İçeriğe geç

Polis Sirenleri

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Polis Sirenleri

Bölüm 5

BÖLÜM 4

YOĞUN BAKIM

İnsan, bazen kendini boşlukta hisseder. Kimsesiz, yalnız hatta bir hiç gibi. Elleri ayakları, bacakları kısacası her yeri titrer. Ne olduğunu anlayamaz hale gelir.

Bende öyle hissettim o an. Enes’e bir şey olduğundan değil Asel’in böyle bir şey yapabileceğinden korkuyordum.

Polisler beni çağırmıştı ama ben hiç iyi değildim. Saat yedi olmuştu Mustafa abim birazdan gelirdi onu beklemeye karar vermişken kapı çaldı hemen kapıyı açtım ve karşımda Mustafa’yı gördüğümü hatırlıyorum.

Sonra bayılmışım. Yani sanırım…

(Mustafa’nın anlatımıyla)

Apartmanın önüne geldiğinde bir çığlık bir ağlama sesi duydum. Ama bu ses Yağmura aitti. Hemen yukarı çıkmaya başladım.

Kapıyı açar açmaz Yağmur bayıldı o an ne yapacağımı bilemedim ve açıkçası çok korktum. Çok süre geçmeden ambulansı aradım, ambulans çok süre geçmeden geldi ve bende teyzem ve enişteme haber verdim.

Hastaneye varır varmaz Yağmur’u MRA aldılar. Teyzemler, ben ve Asel delirmiş gibiydik. Daha sonra Enes'in de bu hastanede kaldığını öğrendim. Yağmur’un sonuçları çıkar çıkmaz doktoru bizi odasına çağırdı korkudan kalbimiz güm güm atıyordu. Doktor hemen konuşmaya başladı.

Doktor:

—Merhaba.

…

Doktor:

—Nasılsınız?

…

Doktor:

—O zaman hemen konuya gireyim. Maalesef Yağmur Hanım 2. Evre akciğer kanseri.

Teyzem dayanamayıp hemen sordu:

—İyi mi?

Doktor:

—Maalesef şu an iyi değil ama daha iyi olacak. Ama siz lütfen sakin olun.

Yıkılmıştık. Yaklaşık bir saat yoğun bakımın kapısının önünde geçirdik daha sonra ben dayanamayıp Enes’in odasının danışmaya sordum. Ve Enes’in kaldığı odayı öğrenir öğrenmez yanına gittim asıl merak ettiğim şey yağmurun neden bayıldığını öğrenmekti ama açıkçası pek öyle olmadı.

Mustafa:

—Merhaba Enes Bey.

Enes:

— Siz kimsiniz?

Mustafa:

—Aileniz nerede acaba?

Enes:

—Kimsiniz dedim!

Mustafa:

—Pekâlâ. Ben Mustafa Serin, Yağmur’un kuzeniyim.

Enes:

—Merhaba, ben de Enes, Enes Güler.

Mustafa:

—Aileniz nerede?

Enes:

—Ailem Ukrayna’da. Siz niye geldiniz?

Mustafa:

—Yağmur hastanede, akciğer kanseriymiş…

Enes:

—N-ne, na-nasıl iyi mi?

Mustafa:

—Maalesef…

Enes:

—Hemen gitmemiz lazım.

Mustafa:

—Lütfen siz dinlenin, ben ilgileneceğim her ikinizle de.

Enes:

—Teşekkür ederim. Bu arada polisi arar mısınız?

Mustafa:

—Sıkıntı yoksa nedenini öğrenebilir miyim?

Sözümü bitirir bitirmez kapıdan iki polis memuru girdi be şöyle dedi:

—Enes Bey dışındakiler çıkabilir mi acaba?

Evet, bende çıkıp yoğun bakımın önüne gittim. Yağmur uyanmıştı, teyzeme nasıl diye sordum iyi dediler. Umarım gerçekten iyidir diye geçirdim içimden çünkü eğer ona bir şey olursa kendimi suçlu hissederdim…

(4 saat sonra)

Yağmurun yanından sadece bir kere ayrılmıştım oda eşyalarını almak için.

(Yağmur’un anlatımıyla)

Saat sekiz gibi uyanmıştım ama üstümde yorgunluk ve halsizlik olduğundan yemeğimi yer yermez tekrardan uyumuştum.

Sabah kalktığımda annem ve babam hatta Mustafa yanımdalardı ama beni şaşırtan şey beş dakika sonra yaşandı. Herkes uyanmıştı, ben ise tekrar uyumaya çalışıyordum. Yine tam uykuya dalmaya yakınken kapı çaldı ve içeri Enes girdi. Ne, evet o gelmişti acaba geldi diye düşünmüştüm ki annem konuşmaya başladı:

—Hoş geldin Enes…

Sonra bana seslendi:

—Yağmur bak arkadaşın geldi kızım.

Enes mi annem Enes’i nereden tanıyordu? Özellikle benim tanıdığımı nereden biliyordu.

Bunu öğrenmem lazım diye düşünürken aklıma Mustafa abim geldi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.