Bir Hafta Sonra
Dora'nın Ağzından
.
.
.
"Onu bunu geçin abicim, ben vuruldum diyorum." kızlara bir şey anlatmaya çalışırken onlar beni pekte ciddiye almıyor gibiydi. Sınıfta adının Ömer olduğunu öğrendiğim çocuğa vurulmuştum. "Saçmalama daha ilk günden birinden hoşlanılır mı?" Ela şaşkınlıkla sorarken sırıtmadan edemedim.
"Tabii kızım, ilk görüşte aşk bu."
Şıpsevdi olma konusunda bir numaraydım, platonik olma konusunda da bir numaraydım... Yoksa okul geçmezdi, okula gelmek için bir sebep bulmak önemli sonuçta.
İki farklı sınıfta ders işleyecektik, sınıf fazlasıyla kalabalık olduğu için bilgisayar dersinde sığamıyorduk. Sınıflarımız liste sırasına göre karar verildiği için Ela ile ben, Duru ile Zeynep olmak üzere ayrı yerlerdeydik.
Şimdi ise Duruların sınıfında Ömer ile aynı yerde olduğumuz için sevindiğimi anlatıyordum.
Ela bizim sınıfa giderken Zeynep, yeni yeni insanlarla tanışmak için gözleri fıldır fıldır etrafta dolaşıyordu. Sonra sınıfa bir çocuk girdi ve bilgisayar masalarından birine oturdu. Daha okul yeni açıldığı için isimleri aklımda tutmakta zorluk çekiyordum.
"Aaaa, Han!"
Duru'nun heyecanlı sesi ile ona döndüm. Önceden tanıştıklarını belli eden bir ses tonuyla konuştuğu için istemsizce merak etmiştim. Han da bir süre durup Duru'ya baktı. Hatırladığını belli eden bir selam verip hâl hatır sorduktan sonra Duru bana döndü; "Han benim liseden arkadaşımın en yakın arkadaşıydı. Taaa elin Doğu'sundan nasıl buralarda denk geldik! Ay dur sizi de tanıştırayım." Han ile kısaca tanışıp birbirimize baş selamı yaparken karşıdaki kapıdan Ömer'in sınıfa girdiğini gördüm. Ardından Duru'ya görüşürüz dedikten sonra hiç beklemeden sınıfa girdim.
Ela en öne oturduğu için burun kıvırsam da yanına geçtim. Çocuk arkada kalmıştı yahu!
Ders başlarken yanımdaki boş bilgisayara bir tane adam kılıklı biri oturdu. Bizden büyük duruyordu, kollarında da dövmeler vardı ve burnunda da piercing bulunuyordu. Hafif yapılıydı. Yoklama kağıdına imza atmak için kalemimi rica etti, sonrasında üçümüz tanıştık. "Merhaba, ben Baha." Ela arkamdan konuştu;
"Ben de Ela, seni ilk defa gördük.."
Baha gülümseyip başını salladı.
"Evet, çoğu dersten muafım. Sadece iki-üç derse geliyorum." anladığımı belli edermişcesine başımı salladım. Derste çoktan başlamıştı.
.
.
.
Saatler geçmiş, son dersi beklemeye başlamıştık. Üniversite'de en sevmediğim olay bu olmuştu; bir ders bitiyor, diğer ders iki saat sonra! Bırakın da evimize gidelim.
Durucuğum okula başlayalı bir hafta oldu, neyin dertlenmeleri bu yavrum?
Aklımda kendi kendime konuşurken Ela ile okulun çardağına doğru ilerledik. Duru ve Zeynep ile mesajlaşmış, çardakta buluşacağımızı söylemiştik.
Ela'nın ağzından
Çardağa doğru ilerlerken Zeynep'in yanında birini daha gördüm, klasik tanıştıracağı erkeklerden biri olacağını düşünürken yaklaştıkça o kişinin Baha olduğunu fark etmiştim. Saatler önce beğendiğim birinin şimdi Zeynep'le tanıştığını görünce ister istemez moralim bozulmuş, umutsuzluğa kapılmıştım.
Zeynep bizden biraz daha farklıydı, her erkeğe açık kapı bırakarak konuşur ve en sonunda o erkek bizim Zeynep'in telefon numarasını isterdi. Bir hafta süreçle tanıyarak hemen karalara bağlamamam gerektiğini biliyordum ama Zeynep basbaya Baha'ya alıcı gözüyle bakıyordu.
"Selam~!" Duru bizi görünce el salladı. Yanlarına oturduk, gözlerim istemsizce o ikilideydi. Sabah Dora'ya kızarken şimdi aynı şeyi yapmam kendimi sorgulamama sebep oldu.
Baha bize gülümserken Zeynep konuştu.
"Tanıştırayım, bu Baha. Bizim sınıftaymış." Sonra eliyle bizi işaret etti. "Bunlar da Dora ve Ela."
"Zaten tanışıyoruz," dedi Baha rahat bir sesle. "Derste yan yanaydık."
İçim daha da burkuldu. Yan yanaydık kısmı kulağıma gereğinden fazla net gelmişti. Zeynep ise bunu fırsat bilmiş gibi gülümsedi.
"Ne küçük okulmuş ya," dedi. "Herkes herkesle bağlantılı."
Dora araya girdi, durumu yumuşatmak ister gibi. "Kantinden bir şey isteyen var mı?"
Duru ise sessizce olan biteni izliyordu.
Baha çayından bir yudum alıp bana döndü. "Sen bölümden memnun musun?" diye sordu. Bir an afalladım. Beklemediği bir soruydu.
"Eee... alışmaya çalışıyorum diyelim," dedim. "Daha çok yeniyiz."
"Ben burada çürüdüm artık." dedi Baha omuz silkerek. "Ama insanlardan yana fena başlamadı."
Zeynep hafifçe güldü.
"Bence de."
Bu gülüşe içten içe sinirlendim ama belli etmedim. Abartma, dedim kendime. Daha bir hafta oldu.
Dora ise bambaşka bir yerdeydi. Gözleri, çardağın biraz ilerisinde yürüyen birine takılmıştı. Ömer'di bu. Yanında iki arkadaşı vardı, yüksek sesle konuşuyorlardı.
Dora "Bak bak," dedi fısıltıyla Duru'ya. "Kader."
Duru göz ucuyla baktı.
"Sen gerçekten hiç pes etmeyeceksin, değil mi?"
"Tabii ki hayır," dedi Dora kendinden emin. "Daha yeni başlıyoruz."
Tam o sırada Ömer'in bakışı bir anlığına çardağa kaydı. Dora'yla göz göze geldiler. Çok kısa bir andı ama Dora için yeterince uzundu. Ömer hafifçe başını sallayıp yürümeye devam etti.
Dora gülümsedi.
"Gördünüz mü?" dedi sessizce. "İşaret bu."İç çektim. Herkesin bir işareti var gibiydi, benimki hariç.
Saat gelince grup yavaş yavaş dağıldı. Zeynep, Baha'ya dönüp
"Birlikte kantine geçelim mi?" diye sordu, sanki çok doğal bir şeymiş gibi.
Ela ayağa kalkarken kalbinde hafif bir sıkışma hissetti. Baha kısa bir tereddütten sonra,
"Olur," dedi.
O an Ela'nın kafasında tek bir cümle yankılandı:
"Bu okul, sandığımdan daha zor geçecek."
Ve Dora, bunu henüz bilmiyordu ama sonra, sadece Ömer yüzünden değil, çok daha karmaşık duygular yüzünden beyni asla susmayacaktı.
.
.
.
Merhaba! Hikaye biraz hızlı ilerliyor ama hikayemizin hızlı gitmesinin sebebi yazdığım karakterlerin daha Toy ve üniversiteli olması. Eminim ki belli şeyler yaşadıkça olgunlaşacaklar, ardından daha güzel şeyler yaşayacaklar.
Bir de yazarken üçüncü ağızdan yazmanın daha akıcı ve anlaşılabilir olduğunu fark ettim. Diğer bölümlerde buna oldukça dikkat edeceğim, umarım beğenirsiniz.