İçeriğe geç

PİJAMALI KIZ

Bölüm 11 · 6 dk okuma

PİJAMALI KIZ

Bölüm 11

11. Bölüm

*****

Tatlı okumalar :)

💫💫💫

Pijamalı kız: günaydınnn

Ulaş: sana da günaydın, erkencisin?

Pijamalı kız: iş güç yani, hem ben öyle çok uyumayı sevmem.

Ulaş: bende öyle çok uyumayı sevmiyorum.

Pijamalı kız: başka ne sevmezsin?

Ulaş: anlamadım?

Pijamalı kız: öyle sohbet olsun diye sordum. Neler sevmezsin diye?

Ulaş: genelde ne sevildiği sorulur ama olsun.

Ulaş: yani böyle sorunca pekte aklıma gelmedi.

Pijamalı kız: neyse bende uyumaya gidiyorum sana kolay gelsin.

Ulaş: uymayı sevmediğini söylemiştin?

Pijamalı kız: öyle ama çok uykum geldi.

Ulaş: işe gitmeyecek misin?

Pijamalı kız: biraz geç giderim bir şey olmaz.

Ulaş: pekala iyi uykular sana.

****

Yatağımı toplarken planımı kafamda düşünüp toparlamaya devam ettim. Ulaş pijamalı kızı severse beni sevmiyecekti ama o kişide bendim fakat ben onun Olca'yı sevmesini istiyordum. Böyle söyleyincede labirent gibi geliyordu sözler.

Bundan sonra Ulaş'ın sevmediği şeyleri Olca olarak öğrenip Pijamalı kız olarak uygulayacaktım. Ulaş'ı Pijamalı kızdan soğutup kendime aşık edicektim. Bütün gece düşünüp planladığım buydu.

Odayı topladığımda üstüme Dicle'nin bavuluma koyduklarından birkaç parça kıyafet seçip giydim. Bu sabah erkenden kalkıp yatağımı toplamıştım ve üstelik pijamalarım yerine düzgün kıyafetler giymiştim. Annem bu halimi görse gözleri dolardı.

Kapımın tıklatılıp onun sesini duymamla kalbim harakete geçti "Olca uyandın mı?" kapıya ilerledim elimi sol göğsümün üstüne hızlı atan kalbimin üstünde beklettim bir kaç saniye. Nasıl bir aşk yaşıyordum? Kapıyı sakin kalmaya çalışarak açtım.

Ulaş üstüne bir tişört giyerken altında kot pantolonu vardı. Çoktan hazır olmuş gibiydi ama benim hazır olmamı beklemiyormuş gibi birkaç saniye bakakaldı "Pekala belki de değişmişsindir" dedi. Hadi ama herkes benim tembelliğimi ve çok uyumamı biliyor olamaz değil mi? Çocuğun gözünde nasıl bir profil çizmişim?

"Restorana geçelim kahvaltımızıda orada yaparız" başımı hafif salladığımda ilerleyip yatağın üstündeki sırt çantamı aldım.

"Sen yatağını mı topladın?" diyerek şaşkınlıkla yatağıma baktığında yutkundum "Niye ben yatak toplayamıyor muyum?" sorumla dudağını büzdü "Toplarsın tabiki de annen bize geldiğinde senin ne kadar dağınık, uykucu ve odanı hiç toplamadığın hakkında anneme konuştuğu için böyle görünce şaşırdım" derimin ısındığını farkettim ama utançtan.

Ah anne gidip dedikodumu mu yapıyorsun? Bir insanın annesi kendine bu kadar düşman olur. Birde gidip Ulaş'ın annesine anlatıyormuş. Bundan sonra benim berbat profilim ölsem değişmez. "Daha beterleri var mı?" dedim çekinerek. Annemin anlattıklarından bahsediyordum.

Dudağının dişleri arasına aldı "Yani şey..." dediğinde elimi kaldırıp durdurdum. Daha fazla utanç içinde kalmak istemiyordum. Hemen onun yanından geçip kapıya ilerlerken "Duymak istemiyorum" dedim. Arkamdan gülüşünün sesini duymuştum.

Apartmandan çıktığımızda arabaya geçtik. Onun yanında bu kadar terleyip kalbimin ritminin bozulması normal değildi. Aşka inanmasam hasta olduğuma inanabilirdim.

Ulaş arabayı parkettiğinde ilk ben çıktım kaçarcasına. Ulaş önümüzde ki yeri gösterdi "İşte restoran burası" o hemen yanımda dururken restoranı inceledim. Sahil kenarında çok güzel bir yerdi. Hem sıcak bir hissi hemde şık bir görüntüye sahipti.

O yürümeye başladığında bende ardından ilerledim. Etrafa alıcı gözüyle incelerken restorana girmiştik. Ulaş birkaç kişiye selam verdiğinde kenarda ki bir masaya geçtik kahvaltı yapmak için.

Yanımıza gelen kadınla bakışlarım ona döndü "Ulaş erkencisin?" sarı saçları özenle düzleştirilmiş yüzü makyaja bulanmış gibiydi, yakıştığını inkar edemezdim. Giydiği elbisede dolaştı gözlerim, ben bunu düğünlerde bile giymezdim, gerçi ben düğüne bile gitmezdim.

Ulaş beni gösterdi "Bugün kahvaltıyı burada yapmaya karar verdim. Tanıştırayım Olca benim Ankara'dan bir tanıdığım" bakışları bana döndü "Selin benim ortağım" Selin'in uzattığı eli sıktım.

"Bende size katılayım o zaman" Ulaş'ın yanına oturduğunda ikiside karşımdaydı. Onlar sohbet ederken ben kafamdan ikisinin arasındaki bağı sorgulamaya başladım. Umarım sadace iş ortağıydılar.

Kahvaltılaya başladığımızda sessizliğim göze batmış olucak ki Selin konuyu bana getirdi "Olca nerede çalışacak?" dediğinde Ulaş kahvesini masaya koydu "Aslında Olca aşçılık okudu ama yemekle ilgilimisindir?" tereddütle sorduğu soruya "Aslında hayır sadece okudum desem" diyerek cevap verdim. Okulda bir şeyler öğrenmiştim ama böyle bir restoranın mutfağında çalışabileceğimi sanmıyordum.

"Pekala o zaman garson olarak çalışabilirsin" Sinem'in sunduğu fikri kabul ettim. "Benim bilmediğim bir arkadaşınız mı var?" bir anda yanımda ki sandalyenin çekilmesiyle oturan kişiye baktım.

Sinem gülümsedi "Tanıştırayım Mert burada ki garsonlar ve kasa kısmıyla ilgilenir" açıklamasına küçük bir tebessüm ettim. "Ulaş'ın Ankara'dan arkadaşı Olca, bir süre burada garson olarak çalışacak" Mert' in gözü üzerimde dolaştı. Elimi avuçlarının içine aldığında nazikçe elimin tersini öpüp Ulaş'a döndü "Ankara'da bu kadar güzel kızların olduğunu söylememiştin kanka" gülen hali çok tatlı geldiği için kıkırdadım.

"Zevzekliği bırak Mert. Olca bir süreliğine burada zaten" Ulaş'ın sesiyle ona döndüm. Mert çok samimi birine benziyordu, en azından burada kaldığım sürede tek başıma boş boş dolaşmak istemiyordum.

"Sen Ulaş'a bakma. Ben onun gibi işkolik bütün hayatımı ev ve restoranda geçirmediğim için böyle tepkiler veriyor" Mert'in açıklamasına güldüğümde Ulaş'ın bakışları bana döndü "Şuna yüz verme Olca. Onun tek bildiği barlar ve içkiler" Mert somurttu "Beni bu kadar güzel bir kızın yanında niye kötü gösteriyorsun?" şakasına attığı bakışlar vurdum duymaz olduğunu belli ediyordu.

Mert'in bana süreki güzel demesi hoşuma gidiyordu ama benim asıl duymak istediğim kişi Ulaş'tı. O söylese ayağım yerden kesilecek gibiydi.

"Kahvaltı bittiğine göre herkes işinin başına" Sinem ayağa kalktığında onunla birlikte bizde kalktık "Akşam üzeri teyzenin evine gideriz sen bazı işleri halledersin" Ulaş'a tamam anlamında başımı salladığımda Mert'in koluma girmesiyle ona baktım "Olca sen benim çalışma alanımda çalışacağın için sana restoranı gezdirip neler yapıcağını göstereyim."

"Garsonluğu ne çok abarttın" diyen Sinem'e aldırmadan beni tutup götürdü. Mert'in bana her şeyi anlatması üzerinde garsonluğa başlamıştım.

İşlek bir yer olduğu için sürekli ayakta oluyorduk. Restorandan çıkıp merdivenine oturdum, birkaç dakikalığına hava alıcaktım.

Telefonumu çıkarıp Dicle'ya yazdım. Onunla daha konuşmamıştık, anlaşılan benim yazmamı bekliyordu.

*****

Olca: Dicle?

Dicle: ne var?

Olca: boş musun?

Dicle: öğle arası olduğu için koyurdular beni.

Olca: puahahah

Dicle: ee ne oldu? Nasıl geçti? Anlat hadi.

Olca: Ulaş'ın restoranında çalışıyorum, garson olarak.

Dicle: iyi yine insanların pis artıklarını temizlemiyorsun.

Olca: Ulaş'ın bana karşı tavrı aynı. Değişiklik yok, bu bana aşık filan olmaz.

Dicle: bismillah kızım. Daha yeni başlıyorsun, olucak o da olucak.

Dicle: bir kız ve bir erkek aynı evde yaşıyorsa eğer kardeş değillerse aralarında kesinlikle Bir şey geçer.

Dicle: insanın doğasında var kızım bu.

Dicle: özellikle erkekler. Onların kız olan bir arkadaşı olmaz çünkü hep yan gözle bakarlar.

Olca: konuştu profesör

Dicle: bunlar herkesin bildiği ama dile getirmediği gerçekler.

Olca: ben düşündüm Ulaş'ın ne kadar sevmediği davranış varsa pijamalı kız olarak yapıcam.

Olca: bu sayede pijamalı kızdan kurtulmuş oluruz ve beni görmeye başlar.

Dicle: kendinden kurtulup çocuğu yine kendine yapman.

Dicle: ikiside sensin ama aşık olması gereken kişi sensin. Bu yüzden pijamalı kızı uzak tut daha sonra ona yazarsın.

Dicle: ben hesabımı kapatacağım filan dersin bu sayede pijamalı kız defteri tamamen kapanır.

Olca: bende öyle düşünüyorum.

Dicle: Ulaş'ın yakınında ol. Bu bir ayı sakın batırma. Sana güveniyorum asker.

Olca: bu bir ayda bana aşık olmazsa bir daha hiçbir zaman şansım yok biliyorsun değil mi?

Dicle: Ulaş sadece kör. Yakınındakini göremeyecek kadar kör.

Dicle: ama bizde ona göstermesini biliriz.

Olca: sağol motivasyon oluyorsun bana.

Dicle: ne demek, tabi ki.

Olca: benim işe geri dönmem gerekiyor.

Dicle: görüşürüz asker.

💫💫💫

Bölüm sonu

8 yorum