ÖNCELİKLE
Bu kitap 13.11.2023 tarihinde Wattpad' de yayınlanmaya başlanmıştır. Kitap yıllar önce yazılmış olmasından dolayı yazarın anlatım dili değişmiştir ve düzenlenmeye alınmıştır. Konusu hep aynı olan hikaye kötü bir anlatımdan dolayı (karmaşık kurgu) olarak adlandırılmaktadır ve bu sebepten dolayı kitap düzenlenmeye alındı.
📌Her an düzenlenebilecek bir potansiyele sahip olan bu kitabın ilk başlangıcı tanıtım bölümüdür. Yazım farkını son bölüm ve birinci bölüm anlatımından kolay bir şekilde tanımlayabilirsiniz.
📌Ve şimdi 8.9.2024 tarihiyle yeniden yayınlanıyor. (Düzenleme zor bir alan olduğundan kaynaklı uzun zaman almaktadır!)
Bu görseller IVAN karakterini yansıtmaktan
IVAN=ÇAĞLAR
🖋️📄
TANITIM
KÜÇÜK SERÇE
26. Ekim, 2008;
Bir çocuk var annesinin ölümünü gözleyen, bir çocuk var ruhu parçalara bölünen.
O gece esen soğuk rüzgar titretti küçüğün bedenini. Ama onu titreten tek şey esen kasvetli rüzgar değil, annesinin kırmızılar içerisinde yatmasıydı. Kan. Her yer kan. Ön koltukta kafasını direksiyona sertçe vurmuş olan annesi, kanlar içinde.
Sağlık ekibi en hızlı müdahaleyi yapmak ile meşgulken, küçük kızla ilgilenen yoktu. En büyük yarasına merhem olacak kimse yoktu. Orada, o köşede kaburgaları bir birine girmiş bir biçimde yerde, soğuk taşın üzerinde otururken hayatında asla unutmayacak olduğu sahnelere şahit oldu. Kimse yoktu, gözlerinden tane tane, elmas değerinde akıtılan yaşları silecek olan yanında tek kişi bile yoktu.
O daha 8 yaşındaydı. Sadece sekiz. Bu şekilde annesi ve kardeşlerini kanlar içerisinde görmek onun kalbinde asla iyileşmeyecek olan yaralara sebep oldu. O küçücük ve kimsesizdi o an.
Korkudan bir ileri bir geri annesinin ismini zikrederken, kalbi göğüs kafesini delip geçecekmiş gibi atıyordu.
Gece yarısını aşmış bir saatte tek başına orada otururken çokta dikkat çekmiyordu.
Bir an var, asla unutmadığı bir an. Annesi bir sedyenin üzerindeyken elinin hafif bir dalgayla havaya düşmesi. Annesinin verdiği son nefesini kafasında canlandırdıkça kalbi ağrıyor ve nefesi sıkılaşıyordu.
Sarı dalgalı saçları efil efil eserken her bir teli gözlerindeki mücevherlerden dökülen sıvılar yüzünden yüzüne yapışıyordu.
Akan burnunu giydiği prensesli pijamasının kolunun tersiyle silerken, gözlerinden tek tek damlalar süzülüyordu.
Anne yok. Anne gitti.
Çıplak ayakları yere dokunduğu sürece aklına hep çorap giymesi için kızan annesinden başka kimse gelmiyordu. Keşke annesi burada olsaydı da, ona çorap giymesi için kızsaydı. Ama yoktu, anne gitmişti.
Ufacık olan avuçlarını bir birine sürttü ısınmak için. Ablası öğretmişti ona, eğer ellerini hızlı bir şekilde bir birine sürterse ısınacağını ama abla yoktu. Abla gitmişti.
Herkes alelacele koşturup anneyi ve kardeşleri hastaneye yetiştirmeye çalışırken arkada yalnız ve kimsesiz kalan kızdan bir haber değildiler. O kızın ailesi gitmişti, o küçük kızın ailesi yıkılmıştı.
Aile.
Herkes gitti oradan, hava daha da karardı ve soğudu. Soğuktan donmak üzere olan bedenini zorla adım atmaya zorlarken omuzlarını tutuyordu belki ısınır diye ama kambur ve küçücük olan onu o yolda kimse fark etmiyordu.
Bir acı koku geliyordu burnuna, bir duman kokusu. Bir kaç kere öksürüp devam adımlarken ensesinden biri onu sertçe yakalayıp havaya kaldırdı. Korkulu bir edayla yüksek bir çığlık koptu dudakları arasından.
Küçük kızı kendisine çevirdiğinde bu adam baba diye anılan kişiydi. Bu adam onun babasıydı. Fakat onun bilmediği üvey babasıydı.
"Burada ne arıyorsun ufaklık? Karanlıkta kaybolcaksın," babasının sesi bir bıçak kadar keskin ve bir fırtına kadar kasvetliydi. O küçük kız çok korkardı babasından, çünkü sırtındaki mor boyalar onun yüzündendi.
"Düş önüme," diye onu azarlayan babası onu hava da asılı bırakmaktan geri durdu ve yere değersiz bir eşyaymış gibi fırtlattı. Canı acıdı küçüğün, hatta ağlayacaktı ama ağlarsa babası kemerini çıkarır ve yeni mor boyalar eklerdi. Gaddardı babası.
Sessizce hıçkırıklarını zorla içinde tutup devam yolda yürüyorken boğazını sımsıkı tutuyordu, olurda ağızından bir hıçkırık kaçarsa diye.
"Hızlı yürü," diye tekrar babası onu uyardığında tüyleri ürpermişti. Eğer babası bir kere daha ona bağırırsa ruhunu şuracıkta teslim edebilirdi. Sonuçta o daha sekiz yaşında küçük bir kızdı, çıplak ayakla taşlı yollarda yürürken.
_________
Düzenlenmiş 1. Bölüm en kısa zamanda yayında olacak ve kaçırmamak için beni takibe alın! 📬❤️
@mickey_mouse087







