Merhaba arkadaşlar, sevgili okurlar. Kaldığımız yerden devam ediyoruz...❤️
Evet, nihayet salona girmiştim. Abim annem ve Mehmet oturuyor, sersem gibi görünen bana bakıyorlardı. Umarım bir açıklama beklemezler diye dua ederken "hoşgeldin Mehmet" sözcükleri döküldü dudaklarımdan.
"Sen iyi misin " Diye sordu sevdiğim. Ne kadar da ince ruhlu ve düşünceliydi ah!
" Sorun yok ben iyiyim, bugün kötü bir haber okudum ona canım sıkıldı " Diye geçiştirdim. Çünkü ona neden ağladığımı belli etmek istemiyordum. Onunla kalmak istemediğimi düşünmesini istemiyordum. Yanlış anlaşılmaktan çekiniyordum...
"İyiysen sorun yok, üzülme böyle şeylere sıkma canını " diyerek oturmam için işaret etti Mehmet.
" Demek meşhur Mehmet sensin" dedi annem.
Yüzündeki, beklentisini karşılayan memnun ifadeyi fark edebiliyordum.
"Evet efendim, hakkımda ne biliyorsunuz bilmiyorum ama kızınıza çok aşık olan, ondan vazgeçemeyen o adam benim. Öncelikle size teşekkür etmek istiyorum böyle bir insan yetiştirdiğiniz için. Sinem benim için çok özel ve değerli umarım anlatabilmişimdir." Bu sözlerle cümlesini tamamlayan Mehmet , elini öpmek için annemin yanına gitti. Daha sonra abimin de elini sıktı ve geri yerine oturdu. Herkesin yüzünde memnuniyet yansıması vardı.
Sonra Kader geldi salona , Mehmet'e selam verdi ve annemin yanına oturdu. Uzun bir süre sohbet muhabbet yapıldı, karpuz kavun yendi, kahveler , soğuk sular içildi ve nihayet Mehmet'in gitme vakti geldi. Onu uğurladıktan sonra annem bana " kızım sen haklıymışsın, bu oğlanı bırakma. Çok beyefendi, pek efendi maşallah. Bunun gibisini bu devirde bulmak çok zor." Hem annemin hem abimin onayını , gönlünü almıştım böylelikle. Beni Mehmet'e gönül rahatlığıyla emanet edebilirlerdi. Zamanın ilerlemesiyle birlikte , içimdeki sıkıntı ve huzursuzluk gitmişti. Kendimi toparlamış sayılırdım. Ailemin arkamda durması ve yüzlerinin gülmesi bana cesaret vermiş olmalıydı. Evet ailemle geçirdiğim son gündü bugün. Yarın bensiz bir şekilde döneceklerdi İzmir'e. Yavaş yavaş toparlanmaya başladı herkes, bende eşyaları toplamalarına yardım ettim. Her bir saniyeyi yanlarında geçirmeye özen gösteriyordum. Mehmet telefon açtı o akşam. Yanlız konuşmak için odaya geçtim.
" Yarın kaçta dönecek annenler aşkım, ona göre seni alayım" dedi gür sesini sevdiğim.
" biletleri öğlen 12 buçukta aşkım, sende 12 gibi beni evin önünden al."
"Tamam canım eşyalarını toparladın mı ? Hazır mısın ailemle tanışmaya?" Diye sordu. Bir dakika , bu hikayede eksiklik olan bir şey vardı evet şimdi farkına varıyorum. Ben Mehmet'in ailesi hakkında hiçbir şey bilmiyordum. İsimlerinden tutun, ne iş yaptıklarını , nasıl birileri oldukarını, yaşlarını vs. bir çok şeyi sormamıştım. Bir kere plajda görmüştüm, samimiyetimiz çok yeni olduğu için simalarına dikkat bile etmemiştim. Ya beni istemezlerse? Ya beni beğenmezlerse? Ya kötü insanlarsa? İçimdeki tedirginliği yeni yeni atmışken şimdi bir de üstüne yenisi eklenmişti. Telefonda duraksamam hala devam ederken nihayet dudağımdan bir kaç kelime döküldü. " Mehmet inanılmaz heyecanlıyım, ailen hakkında hiç konuşmadık bu güne kadar. Ne diyeceğim , ne yapacağım inan bilmiyorum . Ailenle tanışırken heyecandan yanlış birşey yaparsam beni mazur gör ve benim arkamda dur olur mu?." Sesim titriyordu bunları söylerken. Canım sevgilim, beni anlıyor olmalıydı, bana her halükarda yanımda olacağını söylüyor, beni teselli etmek ve beni üzmemek için elinden geleni yapıyordu. Sesi o kadar huzur vericiydi ki, rahatlamamak elde değildi. Her yeri bir başkaydı. O benimdi. Biz Sinem ve Mehmet. Biz birbirine deliler gibi aşık, imkansızı imkanlı hale getiren iki deli yürek. Biz çifttik. Henüz bir aylık, ama o bir aya bir sene sığdıran bir çift. Biz eşsizdik, eşi benzeri olmayan. Biz az biraz deliydik, hayalleri uğruna hayatını değiştiren delilerden. Biz masumduk, ilk görüşte aşk yaşadık. Biz hayalperesttik, her saniye birbirimizi düşündük. Biz bir kere daha aşıktık, seslerimize kadar. Biz uykusuzduk, geceleri birbirimizi görüp uyandığımızdan. Biz ümitliydik, bu aşkın sonsuza dek süreceğinden...
Annem yine her sabahki gibi o güzel ince sesiyle "kahvaltı hazır " Diye hepimize seslendi. Yolculuk bugündü, kaderimize yön vereceğimiz o meşhur gün bugündü. Bu yüzden sabahın 8inde hepimiz uyandık ve kahvaltı masasının başına geçtik. Annem çoktan bavulları kapının önüne hazırlamış, kalan vaktini de benimle geçirmek için zaman ayırıyordu güya. Bugün, benim ailemle geçireceğim son gündü. Bunun farkındaydım, yine de ilk defa bu kadar ayrı kalacağım için, kendimi artık yetişkin hissediyordum. Bu his bana bu ayrılık fikriyle beraber yüklenmişti. Hem istiyordum, hem korkuyordum. Yine de fikrim değişmeyecekti. Bu yola her ne olursa olsun çıkacaktım. Mehmet'ime sonuna kadar güveniyordum. Onunla olan hayallerimi gerçekleştirmek için sabırsızlanıyordum. Ben artık büyümüştüm. Bu yüzden ciddi kararlar vermenin zamanı gelmişti. Bu kararda ki en büyük etkenin Mehmet olması ayrı bir güzel geliyordu tabii. Kahvaltımızı bitirdik ve Kaderle ikimiz, masayı topladık. Bulaşıkları yıkarken sohbet ettik. Onu sık sık arayacağıma sözler verdim. Benim yokluğumda anneme sürekli uğraması için tembih ettirdim. Ben varken nasılsa, ben yokken de öyle olacağına, eski düzeni devam ettireceğine dair sözler verdi. Bende ona her ne olursa olsun, iyi yada kötü tüm olaylardan bahsetmeye söz verdim.
Hep bir arada salona geçtik ve kahve içtik. Bu benin elimden onlara , en azından şimdilik son kahvemdi...
Beğenip , yorum yapmayı unutmayın, sevgiler❤️