"Hazır mısın?" Dedi Polat. Poyraz kafasını salladı. Polat, Poyraz'ın gözlerini gördüğünde "Ağladın mı sen?" Dedi sert sesiyle. Poyraz hemen gözlerini silip "Ağlamadım gözümü ovaladığım için öyle gözüküyor." Dedi.
Polat eğilerek onun boyuna indi. "Doğruyu söyle abiciğim. Ağladın mı? Ağlamadın mı?" Dedi. Poyraz'ın başka çaresi kalmamıştı. "Gözlerim doldu sadece." Dedi. "Birisi seni üzecek bir şey mi yaptı?" Dedi Polat. Sesi oldukça yumuşaktı.
Kafasını iki yana salladı Poyraz. Polat üstelemedi. Poyraz'ı kolunun altına alarak dışarı çıktı.
Elindeki anahtarla garajın kapısını açtığında Poyraz'ın ağzı açık kalmıştı.
Bu kadar arabayı nasıl almışlardı?
Polat, Poyraz'ın suratını gördüğünde gülümsedi. Poyraz sadece bir arabaya bakıyordu. Hayallerindeki arabaya....
Polat köşedeki dolaptan Poyraz'ın baktığı arabanın anahtarını alıp arabaya doğru ilerledi.
Arabaya binecekken, Poyraz'ın hala olduğu yerde ona baktığını gördü.
"Gelmek istemiyorsun sanırım?" Dedi. Poyraz kendine gelerek Polat'ın yanına doğru ilerledi. Polat, Poyraz'ın kapısını açtı. Poyraz bindikten sonra kendisi de şoför koltuğuna geçti.
15 dakikadır ikiside sanki yasakmış gibi konuşmuyorlardı. Sessizliği bozan Polat oldu.
"Söyle bakalım, İpek öğretmenin en çok ne sever?" Dedi.
Poyraz kaşlarını çattı. Neden soruyordu?
"Neden?" Dedi.
"Boş ver orasını sen. Ne sever onu söyle." Dedi Polat.
Poyraz biraz düşünüp "Papatyaları çok sever." Dedi. "Eminsin değil mi?" Dedi Polat. Poyraz kafasını salladı.
___________
Yurdun kapısına geldiklerinde Poyraz arka koltukta duran papatyalara yandan bir gülüş attı. Öğretmeninin çok seveceğine emindi.
Polat arabadan inip Poyraz'ın kapısını açtı. Poyraz inince arka koltuktan çiçekleri aldı ve arabayı kilitledi.
Girişteki güvenlik Poyraz'ı görünce "Vay, vay, vay kimler gelmiş! Nasılsın Poyraz'ım? Tanıştın mı ailenle?" Dedi.
"İyiyim Aslan amca. Tanıştım. Mila ile kardeşmişiz biliyor musun? Bugün bana abi bile dedi. Çok mutlu oldum." Dedi sevinçle Poyraz.
Polat gülerek onu izliyordu. Çok tatlı bir çocuktu. "Bu kızın sağı solu belli olmuyor vallahi! Daha dün abi demeyeceğim diye tutturuyordu." Dedi Aslan Bey gülerek.
Poyraz'da güldü. "Söyle bakalım neden geldiniz buraya?" Dedi Aslan Bey. "Eşyalarımı almak için geldik." Dedi Poyraz.
Aslan Bey'in gözü Polat'a kaydı. Elini uzatıp "Aslan ben. Buranın güvenlik görevlisiyim." Dedi. Polat karşılık verip "Polat. Poyraz'ın abisiyim." Dedi sert ve soğuk sesiyle.
"Polat Bey?"
Polat, adını duymasıyla arkasına döndü. İpek'i görmesiyle resmen kalbi uçmuştu. "Merhaba İpek Hanım. Nasılsınız? İyisinizdir inşallah...hep iyi olun yani."Dedi Polat elini ensesine götürerek.
"İyiyim Polat Bey teşekkür ederim." Dedi İpek.
"Bunlar sizin için. Umarım beğenirsiniz." Dedi Polat ve elindeki papatya demetini uzattı
"Çok teşekkür ederim Polat Bey hiç gerek yoktu. Buyurun odamda konuşalım." Dedi İpek.
"Öğretmenim her zaman ki gibi çok güzelsiniz." Dedi Poyraz. "Teşekkür ederim bir tanem. Sende her zaman ki gibi çok yakışıklısın." Dedi İpek.
Polat'ın içinden 'Ben değil miyim?' Demek geçsede diyemedi.
İpek merdivenlerden çıkarken peşpeşe hapşırmaya başlayınca Poyraz'ın yüzünde bir zafer gülümsemesi oluştu.
Polat kaşlarını çatarak İpek'e baktı. "İyi misiniz?" Dedi.
"İyi-" diyemeden bir kez daha hapşırdı İpek. Papatyaları kendinden uzaklaştırdı. Derin nefesler alarak kendine gelmeyi bekledi.
"Papatyaya alerjim var." Dedi kendine geldiğinde. Polat kocaman olmuş gözleriyle Poyraz'a döndü. Poyraz ise sırıtıyordu.
"Çok özür dilerim. Söyleseydiniz keşke." Dedi Polat. "Sorun yok. Geçti zaten." Dedi İpek. O an söylememişti çünkü kabalık etmek istememişti.
"Mila ve benim eşyalarımı almak için gelmiştik biz öğretmenim. Odama gidelim mi? Eski odama yani." Dedi Poyraz.
Yurttan ayrılmak istemiyordu aslında. Ömer ve Çınar vardı burada. "Gidelim Poyrazcığım. Ömer ve Çınar seni görünce çok sevinecekler." Dedi İpek.
Odanın önüne geldiklerinde Poyraz, içeride Çınar veya Ömer'in olabileceğini düşünüp kapıyı tıklatmıştı. İçeriden gelen "Gel." Sesiyle kapıyı açtı. Çınar, çalışma masasında ödevini yapıyor, Ömer ise yatağında Poyraz'ın ona hediye ettiği formaya bakıyordu.
Poyraz, okulun futbol takımındaydı ve okul Müdürü gol atan kişilere attıkları gol kadar forma alacağını söylemişti. Poyraz bunu duyunca maç başlamadan, iki gol atmayı kafasına koymuştu bile.
Formalardan birini Ömer'e verecek birini ise kendi giyecekti. İkisi de Beşiktaş'lıydı. Öyle de yapmıştı. Maçta iki gol atıp formalardan birini Ömer'e vermiş, birini kendisi almıştı.
Ömer, Poyraz'ı gördüğü gibi ayağa kalkıp koşarak ona sarılmıştı. "Seni bir daha göremeyeceğim sandım Poyraz." Dedi dolu gözleriyle.
"Olur mu öyle şey Ömer? Okulumu değiştirmedim gün içerisinde görüşemezsek, okulda görüşürüz." Dedi Poyraz.
"Demek aileni buldun ha? Senin adına çok sevindim." Dedi Çınar. O da Poyraz'a sarıldı. "Öyle oldu." Dedi Poyraz elini ensesine atarak.
Ömer, Poyraz'ın arkasında duran Polat'a baktı. Kendinden epeyce büyüktü. Bu kimdi ki böyle?
Polat, Ömer'in bakışlarını fark etmişti. "Merhaba yakışıklı. Polat ben, Poyraz'ın abisiyim." Dedi ve elini uzattı.
"Ömer bende. Memnun oldum." Dedi Ömer. Polat kafasını yavaşça aşağı indirerek ona karşılık verdi.
Çınar'a döndü. Gözleri kesiştiğinde Polat elini uzatarak. "Sende Çınar'sın sanırım." Dedi ve ona da elini uzattı.
Çınar kafasını sallayarak elini uzattı.
Poyraz kıyafetlerini valize koyuyordu. Her ihtimale karşı herkesin kendine ait valizi vardı.
"Bende Mila'nın eşyalarını toplayayım o zaman. Gelmek ister misiniz?" Dedi İpek. Polat zaten dünden hazır olduğu için kafasını salladı.
Açıkçası Mila'nın odasını merak etmişti. Diğer yandan da İpek ile daha fazla vakit geçirme fırsatını kaçırmak istememişti.
"Poyrazcığım biz Mila'nın eşyalarını toparlayıp geliyoruz." Dedi İpek. "İkiniz?" Dedi Poyraz kaşlarını çatarak.
"Evet." Dedi Polat omzunu silkerek. Poyraz sabır çekerek önüne döndü.
Polat gülümseyerek odadan çıktı. Mila'nın odasının yolunu tutmuşlardı. İpek, yurt görevlisi ile karşılaşınca "Akıllı tahtaya bakmak için geldiler mi?" Dedi.
"Geldiler efendim. Fakat anlaştığınız fiyattan daha fazla tutacağını söyleyip gittiler." Dedi kadın.
İpek'in yüzü düşmüştü. Çocukların ders işlediği tahta bozulmuştu ve maaliyeti ödeyemeyecekleri kadar fazlaydı.
"Sorun ne?" Dedi Polat. İpek cevap verecekken, yurt görevlisi konuştu. "Akıllı tahta bozuldu fakat maaliyeti yurdun ödeyemeyeceği kadar fazla." Dedi.
Bu hareketi İpek'i sinirlendirmişti. Neden her şeye maydanoz oluyordu ki?
"Ne kadar fazla mesela?" Dedi Polat.
Yurt görevlisi yine aynı şeyi yapıp "Yeni bir tahta alabilecek kadar fazla." Dedi.
"Özlem Hanım işinizin başına döner misiniz?" Dedi sertçe İpek. Özlem başını önüne eğerek gitti.
"Ben hallederim. Çocuklar derslerinden geri kalmasın." Dedi Polat. İpek mahçup bir şekilde "Gerek yok Polat Bey. İnce düşünceniz için teşekkür ederim. Ben bir şekilde halletmeye çalışacağım." Dedi. 'Bir insanın dudaklarından bir isim bu kadar mı güzel çıkar?' Diye düşündü Polat.
"Hayır gerek var. Yarın bir kaç kişiyi gönderirim." Dedi Polat ve koridorda ilerlemeye devam etti.
İpek konuşacakken telefonunun çalmasıyla susmak zorunda kaldı. Telefonla konuşmaya devam ederek ilerledi. Mila'nın odasına geldiklerinde kapıyı açıp girdi.
Polat odada çift kişilik yatak olmasına şaşırmıştı. Üstelik Poyraz'ın kaldığı odaya göre daha küçüktü. İpek telefonu kulağına yaslayarak dolabın yanındaki valizi aldı.
Dolabı açarak kıyafetleri doldurmaya başladı. Polat telefonla konuşurken eşyaları toparlamakta zorlandığını anlayınca hafifçe koluna dokundu.
"Ben hallederim." Dedi fısıltıyla. İpek minnettarca bakarak "Teşekkür ederim." Dedi dudaklarını oynatarak. Polat başıyla ona karşılık verdi.
Mila'nın kıyafetlerini kokularını içine çekerek valize doldurmaya başladı. Bu kız ne kadar güzel kokuyordu böyle!
Eşyaları toparlamayı bitirdiğinde camdan dışarıyı izlemeye başladı. Poyraz'ı gördü. Ömer ve Çınar ile birlikte oyun oynuyordu. Yüzündeki gülüş Polat'ın da gülmesini sağladı.
Polat, kardeşlerinin vefat ettiği söylenince bir süre kendine gelememişti. Özellikle de Poyraz'da. Annesi Poyraz'ın doğumunda çok acı çekmişti. Doğumhane kapısındaki her bir Baştuğ erkeği sanki onunla birlikte acı çekiyordu.
Miray Hanım, art arda iki kez çocuğunu kaybetmişti. Her anne için zor bir durumdu.
"Polat Bey?" Dedi İpek. Polat bir anlığına irkilmişti. Arkasına dönerek "İpek Hanım?" Dedi. İpek elindeki küçük peluş zürafa ile duruyordu. "Çok teşekkür ederim yardımcı olduğunuz için. Aşağı inelim isterseniz." Dedi İpek. "Buyurun." Dedi Polat elini önden onun geçmesi için nazikçe uzatarak.
İpek elindeki zürafa ile yürümeye başladı. Bahçeye inene kadar konuşmamışlardı. Poyraz, öğretmeni ve abisini görünce arkadaşlarıyla vedalaştı ve yanlarından ayrılarak onlara doğru gitti.
Öğretmeninin elindeki oyuncağı gördü. "Öğretmenim! Nereden buldunuz bunu!?" Dedi heyecan ve şaşkınlık dolu bir sesle.
"Mila'nın dolabındaymış Poyrazcığım. Biraz daha dikkatli arasaymışsın bulabilirmişsin." Dedi İpek. "Nasıl ya? Baktım ama ben oraya." Dedi Poyraz. İpek omuz silkerek dudaklarını 'bilmiyorum' der gibi büzdü.
Polat valizleri alarak arabaya yerleştirdi. "Biz gidelim artık." Dedi. Poyraz gitmek istemiyordu fakat mecburdu.
"Görüşürüz öğretmenim. Sizde bizim yanımıza sık sık gelin olur mu? Çok özleyeceğim sizi. Işık'la beraber gelin ama. " Dedi Poyraz.
"Geliriz tabii Poyrazcığım. Benim yerime Mila'yı öp olur mu?" Dedi İpek.
"Sürekli öpeceğim öğretmenim, siz isteyin yeter ki." Dedi Poyraz. İpek gülümseyerek yanaklarını sıktı.
"Görüşmek üzere İpek Hanım. Kendinize iyi bakın." Dedi Polat. "Sizde öyle Polat Bey, görüşmek üzere." Dedi İpek.
Polat, Poyraz'ın kapısını açtı ve o yerine geçince kapıyı kapattı. Kendisi de şoför koltuğuna geçti.
Polat hüzünlü gözlerle son kez İpek'e baktı....
_____________
Poyraz, yol kenarındaki oyuncakçının vitrininde Mila'nın çok istediği oyuncağı görünce "Şu oyuncakçıya girelim mi? Lütfen!" Dedi.
Polat arabayı gördüğü ilk boş yere park etti. Kardeşi ilk defa ondan bir şey istemişti, tabii ki yapacaktı.
İlk önce kendisi indi. Arabanın etrafında dolaşıp Poyraz'ın kapısını açtı. Arabayı kilitledi ve Poyraz'ı kolunun altına alıp oyuncakçıya doğru yürüdü.
Poyraz girer girmez vitrine doğru ilerledi. Fakat oyuncak yerinde yoktu. Omuzlarını aşağı indirerek abisine döndü. "Daha demin burada Mila'nın istediği oyuncak vardı. Satılmış sanırım." Dedi üzgün bir şekilde.
Polat kaşlarını çatarak etrafa baktı. Görevli ile göz göze geldiğinde yanına gelmesini işaret etti.
"Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim?"
"Daha demin burada bir oyuncak vardı, kocaman böyle pembe bir kutusu var o oyuncak satıldı mı acaba?" Dedi Poyraz, Polat'a konuşmak için fırsat vermeyerek.
"Maalesef az önce satıldı." Dedi görevli çocuk.
"Gidelim o zaman." Dedi Poyraz kısık bir sesle. Polat kaşlarını daha da çatarak. "Benim kardeşim bir oyuncak için bu kadar üzülecek, bende hiç bir şey olmamış gibi eve gideceğim öyle mi? O oyuncağı bulmadan eve falan gitmiyoruz. Sen göster bakayım şunun fotoğrafını bana." Dedi Polat.
Çocuk fotoğrafını Polat'a gösterdiğinde Polat kendi telefonundan fotoğrafını çekip görevli çocuğa döndü. "Depoda falan yok mudur?" Dedi.
"Ben bir bakayım abi." Deyip yanlarından ayrıldı görevli çocuk. Polat raflarda ki oyuncaklara göz gezdirdi. Mila için uygun olacağını düşündüklerini alıp kasaya yöneldi.
Görevli çocuğun ona doğru geldiğini gördü. "Kalmamış maalesef abi." Dedi ve başka bir müşterinin çağırmasıyla o tarafa gitti.
Poyraz'a baktı. Kollarını göğsünde birleştirmiş, duvara yaslanmıştı. Düşünceli bir şekilde yere bakıyordu. Polat oyuncakların ücretini ödeyip Poyraz'ın yanına gitti.
"Canın mı sıkkın senin bakayım?"
Poyraz, abisine baktı. Kafasını iki yana salladı.
"Bunları arabaya bırakalım seninle ufak bir işimiz var. Gel bakalım." Dedi Polat.
Poyraz ikiletmeden abisini takip etti. Polat poşetleri bagaja koyarken, onu beklemeden kapıyı açıp arabaya bindi.
Oyuncağı gördüğü anda çok heyecanlanmıştı. Mila'nın çok seveceğini düşünmüştü. Daha öncesinde bu oyuncağı alması için Müdire Hanım'dan rica etmişti. Fakat Müdire Hanım hiç bir yerde bulamamıştı.
Polat arabayı en yakın oyuncakçıya sürdü. Poyraz ne yaptığını anlayınca "Gerek yok oyuncağı almaya, eve gidelim." Dedi.
Polat, Poyraz'a dönmeden ona baktı. Kafasını cama yaslamış ayaklarına bakıyordu. "İn bakalım hadi." Dedi Polat ve arabadan indi.
Poyraz kapısını açıp aşağı indi. Polat'ın yanına giderek "Gerek yok direkt eve gidelim uykum geldi zaten." Dedi.
"Burada olduğuna eminim. Alalım ve eve gidelim abiciğim." Dedi Polat. Poyraz bir şey demeden Polat'ı takip etti.
Görevli adam, Polat'ı görür görmez yanına geldi. "Hoşgeldin Polat abi. Siparişini hazırladık hemen getiriyorum." Dedi ve yanlarından ayrıldı.
Poyraz kaşlarını çattı.
Ne alacaklarını nereden biliyordu?
Çok geçmeden çocuk oyuncağı getirmişti. Polat "Eyvallah." Dedi ve Poyraz'ı kolunun altına alarak dükkandan çıktı.