İçeriğe geç

Plajda Aşk

Bölüm 18 · 4 dk okuma

Plajda Aşk

Bölüm 18

İzmir'e gidiş

Hep birlikte Ahmet babamın arabasına bindik ve , Emel annem,Ahmet babam ,Mehmet ve benim yolculuğumuz başladı.

Evet bugün İzmir'e memleketime gidiyorduk. Ben Mehmet'e söylememin ardından henüz üç gün geçmişti ve sağolsun hemen annesi ve babasıyla konuşup ayarlamış yolculuk planını.

Antalya'dan İzmir'e beş buçuk saat sürüyordu. Çok kısa değil ama çok uzun da bir yol değildi. Güle eğlene , mola vere vere güzel bir yolculuk geçirdik ve İzmir'e sonunda vardık. Benim yaşadığım yer Alsancaktaydı. Alsancağa girdik ve sonra anneme telefon ettim. Kader, abim ve annem bizleri karşılamak için binadan aşağı inmişler.

Biz arabayla tam binanın önüne yaklaştık. Kapıyı açıp inmemle annemin boynuna atlamam bir oldu. Sonra abim ve Kader'de bize eşlik etti ve birbirimize öylece kelepçelenip sarılı kaldık. Hepimizin duygu durumu tavan durumdaydı. Ama bu özlem duygusu insanı ağlatıyordu. Hep birlikte ağlıyorduk. Gören biri öldü sanırdı. Daha sonra bu ağlamaya bir son vermek için sarılmayı bıraktım ve o sırada Emel annem:

"Merhabalar efendim Ben Mehmet'in annesi Emel, bu da eşim Ahmet" diyerek kendisini anneme tanıttı.

Annem de elini uzatarak " çok memnun oldum Emel hanım buyurun içeri geçelim kapıda kaldınız " dedi ve bize önderlik etti. Binanin giriş katında oturuyorduk zaten bu yüzden eşyaları içeri taşımak zor olmadı. Kısa bir süre içinde eve girdik. Ahmet babam ve Emel annem yan yana oturdular karşı koltuğa da ben ve Mehmet oturduk. Mehmet o kadar saygılıydı ki aileme karşı inanılmaz. Elini öpmeler , "yardım lazımmı anne" demeler bir görseniz:)

Annem de mehmete çok kibar ve özenli davranıyordu tabii orayı es geçemeyeceğim.

Daha sonra Kader ben ve annem mutfağa geçtik. Yemek hazırlıyorduk ve Mehmet ve abimde abimin odasına geçmişlerdi. Uzun uzun herşeyi anlattım annemlere. Orada kaldığım süreçte yaşadığım her bir âna kadar. Benim adıma çok seviniyorlardı. Her ne kadar aramızda mesafe ve hasret olsa da benim mutlu olmam hepsine bedeldi.

Tabi ki her şey toz pembe değildi arada ufak pürüzler de oluyordu , kimin hayatında olmaz ki?

Ama bunlar aşılmayacak kadar büyük sorunlar değildi.

Tam olarak "Sorun ne" Diye soracak olursanız bizim Mehmet'le aramızda hâlâ bir nikah yoktu. Ailesiyle bir yaşıyorduk gibi gibi..

Yine de ben her şeye razıydım. Varsın olmasın inanın umurumda değildi. Benim tek istediğim her güne, her sabaha Mehmet'le uyanmak. Gerisi hikayeydi benim için.

Onun yanında olmak bana inanılmaz rahat ve güvende hissettiriyordu. Benim de aradığım bu değil miydi zaten?

Evet. Bu yüzden , bu kadar çatlak su kaçırmaz modundaydım.

Nihayet yemekler pişti ve hep beraber harika bir akşam yemeği sofrası kurup yedik. Masada sohbet epey devam etti, artık herkes birbirini daha yakından tanıyordu.

Herkes çok iyi anlaşmıştı. Kader ve ben servisi yapıyorduk. Çaylar, tatlılar, kahveler , meyveler derken yemediğimiz birşey kalmamıştı. Bir gün bu kadar güzel geçirilebilirdi gerçekten.

O an herkesin böyle düşündüğüne eminim.

Ahmet babam akşama kadar araba kullandığı için en erken yatan o olmuştu. Sonra biz salonda annem ve Emel anneyi baş başa bıraktık ve abim, Kader ben ve Mehmet abimin odasında takılmaya karar verip odaya geçtik.

Abim güzel bir şarkı açtı bilgisayardan. Sohbet bu sefer burada devam ediyordu. Abim Mehmet'ten 4 yaş büyüktü yine de kafaları uyuşuyordu. Mehmet'in hayallerini sordu. Ne olmak veya ne yapmak istediğiyle ilgili konuştular.

Bu arada Mehmet Akdeniz üniversitesi'nde mimarlık okuyordu. Yaz tatili bitsin 2. Sınıftan devam edecekti. Okuduğu bölümü sevdiğini ve yolunu bu bölüme göre çizeceğini , mimar olmak istediğini anlattı. Abimde Mehmet'i takdir ettiğini söyledi. Okul hayatında başarılar ve kolaylıklar diledi. Bende o sırada Kaderle başka bir muhabbete daldım. Ben yokken neler yaptığını anlattı bana. Atakan'la arada sırada telefonla görüşüyorlarmış bunu söylemeyi atlamadı. Dostlukları adına seviniyordum. Gerçekten.

Bensiz çok yanlız hissettiğini ve kolay olmadığını söyledi. Benim içinde öyleydi elbette ama ben yeni bir aşka yelken açmıştım bu yüzden bu durumun pek de farkında değildim. Aman aman bir boşluk hissi oluşmadı anlayacağınız.

Ama Kader bensiz bir şekilde hayatına aynen kaldığı gibi devam ediyordu ve bu onun için daha zor olmalıydı. Yine de elimden birşey gelmiyordu neticede. Hasretlik hep olacaktı aramızda, buna bir çare yoktu. Kaldı ki hasret kaldığım tek kişi değildi Kader. Annem , abim daha nicesi. En önemlisi ise yaşadığım, büyüdüğüm memleketime olan hasretlik. Bu dinmez, bitmez bir özlem elbette.

Her şeye rağmen ben bunları göz ardı etmek için,duygusal davranmamak için ciddi boyutta elimden geleni yapıyordum.

Saat artık ciddi derecede geç olunca hepimiz yattık.

Günler aynı yukarıda yazdığım gibi bol sohbetli ve güzel geçti. Hatta İzmiri bile gezdik. Her semtini.

Derken bir haftanın sonunda artık Antalya'ya dönme zamanı gelmişti. Arabaya binmeden önce hepsiyle tek tek vedalaştım ve annem bana şunları söyledi:

"Kızım, kıymetlim. Seni ne kadar iyi insanlara emanet ettiğimi bir kere daha anladım. Bu yönden kendini gerçekten şanslı hisset. Yine de bunları sana söylemek istiyorum. Sen benim biricik ve tek kızımsın. Ayağına taş değse dünyayı yakarım. Ben seni kimselere değişmem kızım. Iyiki senin gibi bir kızım var , senle hep gurur duydum. Bu yüzden olurda kendini üzgün veya mutsuz hissedersen hiç çekinmeden çık gel . Bu kapı sana hep açık....

Bu sözlerin ardından sımsıkı sarıldı bana. Bende ona tüm kalbimle sarıldım. Öyle güçlü bir sarılmaydı ki bu, kemiklerim kırılacak sandım. Bırakmak istemiyor gibi bir sarılıştı bu. Canım annem, sen her ne kadar beni besleyip büyütsen de ben bir kuş gibi bir gün uçup gideceğim, ve gittim . Doğanın kanunu bu. Bu yüzden elinden geldiğince duygusal yaklaşma bu ayrılığımıza. Seni gerçekten çok seviyorum. Hayattaki en kıymetlim. Biricik annem, iyi ki benim annemsin....

Duygu dolu bir ayrılığın ardından Antalya'ya dönmek için yola koyulduk...

Biz Sinem ve Mehmet. Her gün artan bu aşka şahitlik etmek için beğen, takip et ve puanla ❤️

Instagram-oykumarslaan

Bölüm sonu

1 yorum