Y/N’nin Hogwarts’a gelişinin üzerinden üç gün geçmişti.
Üç gün.
Ve hâlâ kimse onun hakkında doğru düzgün bir şey bilmiyordu.
Hogwarts’ın koridorlarında adı fısıltıyla söyleniyor, öğrenciler onun hakkında farklı farklı tahminler yürütüyordu.
Ama Y/N hiçbirine cevap vermiyordu.
Derslerine giriyor, notlarını tutuyor, Pansy ve Astoria’yla vakit geçiriyor ve geri kalan zamanda mümkün olduğunca sessiz kalıyordu.
Sanki Hogwarts’ta görünmez olmak istiyordu.
Öğle arasında Slytherin masasının bir köşesinde her zamanki grup toplanmıştı.
Pansy, Astoria’nın yanında oturuyordu.
Karşılarında Draco, Theodore ve Mattheo vardı.
Tom ise her zamanki gibi biraz geride, sessizce onları dinliyordu.
“Bu akşam ortak salonda buluşalım,” dedi Mattheo.
Theodore kitabından gözlerini kaldırmadan cevap verdi.
“Sen zaten her akşam oradasın.”
Mattheo sırıttı.
“Çünkü siz olmadan sıkılıyorum.”
Draco gözlerini devirdi.
“Ne kadar üzücü.”
Pansy güldü.
Astoria ise masanın diğer tarafına baktı.
Y/N birkaç metre ötede tek başına oturuyordu.
Kitabını okuyordu.
Pansy dirseğiyle Draco’ya dokundu.
“Bakma.”
Draco ona döndü.
“Neye.”
“Y/N’ye.”
Draco kaşını kaldırdı.
“Bakmıyorum.”
Pansy sırıttı.
“Tabii.”
Draco cevap vermeden önündeki kitaba döndü.
Ama birkaç saniye sonra gözleri yine Y/N’ye kaydı.
Y/N’nin yanında açık bir kitap vardı.
Bir eliyle sayfayı tutuyor, diğer eliyle not alıyordu.
Tam o sırada Büyük Salon’un kapısından üç kişi girdi.
Harry Potter.
Hermione Granger.
Ron Weasley.
Üçü de birkaç saniye sonra Y/N’yi fark etti.
Hermione Harry’ye doğru eğildi.
“İşte o.”
Ron baktı.
“Yeni gelen kız.”
Harry başını salladı.
“Onunla konuşmayı deneyebiliriz.”
Üçü Slytherin masasına doğru ilerledi.
Pansy onları fark ettiği anda yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Ne istiyorlar.”
Draco arkasına baktı.
Harry, Hermione ve Ron doğrudan Y/N’ye doğru gidiyordu.
Y/N de onları fark etmişti.
Hermione nazikçe gülümsedi.
“Merhaba.”
Y/N kitabından başını kaldırdı.
“Merhaba.”
“Ben Hermione.”
“Y/N.”
Ron da araya girdi.
“Ben Ron.”
“Memnun oldum.”
Harry son olarak kendini tanıttı.
“Harry.”
Y/N birkaç saniye ona baktı.
“Tanıyorum.”
Ron şaşırdı.
“Gerçekten mi.”
“Herkes tanıyor.”
Harry hafifçe gülümsedi.
“Yeni geldiğini duyduk.”
Y/N kitabını kapattı.
“Evet.”
Hermione konuşmayı sürdürmeye çalıştı.
“Nereden geldin.”
Y/N kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.
“Başka bir yerden.”
Ron kaşlarını kaldırdı.
“Bu biraz fazla gizemli oldu.”
Y/N ona baktı.
“Öyle mi.”
Ron ne diyeceğini bilemedi.
Hermione hafifçe gülümsedi.
“Buraya alışabildin mi.”
“Alışıyorum.”
Harry birkaç saniye sustu.
“İstersen sana kaleyi gösterebiliriz.”
Y/N başını iki yana salladı.
“Teşekkür ederim. Gerek yok.”
Üçü de birkaç saniye sessiz kaldı.
Hermione, Y/N’nin konuşmak istemediğini anlamıştı.
“Tamam. Görüşürüz.”
Y/N başını salladı.
“Görüşürüz.”
Harry, Hermione ve Ron masadan uzaklaşırken Pansy hafifçe Y/N’ye döndü.
“Onlarla konuşmak istemedin.”
Y/N kitabını yeniden açtı.
“Hayır.”
“Niye.”
Y/N sayfayı çevirdi.
“Konuşacak bir şey yoktu.”
Mattheo güldü.
“Bu kızın cevapları beni öldürecek.”
Theodore kitabından başını kaldırdı.
“En azından gereksiz konuşmuyor.”
Tom ilk kez konuştu.
“İnsanların çoğu gereğinden fazla konuşur.”
Draco ona baktı.
“Sen de mi.”
Tom’un yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
“Özellikle ben.”
Pansy güldü.
Y/N ise hiçbir şey söylemeden kitabını okumaya devam etti.
Akşam olduğunda Slytherin ortak salonu her zamankinden daha kalabalıktı.
Grup şöminenin önündeki koltuklarda oturuyordu.
Mattheo ve Pansy tartışıyor, Astoria onları dinliyordu.
Theodore kitabını okuyordu.
Tom sessizce oturuyordu.
Draco ise arada bir kapıya bakıyordu.
Kapı açıldı.
Y/N içeri girdi.
Pansy hemen ona el salladı.
“Y/N.”
Y/N durdu.
Pansy yanındaki boş koltuğu gösterdi.
“Buraya gel.”
Y/N birkaç saniye gruba baktı.
Sonra yavaşça onların yanına yürüdü.
Draco koltuğunda biraz doğruldu.
Y/N boş koltuğa oturdu.
Mattheo ona baktı.
“Sonunda bizimle oturuyorsun.”
Y/N omuz silkti.
“Pansy çağırdı.”
Pansy güldü.
“Artık bahane yok.”
Astoria da gülümsedi.
Theodore kitabını kapattı.
“Sanırım artık gruptasın.”
Y/N ona baktı.
“Grup mu.”
Mattheo ellerini açtı.
“Evet. Biz.”
Draco hafifçe gülümsedi.
“Kaçışın yok.”
Y/N ilk kez grubun tamamına baktı.
Pansy.
Astoria.
Theodore.
Mattheo.
Tom.
Ve Draco.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra arkasına yaslandı.
“Tamam.”
Pansy’nin yüzünde zafer kazanmış gibi bir gülümseme belirdi.
“İşte şimdi oldu.”
Draco ise hiçbir şey söylemedi.
Ama Y/N’nin ilk kez onların yanında oturuyor olması, nedense hoşuna gitmişti.
Y/N henüz bilmiyordu.
Bu altı kişilik grup, Hogwarts’ta geçireceği yılların en büyük parçası olacaktı.
Ve Draco Malfoy…
Onun hayatındaki en karmaşık kişi olacaktı.