İçeriğe geç

Püsküllü bela | aref

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Püsküllü bela | aref

Bölüm 5

Eski Fabrika

Akşam 19.00.

Arda eski fabrikanın arkasındaki boş alana girdi. Elleri cebinde, yüzü soğuktu. İçinde fırtına vardı ama dışarıdan bakınca sakin duruyordu.

Bir araba farı yandı. Maskeli üç adam indi. Ortadaki Efe’yi yarı baygın halde tutuyordu.

“Geldiysen konuşalım,” dedi maskeli. Ses tınısı dünkü “keko”lardan farklıydı. Daha hesaplı.

Arda adım attı. “Efe’yi bırak.”

“Önce sen kimsin söyle. Neden o çocuğu korudun? Ne işin var bizim işimizde?”

Arda kaşlarını çattı. “Sizin işiniz neymiş lan?”

Maskeli güldü. “Merak etme. Öğreneceksin. Ama önce… oğlanı geri istiyorsan, bir şey yapacaksın.”

Arda’nın gözü Efe’ye kaydı. Efe başını zorla kaldırdı. Gözleri buluştu. Efe kaşlarını çatarak “Git” demeye çalışıyordu ama ağzı bantlıydı.

Arda yutkundu. “Ne istiyorsun?”

“Yarın bir paket alacaksın. Adresi vereceğim. Kimseye söylemeden getir. O zaman oğlanı bırakırız.”

Arda bir saniye düşündü. Sonra gülümsedi. Çok hafif, çok tehlikeli bir gülümseme.

“Paket mi? Süt mü getireyim yoksa?”

Maskeli bir an durdu. “Ne?”

“Yok bir şey. Sadece… bu kadar dramatize etmeye gerek yoktu. Direkt ‘süt al’ deseydiniz yeterdi.”

Efe o anda hafifçe omuz silkti. Sanki “Lan şimdi şaka mı yapıyorsun” demek istiyordu.

Maskeli sinirlendi. “Dalga mı geçiyorsun?”

Arda adım attı. “Hayır. Sadece… sizi tanıyorum. Dün gece o sokakta Efe’ye sataşan o üç salak sizin elemanlarınızdı. Değil mi? Çünkü Efe’yi bırakınca hemen bana saldırdılar. Yani… planınız baştan berbattı.”

Maskelinin eli cebine gitti.

O anda Arda harekete geçti.

Cebinden çıkardığı taş parçasıyla arabanın farını kırdı. Karanlık bir anda bastı. Maskeli adamlardan biri Efe’yi bırakıp üzerine geldi. Arda yana kaydı, adamın bacağını çekti, yere düşürdü. İkinci adam bıçak çıkardı. Arda geri çekildi, yere çömeldi, adamın bileğini yakalayıp burdu. Bıçak düştü.

Üçüncü adam Efe’yi tekrar tutmaya çalışırken Efe aniden kafasını geriye attı. Adamın burnuna çarptı.

“Lan!” diye bağırdı adam.

Arda o boşluktan yararlandı, Efe’ye koştu. Bantı yırttı.

“Konuşabiliyor musun?”

Efe öksürdü. “Arda… sen delisin.”

“Biliyorum. Kaç.”

Efe ayağa kalktı. Bacakları titriyordu ama koştu. Arda arkasını döndü, son maskeliye baktı.

“Bitti,” dedi. “Polis yolda. Çünkü ben tek başıma gelmedim.”

Uzaktan siren sesleri duyuldu.

Maskeli lanet okuyarak arabaya atladı. Diğerleri de peşinden. Araba hızla uzaklaştı.

Arda yere çöktü. Nefes nefese kalmıştı. Efe birkaç metre ötede dizlerinin üstüne oturmuş, titriyordu.

Arda yanına gitti.

“İyisin?”

Efe başını kaldırdı. Gözleri doluydu. “Sen… sen gerçekten geldin.”

Arda gülümsedi. Bu sefer gerçekten. “Süt için gelmiştin ya. Ben de senin için geldim. Farkımız o.”

Efe gülmek istedi, ama sesi boğuk çıktı. “Şaka mı yapıyorsun yine?”

“Biraz. Yoksa ağlarım.”

O anda Efe öne eğildi ve Arda’ya sarıldı. Sıkıca. Arda da onu tuttu. İkisi de bir süre hiç konuşmadı.

Sirenler yaklaşırken Arda Efe’nin saçına dokundu.

“Bir daha yalnız çıkma. Lütfen.”

Efe başını omzuna yasladı. “Tamam… ama sen de bir daha tek başına fabrikaya gelme. Delisin.”

“Anlaştık.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.