İçeriğe geç

Polis Sirenleri

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Polis Sirenleri

Bölüm 4

BÖLÜM 3

ENES GÜLER VE ASEL KARA

YANIMA BAKTIĞIMDA, ELİMİ TUTACAK KİMSE YOKTU

Enes:

—Asel bir katil!

Yağmur:

—N-ne na-nasıl ama.

Enes:

—Biliyorum buna inanmak istemiyorsunuz ama maalesef gerçek.

Yağmur:

—Konuyu baştan anlatır mısınız?

Şaşırmıştım, Asel’in; çocukluk arkadaşımın, can dostumun, sırdaşımın ve dostumun böyle bir şey yapabileceğine inanmıyordum. Asel; sakin, utangaç, sessiz ve iyi bir insandır ve aynı zamanda benim çocukluk arkadaşım onun bana ihanet ettiğini düşünmüyordum.

Enes:

—Tabi, Asel ile biz yaklaşık iki yıl önce sevgiliydik.

Yağmur:

—N-ne, bana hiç söylememişti…

Enes:

—Evet. Daha sonra beni aldattığını düşündüğüm için ayrılmak istedim. Ama delirdi ve benden intikam almak istiyor, bunca zamana kadar birçok şey yaptı ve yine yapıyor yine yapacak. Büyük ihtimalle birini öldürdü ya da öldürttü sonra bir şekilde dayını ihbar etti ve sonrasını biliyorsun beni sana suçladı ama yanıldığı bir şey var bunu benim sana söyleyeceğime inanamadı.

Gerçek olabilir miydi? Asel gerçekten katil olabilir miydi? Ya da bu çocuk mu yalan söylüyordu?

Oradan ayrıldığımda kafam çok karışıktı. Kimin yalan kimin doğru söylediğini anlayamıyordum. Çocukluk arkadaşım Asel mi, yoksa bu fenomen bozuntusu çocuk mu?

Ve eve giderken, bilerek yolu uzatarak gelmiştim, çünkü yürümek insanın içini rahatlatıyor ve sakinleştiriyordu.

Eve geldiğimde saat beş olmuştu, annemler anneannemlerdeydi birkaç gün orada kalacaktı o yüzden bende evde yalnızdım ve düşünmek için bayağı bir vaktim olmuştu. Ama bir sonuca varamamıştım. Ve sonunda birine danışmaya karar verdim. Ama kime? Kime güvenebilirdim?

Tabi ki kuzenim Mustafa!

Evin içinde büyük bir çığlık attıktan sonra kuzenime yazmaya karar verdim ve yazmak için telefonumu elime aldım ve yazmaya başladım.

Yağmur:

*Kuzen sana ihtiyacım var!

Mustafa:

*Tabi kuzum büyük bir sıkıntı yoktur umarım.

Yağmur:

*Dayımızın hapse girdiğini biliyorsun?

Mustafa:

*Evet, biliyorum.

…

Kuzenim üniversite son sınıf mimarlık okuyordu ve aramızda üç yaş vardı ama yine de çok iyi anlaşıyoruz.

Onunla konuşur konuşmaz uyudum. Hem yorgun hem bitkin hem de kafam çok karışıktı. O yüzden uyumak iyi gelmişti.

Uyanır uyanmaz annemleri aradım, öğlen gibi anneannemlere gelmemi istediler, ama gitmeyecektim tüm gün boyunca kuzenimi bekleyecektim ve gel incede ses kayıtlarını dinleyip bir karara varacaktık.

(Saat 14.45)

Açıkçası içimde bir korku bir huzursuzluk vardı. Ya bu çocuk bana bir şey yaparsa diye sonuçta katil iddiası vardı üstünde. Düşündüm ki bu çocuk bana bir şey yaparsa ya da katil olduğuna dair açık verirse elimde bir kanıt olmalıydı. Odamda dönüp durur iken aklıma dolabın içindeki ses kayıt aleti geldi. Evet tüm konuşmamızı kayıtlarına alacaktım. Ses kayıt aletini açıp çantamın içine koydum.

(Şu anki zaman)

Kahvaltımı eder etmez odama geçtim, güneşliklerimi kapattım LED ışıklarımı açtım. Evet işte gördüğüm tam istediğim ortam ve istediğim enerjiydi. Daha sonra sıkılıp bilgisayarımı açtım ve film izlemeye karar verdim.

Evet kendimi bu film ile oyalayabilmiştim. Öğlen olduğunda annem bir an aramaya başladı.

(Telefon konuşması)

Yağmur:

—Alo.

Tuğba:

—Alo.

Yağmur:

—Efendim anne, ne oldu?

Tuğba:

—Kızım anneannenlerdeyiz hadi sende gel, zaten biz birkaç gün buradayız yüzünü görelim.

Yağmur:

—Anne akşam Mustafa abim gelecek. Onu karşılamam lazım.

Tuğba:

—Tamam öyleyse, hadi kapatıyorum selam söyle Mustafa’ya.

Yağmur:

—Tamam anne söylerim bay bay.

Tuğba:

—Bay bay.

Annemle konuşmamız bitince gözüm saate çarptı saat ikiye geliyordu ama saat yediye çok vardı. Ve film izlemeye devam etmeye karar verdim.

Saat yaklaşık üçe kadar film izledikten sonra dayanamayıp kuzenimi aradım.

(Telefon konuşması)

Mustafa:

—Alo

Yağmur:

—Alo

Mustafa:

—Ne oldu kuzum, bir sıkıntı mı var?

Yağmur:

—Neredesin?

Mustafa:

—Uçakta…

Yağmur:

—Ne zaman burada olursun?

Mustafa:

—Ne oldu beni çok mu özledin(!)

Yağmur:

—Hem de çok (!)

Mustafa:

—Haha çok komik.

Yağmur:

—Ne zaman burada olursun?

Mustafa:

—Üç ya da dört saate oradayım sen bana yemek hazırlamayı unutma kurt gibi açım çünkü.

Yağmur:

—Tamam, hazırlarım. Hadi iyi yolculuklar. Bay bay

Mustafa:

—Bay bay.

Canım çok sıkılmıştı artık alarmımı yediye kurup uyumak istiyordum.

Biliyorum şu an beni çok uykucu biri sanmış olabilirsiniz, aslında bu kadar uyumam ama bu aralar kafam o kadar karışık ki yaşadıklarımı anca uyku sakinleştiriyor ve beynimi dinlendiriyor, o yüzden fazla uyumak bazen çok iyi gelebilir.

Uyumaya çalıştım ama bu pek mümkün olmadı, tavan ile uzun uzun bakıştım ve en sonunda uyuyakalmayı başarmışım.

Alarmımın sesi ile uyanmayı beklerken arama sesi ile uyandım 155 arıyordu. Açmam biraz uzun sürdü ama uykulu halimle de olsa konuşmaya başladım.

Polis:

—Merhaba, Yağmur Hanım ile mi konuşuyoruz.

Yağmur:

—Evet, buyurun benim.

Polis:

—Yağmur Hanım acil karakola gelmeniz lazım.

Yağmur:

—Tabi ki memur bey ama sakıncası yoksa nedenini öğrenebilir miyim?

Polis:

—Aslında bir cinayete teşebbüs olayı yaşandı.

Yağmur:

—Kime?

Polis:

—Enes Güler’e.

…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.