak işareti yapıp kapağı kapatırken. "Pahalı bir marka, acaba geri göndersem ona haber verirler mi?"

-Kafana göre takıl, haber almamasını sağlarım." Bu esnada kız yerine geçip yemeğine devam ederken çalan telefonuyla keyfi hemen kaçmış telefonunu açmıştı Kuzey. "Alo? Hazır mı? " cevabı dinlerken yüzünde istediğinin olduğuna dair bir tatmin belirdi. "Tamam, gözünüz kulağınız açık olsun. Hata istemiyorum." Siyahları kendisini izleyen kıza çevrildi son cümlesini söyleyip telefonu kapatmadan önce. "Birazdan yola çıkarım." Telefonu masaya koyduğunda, dudaklarını diliyle ıslattı ve ensesini ovaladı. "Birkaç saatliğine çıksam, evde beklemek senin için sorun olur mu?"

-Evet, olur." Dedi Reva çatalını sertçe tabağa bırakıp dirseklerini masaya yaslayarak. "Sorun ne? Uyuşturucu ticaretinizde bir aksama mı oldu Kuzey Bey?" Sesindeki azarlayıcı ton ve sondaki hitabı kinayeyle söylemesi genç adama babasını hatırlatırken, kaşlarını daha da çattı. O yumuşayan yüz hatları yerini yeniden kızgın surata bırakmıştı.

-Reva." Sesinde uyarıcı ton hakimdi, sanki ismini söylemiyordu da sinyal veriyordu. Delirebileceğinin sinyalini. "İşime karışılmasından hoşlanmam. Ben senin işine karışmıyorum, aynı saygıyı senden beklerim." Kollarını birbirine kavuşturarak sırtını sandalyeye yasladı Reva.

-Öyle mi? Ama ben buna saygı duymuyorum!" Sesini yükseltmesi Kuzey'in dizlerinin arkasıyla sandalyeyi ittirerek ayaklanmasına neden olurken sakin olmaya çalışıp, sesini alçalttıktan sonra konuştu sarışın. "Uyuşturucu işini bırakmanı istiyorum Kuzey. Sen satmasan da dönecek bu biliyorum ama yapan kişi, sen ol istemiyorum." Kuzey'in kalbindeki iyiliği biliyordu ve onun gençleri zehirlemede en ufak bir payı olsun istemiyordu Reva. Arkası kendine dönük adamın sırtına dokundu yavaşça. "Zalim gibi davranmayı bırak, sen öyle biri değilsin. Güçsüzlerden hınç almak gibi bir derdin olmayacak kadar güçlüsün, sen ba..." aniden kıza vücudunu çevirerek Reva'nın bileğini tutarak dokunmasına engel oldu Kuzey. Gözleri öyle yabancı bir öfkeyle doldu ki Reva sakin davranmaya çalışan salak yanına küfretti.

Şu her şeyden habersiz ve iyilik meleği asalak kızlar gibi duruyordu değil mi? Üstelik Karayev'e karşılık?

-Ben buyum." Dedi Karayev, çok net ve asla açık kapıya yer vermeyen bir tavırla. "Değişmeyecek. Değiştirmekte nasıl bir etkin olacağını sanıyorsun?" Lafları resmen öyle bir zehir akıtarak söylüyordu ki sanki karşısında Reva yoktu, babası vardı, Aysima vardı, hatta biraz annesi vardı. Ama Reva'ya böyle bakamazdı. "Beni kabul ediyorsan, kalırsın."

Sarışın, onun suratındaki demir zırhı delecek bir tebessümle dudak kıvırdı.

-Kalsın, ben gidiyorum." Elini ondan kurtarıp çıplak ayaklarını yere vura vura kapıya giderken, Kuzey, peşinden gitmemek için kendini tuttu ama başaramadı. Reva, ayakkabılarını ayağına geçirip çantasını koluna atarak kapıyı açtığı an kıza yetişerek onu kendine çevirdi.

-Böyle gidemezsin, soğuk." Üzerinde sadece kendisine ait olan incecik bir tişört vardı. Altında külodunun bile olup olmadığı meçhuldü. Orman soğuğuyla karşılaşan göğüsleri sivrilerek tişörtten belli olurken Reva aynı öfkeyle ona baktı.

-Değiştirmekte nasıl bir etkin olacağını sanıyorsun?" Başka bir şey söylemeden arabasına gidip kapıyı çarparak kapattığında kendisine bakan adamlarıyla iyice sinirlenen Kuzey seslendi.

-Reva!" Aldığı tek karşılık açık camdan kendisine orta parmağını kaldırarak hareket çeken kızdı. "Sikeyim böyle işi."

Zaten işlerden birini mahvetmişken diğerini de etmemek için hızla kıyafetlerini değiştirip beş dakika gibi bir sürede arabada yerini aldı.

Teslimatın yapılacağı yere doğru iki araba gözetiminde götürülürken, Reva'yı üçüncü kez aradı ve kız, yanlışlıkla, şarjör değiştirdiği sırada açmış bulundu.

Silah sesleriyle kaşları çatılan Kuzey hızla yerinde doğrulurken, bir eliyle önündeki koltuktan destek aldı.

-Reva? O silah sesleri ne? Neredesin? Reva!" Onun seslerini güç bela duyan kız, açtığı sürücü koltuğu kapısının arkasına sığınmış sağını koruyor, yanına gelen ayıyı da boynundan tutarak kendine siper etmiş solunu koruyor şekilde ateş açarken telefona doğru bağırdı.

-Biraz meşgulüm! Ve siktir git!" Telefonu, sırf Karayev'e -ki onun evinin yolunda önünü kestilerse amaçları zaten adamla alakalıydı- ulaşamamaları için alıp yolun dışına, asla bulamayacakları bir derinliğe, fırlatırken, ateş açanların çoğalması yüzünden silahı yetersiz kaldı.

Siper ettiği adamın boynunu kırıp onu yere fırlattığında kendine doğru gelen adamlardan birinin kolunu kıvırıp ters yönden gelenin gözüne geçirirken, kolunu tuttuğu adamın arkasındaki kazmayı tekmesiyle iki büklüm etti. Ve üç kol kırığı, bir diz çıkığı, karın boşluğu yüzünden düşmeleriyle beş adamı yere düşürdüğünde üç adamın aynı anda üzerine atlamasıyla çırpınsa da onların baskısı altında kapana kısıldı ve tekmelerine hakim olmak için bileklerine kelepçe takan adam yüzüne tekme yese de kızı zaptetmeyi becerdi.

-Oh ne ala şovdu!" Yanına gelen Azerbaycanlı adam kıza ellerini iki yana açarak gülümserken Reva yüzüne tükürdü ve karşılık olarak tebessümü genişleyen adam, cep mendiliyle yüzündeki ıslaklığı silip adamlarına diğer eliyle "götürün" işareti yaptı. Debelenirken önüne çıkan diğer heriflere de tekmelerini arsızca geçiren kız yedi kişi tarafından anca arabaya bindirilip başına silahın arkasıyla vurularak bayıltılırken, çalan telefonunu yanıtladı adam. "Kuzey'in kadını. Bizde."

•✦ ✧PUSULA - Bölüm Sonu ✦ ✧•

•Kuzey ne yapacak?

•Bölüm başında söylediğim şey tamamen okuyup yıldızlamayanlara yönelikti. Burada düzenli hatta fazladan bölüm yazan birinin yıldız ve yorumdan daha doğal bir isteği olmayacağının düşüncesindeyim. Ve bölümlere bakılınca daha önceden üstüne çıkılmış makul bir hedefi sürekli olarak istiyorum, okuyan sayısı artmasına rağmen yıldız yorum sayısı azalıyor.

600 yıldız&yorum.

Eğer almazsa, Pusula wattyde bir süre askıda bekleyecek. Umarım emeklerin karşılığını vermek, sizi çok yormaz. Çünkü bölüm yazmak, kurgu oluşturmak, saatleri, günleri alabiliyor... Bu doğal isteği normal karşılamanız ve biraz olsun empati yapmanız, emeğe saygı duymanız dileğiyle.

Shb'de görüşmek üzere. Pusula'yı Sweek uygulamasından da kütüphanenize eklemeyi ve beğenmeyi unutmayın! ;)

Alıntılar, bilgilendirmeler ve daha fazlası için,

INSTAGRAM; tutkudevran

•Reva instagramı> @revadevran

•Kuzey instagramı> @kuzeykarayev

•Rüzgar instagramı> @ruz.devran

Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️

Bölüm sonu

1 yorum