Tekrar sorgulama odasındaydım. Kaderimde varmış. Başka biri bu sefer karşımdaydı. " Neden bıçakladın " yine aynı soru. Başa döndük yine. Ama bu sefer cevabım biraz daha farklıydı. " o söyledi." Kafasını kaşıdı. Aknlına gelen saçlar bozulmuş, karışıp düğüm olmuştu." Kim , kim söyledi, suç ortağın mi var? Önceden planlanmış mıydı? Ilkgünüde mi öyle bıçakladın" Çok acele konuşuyordu. Acemi herhalde daha. " Beni öldürmeye çalışan ölen çocuk söyledi." Kafasını tekrardan kaşıdı. Bu sefer düğüm olan taraflarıda düzeltmeye çalışıyordu. " kelime oyunu mu yapıyorsun bana. Açık konuş." Cahillerle uğraşmak çok zor. " beni sorgulamaya gelmeden önce sicilime , geçmişime bakmadın mı?" Sırıttı " sence? " bide çok bilmişlik taslıyor." Kardeşim olayını bilmekle olmuyor. Bana saldıran çocuk onu biliyor musun" yarım yamalak iş yapıyorlar karşımda. " tabi biliyorum. Ama amacım o değil. Bakıyorum ilk gününden daha fazla şakıyosun. Bazı şeylere açıklık getirelim. İlkgün kardeşin gerçekten onu öldürmek isteyecek kadar cani misin? Neden onu öldürmek istedin" yutkundu. Kelimeler boğazında kör düğüm olmuştu." Ben...onu...." yine sustu. İnanmıyordu onlara. Onlar daha kendi sorunlarını çözemeyen insanlardı. Onunkisini mi çözeceklerdi. Bu işi adalet için değil para için yapıyorlardı. Bu olayı çözersi maaşı artacak veya şöhreti artacaktır. Peki ya o. O yine aynı kalacaktı. Eve gitmek başka dert dışarıda kalmak ayrı dertti. Burası daha iyiydi onun için. Aç bırakmıyorlardı en azından. Hergün , hergün acı çekmiyordu burada. Suçluyorlar sorguluyorlardı burada ölümle tokalaşıyordu ama bunlar onun yanında olmaktan bin kat iyiydi. Oraya ölsede gitmeyecekti. Ölmek tatlı bir Ceza olurdu ona ama orası cehennemin izdrapı gibiydi. Karabasanın vücut bulmuş hali oradaydı. " Ben....Onu ne!" Sesi biraz sertleşmişti " Ne diyorsun be kız!" Sesinin tonunun sertleştiğini fark edince biraz su yudumlayıp kızada uzattı. Bu iş çok uzamıştı. " suçlu musun gerçekten bunu yaptın mı bilmiyorum ama bu işi açıklığa kovuşturmanın lazım. Geçmişinde annenin seni terk ettiği yazıyor bu mu sana ağır geldi? " sustu. Gözü biraz sulanmıştı sanki. Polis devam etti. " annen olmasada dayın , baban var. Onların sana katil gözüyle mi bakmasını istiyorsun. Babanın baya bir şöhreti varmış. İyi insanmış kısacası onun başını öne mi indireceksin " Gözlerini belertti Akgün sandalyesinden son hızla kalkıp polise yumruk çaktı. Polisin canı o kadar yanmamıştı. Bir kaç ipucu bulmuş gibiydi. Kız konuştu bu sefer " siz polisler bir boka yaramıyorsunuz. " çok öfkeliydi. Her şeyden önce Bu olanlar Polislerin suçuydu.
Onlarbile anlamıyorlar. Yapanda mi tek suç. Peki ya ona yaptıranlar onlar dış kapının dış mandalı diye kapılar açılmıyor mu sanıyorsunuz. Onlar melek kılığına giren şeytanlar. Işığın arkasından saldıran gölgeler. Madalyonun paslanmış diğer yüzü.