Hâlâ evdeydik ve polisler gideli bir 10 dakika kadar oluyordu. Kimseden hiçbir çıt çıkmıyordu.
Yanımda oturan Seungmin'e döndüm. O da üzerindeki bakışları fark edince bana baktı.
Bugünkü sözlerinden sonra ona gözlerimi devirerek önüme döndüm. Başını eğdi ve oturduğu yerde eğilerek yüzüme baktı. Bakmamakta direndiğimi görünce de tebessüm ederek kolumu dürtmeye başladı.
Parmak darbelerine dayanamayan kolumu bir süre sonra tutarak ona döndüğümde yüzünde zafer sırıtışı hâkimdi.
Ona 'Ne istiyorsun?' der gibi bakmayı sürdürdüm. Gözüyle mutfağı işaret etti. Ancak şu an ikimiz de mutfağa gidersek daha dikkat çekerdik bilmiyor muydu?
Hayır anlamında başımı sağa sola salladım. Zaten bu esnada devreye Changbin girdi.
"Çok uykum var ama yukarı çıkıp uyuyabileceğimi zannetmiyorum."
Ona katılan kişi hemen yanında oturan Jeongin oldu. Başını tutamayarak Changbin'in omzuna yatırdı ve esneyerek, "Ben de. Bu geceden sonra yalnız uyuyamam hyung,"dedi. Onun sözlerine de karşılık Bangchan'dan geldi.
"Çoğumuz aynı şeyi düşünüyoruzdur. Topluca burada yatsak nasıl olur? Salon geniş. Yatakları yere serer uyuruz olmaz mı?"
Herkes kendi arasında konuşmaya başladı. Şimdiye kadar sessiz olan oturma odası uğultuyla dolmaya başladı. Bu esnada Seungmin de fırsat bilerek anında kulağıma doğru eğildi ve kısık sesle söze girdi.
"Bana kızma. Bir nedenim olmasa emin ol öyle bir şey söylemezdim."
Ben de âdeta fısıldayarak ona sitem dolu sesimle karşılık verdim.
"Bu nasıl bir neden olabilir ki?"
"Mi Yeon-ah? Lütfen... Sadece bana güvenmeye devam et."
Gözlerime öyle bir bakıyordu ki cevap veremedim. Sadece ben de onun o güzel bakan gözlerine bakmaya devam ettim.
Herkes ayaklanmıştı bu sırada. Demek ki bir karara varabilmişlerdi.
Hepsi beraberce merdivenleri çıkmaya başlamışken Felix tam aksine hâlâ yan yana oturan bizim yanımıza geldi. Karşımıza geçerek kollarını bağladı. Yüzünde sorgulayıcı bakışları hâkimdi.
"Merak ediyorum. Nasıl 1 hafta bile olmadan sevgili oldunuz? Birbirinizi 1 haftadan daha kısa süredir tanıyorsunuz. Ne o? Yoksa... Yoksa şu ilk bakışta aşk denen şeye mi yakalandınız?"
Ona bir cevap verebilmek ve yanlış anlaşılmayı düzeltebilmek adına hemen ayağa kalktım. Ancak Seungmin de hemen yanımda ayağa kalkarak kolumu tuttu ve benim konuşmama engel oldu.
Felix'in tam karşısına geçti. O kadar ciddi bakıyordu ki Felix'e, bir an ben bile korktum. Ama şu anki aşamada sadece izlemekle sınırlı kalabildim.
Seungmin Felix'e alttan alttan, soğuk bir şekilde bakmayı sürdürerek sordu.
"Bu seni neden bu kadar ilgilendiriyor?"
"Sadece merak ediyorum."
"Merak edecek başka konu mu kalmadı?"
Gözüm bir Felix'e bir Seungmin'e gidip geliyordu. İkisi de birbirine en ölümcül bakışları atıyordu.
Araya girme vaktimin çoktan gelmiş, hatta geçmiş olduğunu fark ederek Seungmin'in koluna elimi attım. Sorgulayıcı bakışlarımla sakin kalmaya çalışarak sordum.
"Ne yapmaya çalışıyorsun Seungmin? Yeter bu kadar. Lütfen... Lütfen kendine gel."
"Ben kendimdeyim zaten Mi Yeon. Kendinde olmayan biri varsa o da Felix! Ya da bizim Felix diye bildiğimiz bir sahtekâr mı demeliyim?"
Neyi ima etmeye çalıştığını ben de anlayamadım. Zaten Felix anında kaşlarını çatarak benden önce ona soruyla karşılık verdi.
"Ne? Ne diyorsun sen Seungmin?"
"O... Sensin değil mi?"
"Ne?!"
Gözlerim irileşebildiği kadar irileşti. Seungmin Felix'e resmen psikopat muamelesi yapmıştı. Hayır, bu imkânsızdı!
"Bugünkü psikopat! Belki de daha önceden beri Mi Yeon'un başındaki psikopat!"
Seungmin'in bağırarak söylediği bu sözlerden sonra Felix hızlı bir şekilde ve de oldukça sinirle yumruk yaptığı elini sertçe Seungmin'in yüzüne indirdi.
Sinirlerine hâkim olamıyor gibiydi. Attığı yumrukla yüzünü tutarak koltuğa yığılan Seungmin'in üzerine yürüdü. Bir kere daha yüzüne sert bir yumruk indirdi. Aynı zamanda bağırıyordu.
"Sen ne diyorsun be?! Beni neyle suçladığının farkında mısın?!"
Neler olduğuna bir anlam veremiyordum. Ben de oldukça şaşkındım. Ancak bu iş giderek saçmalaşıyor ve tehlikeli bir hâle geliyordu.
Kendimi toparlamalı ve bu saçmalığa bir son vermeliydim.
Bundan dolayı bir kere daha Seungmin'in yüzüne yumruk indirmek isteyen Felix'in kolunu havadayken yakalamış ve ona engel olmuştum.
"Felix, dur! Lütfen dur, lütfen! Sakin ol, konuşalım!"
Öfke saçan gözlerini bana çevirdi.
"Bana ne dediğini duymadın mı Mi Yeon?! Nasıl sakin olmamı bekleyebilirsin?!"
"Felix-"
"Karışma Mi Yeon!"


