Ertesi sabah Arda’nın telefonu yine titredi. Bu sefer mesaj değil, bir konumdu. Eski bir depo.
Efe yanındaydı. İkisi de aynı kafede oturuyorlardı, kahveleri soğumuştu.
“Yine mi?” diye sordu Efe, ekrana bakarak.
Arda başını salladı. “Gidiyorum.”
“Ben de geliyorum.”
“Hayır.”
“Evet.” Efe sandalyeden kalktı. “Süt meselesinden beri senin peşindeyim. Şimdi de senin peşinde onlar. Birlikte gideceğiz.”
Arda ona uzun uzun baktı. Sonra iç çekti. “Tamam. Ama bir adım geride dur. Söz.”
Depoya ulaştıklarında hava kararıyordu. İçerisi loş, toz kokuyordu. Köşede bir masa, masanın üstünde kapalı bir zarf.
Arda zarfı açtı. İçinden bir USB ve bir not çıktı:
“İzle. Sonra karar ver. Oğlanı korumak istiyorsan, bu sefer gerçekten yalnız gel.”
USB’yi telefona taktılar. Video açıldı.
Efe’nin annesinin iş yerinin önünden çekilmiş görüntüler. Sonra Arda’nın evinin sokağı. En sonda… ikisinin dün parkta oturduğu an.
Efe’nin yüzü bembeyaz oldu. “Annemi… mi tehdit ediyorlar?”
Arda’nın çenesi gerildi. “Bunlar sadece gözdağı. Ama ciddiye almamız lazım.”
Tam o sırada deponun kapısı gıcırdadı.
İkisi de döndü.
Maskeli değildi bu sefer. Genç bir adam, elinde telefon, gülümsüyordu.
“Merhaba Arda. Efe. Tanıştığımıza memnun oldum.”
Arda öne çıktı. “Kimsin?”
“Önemli değil. Önemli olan… senin bir seçim yapman. O USB’deki videoların hepsi silinebilir. Ama karşılığında bir şey istiyoruz.”
“Ne?”
Adam omuz silkti. “Yarın gece bir arabayı park yerinden alıp belirttiğimiz yere bırakman. İçinde ne olduğunu sorma. Sadece bırak.”
Efe öne atıldı. “Sen deli misin? Arda’yı suçlu yapmak mı istiyorsun?”
Adam Efe’ye baktı, gülümsemesi genişledi. “Sen çok konuşuyorsun. Belki de önce seninle ilgilenmeliyiz.”
Arda bir adım attı, Efe’nin önüne geçti. “Ona bakma. Bana bak. Teklifini duydum. Cevabımı yarın vereceğim.”
Adam başını salladı. “Akıllı çocuk. Ama unutma… seçim senin. Yanlış karar verirsen, o videolar sadece başlangıç.”
Sonra arkasını dönüp gitti.
Depoda ikisi kaldı. Sessizlik ağırdı.
Efe fısıldadı. “Ne yapacaksın?”
Arda USB’yi cebine koydu. “Henüz bilmiyorum. Ama seni ve anneni bu işin içine çekmelerine izin vermeyeceğim.”
Efe onun koluna tutundu. “O zaman ben de seninle olacağım. Sakın ‘yalnız git’ deme.”
Arda ona baktı. Gözlerinde yorgunluk vardı ama bir şey daha… kararlılık.
“Tamam,” dedi yavaşça. “Ama bu sefer gerçekten dikkatli olacağız.”
Dışarı çıktıklarında rüzgâr yüzlerine çarptı. Efe titredi. Arda ceketini çıkarıp onun omuzlarına koydu.
“Üşüme. Daha yeni kurtardım seni, zatürre olursan annene nasıl hesap veririm?”
Efe güldü, sesi biraz titrek. “Sen hep şaka yapıyorsun.”
“Yoksa ağlarım. İkisinden birini seç.”