küçük bir odadaydım. Odanın loşluğu son derece hoştu. Duvarlar koyu griye boyanmıştı. Aralarına beyazla şeritler çizilmişti. Üçümüz Ayni odadaydık. Az sonra biri geldi. Yüzü belirgin değildi. Ciddi bir suratla bizi karşıladı. Ben sarı saçlı kıza bakıyordum. Saçı ıslahevinde olmasına rağmen parlak ve yumuşaktı. Yumuşak olduğunu beni kurtarırken omzuma düşen tel tel saçından farkına vardım. Sanki okşuyordu omzumu. "Akgün Koç" Gözlerim sese yöneldi." Noğoldu orada? Mete Şahin neden sana saldırdı?" Ben bunla ilgili konuşmak istemiyordum. " Güvenlik kameraları" diye sayıkladım . " Ne diyorsun" sesinde sitem vardı. Sesinin sertliğiyle biraz irkildim. " kamera" diye tekrarladım.Başımı hafif öne eğmiş gözlerimden yaş aktırmaya çalışıyordum.Gözlerimin yeterince dolduğunu düşündüğümde başımı kaldırdım. Yüzü bana doğru daha yakın olduğu için topsakal bıyığına gözlerim ilişti. Tekrarladı " sana neden saldırdı? Önceden bir husumetiniz mi vardı? " sanki çocuk hapishanesinde değilmişiz gibi. Suçlular bazen minik tatlılıklar , aksiyonlar olsun diye birini öldürebiliyorlar. Bunu rahatça ve tadını alarak yapıyorlarsa normaldir.Normalleştirmişlerdir. Sırıttım. Hiç olmadığım kadar kocaman sırıttım. Yanağımda yumuşak dokulu ama sert çarptığı için canımı yakan elle sandalyeyle birlikte yere çakıldım. " Ne gülüyorsun ağzına sıçtığımın herifi" Canım yansa bile yine sırıttım suratına, bu sefer hafiften kıkırdıyordum. " top sakalınız.... Baya iyi " Delirmişti galiba. Sandalyeyle beni kaldırıp tekrar yumruk attı. Sonra tekrar. Sarı saçlıyla yeşil gözlü ayırmaya çalıştılar ama o letarel head kasıyla bu imkansızdı. Bu sefer sırıtmıyordum. Kahkahalara boğulmuş gülüyordum. Onu sinir etmek için mi Yoksa bana vuruşlarında tedirgin hissettiğim için mi gülüyordum bunu bende bilmiyordum. İçeriye başka birinin gelmesiyle son buldu. " sakin ol o çocuk" adama sınırlı bir şekilde baktı " Ne çocuğu ,sen buradakiler gerçekten masum ruhlu iyi çocuklar olduğunu mu sanıyorsun !" Adam bizden ümidini kesmiş biz nahapalım. " atın şunu mahzene " sarı saçlı gözlerini belertti !"Kız suç falan işlemedi. Keyfinize göre mahzene atamazsınız hakkınız yok "Sesi kız olmasına rağmen baya kalındı.Adam sakinleşti " evet, doğru senide onunla birlikte atmam lazım." Sessizleşi ortam. Yeşil gözlü konuşmuyordu. Neyse onu boşver bizimkisi kızlar birliği diye geçirdim aklımdan. İki yapılı adam konumuzdur tutup çektiler. Ben zahmet etmedim saldım kendimi. Nereye götürüyorlar götürsünler. Zaten bu adama karşı çıkmaya kalksan sadece enerji israfı olur. Ama sarı saçlı durmadı. İki de bir debelendi. Adam tutamıyorudu. Tereyağı gibi kayıyordu. En sonu da bir adam daha geldi zar zor çekiştirip demir parmakların ardındaki karanlığa çöp gibi attılar.
Sakindim. O ise tqm tersi. Terler içinde de soluklanıyordu. Sırtımı duvara yasladım. Soğukluk iliklerime kadar ulaşmıştı. Avucuma nefes verip omzuma sürtüştürdüm. Elini hafif uzattı. Gri renkli bir hırka vardı. Beyaz şeritler çizilmiş köşe tarafında bugs karakteri vardı. Başımı hafif öne eğdim. "Teşekkürler" başını öne arkaya sallayarak tebessüm etti. Önce kollarımı sonrada kafamı hırkasını deliklerinden geçirdim. En sonunda hırkanın ucundan tutup aşağa doğru çekiştirince biraz bolca olsada üstüme yerleşmişti. Kolları dikkatimi çekti. Her yerinde dövme vardı. Dirsek içinde kafatası varken. Uzun ejderhanın kuyruğu onu sarıp sarmalıyordu. " dövmeler " önce koluna baktı. Sonra bana. Kafamı odada duran minik Kare pencerenin içinden yansıyan ışığa bakıyordum. Az sonra yere vuran ışıkta bir gölge belirdi. Bazı çıngırtı sesi duydum. " işte adamın geldi " pencerenin önündeki yeşil gözlü tebessüm ederek elindeki anahtarı sallıyordu." İlk başta anlamadım. Sonra ise bazı şimşekler çaktı kafama sarı saçlı onları oyalarken diğeride anahtarı aldı. basit ama zekiyceydi. Ama aklıma takılan neden bunu yaptıklarıydı. Onları farketseler ki farkedeceklerdi mahzene geldiklerinde cezalar uzardı. Bunu onlara sordum. " saat 1.30 da mevzu var ona yetişmemiz lazım. " " neden" iç çekti " Armanın kardeşini yemek yerken ... neyse boşver. Yetkililer bu konuyla ilgilenmedikleri için biz halledicez. Aslında bende katılmak istiyordum. Yardım etmek için değil. Birilerini hırpalanmış yada kendimi onlara hırpalatmak iyi gelirdi bana. Bunları ona söylersem kabul etmeyebilirdi. Onlar çıkarken arkalarından izinsizce yürüyerek onları takip ettim. Yemek salonuna gelmiştik.Tabi herkes sadece burada bir arada oluyordu. Sarı saçlıyla Arman ilerideki yuvarlak denim mavisi masaya ilerlediler. Dört kişi ayağa kalktı. Daha dikkatli bakınca arka cebinde neşter vardı. Daha ne olduğunu farkedemeden birbirlerine girmişlerdi. Ama hem silahları vardı. Hemde sayıca üstün ve yapılıydılar. Bu onların dayak yemesine sebep olmuştu . Sonra Arman neşter olan adama bir yumruk patlattı. Adamın yere düşmesiyle neşter ayak uçlarıma sürüklenerek durdu. Aşağı eğilip iki elimle sıkıca tuttum. Sonra o çocuk belirdi. Ölen kafasından kanlar akan çocuk. Ama karşımda kanlı canlı duruyordu. Fısıldadı " Yap, " beynimin bir oyunumuzda bu? "Ona bir can borcun var. Seni benden kurtarmıştı" Durdum. Beynim iki saniyeliğine devre dışı kaldı. " bu hazzı tatmanın için bir fırsqt" çık beynimden iki elimi yumruk yapıp kulağıma vurdum. " suss...suusss!"
Arman Akgünü farketti. Onun yanına gidecekken solundan yumruk yedi. Yere yığılmasıyla Akgünün elindeki bıçakla adama sokması bir oldu . Her şey ani gelişti. " Nahaptın "
Elime baktım kan içindeydi. O çocuğa içimden sövüp duruyordum ne hazzı.bu iğrençti. Az sonra yetkililer geldi. Beni yumruklayan adamda vardı. Bıçakladığım adama bakıyordum. Yarası olmasına rağmen ayağa kalktı ve üstüme atladı. O anda bir bıçak darbesi daha vurdum. Bağırdı büyük bir acıyla " s!kt!ğimin kızı seni öldürecem" ve biraz daha bağırdıktan sonra gözleri kapandı. Bilinci yoktu. Ölmüş olabilirdi. Nabzına bakmak isterken Arman kolumdan tuttu " Yapma , burada ne işin var ?"cevap vermedin zaten saniyeler sonra kolumdan tutup götürdüler beni. İlk önce çocuğa bakmaları lazımdı. Beni zaten her zaman götürebililerdi. Ama çocukla ilgilenmekten kaçındılar. O ölmese bile yaşaması bunlar yüzünden güç olacaktı .