İçeriğe geç

Pucca

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Pucca

Bölüm 7

Baskın Basanındır!

Üçüncü kişi anlatımından...

.

.

.

Kızlar seçmeli dersten sonra evlerine dağılmıştı.

Duru yemek yerken aşiret dizisini izliyor, Dora da cilt maskesini takmış kurbağa bandanası ve pijamaları ile Candy Crush'ını oynuyordu.

Aniden Zeynep'le yaşadıkları olaydan sonra açmış oldukları gruba bir mesaj geldi.

-
Whatsapp Sohbeti

Saat: 18.58

Ela: Kızlar

ben çok kötüyüm

lütfen buluşalım..

*iki kişi gördü*

Dora: Ne oluor

ii misin?

Duru: Yine ne oluyor ya...

Ela: Yüzyüze anlatmam lazım

artık Zeynep

benim için tamamen bitti.

*Konum*

Avm'de buluşalım.

-

Duru ve Dora alelacele evlerinden çıkmış, konumdaki avm'ye gitmişlerdi. Hatta o kadar telaşlılardı ki üstlerini değiştirme gereği bile duymamışlar, Ela'dan önce orada olmuşlardı. Bu birbirlerine olan bağın temellerinden biriydi.

Ayrıca bu telaşlarını güzel bir yemek gömmekle telafi edebilirlerdi. Ela gelene kadar bir pizzacı sırasına girdiler.

"Lan kafandaki ne öyle?" Duru ve Dora en üst katta buluşmuşlardı, ikisi de montla pijamalarını kapatmışlardı. Ama biri pek kapatabilmiş değildi. Şaşkınlıkla elini kafasına götürdü.

"Anam..." Dora kafasındaki kurbağalı bandanayı çıkardı. Bandanayı montunun cebine tıkıştırdıktan sonra Dora, etrafına bakındı. AVM her zamanki gibi kalabalıktı; çocuk çığlıkları, tepsi sesleri ve havaya karışmış kızarmış hamur kokusu… Ama onların masasında garip bir sessizlik vardı.

Duru pizza için bekliyormuş gibi yapıyor ama telefonunu elinden bırakmıyordu. Ela’dan hâlâ ses yoktu.

"Bu kız normalde geç kalmaz," dedi Dora, pipetiyle boş bardağıyla oynarken. "Bir şey olmuş belli."

Duru başını salladı. "Zeynep mevzusu uzadı zaten. Ama ‘tamamen bitti’ demesi…" Cümleyi yarım bıraktı. Devamını ikisi de düşünmek istemedi.

Tam o sırada Dora’nın gözü yürüyen merdivenlere kaydı. Siyah montlu, omuzları düşük birini görünce dirseğiyle Duru’yu dürttü. "Geldi."

Ela onları görünce ağır adımlarla yanlarına yaklaştı. Gözleri kızarmıştı, makyajı dağılmıştı ama asıl değişen yüzündeki ifadeydi. Her zamanki o kendinden emin duruşundan eser yoktu.

Ela hiçbir şey söylemeden sandalyeye oturdu. Çantasını kucağında sıkıca tutuyor, etrafa bakmamaya çalışıyordu. Dora, karşısındaki pizzacıdan sipariş numarasının anons edildiğini duydu ve pizzaları almaya gitti.

Duru "Ne oldu?" diye sordu yumuşak bir sesle. "Mesaj bayağı korkuttu bizi."

Eda derin bir nefes verdi.

*Birkaç saat önce*

Ela'nın ağzından

.

.

.

Baha gidelim dediğinde ilk başta istememiştim.

Fakat şimdi onun arabasındaydım ve Zeynep'in yurduna doğru gidiyorduk.

"Baha, bak kızın şu anda günahını alıyor olabiliriz..." Baha başını iki yana salladı. "Güya bugün yurttan çıkmayacağını ve kimseyle buluşmayacağını söyledi." Bana bakıp sırıttı. "Bakalım öyle miymiş?"

Zeynep'le olan grubumuza baktım. Dora'nın dediği gibi birkaç mesaj atmıştı;

Whatsapp Sohbeti

Zeynep: Kızlar konuşmayacak mıyız???

Beni affettiniz değil mi? Bir daha grubumuza saçmasapan insanlar almayacağım söz

*üç kişi gördü*

Zeynep: Kızlar ben feci yorgunum bugün ya okula da gelemedim

saat 17.38

Duru: Bir sorun yoktur umarım

Zeynep: Üzerimde bir kırgınlık var sanki bir duşa girip uzanmayı düşünüyorum.

Dora: Tamamdır dinlen

-

Mesajları daha yeni görmüştüm, Baha'ya baktım. "Bak kız dinlenecekmiş bugün, boşu boşuna gidiyoruz şu an..."

"Göreceğiz Ela, bir sakin ol."

Birkaç dakika sonra yurdun önüne yaklaştığımızda uzaktan gördüğüm bedenle dondum. Normalde eşofmanla ve 2018den kalma tişörtler ile dolaşan Zeynep, bugün fazlasıyla şık olmuştu. 'Bu hazırlanmayı neye borçluydu?' diye düşünmeden edememiştim. Zeynep, az önce onu koruduğuma dair olan bütün cümleleri bana yutturmuştu. Baha kaşlarını kaldırdı. "Aynen, dinleniyormuş bayağı..." dedi ve hızlıca arabadan indi. O kadar öfkeli ve üzgün hissediyordum ki. Sanki baştan aşağı dolmuş gibiydim. İç sesim hiçbir şey yapma. Sadece yerinde otur, bu senin meselen değil dese bile sinirime bunu yedirememiştim. Ben de arabadan indim.

"Zeynep, rimelini unutmuşsun kardeşim." İçimden adeta bir keko çıkarken Zeynep şaşkınlıkla bana ve Baha'ya bakıyordu.

"Ne yapıyorsunuz siz burada?" dedi sonunda Zeynep. Sesi, olması gerekenden fazla sakindi.

Baha acı bir tebessümle güldü. "Dinleniyordun hani," dedi. "Duşa girip yatacaktın." Zeynep hemen çantasını omzuna çekti. "Arkadaşlarımla çıkıyorum. Ne var bunda?"

Öfke, boğazıma kadar yükseldi. "Arkadaşların kim? Gruba yazarken ‘yorgunum’ diyordun. Bize bunu mu layık gördün?" Devam ediyordum, okula başladığımdan beri içime attığım şeyler bu konuyla patlak vermişti sanki. "Beni aptal yerine koydun, hepimizi."

Baha yanımdan geçip hızlıca Zeynep'in elindeki telefonu kavradı. Şaşkınlıkla ona bakarken Zeynep deli gibi bağırmaya başladı; "YA BIRAK! BIRAK DEDİM TELEFONUMU!" Birbirlerini dövecek gibi oradan oraya savruluyorlardı. Zeynep resmen tırnaklarını çıkarmış, o çok korktuğu şeyi görmemesi için Baha'ya tırnaklarını saplıyordu. O an izlemekten başka bir şey yapamadım. Baha telefondaki mesajlara girmiş, girdiği an en üstte Ali ile olduğunu düşündüğüm mesajları görmüştü.

Parmağı yukarı kaydırıp duruyor, hızlıca mesajları okuyordu. Zeynep kolundan sıkıca tutup telefonu almaya çalışsa da; o savrulan telefonun ekranından dudak fotoğrafını çoktan görmüştüm.

"Dün gece dudaklarımı çok acıttın..." Baha sesli bir şekilde okumaya başladığında şok olmuş gözlerle Zeynep'e baktım. "Şişti senin yüzünden."

Zeynep’in bağırışı bir anda kesildi. Gözleri dolmuştu ama ağlamıyordu. Daha çok yakalanmış birinin çaresizliği vardı yüzünde. "O öyle bir şey değil," dedi aceleyle. "Şaka yapıyorduk, sen yanlış anlıyorsun."

Yanlış anlayacak bir şey yoktu. Mideme kramplar girdi. Baha ekrana bir kez daha baktı, sonra telefonu Zeynep’in göğsüne doğru itti. "Ali kim?" diye sordu.

Zeynep sustu. Bu da yeterli bir cevaptı.

"Baha-" diye başladım ama kelimeyi tamamlayamadım. Çünkü o an, Zeynep’in yüzünde beliren ifade… Utanç değildi. Pişmanlık hiç değildi. Sadece yakalanmış olmanın verdiği panikti.

"Bir kere oldu," dedi sonunda. "Abartıyorsunuz. Hem sen de hep uzaktın zaten."

Bu cümleyle birlikte Baha’nın omuzları düştü. Sanki biri içinden havayı çekip almıştı. "Suçu bana mı atıyorsun şimdi?" dedi. "Ciddi misin Zeynep?"

Ben ise daha fazla dayanamadım. "Yeter," dedim. Sesim titriyordu ama durmadım. "Yalan söyledin. Bize de, ona da. Şimdi de suçu paylaştırmaya çalışıyorsun."

Zeynep bana döndü. "Sen karışma Ela..." dedi sertçe. "Bu benim ilişkim."

"Artık değil, çünkü beni de bu yalana ortak ettin. Seni savundum. Baha'ya karşı, kendime karşı." ve bir an göz göze geldik. O bakışta arkadaşlık adına kalan ne varsa silindi. Bunu ikimiz de hissettik.

Baha telefonu çimenlik alana fırlattı. "Tamam, ben gidiyorum." Ne bağırdı, ne hakaret etti. Zeynep koluna uzandı. "Baha dur, konuşalım."

Kolunu çekti. "Konuşacak bir şey kalmadı." dedi. Sonra bana baktı.

"Hadi."

Arabaya yürürken ayaklarımın yere değdiğini hissetmiyordum. Kapıyı kapattığımda içimde tuttuğum nefes bir anda dışarı çıktı. Ellerim titriyordu.

Bir süre hiç konuşmadık. Motorun sesi bile fazla geliyordu kulağıma.

Camdan dışarı baktım.

Zeynep’in yüzü gözümün önünden gitmiyordu. Ama bu kez onu kurtarmak istemiyordum.

Ve bu kısa süreli bir arkadaşlık için kolay gibi gözükse de, benim için zor bir vedaydı.

"Baha, beni *** Avm'ye götürür müsün?"

.

.

.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.