İçeriğe geç

Pucca

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Pucca

Bölüm 6

İtiraf

Üçüncü kişi anlatımından...

.

.

.

"İşte böyle kızlar..." Dora, Doğa ve Ela kantinde çaylarını yudumlarken dedikodu, daha doğrusu bilgi aktarımı yapmaya devam ettiler. "Adamın kıskanması çokta anormal değilmiş.." Zeynep'le olabildiğince konuşmuyor, aralarına zorla soktuğu insanlarla muhattap olmuyorlardı.

"Yahu, şu olaylar yüzünden sevdiceğimle ilgilenemiyorum..." Dora üzgünce eline yaslandı ve uzaktan uzaktan Ömer'i izledi. Duru ise gülerek konuştu; "Sevdiceğinin bundan haberi var mı?"

Ela bu konuşmalar olurken üzgündü. Onun da bildiği şeyler vardı, hatta kızlardan daha çok şey biliyordu ama paylaşamıyordu. Ortayı karıştıran taraf olmak istemiyor, akışına bırakıyordu her şeyi.

Hele de konu bir aralar sadece ilk görüşte beğendiği Baha'yla ilgili olunca daha bir içine kapanmıştı. Yanlış anlaşılmak istemiyordu. Neyse ki hislerini belli eden birisi değildi Ela. Sessiz kalmayı daha çok seviyordu.

İki kız konuşurken onlara doğru yürüyen Baha ile sustular.

"Selam kızlar." selamlaştıktan sonra yanlarına oturdu. Bu üç kızı seviyordu, okula tek tük gelse bile gelipte muhattap olduğu tek insanlardı. Bir de sevgilisi vardı onun için önemli olan, gerçi şu aralar sevgili demeye bin şahit istiyordu onun için.

Baha çantasını sandalyenin arkasına asıp çaylardan birine uzandı. Sessizlik kısa sürdü ama kimsenin konuşmaya hevesi yok gibiydi.

Dora, bakışlarını istemsizce tekrar Ömer'e kaydırırken Ela gözlerini masadaki çaya dikmişti. Doğa ise ortamın ağırlığını fark edip konuyu yumuşatmaya çalıştı. "Okula gelmeyince merak ediyoruz seni," dedi gülümseyerek. "Kayboluyorsun resmen."

Baha omuz silkti. "Biliyorsun işte... ev, okul, bir de kafamın içi. Hepsi dolu."

Bunu söylerken Ela'ya bakmamaya özen gösterdi ama yine de gözleri bir anlığına ona kaydı. Ela fark etti. Fark etmemesi mümkün değildi. Ama her zamanki gibi belli etmedi, sadece çayından küçük bir yudum aldı.

"Sevgili meselesi mi?" dedi Dora, lafı hiç dolandırmadan. Zaten dolandırmayı seven biri değildi.

Baha kısa bir nefes verdi. "Meselesi çok, adı var ama yok." Bu cümle masanın üstünde asılı kaldı. Kimse devamını sormadı. Herkes bir şeylerin farkındaydı ama kimse o sınırı aşmak istemiyordu. Ayrıca bugün Zeynep okula gelmemişti, o yüzden arkasından konuşmuş gibi olmak istemiyorlardı.

En sonunda Dora ve Duru'nun birlikte gittikleri seçmeli ders saati gelmişti. Ayağa kalkıp oturan ikiliyle vedalaştıktan sonra masadan uzaklaştılar. Ela ve Baha bu süreçte tek kalmıştı.

Elanın Ağzından...

.

.

.

"Ali kim?"

Kızların gitmesi saniyeler sürmemişti. Sorduğu soruyla dondum. Ağzımdan tek bir kelime çıkmazken Baha sorusunu tekrarladı. "Ela, Ali kim dedim?"

Beni beklemediğim bir anda vurmuştu. Gözleri birazdan ağlayacak gibi kızarmış, elleri sıkıca yumruk olmuştu.

Bu hallerini gördükçe içim parçalanıyordu sanki. Dayanamıyordum onu böyle görmeye.

"Baha.."

"Sorumu cevapla lütfen, belli ki bir şeyler biliyorsun. Ela.. Lütfen anlat."

Susmak, her zamanki gibi korumuyordu kimseyi. Aksine, onu daha çok yaralıyordu. "Ali..." dedim sonunda, sesi­min titrediğini saklayamadan. "Zeynep'le... bir süredir konuşuyorlar."

Baha'nın kaşları çatıldı. Gözlerini benden ayırmadan başını hafifçe salladı. "Konuşmak mı?" dedi, acı bir tebessümle. "Sadece bu mu?"

Cevap veremedim. Gözlerimi masadan kaldıramadım. "Benden bir şey saklanıyor, hoş olmayan şeyler. Şans eseri duymasaydım bundan haberim bile olmayacaktı Ela. Benim böyle bir muamele görmeye hakkım var mı?"

Sözlerinin ardından derin bir nefes sesi duydum.

"Kalk, gidiyoruz."

.

.

.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.