İçeriğe geç

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 11

11🩹Titiz

"Mi Yeon, sen bu gece bu odada kal. Biz Seungmin ve Felix ile beraber yan odada çocuklarla kalırız."

Hyunjin'in sözlerine başım ile onay verdim. Ardından üç yataklı geniş odaya girerek yataklardan birinin üzerine rastgele oturdum.

Oturdum oturmasına ama odaya girmiş olan üç kişiden ikisi ağızları açık bir şekilde gözlerini irileştirmiş, gülmemek için kendisini zor tutarken; birisi yüzünü buruşturmuş ama aynı zamanda zorla sırıtmaya çalışıyordu bana.

Bu kişi tabii ki de Seungmin'di.

Neden öyle bakıyordu ki bana? Hyunjin ve Felix neden kahkahalara boğuldu?

Kafam karıştı cidden. İkisi gülüyor biri ölüyor mu, ne oluyorsa artık? Hayır yani komik ya da kötü bir şey mi yaptım?

Neler olduğuna bir anlam veremeyerek kopan ikiliye ve zorla sırıtmaya çalışan Seungmin'e sırayla bakarken şaşkınlıkla, "Neler oluyor?" diye sordum.

"Kötü bir şey mi yoksa komik bir şey mi yaptım? Yoksa aynı anda hem kötü, hem komik bir şey mi yaptım? Ama ikiniz gülüyor, birinizin suratı...O nasıl surat ya?! O suratın bir ismi var mı? "

Hyunjin ve Felix'in gülmesi sözlerim üzerine ikiye katlanırken Seungmin de benden aldığı tepkiyle ilk önce şaşırıp iri gözlerini irileştirdi ve daha sonra arkadaşlarının gülüşüne eşlik etti.

Sonuç olarak kimseden cevap alamadım. Dolayısıyla sinirlenerek yeniden söze girdim.

"Ahh, cidden! Sinirlerim bozuldu. Hem yarın yola çıkmayacak mıyız? Eşyalarınızı toplayın da bir an önce çıkın odadan. Uykum var benim, uyuyacağım."

"Odayı kaptırdık beyler."

Felix'in sözlerine karşılık Hyunjin ve Seungmin gülmesini bastırmaya çalışarak dolaplarına yöneldi.

Yalnız Seungmin her ne kadar dolabından eşya alıyor olsa da gözü sürekli yatağına, benim olduğum yere kayıyordu.

İkide bir dönüp bana, daha doğrusu oturduğum yatağa bakarak ağlamaklı bir surata bürünen Seungmin'in neden böyle garip hareketler sergilediğini bilmiyorum ama bir şeyler döndüğü belliydi.

"Yah!" diye bağırdım aniden.

Odada bulunan 3 erkek bağırışımla ürküp bana bakarken ben sadece Seungmin'e odaklandım. İri olan gözlerimi kıstım ve ona ölümcül olduğunu düşündüğüm bir bakış attım.

"Sen ne diye sürekli buraya bakıp duruyorsun?! Ne varsa adam gibi söyle işte. Sen de rahat et, ben de rahat edeyim."

Seungmin gözlerini kısa bir süre yumup açtıktan sonra arkasına dönerek bana baktı ve tereddütle, "Alınmak yok ama," dedi.

Bunun üzerine sakin bir şekilde başımı olumlu anlamda sallayarak merakla ona bakmaya devam ettim.

"Aaa... Şey... Yatak... Yani sen... Aslında... Temizlik..."

Ne diyor bu çocuk böyle? Hiçbir şey anlamadım.

"Seungmin o kadar titizdir ki aslında kimseyi yatağına dahi oturtmaz ama sen tesadüfen o yatağa geçip oturdun. Sesini de çıkaramıyor sana ayıp olmasın diye."

Hyunjin'in bir anda Seungmin'in kekelemesini kesip her şeyi net bir şekilde anlatmasıyla kafamdaki taşlar yerine oturdu.

Ama bir inat bastı beni şu an.

Çünkü neredeyse bir 10-15 dakikadır Seungmin bana o kadar garip bakışlar atmıştı ki... En başında söyleseydi belki bu kadar gıcık olmayacaktım.

"Öyle mi?" diyerek sırıttım ve üzerinde oturduğum yatakta biraz daha geri giderek yarama da dikkat edip bağdaş kurdum.

Kollarımı bağladım. Meydan okurcasına Seungmin'e sırıtarak yan bir bakış attım.

Seungmin, yaptığım bu hamleyle hızla yeniden dolabına döndü ve kafasını kıyafetlerine gömdü.

Hyunjin ve Felix ise her zamanki gibi bu beklenmedik hamleye gülmekteydi.

Tıpkı benim gibi.

🩹

Bölüm sonu

2 yorum