İşime yarayabilecek her şeyi bavuluma doldurduktan sonra sürgüsünden tutup sürükleye sürükleye, kendilerini rahat koltuklarıma atan üyelerin yanına doğru ilerledim. Benimle beraber Seungmin ve Bangchan da geliyordu. Yaramdan dolayı eşyalarımı toparlamam konusunda bana yardımcı olmuşlardı.
Benim gelmemle üyelerin bakışları hemen beni buldu.
"Hazırım," dedim ve ben de boş kalan tekli koltuklarımdan birine oturarak biraz soluklandım. Seungmin arkadaşlarının yanına, boş kalan yere oturdu. Bangchan da evde bir köşeye çekildi. Ayakta kalıp telefonuna sarıldı.
Menajerleri tam tersi bir noktada telefonda sesli sesli görüşme yapıyordu. Biz de onu bekliyorduk.
Koca evin içindeki sessizliği menajerin sesi bozuyordu. En sonunda yapmış olduğu görüşmesini sonlandırıp yanımıza geldi. Derin bir nefes alıp verdi. Ellerini beline yerleştirerek gözlerime odaklandı.
"Yurtta hiç boş yer yokmuş."
Diğer üyelerin de her birinde teker teker gözlerini gezdirerek anlatmaya devam etti.
"Ama yaşadığınız bu olaylardan sonra sizleri gün yüzüne de çıkaramam. Beyler, takip edilme riskimiz de çok yüksek. Bundan dolayı ben diyorum ki; sizler için bir ev bulayım. Mi Yeon da sizinle beraber gelsin. Bir iki hafta o evde kafa dinleyin. Şirket başınıza gelen bu olayları biliyor. İzin verecektir. Ama başta dediğim gibi takip edilme riskinize karşılık şirketten şaşırtma yaparak çıkarsınız. Polisten de birkaç tane özel koruma isteyip ne olur ne olmaz, evinizin kapısına dikeriz. Ne dersiniz?"
Cümlesini bitirerek sorduğu soruya karşılık üyeler bir bir cevap verdi. Ben ise sessiz kalarak şu anki aşamada sadece üyelerin verdikleri cevapları dinledim. Hangisi konuşursa başımı ona çeviriyor ve dinlemeye devam ediyordum.
Changbin: "Mi Yeon da kabul ederse neden olmasın hyung?"
Felix:"Evet, bence de çok iyi olur."
Jisung: "Yorgunluğumuzu bir güzel atarız. Hem belki o psikopat da bu süre zarfı içinde bulunur."
Seungmin: "Aynen, bence de güzel olur."
Lee Know: "Ben dünden razıyım. Sormanıza bile gerek yok. "
Geri kalan üyeler arkadaşlarına katılırcasına başlarını salladı.
Jeongin koltukta yorgunluktan uyuyakalmıştı. Bangchan da bir köşede telefonla konuşuyordu. Büyük ihtimalle ailesinden biriydi ve olayları duyunca Bangchan'ı arayarak onu sorguya çekmişti. Çünkü Bangchan İngilizce konuşarak birilerine iyi olduğunu ısrarla söylüyor, ikna etmeye çalışıyordu.
Felix, bir süre sonra sıkıldığını belirtircesine oflayarak ayağa kalktı ve dağılan evin içinde gezinmeye başladı. Her bir köşeye dikkatlice bakındı. En son çerçeve içerisinde resimlerimin olduğu bölüme geldi.
Ailem ile... Ailem ile...
Yine boğazım düğümlendi işte. Yine doluyor gözlerime doğru bir gözyaşı birikintisi. Yine kalbimi eziyor, sıkıyor bir el sanki.
Yıllardır kapanmayan tek yaram. Ailem... O anları hatırladıkça... İlk günkü gibi olmaktan kendimi alıkoyamıyorum.
"İyi misin?"
Sol tarafımdaki tekli koltuktan gelen soruyla kendimi toparlamaya çalıştım ve zoraki bir tebessümle soruyu soran Seungmin'e dönerek, "Evet evet, iyiyim," dedim.
Bu esnada Felix, bir anda gözlerini irileştirerek bize döndü. Elini sallayarak dikkatimizi üzerine çekmek istiyordu sanırım. Aynı zamanda da bir eliyle 'sus' işareti yaparak sessiz kalmamızı istiyordu.
Jeongin hariç herkes, telefonda konuşan Bangchan bile telefonunu kapatarak dikkatini Felix'e verdi.
Üyeler birbirlerine kaşlarını çatmış bir şekilde bakıyor lâkin Felix'in haklı bir sebebi olduğunu düşünerekten bekliyorlardı.
Felix herkesin kendine odaklandığından emin olduktan sonra, aynı yerde gözüne kestirdiği bir kâğıt ile kalemi eline alarak üzerine bir şeyler yazmaya başladı.
Herkes sessiz, kaşları çatık, meraklı bir şekilde Felix'e bakarken o ilk önce bizlere bir yeri işaret etti.
Dikkatle işaret ettiği yere baktık.
Bu...
İşaret ederek gösterdiği bu şey bir ses kayıt cihazı mıydı?
Manyak herif! Şimdi de ses kayıt cihazı mı çıkarmıştı başıma?
Felix, herkesin ses kayıt cihazını gördüğünden emin olduktan sonra da bize doğru ilerleyerek yazdığı notu herkesin görebilmesi için orta sehpanın üzerine koydu.
Ben dâhil herkes nota doğru eğildi ve yazılanları dikkatle okumaya başladı.
Ses kayıt cihazı yerleştirmiş. Biz konuşmamıza kaldığımız yerden devam edelim. Hatta nerede, ne zaman olacağımızı dahi konuşalım. Bu psikopat oyun oynamak için mutlaka belirttiğimiz yere gidecektir. Şaşırtma yapacağımızı zannediyor, o hâlde biz de yapmayız. Yalandan belirttiğimiz yere polisleri de yerleştirip onu yakalayabiliriz. Oyunu bozmayın. Ve konuşmaya devam edin. Oyun oynadığını zannediyor manyak. Şimdi oyun sırası bizde. Görsün bakalım, asıl oyun nasıl oynanıyormuş?
Herkesin notu okuduğundan emin olduktan sonra Felix, "Ahh, çocuklar. Çok yoruldum gerçekten," diyerek söze girdi ve devam etti.
"Menajerim, hani bizim kafa dinlemek için sürekli gittiğimiz bir yer vardı ya? Seoul'deki lüks tatil köyleri. Neden oraya gitmiyoruz?"
"Oraya gitmek mi istiyorsunuz?" diye cevap veren menajer oyunu devam ettirdi. Changbin de söze girdi ve oyuna dâhil oldu.
"Bence de orası çok güzel olur hyung. Sen ayarlayabilirsen her şey mükemmel olur."
"Siz orasını hiç dert etmeyin çocuklar. Şirketin izin vereceğinden %90 eminim. İstediğiniz yerde olsun. Seoul'deki tatil köyü. Şimdi sizi yurda bırakırım. Mi Yeon da bir günlüğüne sizlerle beraber kalır. Bu süre zarfında eşyalarınızı toplayıp bir güzel dinlenirsiniz. Yarın şirketten yola çıkarız bile. Eee? Hadi o zaman, daha ne duruyoruz? Kalkın, gidelim."
Bütün üyeler bunun üzerine ayaklanırken Lee Know, koltukta mışıl mışıl uyuyakalan minik üyeyi uyandırmak için onu gereğinden fazla dürterek bağırdı.
"I.N! I.N kalk, gidiyoruz."
Sıçrayarak uyanan maknae, şişen gözleriyle ilk önce nerede olduğuna baktı. Daha sonra ben dâhil herkesin çıkıyor olduğunu görünce Lee Know'un kolundan destek alarak ayağa kalktı ve evden en son çıkarak hemen arkamdan kapıyı kapattı.
Felix olmasaydı o psikopatın bir defa daha oyununa gelecektim. Daha doğrusu gelecektik.
Ama Felix, bu oyunu bozdu.
Peki biz planladığımız oyunda başarılı olup o psikopatı alt edebilecek miydik?
...
👇🏻Kim Seungmin👇🏻

