İçeriğe geç

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 35 · 4 dk okuma

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 35

35🩹Aynı Yastığa Baş Koymak

Gecenin üçüne gelen saatin sonunda mutfak toparlanmış ve mutfakta bulunan herkes oturma odasına serdikleri yer yataklarına kurulmaya gitmişti.

Seungmin çıkmadan önce hemen onu kolundan yakalayarak yeniden mutfağa doğru çektim.

Üyelere hafif eğilerek baktım. Hepsi de yataklarına kuruluyordu.

Bundan fırsat bilerek kısık sesle gözlerini üzerime dikmiş Seungmin'e bağırdım.

"Ne yapıyorsun Seungmin? Neden yalan söylüyorsun? Biz seninle sevgili falan değiliz ki?!"

Seungmin tek elini koluma yerleştirdi ve tıpkı benim gibi kısık sesle konuşarak cevap verdi.

"Sonra konuşalım Mi Yeon. Bugün sen de oldukça yoruldun."

Sırıtıp hızla mutfaktan uzaklaşmaya yeltendi ama onu çıkmadan önce üzerindeki kazağından yakalayıp tutarak yeniden kendime doğru çektim.

"Kaçma, gel buraya. Bir cevap vermelisin."

Yine gözlerime baktı. Yutkundu. Ardından elini ensesine atarak şirin bir şekilde, "A... Şey..." dedi.

"Ney? Seungmin, mutlaka bir nedenin olduğunu düşünerek sesimi çıkarmadım. Seni üyelerin arasında yalancı durumuna düşürüp bozmak istemedim ama ben de onlara yalan söylemek istemiyorum. Eğer gerçekten geçerli bir sebebin yoksa-" deyip sustum.

Çünkü o an cümlemin devamını nasıl getireceğimi bilemedim.

Seungmin de tebessüm etti ve üzerime doğru eğilerek, "Yoksa..." diye fısıldadı.

"Yoksa ne yaparsın?"

Ben de az önce onun verdiği tepkileri istemsiz bir şekilde verdim. Elimi enseme attım.

"A... Şey..." diye kekeledim. O da tıpkı benim gibi sordu.

"Ney?"

Allah'tan o esnada Lee Know seslendi. Onun bize seslenişi ikimizin de birbirinden kaçışı yolunda büyük kolaylık sağladı.

"Seungmin! Mi Yeon! Yah! Çifte kumrular! Fısıldaşmayı bırakın da hemen içeri gelin!"

Çifte kumrular? Fısıldaşmak? Bizim fısıldayışlarımızı duymuşlar mıydı yani? Ahh! Çok utanıyordum.

Utansam dahi Seungmin'den kaçabilmek adına hızlı adımlar atarak mutfaktan çıktım. Oturma odasına arkamda Seungmin ile beraber giriş yaptığımızda adım atacak tek bir yer dahi kalmamıştı. Abartmıyorum, öyleydi. Her bir tarafta yer yatağı seriliydi ve üyeler yer yataklarının üzerindeydi.

Onlara basmamaya dikkat ederek hâlâ ayakta olan Lee Know, Jisung, Hyunjin, Felix ve Bangchan'ın olduğu tarafa doğru ilerledik.

Lee Know ve Jisung diğer üyelerden farklı olarak iki uzun koltuğa serilmişti. Lee Know uzun koltuğun birinde, Jisung da Lee Know'un karşısında olan uzun koltuğun üzerindeydi.

3 uzun koltuk vardı. İkisi karşılıklı biri de onlara yatay şekildeydi. Koltukların ortasındaki sehpa çekilmiş; arasına Felix, Hyunjin ve Bangchan ayrı ayrı yer yatakları sererek yerleşmişti. Changbin ve Jeongin de Lee Know ile Jisung'un yattığı koltukları dibinde, yer yatağında çoktan uykudalardı.

Gözümle gece lambasının aydınlattığı oturma odasında yatmak için geçebileceğimiz bir yer aradım.

Seungmin de öyle yapıyordu.

Bizim bu hâlimizi gören Hyunjin güldü ve yine oldukça muzur bir şekilde söze girdi.

"Boşuna yer aramayın. Çünkü gördüğünüz gibi: yok."

Lee Know ve Jisung da Hyunjin'e katılarak gülmeye başladı. Uyuyan üyeleri rahatsız etmemek için ellerinden geldiğince sessiz gülmeye çalışıyorlardı ancak bunda pek de başarılı olamıyorlardı.

Allah'tan üyelerin uykuları derin de rahatsız olmuyorlardı.

Bu sefer Lee Know gülmesini bastırmaya çalıştı ve Hyunjin'den hemen sonra söze atladı.

"Elimizde kalan tek yer bu koltuk. Eee..." dedikten sonra işaret parmağını Jisung'a yönlendirerek sözün devamını onun getirmesini isteyecek şekilde şebek bir hareket yaptı.

Onun dilinden anlayan Jisung bu işareti alır almaz Lee Know'un sözlerinin devamını getirdi.

"Eee...Madem sevgilisiniz... O hâlde bu koltuğu ikiniz paylaşabilirsiniz. Değil mi? Ha eğer yok, biz istemiyoruz derseniz yatacak yer konusunda sorun çıkar da o yüzden diyorum yani."

Lee Know: "Kesinlikle başka bir sebebi yok yani."

Hyunjin: "Evet, kesinlikle yok yani."

Hiç canım, kesinlikle başka bir sebebi yok! Biz de anlamadık zaten.

Onların sözlerinden sonra Seungmin ile birbirimize baktık. İkimiz de aynı ifadeyle birbirimizin gözlerine bakıyorduk.

Bangchan: "E hadi ne duruyorsunuz daha? Uykumuz var. Bir an önce yatın da biz de uyuyalım."

Yapacak başka bir şey yoktu.

El mahkûm ikimiz de birbirimizi başımızla onaylamak zorunda kaldık. Serili olan uzun koltuğun yanına Seungmin ile beraber ilerledik. İlk önce o geçerek koltuğun üzerine yan yattı.

Bir an duraksadım.

Yutkundum.

Tedirgin bir şekilde hareket ederek önce koltuğun boş kısmına oturdum.

Bir süre çevreme bakındım.

Şu şebekler çetesi- Lee Know, Jisung ve Hyunjin'den bahsediyorum- resmen başlarını yumruk yaptığı ellerinin üzerine koymuş bizi izliyordu.

Kuruyan dudaklarımı dilimle yaladım.

Hemen ardından giderek artmaya başlayan kalp atışlarımla beraber ayaklarımı da uzatarak başımı yastığa koydum.

Seungmin ile resmen aynı yastığa baş koydum!

Yüzlerimiz birbirine çok yakındı.

Aynı zamanda bedenlerimiz de.

Nasıl olmasın ki?! Tekli koltuğun üzerinde yatıyoruz sonuçta.

Böyle olunca ikimiz de istem dışı gözlerimizin içine bakmaya devam ettik.

Yüzüme değen nefesi önce yüzümü gıdıklar gibi yapıyor sonra vücudumun her bir zerresine hoş bir ürperti gönderiyordu.

Seungmin, gözlerini kısa bir süreliğine gözlerimden çekerek battaniyeyi ikimizin de üzerine doğru çekti.

Tek eliyle üzerimi örttüğünden emin olarak o elini battaniyenin üzerinden belime yerleştirdi.

Beni biraz daha kendisine çekti. Büyük ihtimalle düşmemem için bana sarılacaktı.

Ah, ölebilir miyim lütfen?! Bu gerçekten çok utanç vericiydi!

Ona zorluk çıkarmamak adına ben de kollarımı battaniyenin içinden ona sardım.

Bir elim onun belinin altında, bir elim de belindeydi.

Onun da aynı şekilde.

Burnuma buram buram kendisine has olan kokusu doluyordu ve bu koku kadar rahatlatıcı bir kokuydu ki beni o an mayıştırdığını hissettim.

Yorgundum zaten. Bu koku yorgunluğuma iyi geliyordu.

Gözlerim yavaştan yavaştan kaymaya başlamıştı.

Bunun önüne geçebilmek adına tamamen gözlerimi kapatarak nasıl bir durumda olduğumu düşünmemeye çalıştım.

Sonuçta huzurluydum ve gittikçe daha fazla huzur veren bu kokuyu saniyede bir soluyarak sadece uyumak istiyordum.

Lâkin uyumadan önce son bir defa Lee Know'un gülerek alayla karışık söylediği cümleyi işittim.

"Allah bir yastıkta kocatsın."

Ardından artık ninni gibi gelen gülüşlerini...

...

İlahi Lee Know.🤣🤣🤣

Bölüm sonu

1 yorum