DAHADA YAKINIZ
KALP KIRIKLIĞI,
HAYAL KIRIKLIĞINDAN DAHA ACI VERİCİDİR
Neden böyle düşündüğümü merak etmiş hatta belki de sorguluyor olabilirsiniz ama Mustafa abim yanımdan sadece yarım saat ila 1 saat yanımdan ayrıldı, o yüzenden bunu bilse bilse o bilirdi.
Yağmur:
—Mustafa abi sana bir şey sorabilir miyim?
Mustafa:
—Tabi Yağmur, ne oldu?
Yağmur:
—Annem Enes’i nereden tanıyor?
Mustafa:
—Dün akşam Enes seni ziyarete geldi, senin uyuduğunu görünce tam gidiyordu annen durdurdu ve sohbet ettiler hatta senin en yakın arkadaşın mıymış neymiş.
Yağmur:
—Tamam, sağ ol kuzum, aklıma takıldı da.
Mustafa:
—Ne demek canım, hadi sen dinlen.
Kısa konuşmamız ardından sonra Enes'i aramaya karar verdim sonuçta o da hastaydı ve bir geçmiş olsun ihtiyacı vardı.
(Enes’in anlatımıyla)
Sabah erkenden hemşirelerin sesiyle uyandım. Acaba Yağmur nasıl iyi miydi diye düşünmeye başladı. Hayaller evrenine gidip geldikten hemen sonra arama sesiyle kaykıldım Yağmur arıyordu:
(Telefon konuşması)
Enes:
—Alo, efendim Yağmur, bir sıkıntı mı var, iyi misin?
Yağmur:
—Yok Enes bir sıkıntı. Asıl sen iyi misin?
Enes:
—İyiyim, sen nasılsın?
Yağmur:
—İyiyim, yani sayılır.
Enes:
—Geçmiş olsun.
Yağmur:
—Sağ ol.
Enes:
—Müsait misin?
Yağmur:
—Evet, ne oldu?
…
Hayır yanlış anlamayın, telefonu yüzüne kapatmadım, sadece şarjım bitti.
Odamdan çıktım ve yağmurun odasına gitmek için koridora çıktım.
3122, 3123, 3124, “3125” evet işte o Yağmurun odası.
Yağmur’un kapısına gelir gelmez kapıyı tıklatıp içeri girdim.
Yağmur’un odasına girince, ona Asel hakkında konuşmak istedim hatta istemekle kalmadım yaptım.
Yağmur’a, Asel’i beni bıçakladıktan hemen sonra kaybolduğunu söyledim. Bir süre ne yapacağımızı düşündükten sonra Yağmur’un telefonundan Asel’i aramaya karar verdik. Asel açmadı, kaç kere aradık ama açmadı. Daha sonra düşünmeye karar verdik birkaç dakika bu olaya kafa yoğurduktan sonra polisler geldi ve beni almak istediklerini söylediler.