BORÇ
Ateşle kavrulup yanan kalbime inat buz gibi suyun içinde çıplak bedenimle yüzerken dudaklarım titriyordu. Çok yakınımda birinin beni izlediğini, bakışlarını benden ayırmayıp her yerimi dikkatle izleyip aklına kazıdığını hissediyordum. Kalabalık ağaçların olduğu bir ormanın içinde, bir gölde çıplaktım. Uzun saçlarım haricinde vücudumu saklayabilecek hiç bir şeyim yoktu ve o bakışların her an daha da keskinleştiğini biliyordum.
Kalbim çok hızlı atıyordu hatta o kadar hızlıydı ki bir an kalbim göğüs kafesimi delip çıkacakmış gibi hissediyordum. Çünkü bir deli gibi korkuyordum.
O bakışları tanıyordum. Hep peşimdeydiler. Asla benden vazgeçmiyordu çünkü ben de onun peşini bırakmıyordum. Ama ben babam yüzünden mecburdum, o değil. Ama takmıştı işte bir kere bana kafayı ve şimdi de bırakmıyordu.
Ondan kurtuluşum yok diye bu gölde intihara kalkışacaktım ama o bana bunu bile müsade etmemişti. Ölmeme bile izin vermiyordu. Bu hayatta yaşayıp, acı çekmemi istiyordu. Bir avını seyreder gibi izliyordu beni. Vahşice, tetikte ve her an saldırabilirmiş gibi.
Bu adam bir torbacı yani madde bağımlısı. Hep satıyor hem kullanıyor ve ben onun kaçak müşterisiyim. Yemin ediyorum zorla, hatta ben de bağımlı olmamak için nelerimi feda ettim.
Babam bana aldırttırıyor, gerçekten ben masumum, ama o adam bunu asla kabullenmiyordu.
Benim babam kumarbaz ve her oyun kaybettiğinde, parası kalmayınca veya feda edecek bir şeyi kalmayınca veriyordu karşı tarafa. Kaç günden beri kafamı yediği rakibiyle bugün masası vardı. Eğer kazanırsa beni daha asla kullanmayacağını söyledi ve eğer kaybederse...bu konuyu hiç açmadı bile.
Kahverengi irislerin benden ayrılmadığını düşünürken havaya biri bir kurşun atmasıyla yüksek sesle çığlık attım ve refleks olarak hızla gölden çıktım. Elbisemi hızla yerden alıp üzerime geçirirken zaten beyaz olan elbisem bedenime yapıştı ve her yerimi açığa çıkardı. Göğüslerim, kalçam ve ince belim. Ayaklarım çıplakken hızla ağaçların arasında kaybolmaya başladım.
Onun hızlı adım seslerini peşimden duyarken kalbim öncesine göre daha da hızlı atıyordu. Nereye kaçacağımı idrak edemiyorken hızla sadece düz bir şekilde ormanda koşuyordum. Saçlarım önüme gelse de devam koşuyordum. Ciğerlerimde oksijen biterken kendimi çok zorluyordum. Çok korkuyordum çünkü biliyordum o kahve irislere sahip olan adam beni yakaladığında işimi bitirecekti. Artık vücudumu kaç parçaya ayırır bilemem onun gibi bir insafsızın vicdanına kalmıştım. Bu yüzden ölümüne koştum.
"Bella çık! Kaçırdığın uyuşturu*ular yüzünden iflas edecektim lan orosp*! Hangi deliğe girdiysen çık!" diye etrafta bağırma seslerini duyarken arkama bakmadan devam koştum. Bacaklarım titrerken kendimi sağ saparken buldum.
Bir süre sonra bir çalılığın arkasına saklandım ve yarım saat kadar orada bekledim. Etraf sessizleşince, kurtlar uluyunca, ay ışığını yüzüme vurunca yerimden çıktım ve halsiz ve cılız bedenimi sokağın başına yürümeye zorladım. Orada soğukta donarken evden fazla uzakta olmadığımı fark ettim ve yavaşça adımlarımı eve doğru attım.
İkide bir arkama bakıyordum o canavar geliyor mu diye. Ama yoktu sadece karanlık sokakta bozuk bir lamba vardı ve oda bir yanıp bir sönüyordu.
Korkarak apartmanımızın yakınına yaklaştığımda bir sürü siyah araba gördüm. Hepsi lüks ve yeni modeldi. Bizim mahallede ne işleri var diye düşünürken vücudum titredi ve hızla bizim evin apartmanına girdim. Evin kapısını ilk araladığımda karşımda takım elbiseli adamlar vardı. Hiç birini tanımıyordum ve hiç birini hayatımda görmedim ama ben içeriye bu halde yarı çıplak girdiğimde tüm gözler üzerimdeydi.
Bir emirle tüm adamlar başlarını yere eğdiklerinde babamın ağızından kalbimi yakan bir cümle döküldü, "Kızımı al, senin olsun!"
Salonun ortasında takım elbiseli olan adam bakışlarını benden almayıp, beni derince süzmeye başlamıştı.
Babam kabul etmesi için tekrar, "Bakire, güzel ve bir küçük serçe kadar masum!"
Diye son kez söylediğinde o adam bir kere elini şıplattığında tüm korumalar kafalarını kaldırdı ve hepsi benim üzerime gelmeye başladı.
"Bir küçük serçe kadar masum demek," diye söylediğinde duydum ve arkadan birinin ağızıma bez tutmasıyla tek duyduğum son şey,
"Borcun kapanmış bil!" oldu.
_____
Bir şey denedim, beğenilirse devam ederim.💋🫶










