İçeriğe geç

Püsküllü bela | aref

Bölüm 4 · 1 dk okuma

Püsküllü bela | aref

Bölüm 4

Fotoğraf

Arda sabaha kadar uyuyamadı. Telefonu elinden bırakmıyordu. Efe’ye attığı mesajlar birbiri ardına “iletildi” yazıyor, cevap gelmiyordu.

“Efe neredesin?”

“Lütfen cevap ver.”

“Şaka mı bu? Ciddi ol.”

Sonra saat 03.47’de bir bildirim geldi. Gönderen isimsizdi.

Fotoğraf.

Efe bir sandalyeye bağlıydı. Ağzı bantlı, saçları dağınık, yanağında ince bir çizik. Gözleri kameraya bakıyordu. Korku vardı ama… bir de inat.

Altında yazı:

“Oğlan senin için önemliyse, yarın akşam eski fabrikanın arkasında ol. Tek başına. Polis getirirsen o da gider.”

Arda’nın kalbi boğazına tıkandı. İlk tepkisi telefonu fırlatmak oldu, sonra hemen yerden aldı. Elleri titriyordu.

“Lan…” diye fısıldadı. “Sen kimsin lan?”

Sabahı beklemedi. Hemen giyindi, dışarı çıktı. Soğuk hava yüzüne çarptığında bile hissetmedi. Efe’nin evinin önüne gitti. Kapı kilitliydi, pencereler kapalı. Komşuya sorduğunda “Dün gece bir şey duymadık” dediler.

Arda o an anladı. Takip edilmişlerdi. Dün gece parkta otururken, kafede konuşurken… o mesajı atan kişi zaten yanlarındaydı.

Eve döndü. Odada bir aşağı bir yukarı yürüdü. Yumruğunu duvara vurdu, sonra elini sızlatarak tuttu.

“Ben koruyacağım demiştim…” diye mırıldandı. “Süt almak için çıktın lan sen. Süt!”

Bir an gülümsedi, sonra hemen silindi. O gülüş acıydı.

Günün geri kalanında kimseye bir şey söylemedi. Annesine “Okula gideceğim” dedi, çıkıp eski fabrikanın etrafını gezdi. Etrafta kamera yoktu. Issızdı. Mükemmel bir tuzak yeriydi.

Akşama doğru cebindeki telefon titredi. Aynı numara:

“Sakın geç kalma. Oğlanın canı senin kararlarına bağlı.”

Arda mesajı okudu, telefonu cebine koydu. Derin bir nefes aldı.

“Tamam,” dedi kendi kendine. “Geldim işte. Ama senin sandığın gibi tek başıma değilim.”

Gözleri karardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.