İçeriğe geç

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 3

3🩹Acının Esiri

"Hayır!" diye bağırarak Felix'in üzerine doğru koştum ve var gücümle onu ittim.

Dengesini kaybedip yere kapaklanan Felix ve sahnedeki arkadaşları doğal olarak neye uğradığını şaşırırlarken fanların çığlıkları giderek şiddetlendi.

Ben de endişe içerisinde yalvarmaya, sesimi yükselterek bağırmaya başladım.

"Hemen terk edin sahneyi! Çabuk olun ne olur, çıkın buradan!"

Ancak ne kadar yüksek sesle bağırırsam bağırayım bu gürültüde sesim duyulmuyordu.

Psikopat âdeta benimle oyun oynuyordu. Zira şimdi de lazer Lee Know'un üzerinde geziniyordu.

Hızlı davrandım.

Kendime çok uzak olmayan Lee Know'u da kolundan tutarak başka bir köşeye çektim. Benden bu hamleyi beklemeyen genç adamın da sendeleyerek yere düşmesine sebep oldum.

Burun direğimin sızlamaya başlamasıyla yüzüm buruştu. Ağlamaklı yüz ifadem benimle buluşurken gözyaşlarım göz pınarlarımı doldurdu.

Giderek sinirlerim bozuluyordu. Bunların hepsi bir kâbustu sanki ama kâbus olamayacak kadar da gerçekti!

Acı acı bağırmaya başladım.

"Yeter artık yeter! Ne istiyorsun benden?! Ne istiyorsun?! İlla birini öldüreceksen öldür işte beni! Neden ya neden?! Neden ben değil de başkalarını bu işe karıştırıyorsun, neden?! Çok yoruldum, lütfen dur artık!"

Acı bağırışlarıma rağmen beni dinlemedi.

Bangchan'ın üzerinde deli gibi gezinmeye başlayan lazer, en son alnında durakladığında dehşetle koşarak onu da ittim. Bangchan şaşkın şaşkın birkaç adım geriledi.

Psikopat ise hâlâ lazer ile onu hedef almaya devam etti. Bangchan'ın iyiliği için, ona bir zarar gelmemesi için narin kolundan tutarak sert bir şekilde diğer tarafa fırlattım.

Bu esnada Seungmin kızgın bir şekilde bana doğru geldi. Kolumdan tutarak kendisine çevirip bağırdı.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun?! Kimsin?"

Ama benim açıklamaya dahi vaktim olmadan hedef Seungmin oldu.

Bu kadar oyun gerçekten yeter!

Bir an önce bu kâbustan uyanmak istiyordum.

Bundan dolayı kolumu sıkan Seungmin'i boşta kalan kolumu kullanarak sahneye doğru çevirdim. Kendi sırtım fanlara ve büyük ihtimalle psikopatın olduğu tarafa dönüktü.

Bir anda yapacağım başka bir şey kalmadığını bilerek Seungmin'e sarıldım.

Başı hedef olmasın diye de sağ kolum yardımıyla onun başını eğdim ve kendi göğüs kafesime dayadım.

O esnada olanlar oldu zaten.

Sırtımda hissettiğim oldukça büyük bir acıya karşılık çığlık attım.

Giren kurşun öyle bir girmişti ki âdeta tüm soluğum kesilmişti ama buna rağmen Seungmin'e daha sıkı sarıldım.

Giderek bulanıklaşan gözlerimle gördüğüm şey, bize doğru gelmek isteyen ama polis memurlarının engellediği kişilerin bile bana şaşkın şaşkın bakışı oldu.

Bacaklarım titriyordu.

Daha fazla dayanamayacaktım.

Acı... Öyle keskin ve öyle dayanılmazdı ki...

Yavaş yavaş tüm vücudum bu acının esiri oldu.

Gözlerim mi kayıyordu? Başım da dönüyordu galiba.

Dayanamadım.

Kendimi serbest bıraktım.

Seungmin de benimle beraber sürüklenerek yere çömeldi.

Şu an onun kolları arasında yerde uzanıyordum.

Bana çok yakındı ve ona acıyla bakan gözlerime bakıyordu.

Ona o kadar yakındım ki, sürekli inip kalkan bedenimi hissedebiliyor ve onca sese rağmen nefes almaya çalışmamı duyabiliyor muydu acaba?

Ağzımdan yavaş yavaş süzülmeye başlayan kanı da, göğsümden akan kanı da görebiliyor muydu?

Gözlerim... Onun gözlerine odaklanan gözlerimdeki acıyı görebiliyor muydu?

Ben... Ben sadece hissedebiliyordum ve sanırım o da aynı şekilde.

Yüzünü buruşturdu. Benim belimde olan ellerinden birini çekerek kendi göğsüne dokundu.

Elini geri çektiğinde ise bembeyaz elinin kırmızıya büründüğünü gördü. Ben de gördüm ama acıdan çıtımı çıkaramıyor, nefes dahi alamayıp hareket edemiyordum.

Bir süre sonra sağ elimi, kanlı eliyle destek vermek amacıyla sıktıktan sonra dayanamayarak kendisini boşluğa bıraktı. Beni tutan bir kol olmadığı için ben de onunla beraber uzandım.

Başım, onun sağ kolunun üzerindeydi.

Bulanıklaştığını tahmin ettiğim gözleri şimdi hemen karşısında uzanan beni görüyor gibiydi.

İkimiz de birbirimizin gözlerinin içine bakıyor, aynı pozisyonda yerde uzanarak birbirimize destek olmak amacıyla birleştirdiğimiz ellerimizi sıkıyorduk.

Ta ki, ikimizin de gözleri yavaş yavaş aynı anda kapanıncaya dek!

...

Bölüm sonu

3 yorum