Uzun sarılmaların ve bol duygusallığın ardından, ailem havalimanına gitmek için taksiye bindi. Arkalarından epey bir süre el salladım, bakakaldım. Kısa bir süre sonra Mehmet geldi beni almaya. Duygusallığın verdiği boşlukla beraber sarılmak için boynuna atıldım. O da aynı hevesle bana sımsıkı sarıldı. Döndü ve gözlerimin içine baktı.
"Büyük gün bugün gözleri güzelim, hadi seni bizim eve götüreyim eşyalarını bırakırız sonra yemek yemeye çıkarız olur mu?"
İçimdeki tarifsiz mutlulukla beraber bu teklifi kabul ettim, bekleyen taksiye bindik ve Mehmet'imin, yani artık benim de evim olan yere gitmek için yola koyulduk. Arabanın camına kafamı yasladım, düşüncelere daldım. Sevdiğim ile ellerim bir aradaydı. O da başını benim omzuma yaslamıştı ve yolları seyrediyordu. Temmuz ayının ortalarında olduğumuz için sıcaklar git gide artıyordu. Arabada klima son ayarda çalışıyordu. Bu yüzden biraz yol hırıltısı, biraz de klimadan çıkan yüksek hışırtı sesinden başkası yoktu. "Abi radyoyu açar mısın?"Diye seslendi Mehmet.
Taksici bey " açarım tabii" diyerek radyoyu açtı.
Tarkan'dan bir parça çalıyordu. Şimdi daha keyifliydi artık yol. Mehmet'le birlikte şarkıya eşlik ediyor, bir yandan da güya dans ediyoruz:). Birbirimizin hareketlerine ara da birde kahkahayı patlatıyoruz tabii. O arada annem arıyor ve uçağa binmek üzere olduklarını haber ediyor, Mehmet'in beni alıp almadığını soruyor. Her iki tarafın da planı yolunda gittiğine göre gönüller bir kere daha rahatlıyor ve görüşmeyi sonladırıyoruz. Bu şekilde yolculuğumuzun sonuna geliyoruz , pembe renkli bir müstakil evin önünde iniyoruz. "İşte burası " diyor aşkım.
"Harika"diyorum.
Bahçenin önünde bizi Mehmet'in annesi karşılıyor.
Kısa bir tanışma faslı gerçekleştiriyoruz. Ben nasıl yabaniyim ama bir görseniz:)
Kadın gayet nazik bir şekilde kendini tanıtıyor, bana kızım diyor , dahası biz geleceğiz diye kapıda bekliyor. Ben napıyorum peki? Utangaç, ismini sorunca kafasını aşağı eğip konuşan, halinden memnun olmayan salak bir kız gibi davranıyorum. Hayır yani ne bu hareketler? Çocuk musun sen ? Diye soruyorum kendime daha sonraları. Ona rağmen Emel teyze tüm sıcakkanlılığını ve sevgisini koruyor. Bana hâlâ kızım diye hitap ediyor, ve yüzündeki gülümsemesi hiç eksilmiyor. Eve Mehmet'in kız arkadaşı değil de , sanki bir prenses gelmiş gibi davranıyorlar. Ama ben bu değerin farkında değilim tabii hâlâ. Aç mısınız? Diye soruyor Emel teyze. Şöyle bir göz gezdiriyorum mutfağa, neler yapmış allahım neler. Mutfak masası başından sonuna kadar dolu , yarısı da ocakta tencerelerin. Açım demek istiyorum ama Mehmet dışarıda yeriz dediği için sesim çıkmıyor. Sonra düşünüyorum, bu kadar emeğe saygısızlık yapılmaz " açız Emel teyze" diyorum hızlıca. Mehmet bana bakıyor ve kulağına eğiliyorum" yemeği evde yiyelim, akşam birşeyler içmeye çıkarız " diyorum. Onaylar şekilde başını sallıyor.
"Siz evi gezin , üstünüzü başınızı değiştirin" diyor Emel teyze. " Mehmet bana kalacağım odayı gösteriyor ve üstümü değiştirmem için kapının dışına çıkıyor " karnım gerçekten acıktığı için alelacele üstümü değiştiriyorum ve bavulumu öylece odanın ortasında bırakıyorum. Evi gerçekten çok beğeniyorum. Benim kalacağım oda gerçekten kocaman ve güzel. Duvarın köşesinde, yatacağım tek kişilik yatak, onun yanında sehpam, onun önünde uzun dikdörtgen bir halı var. Eşyalarımı yerleştireceğim kocaman bir de gardırop yatağımın karşısında bana bakıyor. Odayı incelemem bittikten sonra kapıyı açıyorum ve beni bekleyen Mehmet'le el ele tutuşup, mutfağa doğru gidiyoruz.
Emel teyze öyle bir sofra kurmuş ki bize , bir kuş sütü eksik lafı az kalırdı yanında. Baban nerde? Diye sordum Mehmet'e.
"Babam çalışıyor, o biraz geç gelir canım" dedi.
Biz beklemeden hep birlikte tüm yemekleri afiyetle yedik.
Daha sonrasında ben tekrar hazırlanmak için odaya çıktım ve üstüme efil efil ince kumaşlı kısa bir elbise giydikten sonra , kafeye gitmek için evden ayrıldık. Lara plajına yakın bir kafeye oturduk. Cool lime söyledik kendimize. Buz gibi içeceklerimizi yudumlarken, nihayet günün nasıl geçtiğini özetlemek için konuşmaya başladık.
"Nasıl, evimi beğendin mi" Diye sordu Mehmet.
"Çok beğendim, hatta bayıldım!"
"Peki ya annemi nasıl buldun "
"Annen çok sıcakkanlı ve iyi bir insan belli. Ama ben onun kadar içten davranamadım , utandım kusura bakmayın olur mu? Dedim. Yüzümde mahçup bir ifade vardı.
"Yo yo hayır ben seni biliyorum Sinem. Zamanla alışırsınız birbirinize. Daha çok taze herşey" dedi. Emel teyze kadar Mehmet'te iyi niyetliydi. Annesine benzedigi o kadar ortadaydı ki!. Allah'ım nereden çıktı bu insanlar karşıma? Diye içimden sevinç naaraları atıyordum. Annem haklıydı, bu devirde böylesini bulmak gerçekten zordu. Hayattaki en büyük şansımı, böyle bir aileyi tanıyarak kullandığım için çok mutluydum.
"Babanı da tanımak için sabırsızlanıyorum" dedim.
"O da annem kadar iyidir, çok seversin" dedi.
"Ona ne şüphe " dedim gülümseyerek.
Ellerimi tuttu sıkıca, sonra dudaklarına yaklaştırdı ve nazikçe öptü. Utanmıştım, nazikçe güldüm ve kafamı başka yöne çevirdim. " gözlerini kaçırma, gözleri güzelim " dedi.
Yüzüne döndüm, bakışlarımla süzdüm heryerini. Heyecanlanmıştı, şimdi bana dikkatle bakan oydu. Karşılıklı oturuyorduk ve" yanına gelicem" dedim.
Hızlıca yanındaki sandalyeye oturdum. Artık dip dibeydik. Birbirimizin kokusunu daha yakından alıyorduk. Arka planda pop müzik çalıyordu. "İyi ki tanıdım seni" dedim.
Elini bu sefer yanağıma getirdi. Okşarcasına dokundu, derin derin baktı koyu renkli gözleriyle. Göz bebekleri büyümüştü, çok net görüyordum bunu. " asıl ben iyiki tanıdım seni, iyi ki evet dedin bana Sinem" dedi.
"Sana evet demeyecektim de kime diyecektim aşkım" dedim gülerek. Bana bakışları hala devam ediyordu.
Sonra o da gülümsedi. Söylediklerim hoşuna gidiyordu anlıyordum. Kolunu belime doladı bu sefer. Kaslı kolları beni cezbediyordu. Hele ellerinin güzelliği? Bilmen kaç sefer söylemişimdir bunu. Ama anlayabilmeniz için görmeniz gerek. Başka türlü anlamanız imkansız. Ben de bu aşk varken , sevdiğim adamın ellerini görmenizi istemem tabi ki o da ayrı konu:).
Ellerinde bir sıcaklık var, tuhaf bir şekilde ellerimiz kavuştuğunda elektrik oluyor sanki. Vücudum alev alıyor, enerji yayılıyor etrafa. Yumuşak ve rahat hissettiriyor onun ellerine dokunmak. Her yerine ayrı aşığım, tek tek hangi birini yazayım buraya? Varmı benden daha çok aşık bu dünyada?
Yanındayken bile özler mi bi insan?
Her gördüğünde yeniden aşık olur mu bi insan?
Ben bunun örneğiyim. Ben bu saydıklarımın hepsini yaşıyorum. Bu yüzden dünyada benden daha mutlusu yok .
Ben ruhlar alemindeyim artık. Bedenim hiç bilmediğim sularda yüzüyor, ruhum hiç bilmediği alemde hiç tatmadığı duyguları tadıyor. Yine yeniden özel hissediyorum kendimi.
Biz Sinem ve Mehmet.
Her bölümde daha da artan aşka şahit olmak için takip et ve beğen❤️ sevgiler.