İçeriğe geç

Piyanist

Bölüm 7 · 11 dk okuma

Piyanist

Bölüm 7

6. Bölüm

Ne ara 6'ya geldik bilmiyorum ama lütfen yıldız atın,

Bomba gibi bir bölüm oldu Şimşek'ten, Arel'den, Ceren'den, Kıvanç'tan ve Avcı'dan bölümler var,

Bu bölüm çoğu şeyin sırrı çözülüyor,

Medyadaki Avcı,

İyi okumalar🩵🩵🩵

...

Şimşek'ten:

Korku, uzun zaman sonra ilk kez bunu hissediyordum. Ölmekten korkan biri değilim. Zaten sadece meraktan yaşıyordum. Yarının merakından ve bana muhtaç olanlardan. Ama korktuğum bir şey vardı: Sevdiklerime zara gelme olasılığı.

Hayatımda zaten 5 kişi vardı: Avcı, Ceren, Nazlı Sultan, Yağmur ve Soner.

Ama şu anda 1 düzineden fazla adam Avcı'ya silah doğrultmuştu. Ceren kaçırılmıştı. Nazlı Sultan bizi abimin yanında biliyordu. Yağmur doğum gününe geleceğimi sanıyordu. Ve Soner ile de aramız mükemmel değildi.

Avcı iç çekti. Beni onun kucağına bırakmak istemediğini biliyordum. "Tekrar ediyorum Ceren'e zarar veremez. Bulduğun ilk fırsatta kaç!" dedi Avcı.

"Bu gün öleceksin, Avcı!" diye bağırdı Arel. Ağlamak istiyordum. Avcı'nın adamları ve Arel'in adamlarının sayılarından daha azdı. Bunda bizim de etkimiz vardı tabii. Katliam çıksa Avcı'ya veda ederdim.

O anda yapabileceğim Arel'e silahımı doğrulttum. Bana göz ucuyla baktı. Arel'n adamları bana silahlarını çevirince Arel hayatımda duyduğum en korkunç sesle bağırdı. "AKLINIZDAN GEÇİRMEYİN!"

"Bırak gitsin. Lütfen..." dedim gözümden yaşlar akarken Avcı "Ağlama." dedi. O anda ölümcül bakışları yumuşadı. Avcıya baktı. "SİKTİR GİT!"

Avcı gülümseyerek ona öpücük attı. "Seviyorum seni Ateş'cik." dedi arabasına bindi ve defolup gitti. O an rahatlamıştım. Arel adamlarına işaret verdiğinde minibüslerine bindiler. Arel benden silahları aldı. O anda Kıvanç'ın sesini duyduk. "LAN CEREN YOK!"

"EVET BE!"

"Avcı'yı takip edin. Bazıları da burada arasın, o kızı bulacaksınız!" sırıttım. Benim yapamadığımı yapmıştı. Kaçmıştı!

...

3 Saat Sonra:

Yatağımda oturmuş tavanı izliyordum. Odaya Arel girdi. Tabii kapı çalma.

"Piyano çalmayacak mısın?" dedi bana. Kahkaha attım. "Beni artık bir şeyle tehdit edemeyeceğine göre."

Artık Ceren yoktu. Hayatımın her anında dip dibe olduğum kız yoktu ama güvenseydi. Bu bana yeterdi. Ve artık tehdit edilemezsin. Şu anda omu deşmek için önümde bir engel yoktu ama bıçağımı onu bıçakladığımda almışlardı maalesef. Zaten tek silahım var, neden alıyorsunuz?

Derin bir iç çekti. "Annemin parmakları neden yok biliyor musun?"

"Bilmediğimi biliyorsun."

"Annem ve babam birbirlerine aşıktı. Ama dedem annemi sevmiyordu. Babamın annemin piyano çalışına aşık olduğunu düşündü. Eğer piyano çalmazsa babam onu sevmeyecek diye düşündü." kanım dondu. Parmaklarıma baktım. Bir anlığına parmaklarımın kesildiğini düşündüm. "Ama babam annemi sevmeye devam etti. 9 yaşında annemin parmaklarının kesilişin, görmüştüm. O günden beri piyanoya açtım. Ama kimse onun gibi çalmıyordu. Taki o yıkık dökük sahnede çalan seni görene kadar. İstediğin kadar yanı çalma, ben piyanona değil sana aşığım. Piyanoya verdiğin duygularını duyuyorum."

Kapıya doğru yönelince aklıma takılanı sordum."Peki baban?" Gerizekâlı, sana ne?

"Dedem ben 12 yaşındayken annemin parmakları çözüm olmayınca direk kadını öldüreyim dedi. Babam da siper oldu. Seninle de babamın ölümünün ardından tam 7 yıl sonra karşılaştım. O gece babamın öldüğü geceydi."

Başak bir şey demeden tam kapıdan çıkacaktı ki. Ona seslendim. "DUR!" Bana döndü. Ben de patladım.

"LAN GERİZEKALILAR, SİZ BENİ NEREYE KADAR DAHA BURADA TUTACAKSINIZ? BAK CEREN'DE GİTTİ. BİZ TAKSİT TAKSİT ADAYI TERK EDİYORUZ ABİSİ. HADİ BENİ DE BIRAKIN. ZATEN O KIVANÇ'A DA SİNİR OLDUM. Anladık ihanet etmiyorsun da bari bizi umutlandırma. AYRICA GEÇMİŞ HİKÂYENI BEN NEYAPIYIM. KEŞKE ÖLSEN DE KURTULSAM!"

Gülümsedi. Acı bir gülümsemeydi. "Canımı yakmak istiyorsan müjde. Babam gibi benden nefret ediyorsun ve bu ne yaparsan yap beni kuramayacağım kadar kalbimi kırıyor."

Odadan çıktı. Ben de neden olduğunu bilmeden kendimi piyanonun başında buldum. Ne yapıyordum lan ben? Tek bildiğim şey parmaklarımın tuşlarda gezmesi beni sakinleştiriyordu. Ayrıca kapıdan beni dinlediğini biliyordum.

Medyadaki parça. (Ben çaldım.)

...

Kıvanç'tan (Bir saat önce.):

2 saat! 2 saattir Ceren'i arıyordum. Avcı izini kaybettirmişti. Biz de belki buradadır diye tepeyi geziyorduk. Onu bulmalıydım. Neden olduğunu bilmiyordum ama beni öpünce depar atan kalbim, onu her düşündüğümde sırıtmışım ve ihanet ettiğimde tekrar tekrar 'Neden yaptın lan salak!' diyen beynim resmen beni delirtiyordu.

Bu kız bana ne yapmıştı?

Ve neden bu kadar güzeldi?

Bunların hiçbirinin cevabını bilmiyorum ama bir şey biliyorum: Onu bulmazsam ölürüm!

Tepenin oralarda etrafıma bakınırken görüş açıma Arel girdi. "Buldu-"

"HAYIR BULAMADIK!" diye bağırdım. Kaşlarını kaldırdı. Ona ilk kez bağırıyordum. "Kıvanç ne oldu?"

"Ne olacak? Ne olabilir ki?" dedim ve koca bir kahkaha attım. "AŞIK OLDUM LAN! Hayatım da ilk kez aşık oldum! Hayatımda ilk kez biri tarafından sevilmek istedim. Ama olmadı."

Yere çöktüm. Neden? Neden onlara ihanet etmiştim? Almanya'ya gitseydik, onları ziyaret ederken yakınlaşsaydık? Beni arabada öpmüştü. Belki beni severdi ha? Ama olmadı.

İstemsizce gözümden yaş geldi. BİR DAKİKA NE? KOSKOCA MAFYA KIVANÇ ATEŞ AĞLIYOR MU?

Evet, kalbini birkaçına verdi ve o kadını kaybetti. "Merak etme. Onu bulacağız. Kardeş sözü."

Dediği şeyi mırıldanarak tekrarladım. "Kardeş sözü."

...

Avcı'dan:

Şimşek Kaplan Kılıç. O kadın Dünya'nın en büyük belasıydı. O kadın benim canımdı. Ceren ile de zaten onun aracılığıyla tanışmıştım.

Onu Arel'n elinden almam gerekiyordu. Evlilik olayını duyunca ciddi anlamda keçileri kaçırmıştım. Kaçar diye düşünmüştüm ama EVLİLİK?

Peki, o kızı bu kadar saldım yeterdi. Orayı yerle bir edecektim! Tabii Selcan Sultan olmasaydı. Malikânedeki korumalardan bazılar bana çalışıyordu ama onu kaçırabilecek kadar değillerdi. Onlar bir toplantıya çağrıldıkları için Kaplan'ımın nereye gittiğini söyleyemediler. Ama malikânedeki küçük hainim her şeyi anlatmıştı. Takipçi de takmış arabaya canım benim. Sonrası da yokuş aşağı zaten.

Onu orada bırakmayı istememiştim. Ama ölürsem onu kurtaramazdım.

Şansıma Ceren gölgelere karışarak arabama binebilmişti. Artık tehdit edilebileceği bir şey kalmadığına göre plan başlaya bilirdi. Arel kadınlara zarar vermezdi ama konu zaaflar olduğunda insanoğlunun ne kadar ileri gidebileceğine şaşarsınız.

Telefonumu aldım. Camdan Ceren'i izliyordum. Ceren benim kardeşim sayılırdı. Geldiğinden beri sessizdi ve bahçede dolaşıyordu. Üşümesin diye ona bir şal vermiştim. İlk kez Kaplan'dan bu kadar uzaktaydı. Normalde işemeye bile birlikte gidecek kafadaydılar.

"Herkes için Şimşek senin için Kaplan'ım Avcı." yıllar önce söylediği şey kulaklarımı doldurunca sırıttım. O naif sesini özlemiştim. Işıkları kapatıp güreşmemizi, yazın yüzmemizi, hakkım olan dondurmayı yemesini özlemişti. Sahi işlerimden dolayı uzun zamandır görüşmemiştik. Yanımda birini görseler anında öldürürlerdi rakiplerim. Onun güvenliği için ondan uzak duruyordum. Ama artık yanıma gelme vakti gelmişti.

Telefondan malikânedeki küçük hainimi aradım. "Merhaba, Efendim. Şimşek Hanım geri geldi ama Ceren Hanım burada gelemedi."

Efendimi bıraksan da bana ismimle seslensen...

"Peki Ateşçik?"

"Bir ara geldi ama geri gitti." salı gecesindeydik.

"Çarşamba gecesi onu kaçır."

"Anlaşıldı efendim."

...

Kıvanç'tan:

Geceden öğlene kadar Ceren'i aramıştım. Ama bulamadım.

Yavaşça kapıyı çaldım. "SİKTİR GEL."

Sırıttım. İçeriye girince Şimşek in kafası yataktan düşmüş tepe takmak bana bakarken vücudu yatakta uzanıyordu. Onun yanına aynı şekilde uzandım.

"Onu buldunuz mu?" diye cevabını bildiği soruyu sordu. "Hayır."

Sessizlik.

"Benden nefret ediyor musun?" diye sordum.

"Ona ihanet etmememen anlaşılabilir ama bizi oraya kadar neden götürüdün?"

"Selcan Sultan sizi gitti biliyor. Siz gidince o da evden gitti."

Sessizlik.

"Ona aşık mısın?"

"Evet." beni dövecek fala sandım ki bunu bence rahatlıkla yapabilirdi.

"Onun kalbini kırdın toparlamak zor olacak. Eğer Ceren'in de hisleri olduğunu bilmesem seni bir uçağın kanadında donundan sallandırırdım. Ama orada Ceren ilk kez bir erkeği öptü. Babası dışında."

Donup kaldım. O ilk kez bir erkeği öpmüştü ve ben ona ihanet etmiştim. Ayağa kalkıp kapıya yöneldim. Onu bulmalıydım! "Teşekkürler ve görüşürüz."

"Ve Avcı dışında."

...

Arel'den:

Kapıda durmuş ve Şimşek'in piyano çalmasını dinlemiştim. Şimdi de Selcan Sultan meselesi vardı. Direk arabama bindim. Annem benim sevdiğim kadının kaçmasına yardım etmişti. Hatta tüm planı o ayarlamıştı.

5 dakikaya onun evindeydim. Kapıya çalmadan anahtar ile girdim. Salona daldığımda bana silah çeken annem şaşırtmadı. Beni görünce silahı indirdi.

"Kızların kaçtığını mı öğrendin?" dedi alaycı bir ses ile.

"Onlar yardım ettin. Hatta planı sen ayarladın. Kıvanç'ı zorladın. Oğlunun sevdiği kadını ondan uzaklaştırdın. Ve Şimşek hâlâ yanımda. Yolda Kıvanç'ı durdurabildim. Ama Ceren kaçtı."

Şimşek'in kaçamadığı duyunca yüzü düştü. Derin bir iç çekti. "İronik değil mi? Ben babanın yanında olmak içi parmaklarımı kaybettim. Şimşek senden uzakta olabilmek için parmaklarını kaybedebilir."

"Babam senin yanında olabilmek için canını verdi. Ben de onun yanında olabilmek için canımı veririm."

"BU AŞK DEĞİL!" diye bir çığlık attı. "Buna psikopatlık denir. Gencecik kızları birer odaya kapatıp sana aşık olmasını bekleyemezsin!"

"Onsuz yaşayamam." dedim varla yok arası. "O zaman öğren. Onsuz yaşamayı öğren. Sevmiyorsa nedeni vardır. Onu arkadaşıyla tehdit ettin, özgürlüğü kısıtladın tüm gün bir odada kitap okuyor! Ona zorla piyano çaldırıyorsun!" diye bir çığlık attı.

Haklıydı ama umurumda değildi.

Onu orada bırakıp arka kapıya yöneldim. Babamın mezarına gittim. Elime toprağına koyup konuşmaya başladım. Belki delilikti ama bu beni sakinleştiriyordu.

"Baba ben aşık oldum. Tıpkı senin gibi. Ama o beni sevmiyor. O zaman ben şimdi ne yapacağım? Sen ne yapardın? Aşkın tedavisi ne?"

"Yok" dedi arkamdaki annem. O sırada telefonum çaldı. Kıvanç arıyordu. "Şimşek yok!"

...

Ceren'den:

Bahçe nefes alıyordum. Onca gün duvarlar arasında kaldıktan sonra buna ihtiyacım vardı. Bahçe çok güzeldi. Doğayı zaten her zaman şeymişimdir.

Peki niye üzgündüm. Şimşek'ten uzakta olmak beni savunmasız yapıyordu ama Avcı vardı. O beni korurdu. Keşke kafayı sıyırsaydım. En son sıyırdığımda rahatlıkla 5 kişiye sıkmıştım. Ama şu anda tek düşünebildiğim Kıvanç'tı bunu bana neden yapmıştı.

Önce umutlandırıp sonra beni deşmişti. Ondan nefret etmeliydim ama edemiyordum. Neydi lan bu? Cidden neydi? Gözümü her kapattığımda o geliyordu aklıma. O sırada aklıma bu duruma uygun bir şey geldiğinde sırıttım.

Stockholm sendromu.

"Nasılız bakalım?" dedi şen şakrak sesiyle Avcı yanıma gelirken. Oturduğum bahçe koltuğuna, yanıma oturdu. Ellerimi tuttu. "Abicim sen donmuşsun."

"Abi mi?" dedim şaşkınlıkla. Ellerimi sürtünme kuvvetiyle ısıtmaya başladı.

"Kızım ben senin abin sayılırım bileessin." dedi Yalı Çapkının saki Kazım Ağa gibi. Niye gülüyorsa.

"Cumartesi'ne orada olmalıyız biliyorsun değil mi?" diye sordum sertçe. Eğer orada olmazsak Nazlı bizi gebertirdi!

"Elbette biliyorum. Annemi senden daha iyi tanıyorum!" dedi gücenmiş gibi ama hala sırıtmadı ihmal etmiyordu. Evet, Nazlı Avcı onun annesiydi. Ve biz 3'lü cumartesi o doğum gününde olmazsak tüm hafta sonun tuvalet temizleyerek geçirirdik. Daha kendi bokumuzu temizleyemiyoruz!

"Yağmur ile görüştün mü hiç?" bu sefer acı bir şekilde güldü.

"Ben bir mafyayım, görüştüğüm herkes tehlikede." haklıydı.

"Peki baban?"

"O adam babam değil. Beni evlatlıktan reddetti unuttun mu?" ne mümkün?

"Çünkü mafyasın." dedim. Avcı'nın babası Avcı karanlık işleri bulaştığını anladığı an onu evlatlıktan reddetmişti. Ona bakınca hala gülüyordu.

"Sen niye gülüyorsun?" dedim. O ellerimi ısıtmaya çalışıyordu hala.

"Sizin oradaki küçük hainimiz çarşamba gecesi bizimkini kaçıracak. Hatta onu sende çok yakından yaranıyorsun." dedi. Korumalardan bazıları ondandı biliyordum ama benim tanıdığım.

"Kim ki?" dediğimde sırıtarak kim olduğunu söyledim.

Ne? Madem o haindi niye bize yardım etmemişti ki?

...

Şimşek'ten:

Elimdeki sandalye ye baktım. Akşam olmuştu. Benim balkonum hala kaçmayayım diye kilitliydi. Tüm gücümle sandalyeyi balkon ile odamın arasındaki duvar gibi cama attım. Cam param parça olunca bende koşarak kaldırdığım yatağın altındaki çarşafların olduğu bölüme saklandım. Yatağı indirince her şey istediğim gibi olmuştu.

Planım burada saklanmaktı. Herkes beni balkondan kaçtı bilirken ben burada duracaktım. Onlar beni dışarıda ararken ben evlerinde olacaktım. Herkes dışarıya beni aramaya çıkınca da en savunmasız oldukları an buradan kaçacaktım. İnşallah bu sefer kaçarım ya.

Odayı yavaştan insan sesleri doldurdu. Aralarından tanıdık sesler de duydum. Mesela Kıvanç'ın "SİKTİR LAN, BİR YERİNDE DUR KIZIM. BENİM BAŞIMA PATLIYOR!" demesi gibi.

Kovalanan kaçar kardeşim.

Biraz sonra da Arel'in sesini duydum. "TÜM DELİKLER BAKIN O KIZI BULMADIĞINIZ HER SAAT BİRİNİZİ ÖLDÜRECEĞİM."

Öldür, öldür. Normal insanlar parfüm sıksın sen kurşun sık.

Bu tarz şeyler duyduktan sonra oda yavaş yavaş boşalmıştı ama uzun bir süre burada durmalıydım. Sonuçta emin olabilmek için. Saatler geçti. Tama kalkçaktım ki kapının sesini duydum. Ardından ışığın açılma sesini. Yaklaşan ayak seslerini. Ve o kimse yatağı yukarıya kaldırılmasıyla kabak gibi açığa çıkmıştım. "Hakkını veririm çok zekiceydi."

Karşımdakine baktığımda şok olmuştum. Bunca zamandır O'ydu bana bıçak ve telefonu getiren, Avcı'nın bu evdeki sağ koluydu O.

Delirmek üzereydim. Ya madem sen hainsin neden en başından bize söylemedin ya da yardım etmedin ki? Ayrıca sen zayıf bir şeysin sanıyordum ne alaka lan hainlik?

Uyandığımda kim kapımın önünde bekliyordu? Notlu bıçağı almadan önce kim bana yemek getirmişti? Kim ben telefonu almadan önce ondan çekirdek istedikten sonra bizimle dedikodu yapmıştı? Cidden sadâkat bu kadar zor mu bulunuyordu?

Karşımda siyah kıyafetleriyle duran kısa, sarıya boyatılmış saçlı; yeşil gözlü kıza baktım. Altın haindi. Avcı bu işi çok ama çok iyi biliyordu.

"Lan, herkese göre sessiz, savunmasız ama asıl suçlu olan kızsın değil mi?" dedim şaşkınlıkla. Evet, öyleydi. Gülümsedi. Ben de ona gülümsedim. Bana bir çanta attı. Yatağın içinden kalktığımda çantayı açtım. Bıçaklar, silahlar, onlar için kemerler ve simsiyah kıyafetler.

O kadar mutluydum ki ağlaya bilirdim.

"Hadi giyin abin seni bekliyor." dedi kapıya endişeli bi bakış atarak.

Abim,

Aslan Yıldırım Avcı. (Bir Kibrit Yak'a selam olsun. 🫡 )

Babamız Soner Kılıç, mafya olduğunu öğrendiğinde onu evlatlıktan reddetmişti ve o da hayatına annemiz Nazlı Kılıç'ın kızlık soyadıyla devam etmişti. Ailemiz onu Almanya'da biliyordu. Zaten evlatlıktan reddedildikten sonra Almanya'da büyük bir mafya olup Türkiye'ye geri gelmişti.

Ona herkes Avcı derdi. Ben de zaten abim olduğu anlaşılmasın diye diğerlerinin yanında öyle derdim. Yoksa o benim Aslan'ım ben onun Kaplan'ıyım.

...

Ben şok oldum,

Bu bölümde çoğu sır çözüldü,

Peki Altın'dan hiç şüphelendiniz mi?

Abisi olabileceğini düşündünüz mü?

Arel'in geçmişi nasıldı?

Sizce Kıvanç❤️Ceren nereye gidiyor?

Peki doğum gününde neler olacak?

Günde 2 bölüm attım. Lütfen bana bir yıldızı çok görmeyin,

Gelecek bölümlerden birinde hep yeni bir karakter ekleyeceğim hadi inşallah adam gibi adam biridir,

Görüşürüz canlarım❤️❤️❤️

Kelime: 2108

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.