🩹4 Ay Sonra...🩹
ÇİN/ PEKİN
Çalışmaya başladığım kıyafet mağazasında yeni gelen ürünleri dikkatli bir şekilde yerleştirmekle meşguldüm.
Oldukça ünlü bir mağazadaydım. Gelen ürünleri de sadece oldukça zengin ve ünlü olan kişiler satın alıyordu.
Gelen kıyafetleri dikkatli bir şekilde askılığa asıp yerleştirirken biraz ileride iki genç kız gördüm. Tanımıyordum ama ünlüye benziyorlardı.
Birisi kabine girdi. Diğeri onu beklemeye başladı. Bir yandan kıyafetleri diziyor bir yandan da onları seyrediyordum çünkü kız oldukça güzeldi ve güzel de bir kıyafet seçmişti. Nasıl görüneceğini ben de deli gibi merak ediyordum.
Sonunda kız çıktı.
Üzerine giydiği beyaz, şık elbiseyle gerçekten tam bir melek gibi görünüyordu. Yüzü gülümseyerek arkadaşının karşısına geçti ve kendi etrafında döndü. Arkadaşı da ona gülüyor ve Çince olarak övgüler yağdırıyordu.
Melek gibi görünen kız üzerindeki kıyafeti değiştirmek için yeniden kabine girdi ve işte o an görüp şahit olduğum şeyle benim de yüzüm düştü.
Az önce ona övgüler yağdırarak yüzüne gülümseyen kız, arkadaşı kabine girer girmez gülen yüzünü düşürdü. Burnundan solumaya başladı. Gözlerindeki kıskançlık okunabiliyordu.
Onları böyle görünce benim eski zamanlarım geldi gözümün önüne.
🩹3 Sene Önce...🩹
"Yah! Mi Yeon-ah? Nasıl olmuşum?"
Chae Sun gerçekten çok muhteşem görünüyordu. Etrafına gülücükler saçarak kendi çevresinde dönen ve hâlâ benden bir cevap bekleyen arkadaşıma döndüm. Gülümsedim.
"Muhteşem görünüyorsun, melek gibi olmuşsun."
"Cidden mi? O zaman bunu alıyorum."
Chae Sun kabine girer girmez gülen yüzüm anında düştü. Sanki... Sanki o bu kıyafetle benim yanıma geçse benden daha güzel görünecekmiş gibi hissediyordum.
Akşam oldu. İkimiz de almış olduğumuz kıyafetlerle güzelce hazırlanıp imza günümüz için hayranlarımızı beklemeye başladık. Yavaş yavaş salona girmeye başladılar. Biz de ellerimizdeki kalemlerle gülümseyerek imza atmaya koyulduk.
"Chae Sun unnie, muhteşem görünüyorsun. Bias değiştirmeye karar verdim. Cidden, çok güzelsin."
Bu sözleri duyar duymaz hemen yanımda oturan Chae Sun'a döndüm. Karşısında onu hayranlıkla izleyen genç kıza da. Biz zaten 2 kişi olarak çıkış yapmıştık ve şimdi bu...
Az önce Chae Sun'dan imza alan genç kız bu sefer de benim önüme geldi. İmzalatmak istediği, üzerinde resmim olan kartpostalını masanın üzerine koydu.
Bir şey belli ettirmemeye çalışarak her ne kadar moralim bozulsa da gülümsedim ve genç kızı sevecen bir şekilde karşılamaya çalıştım.
"Hoş geldin."
"Hoş buldum."
Chae Sun'a iltifatlar edip de bana sadece tek bir kelimeyle cevap vermesi daha çok kırılmama sebep oldu. Gözlerimin dolmasını istemediğimden türlü çeşit şekle girdim. Boğazıma oturan düğüm acıtsa da sesimi çıkarmadım.
Alışkanlık olmuştu. Her strese girdiğimde, derin bir şey düşündüğümde ya da bir şeye üzüldüğümde istemsizce dudaklarımı kemirirdim. Şimdi de öyle yapıyordum.
İmzayı atar atmaz ona sevecen bir şekilde tebessüm ettim ve başımı hafif eğdim. Konuşamazdım çünkü boğazımda o koca düğüm hâlâ duruyordu.
"Chae Sun unnie, güzellik tanrıçası deseler gözümün önüne ilk senin görüntün gelir. Eşsizsin."
Duyduğum başka bir iltifatla dudaklarımı daha sert bir şekilde kemirmeye başladım. En sonunda kan tadı hissedince hemen parmağımla dudağıma dokundum.
Chae Sun'un önündeki bir diğer genç kız tam benim önüme geçecekken dudağımı fark etti ve, "Mi Yeon unnie?! İyi misin?!" diye sordu. Onun telaşla çıkan sesine karşılık salonda sıraya dizilen herkesin ve Chae Sun'un gözlerinin hedefi ben oldum.
Sanırım bayağı kötü patlatmıştım. Kan hızlı akıyordu. Herkesin gözü üzerimdeydi. Kameraların kötü bir anını yakalamak için iş başında olduklarını düşününce hemen elimle ağzımı kapattım ve oturduğum yerden kalkarak lavaboya doğru koştum.
Lavaboya girer girmez elimi ağzımdan çektim. Peşimden koşturarak endişe içerisinde Chae Sun girdi.
"Mi Yeon-ah? İyi misin? Ne oldu?"
"İyiyim, sorun yok. Dudağım kanadı sadece."
Hemen suyu açtım ve önce elimi ardından da dudağımı yıkamaya başladım.
🩹
"Yah! Chae Sun! Harikasın cidden. O kadar tize nasıl inebildin? Sesinle herkesi büyüledin! Vokalde Mi Yeon'u bile aştın! Aferin sana! Aferin, aferin, aferin!"
Verdiğimiz konserin hemen ardından bizim için ayrılan odaya geçtik.
Chae Sun hepimize süpriz yapmış ve canlı konser esnasında benim kısmıma bodoslama dalarak, benim kısmımı kendisi söylemişti. Normalde o kadar tize inemezdi. Sesi benimkisi kadar güçlü değildi.
O bodoslama dalar dalmaz bir an neye uğradığımı şaşırmış ve susmuştum. Benim kısmımda... Benim sesimden daha tize inmişti.
Şu an ise menajerimiz benim kısmıma neden atladığıyla ilgili hesap soracağı yerde, onu heyecanla övüyordu. Chae Sun'a sıkı sıkı sarılıyordu.
Bense hazırlandığımız koltuklardan birine oturmuş, burnumdan soluyordum. Onlara gözümü devirerek baktıktan sonra sabretmeye çalıştım.
Chae Sun menajerden ayrıldı ve yanıma gelerek dizlerini kırdı. Çömelip ellerini dizlerime koydu. Ona bakmamı istiyordu. Ancak o kadar sinirliydim ki, o an bakmak istemedim.
"Özür dilerim Mi Yeon."
"Dileme!"
Ben bir anda bağırınca benden böyle bir şey beklemeyen Chae Sun da menajerimiz de bir an irkildiler.
Chae Sun dolmaya başlayan gözleriyle gözlerimin içine bakıp, "A-ama..." diye kekelemeye başlayınca devamını, o sahte bahanesini duymak istemediğimden dolayı hemen sözünü keserek yeniden bağırdım.
"Hiçbir şey duymak istemiyorum!"
Ama yine de o duymak istemememi söylememe rağmen beni dinlemedi ve hemen kendince açıklamasını yaptı.
"Mi Yeon. Sesimi güçlendirebilmek için sürekli bu şarkı üzerinde pratik yapıyordum. Konserde bir an kendimden geçtim. Pratikten dolayı alışkanlık olmuştu ve ben senin kısmını söylediğimi çok sonradan idrak edebildim. Yine pratik yapıyorum zannettim. Gerçekten... Gerçekten...Çok özür dilerim."
Alayla sırıttım.
"Buna inanacağımı mı zannediyorsun?"
Chae Sun dolu gözlerinden akıp yanaklarından süzülmeye başlayan gözyaşlarıyla yüzüme baktı. Bir şey söylemek için yeniden ağzını açmıştı ki bu sefer araya giren kişi menajerimiz oldu.
Beni hedef aldı. Bana bağırdı.
"Kendine gel Mi Yeon! Hem Chae Sun kötü bir şey yapmadı! Tam aksine bu akşamki hareketiyle herkesi büyüledi!"
"Ama orası benim kısmımdı! Bana bağırmayı biliyorsunuz ama asıl hatalı olan kişiye bağırmıyor, onu uyarmıyorsunuz! Onu karşımda övüyorsunuz!"
"O senin arkadaşın!"
"Arkadaş mı? Siz ciddi misiniz? Şu an onun yapmış bu hareket neye mal olacak biliyorsunuz değil mi? Her şey yerli yerinde olsaydı ve herkes kendi kısmını söyleseydi ikimiz de takdir alır, ikimiz de sevinirdik. Ama şu an... Onun bu aptal hareketinden sonra ben linç edileceğim, Chae Sun takdir edilecek! Chae Sun yüzünden üzülen taraf ben olacağım. Sizce arkadaş dediğiniz... Arkadaşınızın üzülmesine sebebiyet veren kişi midir?"
"Yeter bu kadar, sus artık. Haddini aşıyorsun."
"Haddini aşan kişi ben miyim cidden? Ahhh! İyice sinirlerim bozuldu."
"Mi Yeon-ah? Gerçekten çok özür dilerim. Sadece vokalde kendimi geliştirmek istemiştim."
"Ben de rapte kendimi geliştirip senin kısmına mı atlasaydım Chae Sun? Kim bilir? Belki senden daha iyi yapardım ve takdir alan taraf ben olurdum. Herkes olduğu yerde kalmalıydı."
Ceketimi ve çantamı alarak ayağa kalktım. Ellerini dizlerime koyan Chae Sun ani hareketimle dengesini kaybederek yere düştü.
Umursamadım ve arkamı döndüğüm gibi odayı terk ettim. Menajer arkamdan bağırsa da takmadım.
Bu kadarı fazlaydı artık. Oldukça fazla!
🩹
Hatırladığım eski anılarımın etkisinden çıkmam kolay olmadı.
Bu olaylar yaşandıktan sonra her şey üstüme üstüme gelmeye başlamıştı.
...
🩹🩹🩹
Yalnız o değil de, gençler ben Seungmin'in kısa saçlı hâline öyle feci hâlde düşmeye başladım ki... Yerlerde sürünüyorum, nasıl kalkacağımı bilmiyorum. 🥹💙💙
Ah Seungmin...😍
Uzun saçları benim her zaman favorim ancak kısa saçlı hâlinin de kendisine kadar yakıştığını bir kere daha belirtmek istiyorum. Bir saç insanı nasıl bu kadar değiştirebilir? Ve bir çift göz, ne değişirse değişsin asla parıltısını söndürmeden nasıl ben Seungmin'in neşe saçan gözleriyim diyebilir?🥹





