Hadi bismillah bugün kimleri dövecez acaba?
İyi okumalar❤️
...
Şimşek'ten:
Kafamdaki hafif sızıyla uyandım. Etrafıma bakınca siyah bir minibüsün arka tarafında oturduğumu gördüm. Yalnız da değil. Karşımda Ceren, çaprazımda Kıvanç ve solumda da Arel. O anda tüm anılar sıra sıra kafama dank etti.
Birkaç Saat Önce:
"Telefonundan oyun oynayalım mı?"
Bu duyduğum son şey oldu, sonra bir bez ağız ve burnuma bastırıldı. Ben tek hareket ile bıçağı çektim ve arkamdaki adamın neresi olduğu bilmediğim bir yere sapladım.
Ayağa kalkıp kapıya koştum. Tam varmıştım ki arkamdan beni tutup kendisine çevirdi. Bıçağı tekrar saplamaya çalışınca bıçağı sol eliyle tuttu. Sağ kolundan kan fışkırıyordu ve sağ eliyle hâla bezi tutuyordu.
O bıçağı odanın öbür tarafına fırlatınca yüzüne yumruk attım. O sol eliyle 2 elimi de tuttu ve yukarıda birleştirdi. Beni duvara dayayınca kasıklarına ard arda tekmeler attım. Ama o hiç bir şey olmamış gibi burun ve ağzıma sağ elindeki kanlanmış mendili dayadı.
Ne kadar çırpınmayı denesem de nefret ettiğim bir gerçek vardı. Bu adamın antremanı çok etkiliydi.
Şimdi:
"Sonunda uyandın. Özet geçmek gerekirse. Bir bar var orayı patlatacağız. Sen de tüm gün uyudun neyse. Bu bar bunların düşmanlarının merkeziymiş. Şu anda toplantı varmış. Siz gireceksiniz, sinirini çıkarmak için işaret verilince önüne gelene sıkacaksın. Ben de bir hava alırım diye geldim. Siz içerde adamları haplarken ben iki burada kalırım işte kırk yılın başı dışarıya çıkmışım. Ha birde sen şaka maka bir gündür uyuyorsun onu ne yapacağız. Yani 1 gün değilde sabah 5 civarı uyutuldun şu anda saat gece yarısı 11. Yaa, yine çok konuştum değil mi?"
"Evet, çok konuştun." dedim Ceren'e. Kıvanç ise huysuzca mırıldandı. "Ben sesine doyamıyorum, kız çok konuştum diyor."
Ceren'e bakınca biraz kızarmıştı. "YUH! Siz ikiniz mi?"
Ceren telaşla 'Yok öyle bir şey...' falan derken Kıvanç net bir sesle konuştu. "Var öyle bir şey!"
Bir anda araba durdu. O sırada üstüme baktım. Üstüm başım değişmişti. Kurşun geçirmez bir zırh ve çeşitli yerlerimde bir sürü bıçak vardı. Tabii 2 tane de silah. Oğlum bunlar ateş ile oynuyor lan!
Kapı açıldığında dışarıya attım kendimi. İstanbul'un en belalı ve çok ünlü bir barının önündeydik.(Nereden bildiğimi sormayın.)
Tam içeriye girecekken Adel konuştu. "Piyanist benimle, diğerleri ne bok yaparsa yapsın ama işaretimi bekleyin." beni elinden tuttuğu gibi barını arka sokağına soktu. Karşımızda ikinci katın penceresi vardı. "Alkol sever misin?"
"Alkol, sigara, kumar bunlardan nefret ederim!" dedim sertçe. Babamın sevmediği şeyleri sevmezdim. Ve babam bunlardan nefret ederdi. Doktor olmasının bunda büyük bir etkisi de vardı aslında.
Sırıttı ve bana pencereyi gösterdi. "Hanımlar önden."
Pencerenin altında diz çöktü ve ellerini birleştirdi. Ben işi ellerine ayağımı koyup pencereye atlamak yerine onun sağ omzunu basmak olarak kullanıp yükseldim. Sağ kolumdaki bıçağı çekip pencerenin pervasıza sapladım ve ondan destek alarak bir gölge gibi içeriye sızdım. Arkama baktım. Arel tek bir hamleyle rahatlık çıkabilmişti. Hem güçlü hem atletik.
Yüzünü buruşturarak karşımda sağ kolunu tutuyordu. Doğru ya, seni ordan bıçakladım. Özür dilemem.
Tam konuşacaktım ki eliyle ağzımı kapattı. Başıyla beni takip etmezsiniz istedi. Burası bir locaydı ve aşağı katı görebiliyorduk. Korkulukların dibine çömeldik ve aşağıyı izledik. Aşağıda 15 takım elbiseli mafya tipli şahsiyet bir masada toplanmıştı.
Silahımı çektim ve nişan aldım. Poligonunda yaptığım skorları bilseniz aklınız şaşardı. Elimi tuttu. Ona baktığımda kafasını hayı anlamında salladı. Ağzını kulağıma yaklaştırıp fısıldadı.
"Herkes gelmedi. Avcı'da gelmeli."
Kaskatı kesildim. Bunun için buradaydık. Telefondan O'nun kim olduğunu öğrenmişti. Beni de bu yüzden buraya getirmişti. Onun ölümünü görmem için.
"Cidden Avcı'yı öğrenemeyeceğimi mi sandın? Seni benden kaçırmaya deneyen herkesi şişe dizerim. En büyük mafya rakibim olan Avcı'yı da."
Hiç düşünmeden adamlardan birinin karnına sıktım. Cidden bunu düşünememiş miydi? Burada yaygara koparsa Avcı gelmezdi.
O küçük bir kahkaha atarken saklanan Kıvanç çıktı ve ateş etmeye başladı. Masadakiler de masayı siper olarak kullanıp bize ateş ediyordu. "Merak etme Avcı'yı burada öldürmiycem. Daha güzel bir zamanda ölecek o. Sen sadece adamlara ateş et ve sinirini çıkar."
5 adamı indirdiğimde korkuluktan aşağı atladım. Bir masayı siper olarak kullandım. Arel'in arkamdan yanıma geldi. "Nasılsınız gençlik?" dedi Arel, Kıvanç yanımıza geldiğinde.
"Muhteşem, çapraz ateşe gönüllü daldık." dedi Kıvanç şarjör değiştirirken. İki adamı indirdim. Ama öldürmedim. "Ben de Arel Ateş'e gönülsüz daldım. Hatta o bana daldı!"
"Başka yerlerine, başka yerlerimle de dalarım güzelim." dediğinde ona bir tane çaktım. Şaka maka yanında eğlendiğim bir adamdı. Ben hep kavga isterken herkes bana hayır demişti. Ama o beni kavgaya sokmuşu. O kadar mutluyu ki... ama hayır Avcı'yı unuttum!
Tüm şarjörlerim bitmişti. "Ooo, kuzi Ceren için bana bu laflardan öğretmelisin."
Bir bıçağı bize ateş etmek için çıkan bir adama attım. Tam omzuna saplandı. Az önce yaptığımdan dolayı kıkırdarken."Bana bak sen son zamanlarda o kıza yavşıyorsun, bir kalbini kır seni evire çevire döverim. Hatta niye onun kalbini, kırmanı bekli yorsam. Ceren uzun ilişki kızıdır onu söyleyim. Kimsenin kucağında zevk içi durmaz."
"Yenge ben harbiden aşık oldum." dedi kıvanç samimiyetle. 2 adam kaldı. "Sizin aşkınıza ama ya!" diye bağırdım ve hepsi öldü.
Hepsini paketledikten sonra Kıvanç buraya benzin dökmeye başladı. Arel benim elimden tutup arabaya doğru gitti. Minibüsün yanına geldiğimizde. Üzerimdeki tüm silahları bir çantaya koydu. Zaten çoğunu fırlatmıştım. Ceren ise derin derin nefes alıyordu. Yanında bir tane koruma vardı.
"Biz niye 3 kişi daldık. Birkaç adam alsaydın ya!" diye cırladım. "Adam öldürmenin zevki bir ayrı oluyor da ondan. Ayrıca kimseye net olarak ölümcül atış yapmadım."
"Allah'ın verdiği canı almak bana düşmez." dedim net bir sesle. Kıvanç arkasında yanan barı bırakarak yanımıza geldi. "Ee, uzuyor muyuz?"
...
Arel'den(Birkaç saat önce.):
Delirmek üzereydim! Bu kadın telefonu nereden bulmuştu. Telefonu alır almaz konuşmalara bakmıştım. Yoktu ya da hepsi silinmişti. Ama o anda telefonda kayıtlı tek numara olan '❤️' aradı. Beklemeden açtım.
"Nabersin Ateş?" bu sesi nerede olsam tanırdım. Peki bu kızın en büyük düşmanım olan mafya ile ne işi vardı?
"BU KIZDAN UZAK DURACAKSIN AVCI!"
"Lütfen," dedi 'e'yi uzatarak gevşek bir sesle. "Kim sevgilisinden uzak durabilir ki?"
"Sevgili mi?" koca bir kâhkaha attım. "3 gün sonra benimle evlenecek kadına sevgilim diyorsun!"
"LAN, İT!" diye bağırdı. Sonunda delirdi. "KIZ İSTEMEDEN ONUNLA MI EVLENECEKSİN?"
"İstiyor." dedim ve yüzüne kapattım. İstiyor! İstemeli!
...
Kıvanç'tan(Şimdi.):
Evet, Ceren ile ben Şimşek ve Arel'i öyle görünce bir tık yanlış anlamış olabiliriz. Ama kesinlikle bizim fesatlığımızdan değildi. Banyomu yapıp yatağıma uzandığımda aklıma Ceren geldi. Aklıma gelir gelmez de kalbime girdi.
Onu her gördüğümde yanaklarından tutup öperim geliyordu. Onu her düşündüğümde sırıtıyordum. Tıpkı şu anda güldüğüm gibi. Ayaklandım ve daha ne olduğunu anlamadan Ceren'in yanına gitme fikri aklıma girmişti.
Tam kapıya varmıştım ki kapı açıldı. İçeriye Selcan halam girdi. Biraz panik gibiydi. "Kıvanç, otur şuraya konuşacaklarımız var."
İkiletmedim. O her zaman bana annelik yapmıştı. Üzerimde hakkı çok büyüktü. İkimizde koltuğa oturunca konuşmaya başladı.
"Bu kızları kaçıracaksın." dedi net bir sesle. Ben de aynı netlik ile yanıt verdim. "Hayır!"
Ben asla Arel'e ihanet etmezdim. Ayrıca evlilik meselesini de biliyordum. Bunu konuşmak bile riskliydi bu yüzden ayağa kalktım. Ama Selcan halam elimden tuttu. "Fikrini sormadım. Bunu yapacaksın, dedim. Eğer yapmazsan bir daha yüzüne bakmam!"
Bir anne çocuğunun yüzüne bakmaz mıydı? Ama ben onun çocuğu değildim ki. Şu anda tek istediğim ağlamaktı. Bir yanda kardeşim bir yanda annem. Ama ikiside öz değil.
Varla yok arası başımı salladım. "Dinliyorum."
...
Şimşek'ten:
Ne yapıyordum lan ben? Yani gecenin bir yarısı Kıvanç kapı açtı. Tek kelime etmeden elimden tuttu ve Ceren'e de aynısını yaptı. Ona soru sormak istiyordum ama zaten çok yorgunumu ve beni nereye götürürse en azından o odadan çıkmış olacaktım. Maksimum ne olabilirdi ki?
Kovanç'ın peşinden parmak ucumuzda yürüyorduk. Her köşeyi dönmeden önce koridoru kontrol ediyordu. Bir dakika bizi kaçırıyor olma ihtimali ne?
Ne olduğunu anlamadan mutfağa vardık. Mutfağın arka bahçeye açılan bir kapısı vardı. Arka bahçeye çıktığımızda etrafta olması gereken korumalar yoktu. Etrafı kafama kazımaya da unutmadım.
Bizi arka bahçedeki büyük bir garaja soktu. Selcan Sultan orada bekliyordu. Kıvanç tereddüt etmeden bir jipin sürücü koltuğuna bindi. Biz öylece dururken Selcan Sultan ikimize de sarıldı.
" Kıvanç sizi uçakla Almanya'ya götürecek. Orada size bir ev ayarladı. Çok göze çarpmayın kızlar. Sizi seviyorum." dedi biz daha ağzımızı açamadan bizi jipe doğru itti. "Hadi çabuk gidin. Korumaları 'Toplantı var.' diye topladı!"
Biz arabaya binerken "Teşekkürler." dedik. Cidden Kıvanç bize yardım ediyor muydu?
Araba tereddüt etmeden gaza bastı. Nereye gittiğimizi bilmiyordum ama Kıvanç olması gerekenden bin kat daha gergindi. "İyi misin?" dedi Ceren.
"Ben ilk kez onun arkasından iş çeviriyorum." dedi gerginlikle.
"Sen iki kadını kurtarıyorsun." dedim. Yani şu an tam olarak bunu yapıyordu. "Öyle mi dersin? Siz iki adamı kurtarmak için birbirinize ihanet eder misin?"
İkimizde sustuk. Etmezdik.
"Dünya yansa, ölüler dirilse, tüm katliamlar işlense ancak o zaman birbirimize ihanet ederiz." dedik ezbere bildiğimiz şeyi aynanda söyleyerek.
"Aynen öyle." dedi sakin bir sesle.
"Kıvanç." dedi Ceren. Onlar ön koltukta ben arkada oturuyordum. Kıvanç Ceren'e döndü ki araba kullanırken bu ne kadar doğruydu? Sorana bak. Sen araba hareket ederken yer değiştirip, ayağa kalkıp, şarkı söyledin!
"Teşekkürler." dedi Ceren samimi bir tebessümle. Sonra hiç beklemediğim bir hareket yapıp Kıvanç'ın yanağından öptü. "Arkadaşlar ses etmiyorum ama önümde de yapmayın!"
Ceren'in kızardığını yüzüne bakmadan anlayabiliyordum. İyice şehrin dışına çıkmıştık ve ben de tedirgin olmaya başlamıştım. "Kıvanç biz nereye gidiyoruz?"
"Geldik bile." dedi. Arabayı durdurdu ve aşağı indi biz de arkasından gittik. Bir araba daha vardı. Ayrıca burası bir tepeydi otlar çok uzundu ve yıldızlar çok güzel.
Ha bir de 5 adım uzağımda altında bir örtüyle, elleri başını altında Arel yatıyordu. Derin bir iç çektim ama Kıvanç suçlamadım. Ben de Ceren'e ihanet edemezdim. "Küçükken burada yıldızları izlerdik. Kaçmay-"
"Taşradayız hiçbir yere kaçamayız." diye cümlesini tamamladım ve örtüye uzanıp yıldızları izlemeye başladım. Yıldızlara her zaman zaafım vardı.
Onlar umut ışıklarımda. Ama çok uzaktı. Umudun bana uzak olması gibi.
Herkes uzanıp yıldızları izlemeye başladı. Kimse konuşmuyordu. Ama içimizde çok büyük fırtınalar vardı. Yıldızlardan bir uzaklaşayım hepinizi şişe dizeceğim, hiç merak etmeyin!
...
Evin yolundaydık. Ben Arel ile Ceren'de Kıvanç ile. Eve gidince Selcan Sultan himâyesinde canlarını okuyacaktım. Ama şimdi enerji toplamalıydım. Saatlerce yıldızları izlemiştik.
Arabada sessiz bir yolculuktu. Hiçbir şey olmayacak sanıyordum ama sanırım fazlasıyla yanılmışım. Birden önümüzü siyah arabalar kesti. 3 araba.
Ben daha ne olduğunu anlamadan Arel bana iki silah attı. Kapıyı açtı ve ateş etmeye başladı. Kıvanç'ta öyle. Ceren çığlık çığlığa bağırdı. Ölümden korkuyor.
Bende aracın kapısının siper olarak kullanıp önüme gelen tüm gölgelere ateş etmeye başladım. Kaç gündür çatışmadan çatışmaya koşuyordum ayrıca AÇIM!
Bir anda duyulan gür ama tanıdık sesle herkes durdu. "YETERLİ!"
Far Işık'larının ortasına bir adam çıktı. Benim gibi esmerdi ve cidden yakışıklıydı. Saçları benimkinden kat be kat açıktı ama. Birbirimize bakınca gözlerimiz parladı.
O adam kim mi? O adam benim hayatım, her şeyim ve Türkiye'nin en büyük mafyalarından biri. O benim çocukluk arkadaşım. Evlatlıktan reddedilip Almanya'ya giden sonra da herkesi şişden geçirebilecek bir adam olarak Türkiye'ye geri dönen biri. O, benim uğruna canını verebileceğim bir arkadaşımdı.
"Nasılsın güzelim?" dedi herkesin duyabileceği bir sesle sırıtarak. Ama bir anda birkaç siyah minibüs geldi ve içinden yaklaşık bir düzine adam Avcı'ya silah çekti.
...
Bölümü nasıl buldunuz?
Avcı sizce tam olarak kim?
Peki evlilik olayı?
Kıvanç'dan bunu bekler miydiniz?
Kaoslu bir bölümde buluşmak dileğiyle💚💚💚
Kelime: 1796