İşleri güçleri yok muydu bu insanların?! Bir de kalkıp bizi mi takip etmişlerdi?! Sanki ülkede hiçbir sorun yok, kalkmış bizim peşimize düşmüşler!
Sinirle sağ elimi saçlarımın arasından geçirdim.
Şimdi ne olacaktı?
Bu görüntüyü herkes izleyecekti!
Herkes!
Bangchan'a haber verebilmek için derhâl bahsettiği ev telefonunun yanına koştum. Hemen göz önündeydi zaten.
Telefonu bir elime aldım. Bir elimle de defterin kapağını açarak Bangchan'ın numarasını ev telefonuna girmeye başladım.
Tam bu esnada asansörün bu katta durduğuna dair bir ses duydum.
Acaba Bangchan olabilir miydi? Haberi duyup hemen yanıma gelmiş olabilir miydi?
Bilmiyorum.
Aynı ses bir kere daha geldi. Ve bir kere daha. Önce katta durduğuna dair bir ses geliyor sonra asansörün kapısı açılıp kapanıyordu sanırım. Bu da sürekli tekrar ediyordu.
Şüphelenerek kaşlarımı çattım. Telefon elimde, kapıya doğru ilerledim.
Sadece merak ettiğim için kapının deliğinden bakacaktım. Ne de olsa asansör bu dairenin karşısındaydı.
Kapının önüne geldim ve yapmaya başladığım heyecanla yutkundum. Yavaş yavaş kapı deliğine yaklaştım. Tek gözümü oraya yerleştirerek bir göz attım.
Lâkin tam o esnada asansörün kapısı açıldı ve içinden siyahlar içerisinde bulunan biri çıkarak bana el salladı.
Evet, el salladı!
Benim buradan baktığımı nasıl biliyordu?!
Kimdi bu?!
Onu görür görmez hemen kapının önünden çekilerek kendimi korkuyla yere attım. Elimdeki telefona daha sıkı sarıldım.
Hâlâ asansörden aynı sesler gelmeye devam ediyordu. Titremeye başlamıştı ellerim. Girdiğim numaraya hemen çağrı yaparak telefonu kulağıma götürdüm.
Telefon çalıyor, asansörden aynı sesler gelmeye devam ediyordu. Delirecek gibiydim.
"Lütfen Bangchan, aç şu telefonu lütfen."
Korkuyla kendi kendime sayıklıyordum. Bangchan ise telefona cevap vermiyordu.
Bir anda asansördeki sesler kesildi.
Daha çok korkmaya başladım çünkü şu an da adım sesleri duyuyordum. Bana doğru, bu eve doğru yaklaşan adım sesleri...
Kapı yavaş yavaş, üst üste tıklatılmaya başlanınca çığlık atmamak için sağ elimi ağzıma kapattım.
Yerde sürünerek biraz daha geriye gittim. Sırtım duvarla birleşti.
Çağrı da sonlandı. Strese girmemeye çalışarak tir tir titreyen ellerimle bir kere daha aradım Bangchan'ı. Bu sefer cevap verdi.
"Ah,Mi Yeon-ah. Araba kullanıyordum açamadım. Ama haberleri duydum ve hemen oraya geliyorum tamam mı?"
Tam konuşacaktım ki kapının önündeki kişi benden önce konuştu. Yine o robotik sesi kullanıyordu. Bu... Oydu... O!
"Nam Miii Yeooon! Sonunda seni bulabildim. Orada olduğunu biliyorum. İstersen işi zorlaştırma ve hemen aç kapıyı."
...


