Tunç abi ve ben ışık hızından hızlı bir şekilde Mert'e döndük. Ya! Tunç abi benim kardeşimden daha çok kardeşimdi, Mert nasıl böyle bir şey düşünebilirdi!
Ben anneme döndüğümde annem ağzı bir karış açık bir bana bir de Tunç abiye bakıyordu. Babam ve Celil amca da kaşlarını kaldırmış bizi süzüyordu. Allah belanı vermesin Mert! Ağzımı açtım ama kendiliğinden kapandı. Şoktan bir şey söyleyemiyordum ki! Tunç abinin durumu benimkinden biraz da olsa daha iyiydi en azından. Tunç abi bir açıklama yapacağı sırada Mila teyze bir bomba patlattı adeta.
"Tunç, Mina? Aranızda bir şey mi vardı sizin?" diye patlattı bombayı.
Daha sonra gülerek de ekledi.
"Ya çocuklar bizden utanmanıza gerek yok. Bize söyleyebilirsiniz. Sadece bizim için de şok oldu bu."
Allah rızası için tüm işler bu kadar kötü gitmek zorunda mıydı! Annem de derin bir nefes alıp o da ekledi.
"Haklısın Mila. Aranızda bir şey varsa karışamayız çocuklar..." dedi.
Offf, her şey daha da kötü gidiyordu. Gözlerim dolmaya başlamıştı. Tunç abiyle sevgili değildim! Tunç abi birisi daha tekrar bir şey söylemeden önce araya girdi. O da terlemeye başlamıştı. Ensesini kaşıyarak herkese
"Siz yanlış anladınız. Benim Mina'yla aramda bir şey yok, olamaz da zaten.(Spoi: Emin misin Tunç?)Mina benim küçük kız kardeşim gibi. Sadece ona birkaç abi tavsiyesi verip sarıldım o kadar." dedi.
Nihayet derin bir nefes almıştım. Böyle bir şey olmasından nefret ediyordum. Bunun Tuna'nın karşısında olmasından daha da nefret ediyordum. Gözler bu sefer benim ne diyeceğimi merak ettikleri için bana döndüğünde başımı sallayıp Tunç abiyi gösterdim.
"Tunç abi haklı. Aramızda kardeşlikten başka bir şey yok" dedim.
Bunları söylerken bilerek Tuna'ya bakıyordum. Hala oturduğu koltuktaydı ve kaşları çatılmıştı. Onu böyle bakarken görmek hoşuma gitmiyordu. Bana böyle bakmasını istemiyordum. Böyle bakacaksa bakmasa da olurdu. Artık sinirlerimi bozuyordu. Dişlerimi sıkarak
"Neden bana böyle bakıyorsun Tuna?!" dediğimde Tuna sinirle güldü.
"Acaba kız kardeşim gibi gördüğüm senin abimle sevgili olma gibi bir ihtimali olduğu için olabilir mi Mina?" dedi.
Tuna'nın her şeyini seviyordum ama bana kız kardeşim dediğinde veya bana karıştığında sevmiyordum. Kaşlarımı çatarak
"Öyle bir şey yok ama hadi olsa bile sanane? Ayrıca ben kuzenim ve kardeşim gibi gördüğüm kişinin sevgili olmasından hoşlanıyor muyum zannediyorsun?!" dedim.
Tuna ağzını açmıştı ama saniyesinde geri kapattı.
"Beni erkek kardeşin gibi mi görüyorsun?" dedi.
Sinirden kahkaha attım. Ondan hoşlanıyordum ama bunu söyleyecek yüzüm yoktu.
"Ne gibi görmemi bekliyordun Tuna?" dedim.
Bir el kolumu cimcirdiğinde bağırmadım ama sertçe ona döndüm. Tunç abi cimcirmişti. Kolumdan tutup beni kendisine yaklaştırdıktan sonra kulağıma eğilip
"Mina , şu anda herkes sizin bu garip kavganızı dinliyor. Ne kadar yanlış anlaşıldığınızı benim söylememe gerek yok herhalde." dediğinde kafamı çevirip etrafıma bakındım.
Gerçekten Mert de dahil herkes merakla bizi dinleyip bakıyordu. Derin bir nefes alıp kendimi sakinleştirdim. Telefonumu çıkarıp Whatsapp'a girdim. Tuna'nın profiline girip
Ailelerimiz bizi dinliyor. Şu saçma kavgayı bırak artık. Daha sonra konuşuruz.
yazıp gönderdim. Telefonu zaten elinde olduğu için çıkarıp dikkat çekmedi. Direktmen okuyup telefonunu kapattı. O da derin bir nefes alıp bana doğru kafasını salladı. Kaşları hala çatıktı ama en azından şu anda kavga etmiyordu.
Celil amca şüpheci bir sesle
"Çocuklar, sizin aranızda bir şeyler mi var? Neden böyle tepkiler veriyorsunuz?" dedi.
Ağzına tükürdüğümün Mert yine araya girdi. Zaten böyle anlarda araya girmese olmazdı.
"Acaba birbirlerinden hoşlanıyor olabilirler mi?" dedi.
Mert senin ağzına ciddi anlamda sıçayım. Bu sefer hiçbir şekilde endişe etmeden direkt
"Hayır. Zaten ben başka birisinden hoşlanıyorum" dedim.
O başka birisinin Tuna olduğunu bilmelerine gerek yoktu... Tuna'ya baktığımda o da bana bakıyordu. Kaşları çatılıydı. Çenesi kasılmış bir biçimde fısıldar gibi
"Zaten benim de sevgilim var." dedi.
Demek ki doğruydu... Elif'le sevgiliydi. Annemler ikna olduğunda Tunç abiyle ben de üçlü kanepelerden birisine oturduk. Gözümde bir damla duruyordu ama ağlamazdım, ağlayamazdım.
Bizimkiler çoktan kendi aralarında konuşmaya başlamıştı. Ben Tuna'nın Elif'le sevgili olmasına değil, Elif'in Tuna'yla sevgili olmasına kırılmıştım. Bunu kendisi istemişti. Birisi bir hata yaptı mı benim gözümden düşerdi. Elif de düştü...
Tunç abi üzüldüğümü fark etmiş olacak ki kolunu omzuma atmıştı.
"Sıkma canını be küçük pilot. Sana erkek mi kalmadı?" dedi.
Keyfimi yerine getirmek için yaptığını biliyordum ama şu anda gerçekten de sırası değildi. Biz otururken kapı açıldı ve içeriye bizi karşılayan kadın girdi. Gülümseyerek
"Ruhani testimiz hazır. Siz de uygun görürseniz ilk gençleri alalım." dedi.
Az önce o kadar saçma şeyler yaşamıştım ki buraya ne için geldiğimizi unutmuştum. Ruhani teste girecektik be! Demir eksikliğini unutup hayvan gibi ayağa kalktığımda gözümün önü karardı. Dengemi kaybettiğimde düşeceğim sırada düştüm.(Beklemiyordunuz değil mi)
Tunç abinin desteğiyle ayağa kalkarken yanaklarım utançtan kızarmamış olabilirdi ama yanıyordu. Ayağa kalktığımda elimi Tunç abinin elinden çekip kadının peşinden gittim. Gitmeden önce son kez annem ve babama baktım. Bana destek vermek için ikisi de gözlerini yumup "yaparsın" diye fısıldadılar. Bu küçük hareketleri bile gülümsememe yetmişti. Umudum olmamasına rağmen Mert'e döndüm. Beklemediğim şekilde bana gülümsedi. Evet, benim buz dağı kardeşim bana gülümsedi. Gözlerim dolmuştu resmen.
Ben de ona gülümseyip Tunç abi ve Tuna'yla beraber kadını takip edip kapıdan çıktım. Tunç abinin yanından kapıdan çıkarken en sonunda gözyaşımı tutamadım. En başta birincisi, ikincisi derken devamı geldi. Yanaklarımı yakarak geçiyorlardı adeta. Tunç abi kadını durdurup biraz beklemesini istedi. Kadın durduğunda Tunç abi hemen bana sarıldı.
O da senelerdir Mert'le aramda olan buzları biliyordu. Yüzümü ellerinin arasına alıp bana baktı. Bir yandan baş parmağıyla gözyaşlarımı silerken bir yandan da kimse duymasın diye fısıldayarak konuşuyordu.
"Bak, sonunda seninle arasındaki buzlar eriyor. Merak etme küçük pilot, bu daha başlangıçtı. Elbet devamı gelecektir" dedi.
O da benim gibi mutluydu. Ben hem hüzünle hem de mutlulukla ağlıyordum. Sanırım bunu deneyimleyen ilk insandım. Dikkatimizi kadının boğazını temizlemesi dağıttı.
"Böldüğüm için kusura bakmayın ama artık gitmemiz gerekiyor" dedi ve yürümeye devam etti.
Tunç abi kendini düzeltip kolunu omzuma attı ve bana güven vermek istercesine gülümsedi. Ben de ona gülümseyip yürümeye başladım. Tunç abi de kolu omzumda bir şekilde benimle yürüyordu.
Gerçekten meraktan Tuna'ya baktım. Ne yapıyor diye. Ona baktığımda içimde yine ister istemez bir şeyler kıpırdadı. Ona olan hislerim hep olacaktı ama benimle kalacaktı. Sonuçta onun artık bir sevgilisi vardı. Hem de kuzenimin sevgilisiydi. O artık benim eniştemdi.
Ama onun tepkileri garipti. Yine Tunç abiyle bana bakıyordu. Eli yumruk olmuş, çenesi kasılmıştı. Kıskanıyor olamazdı çünkü buna hakkı yoktu. Gözleri bana bakıyordu. Yeşil gözleri buğuluydu. Yüzü sertti belki ama gözleri bir çocuğunkinden farklı değildi. Sanki gözleriyle bana yalvarıyordu.
Daha fazla ona bakmamak için önüme döndüm. Yoksa tekrardan ağlardım. Ayrıca gözyaşlarımı görmesini istemiyordum. Gözyaşlarımı silip önüme odaklandım. Bu testle hayatım değişecekti ama yine üstte olacağım kesindi. Her zaman öyle olurdu zaten.
Ben Mina Akyüz, her zaman en üstte ve en yüksekte olmalıyım ki kimse zayıflıklarımı göremesin.