İçeriğe geç

Persona

Bölüm 2 · 15 dk okuma

Persona

Bölüm 2

2. Bölüm

Hare şimdiki zaman

" Hare, Akay ile ilişkinizde sana hiç şiddet uyguluyor muydu veya aranızda cinsel bir durum oluştuğunda sana istemediğin şekilde davranıyor muydu? Sorular bana Akay ile olan anılarımızı hatırlatmıştı. Anılar psikiyatrist sayesinde yüzüme çarpıyordu. Bir iki kere kolumu sıkmasından başka fiziksel şiddet belirtisi yoktu. "Hare o ölmeden önce sana tecavüz etmeye çalışmış olabilir mi?" gözlerini kısarak şüpheyle sorduğu soru kafamı karıştırmıştı. Akay neden bana tecavüz etmeye çalışacaktı ki? Boynumda bir morluk vardı, Perine bölgemde yırtık olduğu yazılmıştı raporumda Bu bana Akay'ın tecavüz etmeye çalıştığını mı gösterirdi ? Veya bacaklarımdaki ve sırtımdaki ekimozlarda mı buna örnekti? Bunlar gerçek olamazdı. Akay 'ın sesi yine kulaklarımda yankılanmaya başladığında ellerimle kulaklarımı kapadım. Akay'ın sesini duymak istemiyordum. Başımı hayır anlamında salladım. "o bana bunu yapmazdı." Gözyaşlarımı engellemeye çalıştım." o beni incitmezdi.''diye mırıldandım.

"Hare biliyorum onu seviyorsun ama o seni duygusal olarak incitiyordu bu da birini öldürmen için bir sebep olabilir. Vücudundaki travmalarda seni incitmiş olduğuna bir örnek. Ne yaşadın Hare bunu artık paylaşmalısın içindeki öfkeyi boşalt artık. O sana tecavüz etmeye çalıştı sende onu öldürdün ve bunu açıklaman gerekir" Ürpertici bir sesle konuştu. Benim katil olduğuma emindi ve susmam gerekiyordu eğer babamın dediği gibi susmazsam onlara daha fazla şüphe verirdim.

"Bu konuda konuşmak istemiyorum sürekli sormanızdan rahatsız oluyorum. Size diyorum ama bir türlü anlamıyorsunuz ben hiçbir şey hatırlamıyorum" dedim kızgınlığımı belli edercesine. Onunla göz teması kurmamaya çalışarak bakışlarımın yönünü değiştirdim. Akay bana tecavüz etmeye çalışmış olamazdı ben buna inanmıyordum.

"Yani sorularım seni rahatsız ediyor?" diye sordu gözlerinde şüphelisin Hare ifadesi vardı.

"Evet sorularınız beni çok rahatsız ediyor." dedim dürüstlükle. Daha fazla konuşmasını istemiyordum sadece çenesini kapamasını istiyordum. ''Ben katil değilim ve tecavüz etmeye çalışmadı bana. 'dedim. İnanmak istemiyorum buna.

" Cevapları bizim gibi sen de bulmak istiyorsun Hare. Kendine olan şüphelerin geçmesini istiyorsan bize yardımcı ol." Dedi. Sesinde de yapmacık bir şefkat barındırıyordu. ''Hare lütfen iyice düşün o gün neler oldu?''

"Anlamıyor musun? Hiçbir şey hatırlayamıyorum!" Gözyaşlarımı tutmaya çalışarak ona bağırdım. Boğucu bir baskı yine karnımın üstünden kasıklarıma kadar hâkim oldu. "Hatırlamak istemiyorum siz bana olanları hatırlatmaya çalıştıkça ben aklımı kaçırıyorum." Konuşurken kasık bölgemden boğazıma kadar bir acı hissediyordum. ''Neden geçmiyor bu acı?'' diye sorduğumda bakışları acıyan bir hale dönüşmüştü hissediyordum.

Gözlerini sertçe bana dikti. "Hare cinsel zorlanmaya bağlı bir travmadan kaynaklı yavaş yavaş geçecek acılar." dedi. Elindeki kalemle küçük not defterine not aldı. "Hare o gün ne olduğunu hatırlamazsan hapisse gireceksin ve gençliğin bitecek bunu idrak etmek zorundasın? Bize yardım etmelisin Hare kendin için. "

Kahretsin! Kendimden şüphelenmeyi bırak kendimin sevdiğim adamın katili olma ihtimaliyle neredeyse bütünleşmiştim. İç sesim yeniden ortaya çıktığında onu susturmaya çalışıp babamın dediklerini hatırlamaya çalıştım. Eğer onlara çok fazla detay verirsem gözlerinde şüpheli olurdum bu da bana hapsi boylatırdı. "Akay'ı ben öldürseydim orada öylece çıplak bir şekilde yatıyor olur muydum? Hangi katil bunu yapar." derken zihnimde ikisinin Müge ile sevişmiş olduğu canlandı. "Onu seviyordum onu öldürmem için hiçbir sebep yok." diye ekleme yaptım güçlükle. 'Ayrıca Akay bana saldırıda bulunmadı.''

"Peki Hare öyle olsun siz ikiniz seviştikten sonra tartışmış olabilir misiniz? Boynundaki morluğu bu açıklar." Dedi gergince. Bu ne biçim bir soruydu böyle? İlk olarak yüzümü buruşturdum. Sonrasındaysa başımı olumsuz anlamda salladım. Psikiyatrist gözlerinden ateş saçarcasına bana baktı.

"Tırnak izin kolunda bulundu. Senin çıplak olman buradaki en garip kısım ve bedenindeki travmalar. Anlat bize her şeyi Hare "Ne demem gerektiğini bilmiyordum. Bunu bende merak ediyordum. Neden küvete çırılçıplaktım, neden bedenime onun kanı bulaşmıştı ve neden boynumda bir morluk vardı? "Hiçbirisinin yanıtı ben de yok zihnimde sadece koca bir boşluk var." Dedim kurmuş dudağımla.

" Akay'ın cep telefonu da olay yerinde ve evinde bulunamamış polis bu konuda da seninle konuşmamı istedi." diyerek konuşmaya devam ettiğinde Şaşkınca ona baktım. Akay'ın telefonunu bulunamaması garipti. Akay telefonunu hiç yanından ayırmazdı. "Telefonu bende değil bunda da benden şüpheleniyorsanız diye önceden siz sormadan diyeyim dedim." derin bir nefes alıp verdim. "Akay hep Kozda takılırdı belki orada bir yerdedir." Dedim bunda benim üzerime kalmamasını umarak.

Derin bir soluk verdi. "Yeniden anılarına dönmemiz gerekiyor daha fazla cevap bulmalıyız." dedi. Benim masum olduğumu ortaya çıkarmak mıydı amacı yoksa beni hapisse tıktırmak mı? O sırada zihnimde onunla ilk tanışmamız belirdi. Göz pınarlarımda biriken yaşları serbest bıraktım ve hıçkırarak ağlamaya başladım. 'Hatırladığın anı neydi?" Diye sorduğunda elimin tersiyle gözyaşımı sildim. Ondan da hiçbir şey kaçmıyordu.

Tırnaklarımı avuç içime bastırdım.

10 Ekim devam

Hare

Akel ile öpüşmemiştik. "Hey gençlik "

Aniden masaya daha önce yanlarında hiç görmediğim bir çocuk gelmişti. Dış görünüşü neredeyse ben buradayım diye bağırıyordu fakat ben şu an sadece az önce olanların etkisinde olduğum için Akel bana daha da cazip geliyordu. Çocuğun sert bakan gözleriyle göz göze geldiğimde güçlükle yutkundum. Kahverengimsi gözleri ben de hem ürpertici hem de garip bir etki yaratmıştı. Çocuk delici gözleriyle bu kız kim dercesine beni işaret ettiğinde Akel ona beni tanıttı.

''Bu Hare, Müge'nin en yakın arkadaşı.'' diyerek açıkladığında tanışmak için elimi uzattım. Fazla heyecanlı hissediyordum ve bunu belli ediyordum. Çocuk fazla yakışıklıydı insanın içi ister istemez kıpır kıpır oluyordu. Aniden Akel'in bakışlarının beni delip geçtiğini hissettim. Bu hareketime sinir olmuş gibiydi. Ben sonuçta bekar bir kızdım ve istediğime bakabilirdim. Akel'in açık mavisi gözlerinin bir anda alev aldığını görünce, biraz şaşırdım. Ama gıcık olması biraz hoşuma gitmişti. Çocuk ela gözleriyle beni inceledi ve yüzüne hoş bir gülümseme takındı.

''Ben de Akay, yalnız ben küçük kızların buraya alındığını bilmiyordum.'' dedi gıcık bir sesle. Akel ve Akay isimleri ne kadar da çok benziyordu böyle? Kardeş olsalar fazla uyumlu olurdu. Gözlerimi devirdim. ''Küçük değilim 19'um.''dedim. Bozulduğumu belli etmemeye çalışarak.

Tek kaşını havaya kaldırdı.'' Birinci sınıf mısın?'

''evet ' diye açıkladığımda bakışları bacaklarımı buldu. Bu çocukta klasik Abazalardan gibiydi. ''Bacaklarıma bakıp durmasan sevinirim.' diye ilave ettiğimde bıkkınca soludu. Fazla mı açık sözlü davranmıştım ki?

''Bacaklarına baktığım yok küçük kızlardan hoşlanmıyorum zaten.'' Diyerek küçümsercesine konuştu. Ona istesem o lafı yedirirdim, kendime de aşık ederdim ama uğraşmaya değmezdi. Ben gerçekten beni seven çıkar beklemeyen birisiyle olmak istiyordum.'' Ben küçük değilim.'' Dedim agresif bir sesle. Beni küçük görüyor olması hoşuma gitmiyordu.

''Yo küçüksün ben 23 yaşındayım.'' dedi ukalaca. O sırada gözlerimiz birbiriyle bütünleşti. Onu iyice inceleme fırsatı bulmuştum. Burnu Karadenizli müteahhit çocuklarını andırıyordu. Burun yapısından çocuğa benzetme yapmıştım. Büyük ihtimalle iç sesimi okuyor olsaydı salak mı bu kız? derdi. Dudakları ise dolgun değildi veya çok ince değildi ortalama bir kıvamdaydı. Fakat bana aşırı hoş geliyordu. Saçlarıysa gözleriyle birleştiğinde istemsizce onu beğenmeme sebep oluyordu. Üzerinde beyaz bir gömlek siyah bir ceket vardı erkeklerin klasik gün savma kombiniydi. Akel bu çocuktan daha yakışıklıydı ama bu çocuk eminim her ne kadar ukala olsa da Akel'den daha iyi birisidir.

''Daha fazla bana bakarsan gecenin sonu ikimiz için de iyi bitmez.'' dedi uyarıcı bir tonla. Bu çocuk fazla adrenalin içeriyordu. Kendime gelebilmiştim onu kaç dakikadır böyle izliyordum. '' Gecenin sonu diyorum küçük kız beni böyle izlersen ikimiz için de hiç iyi bitmez.'' diye tekrarladığında şaşkınca gözlerine baktım.

''Seninle yatacağımı düşünüyorsan bunu anca rüyanda görürsün.'' Dudaklarımdan sinirle aniden döküldüğünde utançtan yerin dibine girmek istedim. Fazla açık sözlü olmuştum. Kendimi resmen çocuğa yatak muhabbeti yapmış gibi hissediyordum.

''Anlaşılan seni rüyamda görmemi istiyorsun ama seni rüyamda görürsem çok farklı şekillerde görürüm.'' Dedi haz barındıran bir sesle ne kadarda abazaydı bu böyle! Suratına yumruk atmak istiyorum. 'Sen hep böyle boş konuşur musun?'' Diye sordum.

Kollarını göğsünün üzerinde birleştirdiğinde garip bir şekilde parfümünün egzotik kokusu burnuma çarptı. Etrafıma baktığımda Akel ve Müge'nin üst kata doğru ilerlemeye başladığını fark ettim. Kalbimin burkulduğunu hissettim. Arkalarından gideceğim sırada kızlar beni durdurdu. 'Hare ikisinde biraz rahatlaması gerekiyor, sen burada bizimle dur. Onlar gelir.'' dedi Didem ağzını yayarak. Savaşta Dideme kolunu attı sanırım sevgili olmuşlardı. Bakışlarımı tencere kapak misali olan ikiliden çekip adının Akay olduğunu öğrendiğim çocuğa yeniden sabitledim. Müge yerine utanmış olmam yetmiyormuş gibi bir de bu aykırıyla istemsizce konuşmak istiyordum. Dudaklarımı araladığım sırada sosyal medyadan tanıdığım fenomenlerden birisi olan Arzu Yalın yanımıza gelip onun kucağına oturmuştu. Kız onun boynunu emmeye başlıyordu. Aynı zamanda ona Akay'ın özel bölgesindeki eli de eşlik ediyordu. Akay'ın yüz ifadesiyse bu durumdan tatminliğini öne sürüyordu. İkisinden de midem bulanmıştı. Daha fazla burada durmak istemiyordum. Çıkış kapısına doğru adımlar atmaya başladığım sırada onun müzik ile karışmış sesi beni durdurmaya yetmişti. Akay'a baktığımda kızı göndermiş ve sadece ilgili gözlerle bana bakıyordu. ''Ben de senin gibi sıkıldım ilginç birisine benziyorsun ve ben ilginç insanları severim.'' dedi.

''Ben de genel de senin gibilerle laflamayı sevmem.' 'diyerek yanıt verdim. Daha fazla onun yanında durmak istemiyordum. Bu çocuktan hiç iyi bir enerji almıyordum.

''Seni tanımak istiyorum.'' dedi gayet istekli bir sesle. O sırada göz göze geldik. Onun kristal mavisi gözleri beni kendine hapsetti. ''Her ne kadar seni aşağılar gibi konuşsam da bana çekici geldiğini söyleyebilirim.''

''Arzuyu çağıralım sen onu tanı.'' diye saçmaladığımda gülmeye başladı. Ben genelde utandığım zamanlarda fazlasıyla saçmalardım." sen yoksa beni mi kıskandın?'"diye sorduğunda yüzümü buruşturarak etrafı incelemeye başladım. Akel bize doğru geliyordu. Benim kıskanacağım adam bana doğru geliyordu. Müge ve Ares'te arkalarından geliyordu ve garip olansa Müge Ares'le dans etmeye başlamıştı. Bunlara ne olmuştu böyle? Akel'in canı ise fazlasıyla sıkkın gibiydi. Sanırım sebebi Mügeydi. Ne olduğunu merak etmiştim neden Müge onunla değil Ares ile dans ediyordu ki? Müge Akel'den tip olarak hoşlanıyordu Ares ise onun hiç bakmayacağını söyleyip durduğu kişiydi. Adının Akay olduğunu öğrendiğim çocuk "Müge nerede? diye benim yerime sorduğunda Akel'in yüzü gerildi. Neden Mügeyi merak ediyordu ki ve acaba nereden tanışıyorlardı?

"Ona sıkıldığımı söyledim o da beni kıskandırmaya çalışıyor. En yakın arkadaşımla. Diyerek açıklamada bulundu. Akay ise kulağına doğru eğilerek Akel' benim duyamayacağım bir şeyler söyledi ve uzaklaştı. Akel ile göz göze geldiğimde güçlükle yutkundum. Fazla çekici görünüyordu işin garip tarafıysa üzerinde beyaz bir tişörtün olması ve düşük bel üzerinden düşecek mavi pantolonun olmasına rağmen bana çekici geliyor olmasıydı ve çilleri fazlasıyla şirin geliyordu. Akel'den neden bu kadar etkilenmeye başlamıştım ki...

Kendine gel aptal!

Herkesten hoşlanabilirsin ama Akel olmaz.

İç sesim yeniden devreye girmişti.

"Sana ne söyledi? "Diye merakla sorduğumda Akel'in yüzünde bir gülümseme belirdi. Onunla ilgili bir şeyi merak etmem hoşuna gitmiş gibiydi. O sırada çocuğun birinin bana çarpacak gibi olmasıyla Akel beni neye uğradığımı anlayamadan hızla kendine çekti. Kristal mavisi gözleri gözlerimle bütünleştiğinde kalbimin atışlarını tamamen hissediyor gibiydim. Hiç olmaması gerektiği kadar hızlıydı. "Biraz dikkatli olmalısın." diyerek uyarıda bulunduğunda masanın üzerindeki vişne suyunu alıp kafama diktim fakat tadı vişne suyu olamayacak kadar acıydı. Cidden aptaldım ya barda vişne suyu ne aradı ki zaten? Ağzımdan püskürtmemek için zor durdum. Fazlasıyla acı bir tadı vardı ben yüzümü buruşturmaya devam ederken Akel ise kahkaha atmaya başlamıştı. Fazlasıyla gerilmiştim. Bu salak niye kahkaha atıyordu ki?

"Ben az önce ne içtim?" diye sordum telaşla o ise gülmeye devam ediyordu. "Bana cevap ver az önce ne içtim çıldırtma beni." diye tersçe çıkıştım.

"Sadece bira merak etme sarhoş etmez. Bence seni kendine çekme konusuna geri dönelim." dediğinde gergince nefes aldım.

"Eminsin sarhoş olmam demi? " diye sordum küçük bir çocukmuşçasına gözlerinin içine bakarak.

"Kimse kolay kolay sarhoş olmaz ki "dedi. ''Bira sarhoş etmez. ''diye ilave etti.

"İlk içişim. "diyerek açıklamada bulunduğumda Akel bıkkınca soludu. Bu durumda sarhoş edecek bir şey değildi. Şimdi önemli olan bu değildi, beni kendine çekmemeliydi. En azından sorabilirdi. İğrendiğim kişinin beni kendine çekmesinin beni heyecanlandırması hiç normal değildi? Az önce öpüşecek gibi olmuş olsak da yine de bana beni kendine çekerken sormalıydı.

"Bir daha beni kendine çekme." dedim sertçe.

Üst dudağı kıvrıldı." seni kendime çekmek gibi bir amacım yok. Sadece çocuk sana çarpacağı için mecbur kaldım." diye açıklamada bulunduğunda gözlerimiz yine birbirine kilitlendi. Bu olanlar hiç hoş değildi. Neden iğrendiğim adamın gözlerinde kayboluyordum? Neden şu an bütün bedenime sıcak bir duygu hâkim oluyordu. Yıldızların altında çalmaya başlamıştı ve Mükemmel sesiyle şarkıya eşlik ediyordu. Bu çocuk her ne kadar sinir bozucu olsa da sesi mükemmeldi. Kristal mavisi gözleriyse beni delip geçiyordu. Birkaç dakika bu şarkıya eşlik ettikten sonra Tarkan ölürüm sana çalmaya başladı ve Akel sözlere eşlik ediyordu.

Bense nedensizce saçımı yana atarak boynumu ön plana çıkardım. Akel şevkle boynuma baktıkça bu garipti ama hoşuma gitmeye başlamıştı. Neden bunu yapıyordum, bilmiyordum. Bu ben değildim. Hayatımda ilk defa böyle bir duygu hissediyordum. Garip bir şey sanki beni ele geçiriyordu ve mantığımı yitiriyor gibiydim.

Ah nihayet, aşk kapımı araladı

Usul usul, yanıma sokulup

Özüme daldı

Sen daha önceleri (ah) nerelerdeydin aah

Demlendim kollarında

Ateşinde

Ben nasıl da senden yar? böyle habersizdim

Yenilendim dudaklarında

Yok, yok sende

O da benim gibi gözü kara belli

Serserim deli dolu terelelli

Bu aşk bizi yola getirmeli

Ölürüm sana of, ölürüm sana aay

Ölürüm sana ölürüm şşşt zilli ( diliyle dudağını ıslatmıştı)

Yaktın beni hain

Tiryakin oldum yârim derken dudakları yarım bir gülümsemeyle kıvrıldı. Midemin heyecandan yerinden çıkacağını hissediyordum. Aniden dudakları büyük bir açlıkla dudaklarıma yapıştığında ne tepki vermem gerektiğini bilmiyordum. Şu an hissettiğim baş döndürücü hisler daha önce hissettiklerime hiç benzemiyordu. Şakaklarımda ise garip bir ağrı hissediyordum. Dilini dilimle dans ettirdiğinde bende dilimle ona karşılık verdim. Biz ne yapıyorduk? Bilmiyordum ama mantık tamamen devre dışıydı. Elbisemin sırt dekoltesini okşuyordu ellerini çıplak tenimde hissetmesi hoşuma gitmişti. Onunla çırılçıplak şekilde bütünleşmeyi bir anda arzuladım. Parmaklarım kalabalığı önemsemeden onun saçlarına gömülmeye başladı.

****

Akel gözlerini kısarak dudağımın her köşesini sömürmeye başladı. Elleriyse hazdan tamamen bitkin düşürürcesine beni okşuyordu. Akel ve ben benim gözümde iki imkansızdık, zıt kutuptuk. İstemsizce dudaklarımdan dökülen mırıltılar domates olmama sebep oluyordu. ''Biz ne yapıyoruz böyle?'' Diye kendimden geçmişçesine sorduğumda Akel boynuma ıslak bir öpücük kondurdu ve sütyenimin kopçasını açarak sütyenimi yere fırlattı. Hem durmak istiyordum hem de devamının gelmesini fazlasıyla istiyordum.

''Mm.'' Dudaklarımdan bitkin bir şekilde kocaman bir mm döküldü. Aldığım hazzı tarif etmesi çok zordu. Akel göğsümün ucunu ağzına aldığında dudağımdan kocaman bir inilti koptu. ''Akel dur çok fenasın.''

''Sakin ol bu daha başlangıç.'' demesiyle göğsümün balon gibi şiştiğini ve hassaslaştığını hissettim. Çok aç bir şekilde davranıyordu. Elleri bütün bedenimi baştan aşağı okşamaya başladığında fena bir şekilde titredim.

Dudaklarımın arasından belki de hazdan belki de gerçek olan bir cümle çıktı. '''Seni seviyorum Akel.'' Akel bakışlarını gözlerime dikti ve içten şekilde gülümsedi. ''Ben de seni seviyorum.'' Diyerek dudağımın her köşesine öpücükler kondurdu.

''Sadece biraz yakınlaştık işte.'' diye açıklamada bulunduğunda pişmanlık hissettim. Şu an pişmanlık duygusu ve şehvet duygusunun bir alevmişçesine bedenimde hâkim kılınmıştı.

"Her bir parçanı istiyorum." ısrarlı konuşuyordu gözü fazlasıyla dönmüştü.

Garip bir hava soluyor gibi hissediyordum.

Ona yeniliyordum tekrar.

Tekrar...

Ve tekrar...

O bir zehirmiş gibi yavaşça bütün bedenime yayılıyordu.

Erkeksi sesi ve egzotik kokusu beni etkisi altına alıyordu. Garip bir şekilde ona karşı koyamıyordum. Kendimi tamamen onun tarafından yöneltilen bitkin bir kukla gibi hissediyordum. Elbisemden kurtulduktan hemen sonra ben ona transa girmişçesine bakmaya devam ediyordum İşin en kötü tarafıysa sarhoş bile değildim ona teslim olmam normal miydi ? Ailem bunu öğrense benim için dünyanın sonu olabilirdi. Vücudumun bütün uzuvları ona aitmişcesine hissediyordum. Elleriyle kalçalarımı sıktığında dudaklarımdan kopan minik iniltiye onu delicesine istiyor olmam eşlik etti. Kendine gel aptal! '' diyen iç sesimle kalbim adeta kavgaya tutuşuyordu. Bir kenara itilmekten korkuyordum. "Çok hoşlar." derken Gözleri iri iri açılmıştı ve ateşli bir şekilde bana bakıyordu. Ben bu değildim, neden Akay beni olmadığım biri haline getiriyordu ? Onun tek gecelik maceralarından birisi olmak istemiyordum.

Yutkundu. "Benim olması gerekecek derecede çok hoşlar." diye fısıldadığında nefesimin bütünüyle kesildiğini hissettim. Beni her hareketiyle kendimle çeliştiriyordu. "Beni bırakmazsan her zaman onlar senin. "diyerek saçmaladım. Bu kadar yakınlaştıktan sonra çekip gitmesini istemiyordum o benim ilk yakınlaştığım adamdı ve öyle kalmalıydı.

''Ben bu değilim.'' Burnunu burnuma dayadı ve gözlerimin içine derince baktı. "Ben sevemem Hare yeniden bir kıza güvenemem ikimizde birbirimizden etkileniyoruz. Anın büyüsüne bırak kendini'' dedi sakin bir sesle.

''Kendimi kullanılmış hissediyorum.'' çıktı dudaklarımın arasından. Elini hafifçe boğazıma koydu. ''Seni kullanmadım sadece kendini ana bırak.'' Dediğinde genç kızlık duygularım yine ona teslim olmaya başlamıştı. "Bak ben kimseyle duygusal bağ kurmak istemiyorum Hare genelde yatarız kızlarla sonra sabaha iki tarafta birbirimizin yüzüne bakmayız bile çeker gideriz." duraksadı. Dudağımı öptü'' Bu gece ikimizin de yasaklı gecesi olsun istiyorum.'' diyerek dudakları dudaklarıma kapandı. Onunla ilgili olan yasaklı arzularıma teslim olmaya başlamıştım.

''Sen benimsin ve ben seni incitmem duydun mu? Seni incitmem masum.'' dedi haz dolu bir sesle dudaklarımızın arasından.

Gözlerindeki ateş gittikçe alevlenmeye başladı ve beni de alevlendiriyordu.

Nefes nefeseydim. ''Seni seviyorum. '' çıktı dudaklarımın arasından. Bunu dediğim için utanç duydun. Parmaklarımın arasındaki saçlarının iç gıdaklatıcı etkisi beni saçmalatıyordum.

''Ben de seni sevmeye başladım.'' diye fısıldadı.

İkimizde anın esiri oluyorduk ertesi gün ne olacağını hesaplamadan...

''Her şey çok garip geliyor.'' Dudaklarımın arasından dökülen sözler Akel'in hoşuna gitmişçesine sırıttı." Mmm."diyerek boynumu harita çizercesine öpmeye başladığında kendimden tamamen geçmeye başladım. Öpücükleri boynumdan aşağıya indikçe bütün uzuvlarımı sıcacık bir alev sarıyordu.

"Sen sadece benimsin."

''Bana benim senin olduğunu söyledin ya Akel sen de benimsin benim bedenim nasıl seninse senin bedeninde sadece bana ait hatta benden sonra başkasıyla yakınlaşmanı istemiyorum.'' Dudaklarımdan aniden döküldü sanki onun sevgilisiymişim gibi saçmalamıştım. Hayatımda ilk defa kendimi bu kadar garip hissediyordum. Kim bilir ailem beni ve Akel'i böyle görse ne tepki verirlerdi? Akel'in nefesi hızlandı. İçimdeki duygular gittikçe yükseliyordu gözlerimiz birbirini delip geçtikçe sanki onun yaşadıklarını hissediyor gibiydim. Hayatındaki bütün acılar gözlerinde birleşmiş gibi geliyordu. Nedensizce ona yoğun bir sevgi vermek istedim Sevgisiz büyüdüğünü hissettiğim adama garip bir şekilde sevgi vermek istiyordum. Garip bir şekilde yaralı çocuğun parçalanmış ruhunu yeniden bir araya getirmek istedim.

Onu keşfediş hikayesi yazmak istedim.

Duyguları, teni, yaraları ve onu kapsayan her şeyi ezbere bilmek istedim. Kısacası ona dair olan her bir ayrıntıyı bütüncül bir şekilde keşfetmek istiyordum.

''Seni istiyorum.' 'diye coşkulu bir sesle fısıldadığında onu durdurmam gerektiğinin farkına vardım.

Dudaklarımdan ayrılıp en vurgulayıcı hamlesini yaptı. Oturur pozisyona geçti ve bacaklarımı omuzlarının üzerine koydu. Gözleriyse beni delip geçmeye devam ediyordu. Gittikçe yanlışa batacağımı hissetmeye başlamıştım benim hayalim her zaman tek bir adamı keşfetmek ve yıllarca o kişiyle çıkıp sonrasındaysa onunla evlenmekti. Akel ise sadece anı yaşamanın derdinde olan birisiydi. Cevabın ne olacağını tahmin etmeme rağmen sordum. ''Biz şimdi sevgiliyiz değil mi?''

Akel'in kaşları çatılmıştı. ''Duşa girsem iyi olur.''

''Bu mu diyeceğin sadece. ''Gözlerinin içine pişmanlıkla baktım.

''Çünkü Hare ilişkimiz sadece sevişmekten ibaret zaman zaman insanlar yakınlaşır sonra da hayatına devam eder. ''Dedi buz gibi bir sesle. Kullanılmıştım, gözlerim dolmak üzereydi. ''Sadece anın tadını çıkardık o kadar.'' bıkkınca soludu. ''Bundan kimseye bahsetme olur mu? Ben genel de anlık takılan birisiyim ve bunun duyulması pek senin açından iyi olmayabilir.'' dedi duygusuz bir sesle. ''Ayrıca güzellik her ne kadar hoş bir kız olsan da ben ciddi ilişki yapmıyorum bu yüzden beni sevme. Ama bak Bence ikimiz birbirimize zaman zaman iyi gelmek için bir araya gelebiliriz.'' dediğinde aşağılandığımı hissettim.

Yığılacak gibiydim.

Kullanılmıştım.

''Ben öyle birisi değilim.'' dedim gözlerim dolmaya başlamıştı. Onun seni kullanmadım demesini beklerken o beni saç diplerime kadar uyuşturacak cümleyi söylemeyi tercih etmişti.'

'Dediğim gibi sevgili olamayız ama zaman zaman seninle takılmak isterim eşsiz kadın.''

Güçlükle yutkundum. ''Ben kahrolasıca bir fahişe olmak derdinde değilim!''

'O zaman bir daha görüşmeyiz olur biter küçük kız.''

Not: Hare ve Akel arasında hisler varken Akay ne alaka diyenleriniz olacaktır o yüzden belirtmek istedim. Bölümler ilerledikçe sırlarda çözülecek ve durumların bu hale nasıl geldiği tamamen açıklanacak.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.