İçeriğe geç

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 27 · 4 dk okuma

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 27

27🩹Kendi Benliğimi Kaybettim

Tüm Stray Kids üyeleri uykuya çekilip ortalık iyice sakinleştiğinde üzerime paltomu dikkatli bir şekilde giyerek sessizce kapımı açtım.

Kapıdan süzülüp yine aynı sessizlikle kapattım ve neredeyse parmak uçlarımda yürüyerek diğer üyelerin odalarının önünden geçtim.

Lee Know her zamanki gibi yüksek bir şekilde nefes alıp veriyordu ve onun sesi koridordan bile duyuluyordu.

Her neyse, sonunda merdivenlere kadar gelebildim ve merdivenleri de yine aynı şekilde inerek salona indim. Koltuk takımlarının arka tarafında kalan büyük cam kapıyı sürgüsünden tutarak yana kaydırdım. Sürgüden dolayı hafif ses çıkarsa da kimsenin bu sesi duyabilmesine ihtimal vermiyordum.

Yine buradan da bahçeye çıkıp sürgülü kapının sürgüsünü iterek kapattım. Normalde içeriden kilitli oluyordu ama Seungmin açmış olmalıydı.

Bahçeye çıktım. Arkama dönüp birkaç aydınlatmanın aydınlattığı büyük ve özenli bahçede gözlerimi gezdirdim. En sonunda gözlerim hafif sallanan geniş, ahşaptan yapılmış salıncağı buldu. Biri vardı üzerinde. Arkası dönüktü.

Seungmin olmalıydı.

Tebessüm ederek adımlarımı salıncağa yönlendirdim. Yanına yaklaşıp çevresinden dolandım. Seungmin'in önüne geçtim.

Beni görünce düşünceli yüzü anında değişiverdi. Gülerek yine heyecanla:

"Oh,gelmişsin," dedi ve salıncağı durdurdu.

Sallanma durduğunda ben de, "Evet, geldim. Çok beklettim mi?" diye sorarak hemen yanına oturdum.

Başını bana çevirdi.

"Hayır, hayır. Ben de yeni geldim sayılır."

Birbirimize yine tebessüm ettik. Şimdi ne yapacaktık?

Bir yerden başlamam gerekiyordu ama nereden başlamam gerektiğini bilemiyordum.

Hadi Mi Yeon. Eski cesur hâline bürünmelisin. Hadi!

Her zamanki gibi iç sesimle konuşarak kendimi cesaretlendirdim. Ardından başımı Seungmin'e çevirerek anlatmaya başladım.

"Seungmin ben... Nereden anlatmaya başlayacağımı bilemiyorum. Bir yerden başlayacağım işte ama senden sadece tek bir şey rica ediyorum. Ben anlatırken lütfen sözümü kesme. Eğer kesersen... Devam edebilmek için kendimde o cesareti yeniden bulamayabilirim."

Seungmin anlayışla başını sallayarak vücudunu bana çevirdi. Gözlerini gözlerime odakladı. Ben de anlatmaya başladım.

"İlk çıkış yaptığım zaman 17 yaşındaydım ben. Gerçekten müziği çok seviyordum. Ailem her zaman sevgisiyle arkamda durdu. Bana destek verdiler. Sesimin çok ama çok güzel olduğunu söyler, radyoda ya da televizyonda seslerini duydukları ünlüleri eleştirirlerdi."

"Hah! Şundaki sese bak. Benim Mi Yeon'umun sesi bunlarla kıyaslanamaz bile. Öyle değil mi hayatım?"

"Öyle hayatım öyle. Biricik babasının biricik kızı o. Anlamıyorum ki bunlar nasıl sanatçı olmuşlar? Bunlar sanatçıysa benim Mi Yeon'um ne oluyor? Billur seslim, bülbül seslim benim. Baban olarak ben de annen de sana her zaman destek olacağız."

"Ben de,ben de! Kız kardeşi olarak elimden geleni yapacağım. Sosyal medyayı ablacığımla tanıştırma işlemi bende. Ahh, unnie. Seni gelmiş geçmiş en samimi, en güzel, en yetenekli ve tabii en çok fan sayısına sahip ünlü bir kişi yapacağım. Şirketler seni kapmak için âdeta yarışacak."

Gözlerimin önüne gelen deli dolu görüntüleri ve kulaklarıma dolan heyecanlı sesleri beni o eski zamandaki hâlim gibi gülümsetmişti.

Seungmin de tebessüm ediyordu. Sonra ciddileştim ve solan yüzümle anlatmaya kaldığım yerden devam ettim.

"Hayallerimiz gerçekleşti Seungmin. O zaman abartarak kurduğumuz hayaller gerçek oldu. Ünlü bir şirketten teklif aldım. Ondan sonra kaldığımız köy evi şirket teklifleriyle dolup taştı. Ben en ünlü olanın teklifini kabul ettim. Çok kısa bir stajyerlik dönemim oldu. Çıkış yaptım. Ve yapar yapmaz halk tarafından gerçekten çok sevildim. Daha o zamandan bir sürü hayranım oldu. Sonra şirkete bir kız daha geldi ve ben onunla beraber 2 kişilik bir grup olarak yeniden çıkış yaptım. Ama Seungmin... Kötü yanı neydi biliyor musun? Zaman geçtikçe... Zaman geçtikçe kendi benliğimi kaybetmekti. Ben... 1-2 sene sonra kendi benliğimi kaybettim. Gözümü kibir bürüdü. Her şeyde ve her konuda iyi olan sadece bendim. En güzeli, en yeteneklisi, en başarılısı... Daha anlatamadığım nice kötü şey yaptım Seungmin. Hepsinin nedeni de beni tamamen ele geçiren kibirdi. En son... En son bu kibrim yüzünden ailemi de küçümsedim. Sözlerimle hepsini ezip geçtim. O gün kaza yaptılar. Ve hepsi... Ve hepsi de öldü. Benim yüzümden..."

Ağzımdan kaçırdığım hıçkırıktan sonra devam edemeyerek sustum. Anlatamazdım zaten bunca zaman yaptığım o berbat şeyleri.

Gözlerimden süzülen gözyaşları hiç durmaksızın akmaya başladığında Seungmin ellerini kaldırdı ve yanaklarıma yerleştirdi.

Hava buz gibiydi lâkin onun elleri bu kadar sıcak kalmayı nasıl becerebiliyordu?

Yanaklarımdan tüm vücuduma yayılan o sıcaklık ve ürperme beraberinde garip bir hissi de meydana getirmişti.

Doğrudan gözlerime bakıyordu kahve gözleriyle.

Ben de onun beni kendisine çeken o gözlerine odaklanarak baktım.

İki elinin başparmağını da aynı anda hareket ettirdi. O parmaklar ağır ağır gözlerimden süzülen gözyaşlarını silmeye başladı.

Gözlerimi kapattım o an yaşadığım ve hissettiğim güzel hissin etkisiyle. Bana yine oldukça yakındı ve bu yakınlık kalbime hiç iyi gelmiyordu. Bir de nefesimi tutuyordum anlamsızca. Sanırım gerçekten ölmek niyetindeydim.

Bölüm sonu

2 yorum

  • Siz ede çok normal eğil mi kalbinin hızlanması falan? Ben hala nasıl bayılması onu sorguluyorum. Ben olsam şuan beşinci kez bayılıp tekrar ayılmıştım

    2Yanıt