İçeriğe geç

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 14

14🩹Futbol

"Ölmüş! Kurtulduk!"

Donmuştum.

Ne diyeceğimi bilemiyordum.

Öylece kalakaldım Bangchan'ın kolları arasında.

Bangchan heyecandan bana sarıldıktan sonra, yine donakalmış benden nazikçe ayrıldı. Ellerini omuzlarıma koydu ve şaşkınca kendisine bakan gözlerime bakarak yeniden:

"Duymadın mı?" diye sordu.

"O psikopat ölmüş."

Buna gerçekten inanamıyorum.

Bitmiş miydi yani şimdi bu kâbus? O manyaktan sonsuza dek kurtulmuş muydum?

"Kurtuldum..." dedim oldukça kısık bir sesle. Sonra yüzüm yavaş yavaş gülmeye başladı.

Artık normal yaşamıma devam edebilirdim. Mutlu olmaya çalıştıkça önüme bir engel olarak kimse çıkmayacaktı. Bundan sonra mutlu olabilirdim belki.

Bana büyük bir tebessümle bakan ve hâlâ elleriyle omuzlarımı tutan Bangchan'a yüzümde giderek yayılmaya başlayan bir gülüşle baktıktan sonra Seungmin'e döndüm. Yeniden, "Kurtuldum..." dedim heyecanla. O da en az benim kadar mutluydu.

"Evet, kurtuldun," dedi gözlerimin içi dahi gülen bana tebessüm ederek.

Felix ise öylesine şaşırmıştı ki düştüğü yerden kalkmayarak oraya oturdu ve üçümüz gibi o da heyecandan olduğu yerde tebessüm etmeye başladı.

Bu esnada mutfaktan içeri diğer üyeler merakla girmeye başladılar. Hatta öyle ki, Bangchan'ın bağırışını duyan meraklı üyeler kapının önünde oturan Felix'i umursamayıp görmezden gelerek teker teker üzerinden atlayıp girmişlerdi mutfağa.

🩹

"Az ileride saha var. Hadi kalkın da futbol oynamaya gidelim. Hadi yaa, kalkın. Ya kalksanıza. "

Jisung neredeyse 15-20 dakikadır üyelerin etrafında dört dönüyordu. Canı sıkılmıştı, futbol oynamak istiyordu ama kimse ona pas vermiyordu.

Dudaklarını büzdü şirin bir şekilde. Ardından kırılmış bir şekilde kollarını bağlayarak koltuğa, telefonlarına gömülmüş olan üyelerin yanına oturdu.

En sonunda tam pes edeceği anda onun bu hâline daha fazla dayanamadım.

Benim de çok canım sıkılmıştı. Hem... Hem ne güzel, o psikopat heriften de kurtuldum, kurtulduk. Bugün mutlu olmamız lâzımdı.

Bundan dolayı ayağa kalkarak ilerledim ve Jisung'un önüne geçerek ona elimi uzattım.

"Kalk gidelim Jisung. Benim de çok canım sıkıldı."

Sözlerimle birlikte üyeler başlarını telefondan kaldırıp hayretle bana baktılar. Futbol oynamaktan bahsediliyordu sonuçta. Oynayamayacağımı sanıyorlardı galiba.

Tabii Jisung da çok şaşırmış ve çok tatlı bir şekilde bana bakarak, "Futbol yalnız?" diye emin olmak amacıyla yeniden sormuştu. Hemen ona tebessüm ettim.

Ardından, "Biliyorum, hadi kalk. Yoksa vazgeçeceğim bak," dedim.

"Ama... Ama sen yaralısın. Zarar vermekten korkarım. Yok, olmaz."

"Yaram önemli değil gerçekten. Acımıyor. Ben böyle boş durdukça rahatsız oluyorum. Asıl boş durunca acıyormuş gibi geliyor. Lütfen, hadi. Gidip oynayalım."

"Ama-"

"Lütfen..."

Jisung sözlerimden sonra dayanamadı. Hızlıca benim kendisine uzattığım eli tuttu ve benim yardımımla ayağa kalktı.

"Sen ciddisin," dedi yanında kapıya doğru ilerleyen bana. İkimiz de spor ayakkabılarımızı giymeye başladığımız sırada yeniden tebessüm ettim ve Jisung'a cevap verdim.

"Ben de futbolu çok severim Jisung. Kaleciliğim müthiştir. Hiçbir top benden kaçamaz. Oynadığım kaç tane insanı deli ettiğimi bir bilsen? Namımı duyan gelirdi benim yanıma. En az 15-20 pas atardı her biri. Ama hiçbiri gol atamadan havaları sönmüş bir şekilde geri dönerlerdi. Ayrıca oyunculuğum da iyidir. Sen bana güven."

Jisung'un gülüşü daha da yayıldı yüzüne ve heyecanla konuşmaya devam etti. Diğer üyeler de merakla başlarını kaldırmış ve bize bakıyordu.

"Heyecanlandım bak şimdi. İki kişi olduğumuza göre sırayla yer değiştiririz. Birimiz kalede, birimiz şut pozisyonunda."

"Tamamdır."

İkimiz de hazırlandıktan sonra dışarıya çıkmak için tam kapıyı açmıştık ki aklıma gelen şeyle Jisung'u durdurarak, "Jisung!"diye seslendim.

"Kaleci eldiveni yok. Sizin şişme eldivenlerinizden varsa onu kullansak. Cidden, eldiven olmazsa bu havada sertçe top yiyen ellerimiz kırılır."

Çok haklıydım. Jisung biraz duraksadı ve kaşlarını çatarak düşünmeye başladı. Ama sanırım getirmemişti.

"Doğru söylüyorsun. Eldiven korurdu en azından ama galiba ben getirmedim."

"Bende vardı. Bekleyin, getireyim," diye bağırarak araya giren Lee Know ikimizin de rahatlamasına neden oldu.

Lee Know, kendi kaldığı odasına gitmek üzere merdivenleri ikişer üçer çıktığı anda ben son bir defa bize baka duran diğer üyelere dönüp, "Siz de gelsenize," diyerek bir fikir önerdim.

"Hava almış olursunuz. Futbol oynamasanız bile açık havada oturur ve orada telefonlarınıza gömülmeye devam edersiniz."

Jeongin sanki bu sözleri duymayı beklermişçesine hızla ayağa kalktığında diğerleri de teker teker ayağa kalktılar.

Merdivenlerden aşağı, elinde eldivenleriyle beraber inen Lee Know ayaklanan arkadaşlarını görünce, "Neler oluyor?" dedi.

"Bizde mi gidiyoruz? Ay, beni bekleyin! Montumu alıp geleyim."

Lee Know yeniden yukarı fırladığında beni bırakıp gitmesinler diye eldivenleri de yanında güvence olarak almıştı. Montunu da kaptığı gibi hızla yeniden indi aşağı.

Kendisini bekleyen üyeleri görünce yine aynı hızda ayakkabılarını giydi ve hep beraber evden çıktık.

🩹

Bölüm sonu

3 yorum