O günden sonra ben Mehmet'e daha da bağlandım. Gerçek hislerini tam anlamıyla öğrenmiş olmak beni daha derinden etkilemişti. Ona karşı daha nazik ve daha hassas davranmak için elimden geleni yapıyordum. Birlikte film izledik ve filmin sonunda iki aşık kavuşuyordu. Bunun mutluluğuyla biten filmin ardından karşılıklı içmek için çay demledim. Salonda koltukta oturuyorduk ve servisi buraya yaptım. Furkan'ı da çay içmeye davet etmek geldi aklıma.
Mehmet aradı ve Furkan'ı bize davet etti. Çok kısa sürmeden Furkan geldi. İkisi çay içe dururlarken benim de aklıma bir anda Kader geldi ve onu aramak için mutfağa geçtim.
Hemen açtı telefonumu:
" Aşkım nasılsınız özledim sizi , sesini duymak istedim "
"Sinem canım arkadaşım iyi ki aradın , sende benim aklımdasın hep , bugün olmasa yarın mutlaka arayayım diyordum bende iyiyiz bizi merak etme , sabah annendeydim yeni geldim eve sen nasılsın asıl?"
" ben iyiyim bitanem çok mutluyum beni nasıl bıraktıysanız aynı o şekildeyim sizi çok özledim sadece"
"Ah canım özlememek mümkün mü? Yeni bir sayfa açtın hayatına kolay mı sanki ?"
" en kısa sürede oraya İzmir'e gelmek istiyorum sizi görmeye gerçekten çok özledim sizin geleceğiniz yok baksana" dedim.
" Aşkım sen gelmeye çalış ama gelemezsen söz ben anneni de alıp gelicem artık olmuyor böyle kaç ay oldu"
"Tamam canım ben sana haber edicem annemle de gün içinde hergün konuşmaya çalışıyorum ihmal etmek istemiyorum onu"
" Annen iyi sen onu merak etme tamam mı? Aklın kalmasın buralarda biz iyiyiz öpüyorum canım kocaman kendine iyi bak" dedi ve kapattık. En samimi ve tek dostumla konuşmak çok iyi gelmişti.
Konuşma bittikten sonra telefonu kapattım ve içeriye bizimkilerin yanına geçtim. Çayları bitmiş, onları yeniden doldurdum ve sohbete eşlik ettim.
Furkan yine bildiğiniz gibi espriler yapıp bizi güldürüyordu tabii:)
Emel anne ve Ahmet amca da misafirimiz geldiği için yatak odalarına çekilmişlerdi. Gün içerisinde sürekli beraberdik zaten. Sağolsunlar akşamları evde yanlızmış gibi hissediyorduk. Bize baya alan tanıyorlardı.
Onları gerçekten çok seviyordum Emel anneyi kendi annemle eş değer görüyordum. Ahmet babayı ise tamamen kendi babam yerine koymuştum.
Mehmet konu açmaya çalışıyordu:
"Ne iyi ettin de geldin Furkan vallahi akşam akşam keyfimiz yerine geldi"
"Sen yeterki ara abi ben nerde olsam çıkar gelirim"
"Sağol kardeşim "
"Nazlı ablaya da baya alıştım siz çok güzel bir çift oldunuz Allah ayırmasın " dedi Furkan.
Teşekkür ettim ve sarıldım Furkan'a. Çok içten ve samimi dileklerde bulunuyordu. Kardeşten farksızdı gerçekten...
Uzun bir süre sohbet devam etti, iki demlik çay bitirmişiz, saat gece yarısı 01:00 olmuş. Nihayet Furkan:
"Allah'a emanet olun ben kalkayım artık sohbetimize doyum olmuyor" dedi ve kalkmak için doğruldu.
"Ayağına sağlık Furkan yine gel ablam" dedim.
Mehmetle beraber kapıya kadar geçirdik Furkan'ı.
Bizimde uykumuz geldiği için hızlı hızlı iki elden ortalığı topladık. Hatta bulaşıkları Mehmet yıkadı . Elinden de her iş geliyordu maşallah nazar etmeyin:)
Sonra yatmak için odalarımıza doğru yürüdük.
Ben kendi odamın kapısına yönelirken kolumdan tuttu:
"Bu gece birlikte uyuyalım mı?"
Gözlerine bakarak gülümsedim "neden olmasın?"
Şimdi benim gözlerime bakarak gülümseyen oydu.
"Hadi o zaman" dedi ve kolumu hiç bırakmadan odasına doğru sürükledi:)
Peşinden sürüklendim ve odasına beraber girdik.
Yatağındaki pikeyi sıyırdık ve yatağa birlikte uzandık.
Yine bana sımsıkı sarıldı ve beni etkilemek için süslü cümleler kurmaya başladı:
" bugün ayrı bir güzeldin biliyor musun?"
"Nasıl yani?" Dedim yaramaz bir kız çocuğu gibi.
"Bilmem her konuda bence. Güzelliğin her geçen gün artıyor gibi geliyor bunda benim payım var mı acaba?" Dedi ukala bir tavırla. Kendine pay çıkarıyordu hemen şapşal:)
"Neden olmasın"dedim. Ve yanağına bir öpücük kondurdum.
" Yarın bir planın var mı?"Diye sordu.
"Aslında yarını boşver de yakın bir zamanda İzmir'e gidelim diyorum oraları çok özledim ne dersin?" dedim.
"Tabi ki olur aşkım, ayarlayalım bir gün gidelim beraber"dedi.
"Teşekkür ederim canım" dedim tüm içtenliğimle. Gerçekten bir dediğimi iki etmiyordu. Şımarık olan beni, daha da şımartıyordu bu sayede. Boynuna sarıldım ve yüzüne döndüm:
" Mehmet, bana sevdiğin bir şiiri okur musun?" Diye sordum. Kitaplara ne kadar aşık ve düşkün biri olduğunu biliyorsunuzdur eminim. Ezbere bildiği yüzlerce şiir olduğuna emindim.
"Seve seve bitanem" dedi ve bana ÖZDEMİR ASAF'dan akıl gözü şiirini okudu.
*****
Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.
Bu şiiri ben de biliyordum. Çok beğendiğim bir şiirdi ve sevdiğim tarafından okunması daha bir güzel kılıyordu sözleri.
"Bir tane dahaa" dedim.
İkiletmeden söyledi hemen:
*****
sana ey kanımda eriyen kadın
can nasıl dayansın, nasıl dayansın?
mezara çekmekse beni maksadın
önümde o siyah gözlerin yansın.
bir sütun alevsin, bir sütun duman,
yalnız seni görür gözünü yuman.
senden ateşine bir deva uman
bari gitsin kara toprağa kansın.
bir çukur solumda, bir taş sağımda
kabre girdiğim gün bu genç çağımda
öyle bir yüksel ki sen toprağımda
görenler ruhumu tütüyor sansın
(Necip Fazıl Kısakürek)
Hayran hayran dinliyordum şiirleri. Şiir okurken duygu aktarımı çok iyiydi gerçekten.
Ben her seferinde " başka var mı" Diye sürdürürken o bildiği tüm şiirleri bana okurken, bende onun kollarında uyuyakaldım. Bu da böyle bir geceydi işte.
Biz Sinem ve Mehmet. Her geçen gün artan bu aşka şahit olmak için beğen, takip et ve puanla ❤️
Instagram-oykumarslaan ❤️