Bazen bana gelir, gider seni dert etmeler
Seni rüyalarımda hapsetmeler
Yıldızların hırsızları mı var?
Tutamam, tutamam, hep yeni bir gün doğar
Başka bi' evrende, en güzel hâlinle
Sen hayata karış, ben daha da biteceğim
Kırgınım kendime, üşüyorum gölgende
Henüz bilmesen de belki bir gün gideceğim
Takside giderken Madrigal'den "Seni dert etmeler" şarkısı çalıyordu. Bu şarkıyı bana armağan etti Mehmet'im.
O günden sonra hep bu şarkıyı dinledik beraber.
Müzik tarzlarımız aynı sayılırdı. Beraber müzik dinlemekten aşırı keyif alıyorduk. Bakmayın herşeyi tozpembe anlattığıma. Birgün bitecek bu aşk diye ödüm kopuyordu.
Ondan ayrılırsam ne yaparım, onsuz nasıl devam ederim düşünmek bile çok yıpratıcıydı. Yine de kendimi bu düşüncelerden alıkoyamadığım bir gecede yataktan kalktım ve sıkışmış olan kalbimi ferahlatmak için , mutfağa su içmeye gittim. Kalp kalbe karşıdır diye buna mı denir bilmiyorum ama gecenin üç'ünde Mehmet'de mutfakta sandalyede oturuyor, masada kağıda birşeyler yazıyordu.
O an bir anda dank etti bana. Evet o gece odada Mehmet'i masada oturup birşeyler karaladığını gördüğümü sandığım doğruydu. Rüya falan değildi yani. Peki özellikle bu saatlerde kalkıp, kimseye bahsetmeden yazdığı yada çizdiği şey neydi? İyice merak sarmıştı beni ama yanına gidip sorsam mı, yoksa sabah erkenden kalkıp o uyuyorken odasını karıştırıp gizlicemi baksam? Öylece ayakta , karanlıkta bunu sorguladım bir iki dakika.
Sonra hiçbirşey olmamış gibi ,ona görünmeden sessizce odama döndüm. Evet, ikinci ihtimali uygulayacaktım. Yaptığım doğru değildi farkındaydım, yine de içimden bu ihtimal daha yakın geliyordu. Odaya döndüğümde bir süre tavana baktım öylece. Uykum kaçmıştı çünkü içimde bir merak unsuru vardı artık ve düşüncelerimi susturamıyordum. Hatta Mehmet'in neden sabahları geç uyandığını bile anlamıştım artık. Kim bilir saat kaça kadar yazıp çiziyordu? Bunu bile merak ediyordum. Hatta bi ara kıskançlık bile sardı içimi." Neden bana bahsetmiyor bu durumdan" Diye içten içe kızmıştım ona. Ben düşüncelerimi susturmaya çalışırken bir şekilde uyuyakalmışım.
Sabah yine erkenden uyandım. Henüz herkes uyuyordu, ilk işim Mehmet'in odasına gitmek oldu. Bir an önce sabah olsun diye o kadar beklemiştim ki meraktan yüzümü bile yıkamamıştım. Kapıyı yavaşça araladım, Mehmet arkası dönük bir vaziyette uyuyordu. Muthetemelen kitaplığına biryere saklamıştır diye düşünerek hemen kitaplığı doğru yöneldim. Çok büyük bir kitaplığı vardı, en az beş raf, rafların uzunluğu ise bir metre kadardı. En üst raf yerine, en alt raftan arayama başladım. Hislerim doğruydu, çünkü alt rafta kitapların ortalarında diğerlerinden farklı bir defter vardı gözüme ilk çarpan oydu, ve iç sesime güvenerek hızlıca defteri alıp odadan kaçtım. Kendi odamda inceleyecektim, şayet yanlış defterse tekrar odasına girip kurcalamaya devam edecektim.
Yatağıma oturdum ve defteri açtım. "Mehmet'in günlüğü " yazıyordu ilk sayfasında. O anda defteri elimden bırakmak istedim. Çünkü bu bir günlükse okumaya hakkım yoktu ama içimdeki yaramaz ve meraklı çocuk, hakkımda ne yazdığını bilmek istiyordu. ( Yada hakkımda yazıp yazmadığını).
Merakıma yenik düştüm ve sayfaları çevirmeye başladım.
Benden önce ne yazdığını okumak istemedim, bu yüzden tarihlere bakarak onunla tanıştığımız dönemin sayfalarına geldim. İsmimi görünce kalbim güm güm atmaya başladı. Derin derin nefes aldım ve başladım okumaya:
Tarih: 10 Haziran
Plajda bir kızla tanıştım. Neden bilmiyorum ilk görüşte etkilendim ondan. İsmi Sinem'miş. Beraber sahilde sabahladık, birsürü güzel şey yaptık. Ve ben sanırım bir günde bir kadına aşık oldum. Şimdi ne yapacağım?
O da benden hoşlanıyor mu acaba?
Kafamda deli sorular. Eğer bir gün biz bir çift olursak ve onunla kurduğum hayaller gerçek olursa sana tek tek bildireceğim günlük. Beklemede kal... Ve bana zaman ver.
Bunları okurken duygulanmıştım. İlk günden böyle hissettiğini bilmek beni hem mutlu etti hemde içimden ağlamak geldi. Sevinç göz yaşı döktüm biraz. Sonra ileri tarihlere çevirdim sayfayı.
****
Sinem bugün artık bizde kalmaya başladı . Çok mutluyum Allah'ım. Sana ne kadar şükür etsem az. Hayallerimin hepsi gerçek olmaya başladı. Onunla beraber olmak o kadar güzel bir duygu ki, umarım herkes sevdiğine kavuşur. Günlerime huzur kattı, aşk kattı, dünyamı güzelleştirdi bu Güzel, daha ne diyebilirim ki!
İyi ki diyorum, her zaman da diyeceğim inşallah. İkimiz o kadar uyumlu bir çift olduk ki imrenesi!
Hislerimiz karşılıklı Sinem'le buna eminim. Onun da yüzü gülüyor benimleyken, sadece benimle yaşamak için büyük bir karar vererek ailesinden ayrıldı. O benden daha fedakar bu ilişkide. Onu asla hayal kırıklığına uğratmayacağım, hep yanında olacağım, onu çok seviyorum...
****
Şimdi sevinçten akan gözyaşlarım artık akmaktan sel olmuştu. Her bir kelimesi duygu dolu yazılmıştı hissetmemek mümkün değildi.
Aşkımın gücü git gide artıyordu. Ağlamaya bir son verdim ve defteri yerine bırakmak için hızlıca Mehmet'in odasına gittim tekrardan.
Yavaşça açtım kapıyı, hâlâ uyuyordu sevdiğim.
Çok sessiz davranarak kitaplığa yöneldim ve defteri aynen aldığım yere tekrar koydum, sessiz adımlarla çıktım.
Bir kaç gün bu olayı düşündüm. Ruhunun inceliği benim sandığımdan da fazlaymış. Bir kere daha anladım. Onu hiçbir şeye, hiçbir kimseye değişmeyeceğim...
Biz Sinem ve Mehmet.
Her gün daha da artan bu aşka şahit olmak için beğen, takip et puanla❤️
Instagram-oykumarslaan❤️