İçeriğe geç

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 48 · 4 dk okuma

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 48

48🩹Seni Hain Kardeş!

"Mi Yeon. Ne oldu? Uyuyamadın mı?"

Bangchan'a başımı sallayarak olduğum yerden ayrıldım ve onun yanına ilerledim.

Geldiğimiz küçük evde, küçük salonda koltuğun üzerinde oturuyordu.

Yanına oturdum.

"Uyku tutmadı bir türlü. Beni burada da buldu Bangchan."

"Boş ver bunu. Çıkar aklından. Gel, uzan böyle."

Eliyle dizini pat patlayarak bacağına yatmamı istedi. İtiraz etmedim. Ayaklarımı koltuğun üzerine çıkararak dizlerimi kırdım ve başımı Bangchan'ın bacağına yatırdım.

Elini saçlarıma attı. Ağır ağır okşuyor ve giderek beni mayıştırıyordu.

Bir müddet sonra uykum geldi.

Gözlerimi yumdum. Bu esnada Bangchan'ın telefonu çaldı ama ben yine de gözlerimi açamadım. Uyku daha baskın gelmişti.

Bangchan ise aramaya cevap vererek konuşmaya başladı.

"Efendim Seungmin. Kore'ye mi? 2 gün sonra dönüyorum. Dur, kapatma! A... Şey... Benim sana çok önemli bir şey söylemem lâzım. Ama lütfen sakin ol. Mi Yeon'u tesadüfen buldum Seungmin. Lütfen... Sakin ol ve sadece dinle. Yoksa kapatırım ona göre."

Uyarısından sonra bir nefes aldı. Ona engel olmadım. Ben dinlemeye, o da konuşmaya devam etti.

"Çin'de ünlü bir mağazada çalışıyordu. Mağazaya kendime bir şeyler almak için gittim. Müdürü ona asılırken görünce dayanamadım ve Mi Yeon'u tuttuğum gibi yanıma aldım. Kendi daireme götürdüm. Bir şeyler yedik, biraz sohbet ettik. Aslında tam sizi arayacakken annem aradı. Biliyorsun, uzun zamandır Çin'de tedavi görüyor. O arar aramaz hastaneye, ailemin yanına gitmek için evden çıktım. O esnada bir sürü şey oldu. Çin'de magazin haberlerinin başına düştük. Bizi takip etmişler falan. Duyunca kötü düşünmeni istemem. Bu yüzden seni haberdar etmek istedim."

Karşı taraftan ses geliyordu. Heyecanlı bir ses. Hızlı hızlı konuşuyordu ve arada sesini duyabiliyordum. Seungmin... Özledim.

Karşı taraf susmayınca Bangchan araya girerek olayların devamını getirdi.

"Bir şey daha oldu. Yine aynı sakinlikle beni dinlemeni istiyorum. Şey... Ben yokken o psikopat gelmiş. Büyük ihtimalle haberlere düştüğümüz için bizi gördü. Muhabirler takip edip yerimizi bile açığa çıkarmıştı. Bu yüzden Mi Yeon'u bulduğunu düşünüyorum. Hayır. Merak etme. Asansörde psikopatlık yapmış. Korkuttu yine sadece o kadar. Mi Yeon'a yapması gerekenleri telefonda söylemiştim ben zaten. Şu an güvenli bir yere geçtik. İyiyiz iyiyiz merak etme. Atlattık. Dışarıda da içeride de korumalarım var şu an."

Kısa bir sessizliğin ardından yeniden Bangchan'ın sesini işittim.

"Mi Yeon mu? Uyku tutmadı diye yanıma geldi. Şimdi uyuyor. Uyuttum merak etme. Hayır, yanımda. Gayet iyi merak etme. Görüntülü mü? Uyuyor şu an ama. Tamam tamam hadi kapat da görüntülü ara."

Görüntülü mü? Kalbim...

Yine heyecan yapmaya başladım.

Bir korkmaktan bir heyecanlanmaktan sürekli hızlı atmaya başlayan kalbim umarım bir gün sorun çıkarmazdı.

Sakin ol Mi Yeon. Sakin ol.

O kadar kendimi avutmama rağmen Bangchan'ın telefonu çalınca kalbimin atışının hızlanmasına yine engel olamadım.

Bangchan telefonu açtı ve onun o güzel sesini işittim. 4 ay boyunca duyamadığım ve büyük bir özlem duyduğum o sesi...

"Nerede? Nerede Mi Yeon? Göster hyung, hadi!"

Bangchan güldü. Seungmin fazlasıyla heyecanlıydı çünkü. Bu beni istem dışı sevindirdi aslında. Onun bana sinirli olmasından, beni görmek istememesinden, beni unutmuş gibi yapmasından vs. gerçekten çok korkmuştum.

Ama şu an sesine ve o heyecana bakılınca bile bana değer verdiği çok belli oluyordu.

"İşte burada. Bak, uyuyor. Çok ses yapmayın da uyusun biraz. Uyandığı zaman ben ondan da izin alır ve yeniden sizi görüntülü ararım."

Sanırım telefonu bana tutuyordu.

Şu an yüzleşecek gücüm olmadığı için hâlimi hiç bozmadım. Ben de heyecanımı belli etmemeye çalışarak sadece o şekilde kaldım. Uyuyor gibi yaptım.

"Biraz daha izleyeyim onu. Lütfen kamerayı çekme."

Telefondan diğerlerinin sesleri de geliyordu. Ben de göreyim, ben de göreyim diye ortalığı yıkıyorlardı. Seungmin ise onları sakinleştirmeye çalışıyordu.

"Yah! Sessiz olun, sessiz. Uyuyor. Uyandırmayın sakın. Melek gibi uyuyor. Yah! Bir dakika! Bangchan hyung... Mi Yeon'un başı senin dizinde mi? O el... Senin elin mi? Çabuk çek elini o güzel saçlardan!"

Bangchan kendisini tutamayarak güldü. Ben de bir ara kendimi bırakmak istemiştim ama dayandım. İçten içe gülümsedim.

Bangchan ise Seungmin'i daha gıcık edebilmek için derin bir nefes aldı. Aldığı nefesi verirken söyleniyordu.

"Ohooo! Sen bunu mu kıskandın? Her korktuğunda bu melek kollarımın arasındaydı dostum. Bu kolların arasında ağladı. Bana yemek yaptı. Ahaha! Kıskanın. Hem de özel. Baharatsız."

"Kore'ye döndüğünde karşında yumuşak Seungmin'i değil, oldukça sert Seungmin'i göreceksin dostum. Seni önce o bakışlarla, sonra da şu görmüş olduğun yumrukla fena yapacağım. Bekle ve gör."

"Dostum mu? Hyunga ne oldu? Demek bir de yumruk ha! Seni hain kardeş! Kore'ye döndüğümde senden önce JYP öldürecek zaten beni. Dertliyim. Bir de sen yüklenme derim. Bu haber Kore'ye de yayıldığında gerçekten kıyamet kopacak."

Arkadan Hyunjin'in sesini işittim.

"Sen merak etme Bangchan hyung. Ben o işi hallederim. Haber daha fazla yayılmadan engelleyeceğim. Güven bana."

"Gerçekten mi? Güveniyorum tabii ki. İçim rahatladı. Bu arada elim yoruldu Seungmin. Daha ne kadar bakacaksın?"

"Sabaha kadar mümkün mü?"

"Hayır."

"Dakika başına ne kadar para istersin?"

Bangchan yine kendisini tutamadı ve beni uyandırmamaya dikkat ederek güldü.

"Benim paraya ihtiyacım yok dostum ama o ele ihtiyacım var. Hadi kapatıyorum. Bye bye. Çocuklar kendinize iyi bakın."

"Hayır hayır kapatma! Hyung kapatma! Hyuuunnng kapat-"

"Kapattım."

Gülmeye devam etti. Daha sonra saçlarımı nazikçe okşamaya başladı.

"Her şey güzel olacak Nam Mi Yeon. Sonunda hepimiz de mutlu olacağız. İçimde büyük bir his var. Güven bana."

Duymadığımı düşünerek bana söylediği kelimeler, Seungmin'den ve arkada sürekli didişip duran Stray Kids'ten sonra bana o kadar iyi geldi ki; gerçekten rahat bir uykunun kollarına kendimi bırakabildim.

...

Bölüm sonu

1 yorum