İçeriğe geç

Persona

Bölüm 9 · 9 dk okuma

Persona

Bölüm 9

5. Bölüm "Katile adım adım"

Birincisi güzelim, babalarımız Akay ile ortak kendi kardeşimi öldürecek değilim. İkincisi güzelim, ailen sana bir erkekle yaka tutacak kadar yakın olmamanı öğretmedi mi?' Diye cevapladı, suratına sert bir yumruk atmak istedim, elleri belimdeydi bu da beni fazlasıyla rahatsız etmişti, elimi yakasından çekip bedeninden uzaklaştım. "O seni aldatıyordu, belki de onu sen öldürdün. ceylan göz olamaz mı?" İmalı sorusu karşısında yanağına sert bir yumruk attım.

"Onu öldürebilecek potansiyelde olan tek piç kurusu sensin!' Diye bağırdım. O sırada araladığı dudağının kenarındaki kanamayı fark ettim. Az önce Akel'in dudağını patlatmıştım. Akel diliyle dudağının kenarını sildi. Şaşkın ördek yavrusu gibi bana bakıyordum.

"Görünüşte narin kız ama içinde bir erkek var, bir vuruşta dudağımı patlatın be kızım.' Dişlerini göstererek konuşurken soğuk yüz hatları biraz yumuşamış gözüküyordu. Akel nasıl bir piçti, hep rahat olandı, ama bu sefer konu erkek kardeşinin ölümüyle bile rahattı. Akay'ı öldürebilecek kadar şerefsizdi, bana olan hoşlantısından dolayı Akay'ı öldürmesi mantıklı gelmeye başlamıştı.

"Hare, bir daha vursana, belki çiçek açar dudağımdan kızım, senin vuruşun bile beni cezbediyor." Onun konuştuğu her saniye midem yerinden çıkacakmışçasına hissediyordum.

"Hare, bu kadar mı tiksiniyorum, benden en azından yanımda yüzünü buruşturma." Moralini bozmuştum.

Kaşlarımı çatarak ona baktım. "Senden ne kadar tiksindiğimi yüzümden anlayamazsın, yüzümde gördüğün tiksinti duygusundan daha da fazlası var.' Dediğimde Akel bana doğru adım attı.

'Sen ya gıcık olursun ya da tiksinirsin, senin gıcık olup tiksinmediğin kimse yok ki! Sen ailenin seni tıktığı fanustan hiç çıkmak istemiyorsun ki!' Sesi yükseldiğinde Onur araya girdi.

'Ablamla düzgün konuş!'

'O zaman ablanda beni suçlamaktan vazgeçsin, ben katil değilim, sürekli ya konuşarak beni suçluyor ya da gözleriyle.' Diye bağırdığında Akel gözlerimi sinirle yumup üçe kadar saydım, ondan tiksiniyorum ve bu elimde değildi. 'Onur, şu alçakla konuşma, bırak sesini yükseltsin, ben onu dikkate bile almıyorum. Onun sesi benim için bir sinek vızıltısından başka bir şey değil.' Dedim. Akel nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde kolumu sıkıca tuttu. 'Sen ne yaptığını sanıyorsun, bırak kolumu.'

'Ben katil değilim, seni aptal, katil olsam burada sizinle emin ol olmazdım ve emin ol ...' Kolumu bırakıp duvara sertçe yumruk attı. 'Beni deliriyorum Hare, ben seni severken sen sürekli beni kötü olmakla suçluyorsun, ben kötü birisi değilim Hare.'

'Sen bu hikayedeki en kötüsün, Akel.' Dediğimde gözleri yırtıcı bir hayvan gibi bakmaya başlamıştı. 'Hare, artık o soktuğumun kitaplarında okudukların gibi konuşma, ne sen bu hikayedeki masum kızsın, ne ben en kötüyüm, ne de Akay yaralı küçük çocuk, bıktım artık senin sikik edebiyatlarından.' Ses tonunda dahil beni o kadar aşağılamıştı ki, en yakın arkadaşı İzge direkt kahkahayı basmıştı, Akel az önce beni aşağılamıştı, gözlerimden yaşlar aniden çıkmaya başladığında durdurmaya çalıştım. Ondan ne beklenirdi ki, hep acımasız olandı, okuldaki erkeklere zorbalık yapardı, kadınlara yapmaz derlerdi, ama şu an bana yaptığı neydi, bu da psikolojik bir zorbalık değil miydi, veya beni öpmüş olması, o da bir tür zorbalık değil miydi? 'Senden nefret ediyorum.' Dudaklarımdan dökülenler karşısında gözlerinde bir afallama belirdi.

'Özür dilerim, Hare.' Bana doğru geldiğinde Onur onu sertçe yitirdi, özür dilemiş olması umurumda değildi, İzge'nin bana olan alaycı bakışları devam ediyordu. 'Hare, bak, bir an sinirden kendimi kaybettim.' Diyerek yeniden açıklama yaptığında gerginlikle yanağımın içini yara edercesine ısırdım.

'Belki de aranan katil sensin, onu sen öldürdün.' Dudaklarımdan aniden dökülenlerle gözlerini kaçırdı. 'Gözlerini kaçırdığına göre, onun katili sensin.' Diyerek konuşmaya devam edip bakışlarımı gözlerine sabitledim. 'Akay'ı öldüren kişi, o kadar vahşi bir cinayet işledi ki, bunu duygusuz birisi yapabilir sadece, yani sen. Neden onu öldürdün?' Soruma yanıt vermek yerine masanın üzerindeki şişelerden birini alıp başına dikti. Kendimi çok bitkin hissetmeye başlamıştım, destek almak için duvara yaslandığımda, Akel sorumun yanıtını sonunda verebilmişti.

"Onu ben öldürmedim, saçma saçma konuşma. Onunla aynı otel odasında olup, küvete uyanan ben değilim, sensin." Dedi. Kurduğu cümle bir bıçak gibi kalbimi yarıyordu. "Ben sevmekten başka bir suç işlemedim, ben sadece seni sevdim Hare."

Derin bir soluk verdim. "Kapanda her gün altına aldığın bir sürü kişi varken, sevmek için bana sıra gelmesi fazla saçma." İstemsizce dudağım sinirden kıvrıldı. "Sen aslında beni sevmiyorsun, Akay'ı kıskandığın için beni elde etmek istiyorsun, sen hep Akay'ın yerinde olmak istedin." Orta parmağımla onu işaret ettim. "Belki de bu kıskançlığın sana cinayet bile işletti." Onur araya girip telefonunu bana uzattı. "Hare, o şaka falan yapmıyor, o buradayken bana nasıl mesaj yazabilir?" dediğinde dudaklarımdan sinirle kahkaha karışımı bir ses geldi. Akel'e tekrar doğru ilerledim. "Bizimle oynamaya çalışıyorsun."

Akel tek kaşını havaya kaldırdı. "Hare, boş boş konuşma!" Elindeki viski şişesini sertçe masaya koydu. "Akay'ın sadece sana değer verdiğini mi sanıyorsun? Seni aldattığı tek kadın Esin veya Müge değildi, hani diyorsun ya kaç kadını altına aldın diye bana laf çarpmak yerine, Akay'ın geçmişini araştır. Akay kimseyi sevemez, onun için kadınlar sadece bir obje, hatta Akay sadece çıkarına göre oynar." Duvara sert bir yumruk geçirdi. "Biz, Akay ile senin üzerinden iddiaya girmiştik. Müge, Akay'ın sana yaklaşmasını isterken, bizim iddiamızı bilmiyordu." Duraksadı. "Sırf sana olan nefretinden dolayı, erkek arkadaşını sana itti. Biz zaten Müge seni demeden önce üzerine iddiaya girmiştik."

Tek kaşımı havaya kaldırdım. "Akay, beni tanımıyordu bile." Akel, yine aynı şeyi yapıyordu, kafamı karıştırıyordu. Sevdiğim adamdan nefret etmemi sağlıyordu. Akay ile beni Müge tanıştırmıştı, ikisinin daha önce sevgili olduğunu da öğrenmiştim, hatta Müge, sevdiğim adamın bebeğini taşıyordu, ben bunu kaldıramazken, Akel, daha fazla şeylerin olduğuna dair saçmalıyordu. Hem gitmek istiyordum, hem de burada kalmak, garip bir daraltı üzerime hakim olduğunda, Onur'a dönerek, "Yüzümü yıkayıp geleceğim, biraz sakinleşmeliyim." diyerek lavaboya doğru ilerledim.

İçeri girer girmez elleri titriyordu ve kalbim hızla atıyordu. Aynaya doğru yürürken, gözlerini yansımama diktim. İçimde bir gerginlik vardı.Gözlerimi aynadaki solgun yansımama dikip bakarken, birdenbire yansıma değişmeye başladı. Akay'ın karanlık figürü, yavaşça yansımamın yerini aldı. Ancak bu Akay, tanıdığım Akay değildi. bakışları tamamen karanlıktı. Nefesim kesildi, çünkü karşısındaki varlık, gerçek Akay gibi değildi. Yüzünde bir gülümseme yerine bir sinsi ifade vardı, gözleri ise karanlık birer çukur gibi parlıyordu.

"Akay... çık zihnimden " diye fısıldadım, sesi titriyordu. Ama o sırıtıyordu.

"Hare. Seninle her zaman buradayım." dedi Akay, sesi boğucu bir şekilde odanın içinde yankılandı. Geri çekilmeye çalıştım, ama sanki bir güç beni aynanın karşısına yapıştırmıştı. Çığlık atmaya çalışsam da sesim boğazında düğümlenmiş gibi hissediyordum. Korku içinde, aynanın karşısında, karanlık figürün tehdidi altında titreyerek kaldım. Birdenbire, aynanın içinden eli uzandı ve boğazımı sıkmaya başladı. Soğuk ve acımasız bir kavrama, canımı acıtıyordu. Çığlık atmaya çalıştım ama sesi dışarı çıkamadı, boğazımdaki el tarafından sesim tıkanmıştı. Çaresizce etrafına bakındım, yardım isteyecek gücüm yoktu. Odanın içinde bir karanlık yayıldı, nefes almam giderek zorlaştı. Gerçeklik ve kabus arasında sıkışıp kalmış gibiydi, gerçeklik hissi tamamen kaybolmuştu."Ben yokum ama sen varsın bul onu " dedi üstüne basa basa sesi fazlasıyla korkutucu geliyordu aynadaki yansıması birden bire kaybolduğunda halüsinasyon gördüğümü iyice anlamıştım.

Lavabodan çıkıp diğerlerinin yanına döndüğümde Akel'e doğru ilerledim. "Bilerek bizi buraya getirdin, bilerek çağrıyı kapattın," derin bir soluk verdim. "Esin'le ilgili de bir kurmaca yazdın, kolyeyi de benim odamdan aldın."

Akel sesini yükseltti. "Duştan çıkmıştım. Hare olanları üzerimden atmak istiyordum. Bir gün önce Akay öldü, bu sabah Esin öldürülmüş bulundu ve iki defa sorgulandım. Eve geldiğimde direk duşa girdim, çıktığımda ise televizyonun önünde Esin'e ait olan kolyeyi buldum."

Şakaklarımı ovaladım. "O benim kolyemdi," nefesim kesiliyordu. "O kolyeyi kaç defa boynumda gördün Akel?"

Derin bir soluk verdi. "Bu kolyeyi bir gün önce Esin'in boynunda görmüştüm."

Onur konuşmamızı böldü. "Sen Akay'ın öldüğü gün kolyeyi Esin'in boynunda buldun, sonra Esin ölü bulundu diyorsun. Bu durumda ben şurayı anlayamadım: Akay'ın öldüğü gün kolyenin Esin'de ne işi vardı ve neden sadece sen sorgulandın?"

"Çünkü Esin'le de birkaç defa yatmıştım."

Yüzümü buruşturdum. "Senin yatmadığın birisi var mı?" Akel gözlerini kaçırdı. "Ben sevdiğini söylerken hiç kendinden iğrenmiyor musun?" Akel gözlerini bana sabitledi, göz bebeği yerinden fırlayacakmışcasına kocaman açıldı. O sırada Akay'ın kız kankalarından olan Birce araya girdi. "Akay sana aldığı kolyenin aynısını Esin'e alıp ölmeden bir gün önce hediye etmişti, seni ve Akel'i öpüşürken gördüğü için bir nevi canını acıtmak istemişti."

"Ben Akel ile öpüşmedim, o beni aniden öptü. Bu farkı artık ayırın!" Sesim yükseldi. Akel beni, ben istemediğim halde aniden öpmüştü ve ben suçlanılıyordum. "Ben onu öpmedim, o beni öptü, bende yittim bu iki farkı ayır, Birce."

Birce'nin yüzünde bir sırıtma belirdi. "Akel'i kim baştan çıkardı o zaman?"

Kendimi basit biriymiş gibi hissediyordum, yapmadığım bir şeyden dolayı suçlanılıyordum.

Akel masanın üzerinde duran viski şişesini başına dikti. "Akay'ın öldüğüne inanmıyorum, sanki bize şaka yapıyor gibi geliyor. Adamın yaşarken bize hayırı yoktu, şimdi öldü, yine bize bir hayrı yok," derin bir soluk verdi. "Onun gerçekten cansız bedenini gördün değil mi sen? Sanki piç herif aniden karşımıza çıkacak gibi geliyor, kardeşi olarak öldüğüne inanmıyorum, o Akay 9 canlıdır." Tek kaşımı havaya kaldırdım.

"Gözlerimi açtığımda başımda polis vardı, beni götürürken onun cansız olduğunu gördüm. Madem o ölmedi, o zaman neden cansız bir şekilde yatıyordu?" Dudaklarımdan aniden döküldü, ne söylediğimi idrak edemeden dudaklarımın arasından çıkıyordu.

"Akay'ın o çocuğa zıkkım sattığını biliyordum, ama polis onu sorguya aldığında yalan söyledim, onun benim yanımda olduğunu söylemiştim. Belki de bunu yapan o çocuğun abisi kendince benden böyle bir intikam alıyor olabilir, Çınar'ın sorgulanması gerekiyor," Akel suçları kendinden uzaklaştırmak için Çınar'ı iyice şüpheli listemize ekliyordu. Şaşkınca ona baktım.

"Çınar'ı devreye sokup kafamızı karıştırmaya çalışma. Akay'ın o çocuğu zehirlediğini biliyor muydun?" Transa girmişçesine bana bakıyordu. "Akel, cevapla, Akay o çocuğa satış yaparken sen bunu biliyor muydun?"

"Daha fazlasını biliyordum," dedi kuru bir sesle. Akel'de sandığımdan daha fazlası var gibiydi, bir şeyler gizliyordu ve ben bunu öğrenmeyi kafaya koymuştum. "Akay böyle bir şey yaptığında sen bilmene rağmen sessizce kaldın mı? Onun banka soyduğuyla ilgili de bir şeyler öğrendim, bunlar gerçek mi?"

Akel başını sallamakla yetindi. "Evet, hepsi gerçek." Bütün bedenime hayal kırıklığı duygusu hakim olmaya başladığında kendimi çok bitkin hissetmeye başladım. O sırada Birce'nin telefonunun mesaj sesi odayı doldurdu. "Mesaj Akay'ın telefonundan geldi.

" Ben şaşkınca Birce'ye bakmaya devam ederken Akel ona doğru bir hışımla telefonu elinden çekip aldı. "O çocuğu öldüren Akay'ın sattığı zıkkımlar değildi," duraksadı Birce. "Çınar'ın kardeşinin ölme sebebi sendin." Şüpheyle gözlerimi Akel'e çevirdim.

"Bu mesajı yazan kişi cidden saçmalıyor." Akel'e doğru ilerledim.

"Çınar'ın kardeşinin ölümünde senin bir alakan var mı?" diye sordum. O ise yine aynı şeyi yapıyordu, gözlerini kaçırıyordu, sadece yeniden yakasını tuttuğumda başını hafifçe iki yana salladı.

"Benimle bir alakası yok, sadece çocuğu zehirlediğini biliyorum." Gözlerini kaçırmaya devam ediyordu.

"Akel, gözlerini kaçırıyorsun, o çocuğun ölümüyle senin ne alakan vardı!" Yüksek sesle bağırdım.

Akel sabır dilermiş gibi derin bir nefes alıp verdi. "Bilirsin, son sınıf erkekler kendinden küçüklere zorbalık yapar, çocuk dalga geçtiklerimden biriydi, eşek şakaları yapardım ona, hatta kafasını klozete bile sokmuşluğum var," duraksadı. "Çocuk fazla içine kapanıktı, Akay'dan aldığı zıkkımlarla sorunlarını atlatmaya çalışıyordu, kendince, ben de bunu çok iyi biliyordum, sadece biz biraz eğlenecektik." Bakışları, kendisinin ve Akay'ın en yakın arkadaşı olan Ares'i buldu. "Biz Ares ile sadece eğlenmek istedik." Viski şişesini Ares'e doğru atıp parçalara ayrılmasına sebep oldu.

"Bu senin suçundu!" diye bağırdı.

Duyduklarım sanki bütün bedenimde kesikler varmışçasına hissettiriyordu! Bunlar nasıl insanlardı böyle? Hepsinden midem bulanıyordu; eğer burada olmaya mecbur olmasaydım, kapıyı çarpıp evden direk çıkar ve polise giderdim. İzge, kavgayı ayırmak için araya girmeye çalışıyordu. Akel ile aralarında garip bir bağ vardı - çözemediğim bir bağ. Eğer bunları yapan Akel olsaydı, eminim İzge yine onun yanında yer alırdı. O kadar iğrenç bir kızdı ki, onunla aynı ortamda çok az bulunsak bile onu biliyordum! İzge içinde göründüğünden daha fazla iğrençlikler barındırıyordu.

Sizce katil kim?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.