İçeriğe geç

Phantom Ajan

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Phantom Ajan

Bölüm 6

5.Bölüm

Parti iyice coşmuştu. Müzik kulakları sağır edercesine yüksek, ışıklar gözleri kamaştırıyordu. Ben hâlâ duvar dibinde duruyordum, elimde boş bir kola kutusu. Kimseyle konuşmamıştım, kimse de benimle konuşmamıştı. Bir ara yanıma bir grup kız geldi. Üç kişilerdi; uzun saçlı, makyajlı, dar elbiseli. –adını bilmiyordum– elinde iki bardak kokteylle yaklaştı. “Al bakalım,” dedi gülerek, birini bana uzattı. “İç biraz, gevşe.” Diğerleri de kıkırdadı. Reddetmek istedim ama boğazımdaki kuruluk ağır bastı. “Teşekkürler,” diye mırıldanıp aldım bardağı. İlk yudum soğuk ve tatlı geldi. Votka-portakal karışımıydı sanırım. Hemen bitirdim. Kızlar hâlâ yanımdaydı. “Bir tane daha?” dedi biri. Kabul ettim yine. İkinci bardak da çabuk bitti. İçimde garip bir sıcaklık yayıldı. Başım hafif dönmeye başladı, omuzlarım gevşedi. Alkol hayatımda ilk kez bu kadar hızlı etki etmişti; daha önce hiç içmemiştim doğru dürüst. Kızlar bana bakıp gülüyorlardı artık. Göz ucuyla fark ettim; fısıldaşıyor, kıkırdıyorlardı. Ama o an umursamadım. Kafam güzel olmuştu, dünya biraz daha katlanılır geliyordu. Gözlerim Oğuz’a kaydı istem dışı. Balkondaydı. Kapı aralıktı, yalnız başına telefonla konuşuyordu. Sigarasını içiyor, arada başını sallıyordu. Kimse yanında yoktu. İçimdeki ses yükseldi: Şimdi git. Şimdi söyle. Ayaklarım kendiliğinden hareket etti. Kalabalığı yararak balkona yürüdüm. Topuklarım halıda hafif ses çıkarıyordu. Balkon kapısını araladım, dışarı çıktım. Gece serinliği yüzüme çarptı, alkolün sıcaklığını biraz aldı. Oğuz telefonu kulağında, bana bakmadı önce. “Tamam kardeşim, sonra görüşürüz,” dedi ve kapattı. Sigarasından bir nefes çekti, sonra bana döndü. “Ne var Vira?” dedi. Sesinde merak yoktu, sadece hafif bir sabırsızlık. Derin bir nefes aldım. Alkol cesaret vermişti. Ellerim titriyordu ama sözler dökülmeye başladı. “Oğuz… sana bir şey söylemek istiyorum. Uzun zamandır içimde tutuyorum. Seni… seni seviyorum. İki yıldır. İlk gördüğüm günden beri. Her gelişinde, her gülüşünde daha çok âşık oluyorum. Biliyorum yaş farkımız var, biliyorum senin dünyan başka… Ama söylemezsem çatlayacaktım. Lütfen… bir şans ver bana.” Sözler bitti. Sessizlik. Oğuz bir an dondu kaldı. Sigarasını yere attı, ezdi ayağıyla. Sonra yüzünde garip bir ifade belirdi. Dudakları kıvrıldı, gözleri kısıldı. Ve kahkaha attı. Yüksek, keskin bir kahkaha. “Ya ciddi misin sen?” dedi, sesi alay doluydu. “Vira… Allah’ım… bu ne ya?” İçimde bir şey kırıldı o anda. Kapı arkamdan açıldı. Oğuz içeri seslendi, bağırarak: “Lan millet! Buraya gelin bakın! Mert'in küçük kardeşi bana aşıkmış!” Kahkahası salonu doldurdu. Herkes balkona doğru akın etti. Telefonlar çıktı, ışıklar yüzüme çevrildi. Mert de geldi hemen. “Ciddi mi diyorsun lan?” dedi Oğuz’a gülerek. Oğuz onayladı, başını salladı. “Aynen öyle! Duyduklarınız doğru!” Mert bana döndü. Gözlerinde tiksinti ve alay karışımı bir bakış. “Ya Vira… sen mi? Oğuz’a mı âşıksın? Hadi oradan be! Şaka mı bu? Kendine bak aynada bir zahmet. Oğuz’un kızları manken gibi, sen… maalesef değilsin. Şişko, kısa saçlı, diş telli… Komik olma kızım.” Kızlar kıkırdıyordu. Biri “Canlı itiraf!” diye bağırdı. Telefonla kaydedenler vardı. Kahkahalar yükseldi, yükseldi. Gözlerim doldu anında. Gözyaşları yanaklarımdan süzülmeye başladı. Boğazıma yumru oturdu, nefes alamıyordum. “Dalga mı geçiyorsunuz benimle?” dedim titreyen sesle. Oğuz omuz silkti. “Kötü niyetimiz yok ama… gerçekçi ol Vira. Hayal dünyasında yaşama.” Mert ekledi: “Git eve kızım, uyumaya.” Artık dayanamadım. Koşarak balkondan içeri girdim. Kalabalık yarılıp yol verdi, ama kahkahalar peşimi bırakmadı. Gözlerim yaşla bulanık, kapıya doğru yöneldim. Çantamı bile almamıştım. Kapıyı açtım, merdivenlerden indim hızla. Topuklarım tökezliyordu, birkaç kez dengemi zor tuttum. Apartmandan çıktım. Sokak boş ve soğuktu. Gözyaşları sel gibi akıyordu. Nefes nefese yürüdüm, nereye gittiğimi bilmiyordum. Ara sokaklara daldım, ana caddeden uzaklaştım. Kimsenin beni görmesini istemiyordum. Durup bir duvarın dibine çöktüm. Dizlerimi kendime çekip ağladım. Hıçkırıklar boğazıma takılıyor, omuzlarım sarsılıyordu. Kendimden nefret ediyordum. Neden söylemiştim? Neden umut etmiştim? Neden ben böyleydim? O gece, karanlık sokaklarda kaybolurken, içimdeki Vira tamamen öldü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.