"İyi misin?"
"İyiyim, merak etmeyin. Sizi de işinizden ediyorum. Artık gitseniz iyi olur."
Uyandığımdan beri hiç ayrılmadılar yanımdan sonuçta. Ayrıca polis memuru hastaneye geldiğimden beri Seungmin'den daha çok başımda beklediklerini söylemişti.
Sonuçta onlar, ülkelerinde oldukça sevilen idollerdi. Onları meşgul etmek istemiyordum ancak tamamen onları düşünerek söylediğim sözlere karşılık beklenmedik büyük tepkilere maruz kaldım.
Lee Know, "Kovuluyoruz hyung," diyerek Bangchan'a bakarken Hyunjin, "Ben onu bunu bilmem beyler. İstenmediğim yerde bir saniye bile durmam," dedi ve komik bir yürüyüşle kapıya kadar gitti.
Kapı buradan görünmüyordu ama açılıp kapanma sesini işitince çıktığını anladım.
Bu kadar alınacağını zannetmemiştim. Gerçekten ağzım açık kalakaldım.
Felix, "A-a! Gerçekten gitti", dedi.
Jisung da ona katıldı.
"Ciddi ciddi gitti ya, deli."
Araya girip üzgün bir şekilde söz aldım.
"Ya ben öyle demek istemedim. Siz beni yanlış anladınız."
Bu esnada Hyunjin'in duvara ellerini yaslayarak başını bize doğru uzattığını gördüm.
Muhteşem bir şekilde gülüyordu.
"Şakaaa!" diye bağırdı ve bağırdıktan sonra uzun bir sıçrama yaparak arkadaşlarının yanına yerleşti.
"Gerçekten gittim sandınız değil mi?"
Üyelerin yarısı gözlerini devirerek yarısı da gülerek onu karşıladı. Ben de yanlış anlaşılmak istemediğimden dolayı yeniden söze girdim.
"Beni yanlış anlamayın lütfen. Sadece sizi işinizden ediyormuşum gibi geliyor. Bu yüzden rahatsız oluyorum. Doktordan duydum. 5 gündür yanımdaymışsınız."
Buna Jeongin kıs kıs gülmeye başlayarak bana yaklaştı ve:
"Aslında ne var biliyor musun?" diye garip bir şekilde soru sordu. Ben de aynı onun gibi yaparak biraz da sesimi kıstım.
"Ne var?" diyerek soruya soruyla karşılık verdim.
"O gün konserde olan olaylar bir bir kameralar tarafından kaydedildi. Şirket çok yoğun çalışıp medyaya gerekli açıklamaları falan yapıyor. Her yer kuşatıldı. Buradan çıkamıyoruz. Menajerimiz medyayı halletmeye ve medya ordusunu buradan uzaklaştırmaya çalışacak. O zamana dek de bizim başımız şişmesin diye Seungmin hyung ve hayatımızı kurtaran insanın olduğu hastanede kalmamıza izin verdi."
"Yani benim için değil. "
Bu sefer yeniden Lee Know söze atladı ve aramızda gerçekleşen komik bir tartışmanın fitilini ateşlemiş oldu.
"Bence sen ömrün boyunca bu şerefle yaşamalısın. Stray Kids 5 gün boyunca senin uyanman için başını bekledi. Şimdi de taburcu olana kadar yanında kalacak. Bu muhteşem bir yaşama sebebi."
"Cidden mi?"
"Cidden. Yoksa değil mi? Bir dakika... Bizi sevmiyor olamazsın değil mi?"
İrileştirmeye çalıştığı çekik gözleri ve komik bir şaşkınlık ifadesiyle sorusunu yönelttiğinde gülme isteğimi bastırarak sert kalmaya devam ettim.
Ciddi bir şekilde ben de ona sorumu yönelttim.
"Sevmiyorsam ne olacak?"
"Gıcık mısın?"
"Hem de çok."
"Yah! Benim kazanmam gerekiyor. Üste çıkma, sus."
"Komutanım falan mısın? Senden emir almıyorum ben. "
"Yah! Delireceğim cidden!"
"Deli değil misin zaten?"
"Ya hyuuunng!"
Herkes aramızda geçen bu diyoloğa ve Lee Know'un tepinerek Bangchan'a sarılmasına gülerken Jisung, "Bu arada..." diyerek konuşmaya başladı.
"Menajerimizden duyduğuma göre senin iyiliğin için kameradaki görüntülerde çıkan yüzün buzlandırılacakmış."
Yutkundum ve gözlerimi herkesten kaçırarak cevap verdim.
"Buna sevindim. Böyle şeylerle uğraşmak istemiyorum."
Aslında bir zamanlar...
Her neyse, geçmiş geçmişte kaldı ve artık bunları hatırlamak istemiyorum. Yüzüm de görünmeyeceğine göre beni tanıyan kimse olmaz. Korkmama gerek kalmaz.
Düşüncelerimle boğuştuğum esnada bir anda hastanenin hoparlöründe başlayan cızırtı hepimizi korkutmuş, oldukça rahatsız etmeye başlamıştı.
Bu da neyin nesiydi böyle?
Sadece benim odamda değil, tüm hastanede yankılanıyordu bu kulak çınlatan iğrenç cızırtı!
"Bu ne ya? Ödüm koptu," diyen Lee Know âdeta aklımı okumuş ve dilim olmuş gibiydi.
Ancak az sonra duyduğu sesle Bangchan'ın daha bir dibine girdi.
Zira tüm hastane koridorunda psikopatça atılan bir kahkaha sesi yankılanmaya başlamıştı.
Bu iğrenç kahkahayı duyunca herkes bana doğru yaklaşarak iyice birbirine sokuldu.
Ben öylece kaldım.
Buradaydı.
O psikopat...
Buradaydı.
Uzun bir kahkahanın ardından aynı kişinin, o psikopatın sesi tüm hastanenin hoparlöründen yükselmeye başladı.
"Mi Yeon!" diye tüyler ürperten sesiyle ismimi uzatarak söyledikten sonra küçük bir kahkaha daha attı.
"Son oyunumuzda neden hile yaptın? Hâlbuki sen hiç hile yapmazdın. Hilecilere ne ceza versek? Huh,söyle hadi? Ne istersin? Yoksa... Yoksa oyunumuzu tamamlamak için kaldığımız yerden devam mı etsek? Hazır Stray Kids de yanındayken."
Kahkahasını atmaya devam etti.
Seungmin omzuma elini atarak beni kendisine çekti ve nazikçe sarıldı.
"Korkma, biz buradayız."
Aynı zamanda tüm üyeler iyice birbirlerine sokulmuş, benim yanı başımda Bangchan'ın gölgesine sığınmışlardı.
Hoparlörden son bir ses daha yükseldi.
"O hâlde hazır olun, oyun başlıyor."
Ve bir anda tüm hastanenin ışıkları söndü.
...



