"İyi misin?"
"İyiyim iyiyim, midem bulandı sadece."
"Aigoo! O kadar da uyardım. Ye şunu ye şunu dedim. Ama sözümüz geçmiyor ki. Şimdi çek bakalım."
Bangchan bana gözlerini devirdi ve elindeki bavulu sürerek ilerlemeye devam etti.
Sonunda Kore'deydik. Havaalanına iniş yaptık. 2 gün Çin'de kaldık. Tabii bu süre boyunca sürekli Seungmin ile görüntülü konuştuk. Hatta neredeyse telefonu hiç kapatmadık gibi bir şey. Resmen her an yanımızdaydı. Yokluğunu hissettirmedi.
Incheon Havaalanı'nda indik ve şu an içerideydik. Dışarıda bizi bekleyen bir araç varmış. O araca doğru ilerliyorduk.
"Sana alalım mı bir şeyler? Yemek ister misin?"
Midem gerçekten aşırı bulanıyordu. Evet, Bangchan sürekli beni uyardı. Uçakta gelen yemekleri dahi yemedim. İştahım yoktu ama.
Şimdi de çekiyorum bu bulantıyı. Aslında bir şeyler alıp midemi oturtsam iyi olurdu.
"Olur, alalım."
Çevremizde bir sürü korumayla beraber koca havaalanının içinde ilerledik. Güzel kokuların geldiği yere doğru hareket ettik.
Ah, bu arada havaalanına ayrı ayrı giriş yaptık. Böyle yerlerde fanlar nöbette bekliyorlar çünkü. Bir kere daha birlikte görülürsek çok yanlış anlaşılabilirdik.
Biz Bangchan ile beraber kalabalık olmayan bir köşede durduk. Çevremizdeki korumalar sağ olsun, içlerinde pek belli olmuyorduk.
Biz durduk ve bir şeyler almak için giden korumalardan birini bekledik.
Bangchan elindeki telefonla uğraşıyordu. Gülümseyerek gamzesini ortaya çıkardı ve gözlerini ekrandan çekerek benim gözlerime odakladı.
"Seungmin'i araçta tutamıyorlarmış."
Ben de güldüm.
"Onlar neden geldiler ki? Evde görüşürdük işte."
"Hepsi tam kadro araçta. Sabırsızlar. En çok da Seungmin. Zor zapt ediyorlarmış."
"Onlar tarafından bu denli sevilecek kadar ne yaptım ben?"
Gıcık işte.
Gözlerini yukarıya dikti ve kaşlarını çattı. Baş parmağı ve işaret parmağı hariç diğer parmaklarını kapatarak iki parmağını çenesine koydu. Düşünüyormuş gibi yaptı.
"Doğru söylüyorsun. Şimdi ben de düşünüyorum da... Ne yaptın sen bu kadar ya?"
"Yah!"
Sağ elimi yumruk yaparak omzuna bir tane geçirdim. Hemen eliyle omzunu tutarak abarttı.
"Aahhh! Çok acıdı! En az Seungmin kadar elin ağırmış be! Seungmin ile aşırı yakışıyorsunuz. Tersini söyleyen çarpılır cidden."
"Abartma abartma."
"Abartmıyorum. -Da şimdi bir de şöyle bakınca... Sanki boy olarak Seungmin senden biraz kısa kalıyor. Onun yanındayken topuklu giyersen komik durur. Bir deee... Sen Seungmin'den biraz tombul musun ne? Vazgeçtim. Yakışmıyorsunuz."
"Beni deli etmek için yapıyorsun değil mi? Bir anda Seungmin cüce, ben tombul oldum. Şuna bak ya? Cidden dayak istiyorsun. İyice şımardın sen. Seungmin'i bilgilendireceğim."
"Korktum, tamam."
Bir anda kendisine çeki düzen verdi. Onun bu hâline inanamaz bakışlarımı atarak tebessüm ettim.
Sonunda beklediğimiz koruma da yanımıza geldi. Mis gibi kızarmış tavuk kokuyordu. Bir an önce onları yiyebilmek için sabırsızlanıyordum.
"Bangchan çabuk gidelim. Bunlar harika kokuyor."
Korumanın elinden paketlenmiş tavuğu aldım ve kucaklayarak ona sarıldım.
Gerçekten harika kokuyordu.
Bangchan bu hâlime de güldü ve elini omzuma atarak beni ilerletmeye başladı. Hep beraber yolumuza koyulduk.
Yürü yürü bir türlü bitmek bilmedi yol. Ben şimdi sabırsızlanıyorum ya, kesin ondan.
En sonunda havaalanının içinden çıktık. Çıktığımız bu yerde kimsecikler yoktu. Sadece koca bir araç vardı. Bu araçta da bizimkilerin olduğuna emindim.
Aracın sürgülü kapısı yana kayarak açıldı. İçinden ilk önce Seungmin çıktı. Ama ne çıkma? Az daha takılıyor ve dengesini kaybederek düşüyordu.
Tökezledi.
Hiç çaktırmamaya çalışarak doğruldu ve olduğu yerde sırıtarak bana bakmayı sürdürdü. Karşısında olduğuma, gözlerinin beni gördüğüne inanamazcasına bakıyordu.
Yüzümdeki gülümsemeyi bir an olsun azaltmayarak Bangchan ve korumalarla beraber ona doğru ilerlemeye devam ettim.
Tabii ki Stray Kids üyeleri teker teker dışarı akın etti.
Seungmin etrafımızdaki koruma sürüsüne rağmen daha fazla duramadı ve bana doğru koşmaya başladı.
Hızlı koşuyordu. Arada bayağı bir mesafemiz olmasına rağmen bu mesafeyi anında kapattı.
Önümdeki korumalar onu görünce çekildi.
Seungmin zor fren yaparak bana sert bir şekilde çarptı. Bir an dengemi kaybedebileceğimi düşündüm ama çarptıktan hemen sonra ellerini belime dolayıp bana sıkı sıkı sarılınca güvence altına alınmış oldum.
Aramızda mis kokulu tavuklarım vardı. Şu an burnum Seungmin'in boynundaydı ve onun kokusu... Bu müthiş tavuk kokusu dahi onun kokusunu yenemezdi.
"Çok seni özledim. Özledim çok seni. Seni özledim çok. Çok özledim seni. Seni çok özledim!"
Seungmin heyecandan özne, nesne, yüklem sıralarını karıştırıp her bir olasılıkla söylemeye başlayınca koptum.
Uzun zamandır atamadığım neşeli kahkahalarımdan birini attım.
"Ben de seni çok özledim. Çok..."
Kokumu saniyede bir içine çektiğini hissedebiliyordum. Her ne kadar huylansam da o an kendimi çekmedim. Buna müsaade ettim.
Benden ayrıldı ve hasretle yüzüme baktı. Ardından gözlerini her bir yerimde gezdirdi.
Ellerini yanaklarıma attı.
Baş parmaklarıyla yanaklarımda hafif gelgitler yaparken ben sadece gülümseyerek o kahve harelere odaklandım.
"Bir gören olacak şimdi. Hadi, eve gidelim de evde hasret giderin."
Bangchan'ın uyarısıyla kendimize gelebildik. Birbirimizden başka kişilerin olduğunun da yeniden farkına vardık.
Seungmin gülümsemesini yüzünden silmeyerek elime uzandı. Sağ elimle onun elini tuttum. Parmaklarımızı birbirine sıkı sıkı kilitledik.
Yan yana, el ele ilerlemeye başladık.
Sol elimde hâlâ kucakladığım tavuklarım vardı tabii. Zaten çok geçmeden karşı taraftaki tavuk manyağı kaşlarını çattı ve burnundan yardım alarak çevresini koklamaya başladı.
"Bir yerden tavuk kokusu alıyorum sanki."
Tehlike göründü.
O da beni gördü. Hemen ardından kucakladığım tavuk paketime kaydı bakışları. Gözleri bir anda ışıldamaya başladı.
Onu görünce gözlerimi irileştirdim ve hemen yanımdaki Seungmin'e yakındım.
"Seungmin... Şu Lee Know'u benden ve tavuklarımdan uzak tutar mısın?"
Başta anlamadı ne demek istemediğimi.
"Huh?"diye bir ses çıkardı ve bir bana bir Lee Know'a baktı. Sonra diğer kolumun arasındaki paketi görünce anlayarak gülümsedi.
"Mi Yeon'umun tavuklarına kimse elini dahi süremez. Sürdürtmem. Merak etme."
"Hayır yani cimri değilim. Tabii ki de vereceğim herkese ama Lee Know tam bir tavuk manyağı."
Gülüşünü artırdı.
Ancak...
Bu neşeli kahkahalarımızın ve yüzlerimizdeki gülüşün solması çok uzun sürmedi.
...
Aha! Yine kaos geliyor.🤣



