Bölüm aşağıdadır. İlk kısımlar yani 16 bölüm travma konusunu ele almaktadır .
Korkunç Katliam Üniversite Partisinde Gerçekleşti!
Gece saatlerinde bir üniversite partisinde dehşet verici bir olay meydana geldi. Tanıklara göre, çığlık sesleri etrafa dehşet saçarken, polis olay yerine müdahale etmek için hızla harekete geçti.Katil, canlı yayın yapmaktan kaçınmayarak dehşeti tüm dünyaya gösterdi. Maskesini ve vücut yapısını gizleyen bu acımasız saldırganın bir öğrenci olduğu düşünülüyor.Sosyal medya hesaplarında yayımlanan korkunç içerikler, 38 lise öğrencisinin ve üç bodyguard'ın cansız bedenlerini gösteriyor. Yetkililer, içeride daha fazla ceset olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Bu karanlık ve dehşet verici olayın ardından, topluluk endişe ve korku içinde bir araya gelirken, polis henüz katilin kimliğini tespit etmeye çalışıyor. Gözler bu katilin üzerinde.
Gece yaşanan korkunç katliamın ardından belediye başkanından gelen açıklamaya göre, hayatta kalan öğrencilerin hepsi sağ salim şekilde oradan çıkarılacak. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu korkunç olay, şehirde bir dönüm noktası olarak kalacak ve uzun süre unutulmayacak. Kiraz Haber Ajansı olarak, toplumun yaşadığı bu zorlu süreçte birlik ve dayanışma içinde olacağımızı belirtmek isteriz. Umarız şehir bu karanlık günlerin ardından tekrar huzur ve güven dolu bir yer olabilir.
Alınan kararlar doğrultusunda şehirde 1 haftalık sokağa çıkma yasağı ilan edildi. (X)
1 .Kısım Başlangıç
Odanın sessizliği içinde, düşüncelerim karanlık bir yolculuğa çıktı. "Belli bir kişiye duyulan yoğun sevgi ve şefkatin yanında hemen her zaman bilinç dışı düzeyde saklanan bir düşmanlık vardır." demişti. Bilincin en gözde temsilcisi Freud. Freud'un bu sözü aklıma geldiğinde gözlerim doldu. Akay'ı seviyor muydum? Bilmiyorum...Onu yüzündeki kan lekeleriyle gördükçe bedenimde ağıtlar okunuyordu. Gözlerimin önünde, cansız bedenini gördüğüm o an yeniden canlanıyordu. içimde yanan bir ateş vardı. İçimdeki bu karanlık duygu seli, beni mahvediyordu. Hep onu seviyormuş gibi hissediyordum ama onun tarafından aldatılmış olmak ise beni en delirten kısımdı. Aldatılmak en büyük korkumdu ve bunu yaşamıştım. Hayatım boyunda hayal kırıklıklarına uğrardım herkes ciddi ilişki yaparken ben hiç sevildiğimi hissetmezdim. Sanki hiçbir zaman sevilemeyecek gibi hissederdim. Akay beni kardeşim dediğim öz kardeşim olarak gördüğüm kişiyle aldatıyordu. Sahi ne zamandan beri yatıyorlardı kim bilir? Onlar yalancıydı. Müge ve Akay...Akay beni kardeşim dediğim öz kardeşim olarak gördüğüm kişiyle aldatıyordu. Sahi ne zamandan beri yatıyorlardı kim bilir? Onlar yalancıydı. İkisi de yalancıydı, iki yüzlüydü. Beni arkamdan vurmuşlardı ve bedelini ödemeleri gerekiyordu. Ama bu bedel, ölümlü bir bedel değildi. Sadece onların canını yakacak bir intikam istiyordum. Freud'un bu sözü, şu an yaşadığım durumu güzel bir şekilde özetliyordu. Hatırlayamıyorum, o gece otel odasında neler olduğunu da, 10 Ekim'de yaşananı da hatırlayamıyordum. Neden küvete kanlar içinde uyandığımı ve onu neden cansız olduğunu öğrenmek zorundaydım. İçimdeki ses, katil olduğumu söyledikçe, vücudumun her bir köşesinde acılı bir uyuşma hissediyordum. Ben katil değildim, ben kimseyi öldüremezdim. 10 Ekim'in hesabını bile soramayan ben, nasıl birisini öldürebilirdim ki? Gözlerim kapalı karanlığa gömülmüşken, gerçeği bulmak için sonuna kadar savaşacaktım.
Şu an düşünmen gereken 10 Ekim değil Hare, Akay'ın öldüğü geceyi düşünmelisin. Hayatın bok yoluna gidiyor, sen hâlâ 10 Ekimi düşünüp duruyorsun. Beynimi komutlandırdım. Düşünmem gereken 10 Ekim değildi, o iğrenç gün değildi. Düşünmem gereken, Akay'ın ölümü olmalıydı.
Onu sen öldürdün çünkü seni aldatıyordu. Onun seni terk etme ihtimaline dayanamıyordun, dedi şüpheci iç sesim. Yine susmuyordu, yine onu bastıramıyordum.
"Sen kötü birisi değilsin, Hare."
"Katil!"
Zihnimdeki sesler birbirleriyle çarpışarak başımda büyük bir baskı oluşturuyordu. Psikolojide bu durumu bilişsel çelişki olarak adlandırdıklarını hatırlıyordum. Konuşmam gerekiyordu, her şeyi anlatmam gerekiyordu ama ben neyi anlatmam gerektiğini bile bilmiyordum. O nasıl ölmüştü? Ben neden oradaydım? Neden hiçbir şey hatırlayamıyordum? Gece dışı hatırladığım her şey birbirlerine karışıyordu.Ona olan sevgim, ateşli bir öfkeye dönüşüp onu öldürmeme sebep olmuş olabilir miydi? Onu seviyor muydum? Bunu bile bilmiyordum.Akay'a olan hislerimi hiçbir zaman çözememiştim. Yeniden karşımda kanlar içinde belirip kaybolduğunda, bütün bedenimde kesikler açılıyor gibi bir his vardı içimde. Kurtulamıyordum, o kalbimi deşecek görüntüden. "Yasak aşk can aldı." Aniden nefesini ensemde hissettiğimde, dudaklarımdan tiz bir çığlık koptu. Sanki gerçekten nefesi enseme çarpmış gibiydi. Üzerinde tişört yoktu, altındaki gri eşofman ise tıpkı yüzü gibi kanla kaplıydı. ''İkimizin de sakladıkları vardı, kabul et bunları.'' O konuşmaya devam ettikçe avuç içim terliyordu. Ben sadece doğru olmayan yanlış bir hikâyeden çıkmak istemiştim. Gözlerinde nefret duygusu hakimdi. Ben, Hare Dumlupınar, ünlü bir boşanma avukatının küçük, şımarık kızıyken, son sınıf tıp öğrencisinin ölümünde baş şüpheliye dönüşen biri oldum. Zihnimde, karmaşık bir labirent gibi dönüp duran düşüncelerle boğuşurken, karanlık gölgelerin kıskacında sıkışıp kalmıştım. Gözkapaklarımın ardında, korkunç gerçeklerin gizemli bir sis perdesi gibi saklandığını hissediyordum. Birisini öldürmek, ama bunu hatırlamamak... Bu, kabusların en derinliklerine gizlenmiş bir dehşetti. Kafamı dolduran sorular, zihnimi saran sisin içinde kaybolup gidiyordu. Retrograd amnezi miydi bu durum ? Yaşadığım kabus, adeta karanlık bir labirentin kuytularında saklıydı. Kanlar içindeki hayaleti, gözlerimin önünde beliriyordu ve sonrasında kayboluyordu. Dehşet dolu bakışları, bedenimi titretiyordu. Hatırlamam gereken bir gerçek vardı; onun nasıl öldüğü... Ama zihnim, sisin içinde yitip gitmişti. Neden küvete uyanmıştım ?
Gözleri, ruhumun en karanlık köşelerine ışık saçıyor, nefret ve öfkeyle parlıyordu. Onun bedeniyle, ruhum arasındaki sınır giderek silikleşiyordu. Her adımda, karanlık gölgesi daha da yaklaşıyordu. "Sen bir katilsin, Hare," dedi, sesi karanlık bir fısıltı gibi kulaklarıma işlerken. "Senin adın, katil olmalıymış" Gözleri, kabuslarımın derinliklerine nüfuz ediyordu.
Aniden, karanlık bir kahkaha, odanın içinde yankılanmaya başladı. Sesinin, zihnimin en kuytu köşelerine kadar nüfuz ettiğini hissettim, tıpkı bir bıçak gibi. "İzi bul, gizemi çöz, Hare," dedi, alaycı bir tonla. "Her şey gün yüzüne çıkacak." Gözlerine baktığımda, bir yanıt arıyordum, ancak karanlık bir girdabın içinde sürükleniyordum.
Korkunç bir kahkaha eşliğinde, dudakları dudaklarımı kavradı, ıslaklığı, ruhumu dondururken, bedenim titremeye başladı. Korkunun soğuk eli, kalbimi sıkıştırıyor, nefesimi kesiyordu. O karanlık gözlerin içine baktığım an, karanlığın içinde boğulmuş gibi hissettim. Ben bir şey yapmadım diye haykırmak istiyordum ama her şey belirsizlikle kaplı. Karanlık odanın içindeki sessizlik, adeta bıçak gibi kesiliyordu. Benim için bu sessizlik, karanlık bir mahkeme salonunda, zihnimin en karanlık köşelerinde kalan sırları yargılayan bir jüri gibiydi. "İzi bul, gizemi çöz," dedi ölen erkek arkadaşım, aniden belirip sonra kaybolmasıyla, benim suçlu olduğumu mu kanıtlıyordu yoksa psikolojimin uçtuğunu mu? Göğüs kafesim yerinden çıkacak gibiydi. O karanlık odada, yankılanan sessizlik adeta kemiklere işliyordu. Karşımda, ölen sevgilimin hayaleti beliriyordu, adeta geçmişin karanlık köşelerinden çıkıp gelmiş gibiydi. Deliriyordum, bu kadar gerçek olamazdı. "Keşke senin yerine ben ölseydim," sanki gerçekten karşımdaymışçasına konuşmaya devam ediyordum. Ölen sevgilimin cansız bedeniyle konuşuyordum. Ben kesinlikle delirmeye başlamıştım. Düşündükçe, zihnim benimle oyunlar oynuyordu. Yanıtlar bulamıyordum. Ben de işte böyle deliriyordum.
"Katilimden bunu duyması ilginç. Sizi pis yalancılar, her şey ortaya çıkacak. İzi bul gizemi çöz sevgilim," diye alaycı bir sesle konuştu. H-e-r ş-e-y o-r-t-a-a-ya ç-ı-k-a-c-a-k. Heceleyerek konuştu ve aniden dudaklarıma doğru eğilip dudaklarımı dudaklarının arasına aldı. Dudağı sanki gerçek gibiymişçesine ıslaktı. Sizi pis yalancılar derken neyi kastediyordu? Neden bana yalancı olduğumu söylemişti? Gözleri korkutucu bir hal aldığında göz pınarlarımda biriken gözyaşlarımı serbest bıraktım. "Sen adi bir katilsin Hare ve bunu herkes öğrenecek. Korkma çok fazla yargılanmazsın çünkü sevgilim bazen hepimiz aklımızı kaçırırız." Kahkahası kulak zarımı patlatacak kadar sağır ediciydi.
Hayır, hayır! diye başımı salladım, ancak karanlığın hüküm sürdüğü odada hareketlerim bile etkisizdi. "Seni öldüren kişi ben olamam, ben seni seviyordum," diye mırıldandım, ancak kelimelerim havada asılı kalmıştı, etkisizdi. Gözyaşlarım boynuma doğru aktığında, soğuk bir his sarmıştı bedenimi, karanlık beni yutuyordu. O gerçek gibiydi, eğer onu ben öldürdüysem, neden hiçbir şeyi hatırlamıyordum? Bir katil hafızasını kaybedebilir miydi? Deliriyordum, bu odanın içinde sanki tek başımaymışçasına kayboluyordum, nefesim kesiliyordu, sanki bir el boğazımı sıkıyordu. "Akay, ben seni öldürmedim, ama her ne yaşandıysan, affet beni. Ben seni çok seviyordum, Akay," diye haykırmak istedim, ancak kelimelerim yutkunamıyordum. Gözleri, sanki düşüncelerimi duyuyor gibiydi, bu karanlık odada, ruhumu pençesine almıştı.
Yutkunamıyordum, boğuluyordum...
***
Boğazımdaki düğümün gitmesi için yutkunmaya çalışıyorum ama başarılı olduğum söylenemez ben yutkundukça boğazım kabuklu büyük bir yara varmışçasına acıyor, nefeslerim gittikçe kesik bir sese bürünüyor. Her şeyi baştan sona düşünüyorum bizim hikayemiz yalanla başlamıştı. En yakın arkadaşım Müge onun kardeşi Akel ile takılmalık bir ilişkiye başlamıştı. İşin en kötü kısmıysa Akel aynı zamanda benim sevdiğim adamdı bir gecede hayatımın değişmesine sebep olan adam... Benim aksime Müge ciddi ilişkiye karşı biriydi. Müge ve Akel'in bir haftalık takılmasıyla hiç girmeyeceğimiz ortamlara girmeye başlamıştım. O zamanlar ailemin benim için uyarladığı hayatı yaşamak değil de kendi hikayemi yazmak istemiştim. Gösterişli doğum günü partilerimden baskınlı partilere geçiş yapmaya başlamıştık. Müge yüzünden girdiğim ortamları ailemin öğrenip başımın yanacağı korkusuyla yaşarken hiç hesap etmediğim bir şey olmuştu. Kendi hayatımdan çıkışımın ilk adımı olarak tanımlardım Akel'i ve Akaysa sonradan sevdiğim adam olmuştu. Aileme göreyse Akel beni tehlike olarak tanımlanan serseri kardeşi Akay ile tanıştırmıştı ama bilmedikleri çok şey vardı. İkisi de isimlerinin yakın seçilmiş olmasından şikâyetlerinlerdi. O an bir gülümseme bütün hayatımın değişmesine sebep olmuştu o adamda tarifsiz bir şey vardı. Akay'ı ise neden sevdiğimi bilmiyordum. Belki de Akel'e olan öfkemden dolayıydı. Olanları hatırlamaya çalıştıkça o kadar derin bir baskı hissediyordum ki sanki uyanık iken bir karabasanın saldırısına uğruyor gibiydim. Gerçekler ve sanrıların karışması yetmiyor gibi bir de hatıralar işin içine girmişti. Gözlerimden yanağımla buluşan gözyaşlarım boynuma doğru akmaya başladığında garip bir ürperti hissettim. Gözlerimi açmam söylendiğinde sıkıca yumduğum gözlerimi açıp karşımdaki adama baktım.
"Hare, Akay nasıl biriydi?'" diye sorduğunda kurumuş dudaklarımı ıslattım. Gözleri beni neredeyse delip geçiyordu sen katilsin diye haykırıyordu. "Hare konuşman gerek, susma artık diye ekleme yaptığında boynumda gerginlikten oluşan sıcak bir baskı hissettim. Sahi Akay nasıl biriydi? Bunun cevabı ne olmalıydı? Beni hem mutlu eden hem de kalbimi parçalayan adamı nasıl tanımlayabilirdim ki? Kötüydü ama romantikti. Beni seviyordu veya tehlikeden çok hoşlanan toxic birisiydi hayatımız belirsizliklerle doluydu. Ne demeliydim? Duymak istediği cevap neydi? Kendimin bile bilmediği soruyu nasıl cevaplayabilirdim. Güçlükle konuşmaya çalıştım. "Bir kadına kendini kraliçeymiş gibi hissettirip sonra ise kullanılmış bir mendil gibi hissettirme de gayet başarılı olan bir kişi diye tanımlasam yeterli mi?" Dudaklarımdan aniden dökülenlerle pişmanlık duydum babam kısa yanıtlar vermem için o kadar tembihlemişti ama ben onu dinlemek yerine yine saçmalamıştım.
Kaşlarını çattı. "Neden sana kendini kullanılmış bir peçete gibi hissettirdi? Ne demeliydim.
Güzel soruydu, aferin sana Hare açıkla bakalım bunu.
İç sesim yine devreye girmişti.
Kelimeler boğazımda kaldı." O sadece bana değil herkese kendini öyle hissettirdi. Onun birisini kullanması için kadın veya erkek olmasına gerek yoktu. Kişisel çıkar anlamında dedim yanlış anlamayın lütfen. "dedim ellerim titrerken sakince konuşmaya çalışması fazla zordu. Bu konuyu kapatmak istiyordum eğer bu konu hakkında konuşursam her şey daha da kötü bir hale bürünecekti. Susmalıydım, kimseye anlatmamalıydım. Akay'ı beni aldattığı için öldürmüş olabilir miydim? Bu ben değildim. Bir sineği bile öldüremeyen ben sevdiğim adamı nasıl kolayca öldürebilirdim ki? ''Akay herkese karşı acımasızdı bana ise yarı iyi yarı acımasızdı.''
"Seni tamamen anlıyorum, doğru adam sandığın kişi yanlış bir adam çıkıyor bu durum çoğu kadının yaşadığı berbat bir durum." Ağzımdan laf almak için bana karşı empati kurmuş gibi yapıyordu ama gözlerinden benim katil olduğumu düşündüğü fazlasıyla anlaşılıyordu. Belki de birazdan iyi polis ve kötü polis oyunları başlayacaktı." Onun herkesi kişisel çıkarları için kullandığını söyledin bu kişisel çıkarlardan kastın seks mi? Seninle yatıp sonra yüzüstü mü bıraktı "adamın kolayca dediği beni şaşırtmıştı fazla açık sözlüydü.
Güçlükle yutkundum. "Onunla hiç ileri gitmedim." Derin bir nefes alıp verdim."O her zaman ileri gitmek isterdi, ben izin vermezdim belki biraz yüzeysel bir yakınlaşma olmuştur. Ötesi yok eğer duymak istediğiniz buysa." Dedim kızgınlıkla. Yüzüstü bırakmak... Bunu Akay yapmamıştı. Yanlış hikâyenin yanlış kahramanı bana kendimi berbat hissettirmişti. Bir buçuk sene önce yaşananlar zihnimde canlanmaya başladığında şakaklarıma kuvvetli bir ağrı saplandı.
Hare
10 Ekim ilk tanışma (En önemli kısım)
İzmit'in en olaylı barlarından birisi olan Coza ayak bastığımda etrafa bakış atarak saçlarımı savurdum. Nefret ettiğim kişilerde buradaydı ve istemsizce onlara kendimi kanıtlama isteğim mevcuttu. Karşımdaki hey sexy yazılı aynaya bakış attım. Modumda hiç değildim. Saçlarımı defalarca düzleştirmiş olmama rağmen yeniden bukle bukle olmuştu. Parmaklarımın arasını tarakmış gibi kullanmaya çalıştım. Ben dalgalı saçtan ne kadar çok nefret ediyorsam saçım o kadar çok dalgalanıyordu. Bir anlık dalin kolay tarama spreyimi çıkarıp saçlarımın uçlarına sıkıp yatıştırmak istedin fakat herkesin ortasında bunu yapamazdım. Müge ise her zaman olduğu gibi yiyişme arkadaşına çapkın bir gülümseme gönderiyordu. Müge sayesinde bir hafta sonra başlayacak olan hiçbir sınava çalışmayıp hiç olmamam gereken bir ortamdaydım. Erkeklerin yiyecekmişçesine olan bakışlarını bacağımda hissettikçe huzursuzca kıpırdandım. Masum ailesinin biricik sorumluluk sahibi kızı Hare birazcık kendi hikayesini kendi kurallarıyla yazma çalışmalarındaydı fakat bu ortamlar bana fazlasıyla yabancı geliyordu. Hem ev kuşu olan ailesinin kurallarıyla yaşayan Hare olmak istemiyordum ve artık hayatı tanımak istiyordum hem de fazlasıyla geriliyordum. İlerledikçe ciğerime dolan Sigaranın ve ağır kokuların ortamı basık yapması yetmiyormuş gibi en büyük daraltıyı yaşayacağım kişilerin masasına götürülüyordum. Gerginlik bütün bedenimde hakimdi. Ben buralara ait değildim. Her ne kadar herkes gibi olmaya çalışsam da olmuyordu. Bu ortamlar beni basıyordu yani fazlaca bunaltıyordu. Elbisem bile bu ortama uygun değildi. Mini elbisem, etraftakilerin giydikleriyle karşılaştırıldığında neredeyse göze çarpmıyordu; sanki rahibe kıyafeti giymişim gibi hissettim. Müge ise her zaman bu tür ortamlara uyum sağlamayı başarırdı. Aslında, Müge herhangi bir ortama kolayca uyum sağlayabilen biriydi.Sigara dumanı ve ağır parfümlerin karışımı boğazımda bir yanma hissi yaratıyordu. Bu ortamda nefes almak bile zordu. Etrafa göz attığımda, neredeyse yatak odası atmosferi yaratmış çiftler, aşırı içki içen kızlar , cinsel konuşmalar yapanlar, kızların özel bölgelerini kesen erkekler, cinsel muhabbetler yapan kızlar ve birbiriyle nerdeyse bütünleşmiş şekilde dans edenler... dolu bir manzara gördüm. Yasakların tam kalbindeydim. Ailem şu anda burada olsaydı, ne tepki verirdi diye düşünmekten kendimi alamadım. ''Harecim, birazcık kendini rahat bırakıp eğlenmeye ne dersin?'' Müge'nin teklifini duymazlıktan gelerek etrafa bakındım. Annecim babacım aklımın dur dediği yerde evimde duramadım. Yasaklar davet gibi çağırdı olmazlara. Acaba ailem şu an yanımızda olsa ne tepki verirdi? Diye düşünmeden edemedim.
Akel'le göz göze geldiğimde, bakışlarıyla beni adeta yutuyordu. Gözlerinin derinliklerinde bir tür meydan okuma vardı ve ben bununla başa çıkmakta zorlanıyordum. Hızla başımı çevirip önüme baktım. Ona bakmamalıydım o bakılmayacak erkekler listemde birinci sıradaydı. Ailem benim için oluşturdukları fanustan hiçbir zaman çıkamayacağımı hep kendilerinin kontrolünde olacağımı düşünüp hayatımın bütün kontrolünü ele aldıklarını sansalar bile ben o fanustan çoktan çıkmıştım. Üzgünüm canım ailem, şunu bilmeniz gerekiyordu. En baskıcı ailer en usta yalancıları yetiştirirlerdi. Her ne kadar bu benim ilk büyük yalanım olsa da ailem bu söylenen yalanı hak ediyordu. Ben Hare Dumlupınar bazılarının gözünde ünlü boşanma avukatının şımarık küçük kızıyım ama genel olarak çoğu kişinin gözünde masumiyetin simgesiyim. Fazla temiz kalpli olmam benim en büyük zayıflığım. Konular aşk olduğunda ise yılın salağı seçilebilirim. Çünkü nerede toksik birisi var ben istemsizce ona ilgi duyardım. Büyük ihtimalle ailem şehrin en olaylı barlarından birisi olan cozda olduğumu şu an duysaydı. Tepkileri komple çıldırmak olurdu. Böyle mekanlar onların küçük kızlarına göre değildi. Onlara göre ben sürekli derslerine çalışıp her dediklerine evet diyen onların otoritesini her zaman çeken küçük kızları olmalıydım. Ben bunu istemiyordum ben artık kim olduğumun cevabını almak istiyordum. Onlara göre iyi aile çocukları buralarda takılmazdı. İşin en kötü kısmıysa gece evden kaçmış olmamdı. Yakalandığım an ailem telefonuma günlerce el koyabilirdi veya daha abartılı korumacı tavırlar sergilerlerdi. Onlardan her cezayı beklerdim. Hiçbir zaman yaşıtlarım gibi rahat bir yaşantım olmadı. Onlar hayatını yaşarken ben her zaman cam fanusa kapatılan kızdım. Bu seneye kadar bütün hayatımı onlar yönetti ama artık ant içmiştim. Doğru ya da yanlış kendi hikayemi ben kendim yazacaktım. Onlar iyiliğimi düşündüğünü söylerken beni kendileri dibe batırıyorlardı. Coz İzmitin en olayları clublerinden biriydi ve ben de herkes gibi biraz eğlenmek istiyordum. Müge'nin beni sarsmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım ve bakışlarıyla işaret ettiği yere baktım.
''Akel fazla seksi '' Müge'nin şehvetli gülümsemesiyle tamamladığı cümlesini başımla onayladım. Evet, Akay seksi bir erkekti, ama beyinsizdi. Müge ise bu beyinsizin partisine beni çekmişti. Yüzünde çapkınca bir ifade belirdi ve ekledi: "Sen onu hiç beğenmezsin ama mükemmel yetenekleri olduğundan haberin bile yok. İnan bana, takıldığım çocukların hepsinden daha iyi."
"Müge, yeter artık," dedim, onu susturmak için. Akel konusu beni gerçekten bunaltıyordu. Bıkkınlıkla derin bir nefes aldım. "Sadık romantik erkek tipi sana itici geliyor. Serseri, çapkın, bağlanmayan, tek gecelik ilişkilerin peşinde koşan züppe tiplerden hoşlanıyorsun. Sonra da sürekli o tiplerden şikayet ediyorsun. Şikayet etmenden değil, tutarlı olup olmadığını, ne istediğini bilip bilmediğini sorgula biraz kendini."
Beklenmedik bir şekilde Müge hafifçe benim kalçama dokundu. O an hafif bir ürperti hissettim. Müge, gençlik filmlerinden fırlamış gibi, hoppa bir karakter gibiydi; kural tanımaz, özgür ruhlu ve her zaman sınır tanımayan bir tavırla hareket ederdi. Kalçama dokunmasıyla birlikte hızla geriye çekildim şaşkınca ona bakıyordum. ''Dikkat et Akel bu kalçayı avuçlamasın.'' dedi ve konuyu değiştirdi. " Akel şu an Sude'nin göğüslerine mi bakış attı yoksa bana mı öyle geldi?" diye sorduğunda aç ayı gibi Sude'nin göğüslerine bakan Akel'e bakışlarımı doğrulttum. Erkeklerin tam olarak özetiydi. Fizik yapısının orantısı erkekler için önemli değildi onlar için önemli olan üç şey vardı ve bir kadında bu üçünden birisi bulunuyorsa o kadına her türlü bakarlardı. Günümüz erkekleri fazlasıyla saçma işler peşindeydi. Sude ise zaten itici bir tipti . Müge'nin hissettiği kıskançlık normaldi ama işin ironik kısmı benimde gıcık olmamdı. Akel'in başkasını dikizlemesi neden beni sinir ediyordu ki? O her zaman birilerine yavşardı buna gıcık olmam fazlasıyla anormaldi. Akel sadece okuldaki fuckbuddy takılan erkeklerdendi ve bende her fuckbuddy takılan erkek gibi onu mide bulandırıcı bulurdum. Erkekler neden böyleydi ya? Neden fuckbuddy takılırlardı ki? Akıları neden hep saçma yerlerdeydi! Mide bulandırıcı ve çıkarcı aç ayılar kapatılsın komple de biz de kurtulalım. Az önce aç bir şekilde bana bakıyordu şimdi de Sude'nin göğüslerine bakıyordu. Klasik erkekler işte !
Ha siktir... Onu kıskanıyor olamazdım.
Sadece tiksiniyordum.
O tarafa bakmamak için kendimi komutlandırdım.
Nedensizce yüzüne sert bir tokat geçirmek istedim.
Sana ne Hare istediği yere bakabilir!
Beynimi komutlandırmaya çalıştım.
"Boş ver o salağı." dedim. Müge ise boş vermek yerine koluma girerek beni oraya ilerletti. Oraya gitmek istemiyorum. Akel ile aynı ortamda bulunmak beni fazlasıyla geriyordu. Of Müge Offf! Senin yüzünden çektiğim şu çileye bak.
'' Müge ben eve gitsem daha iyi olur gibi.'' dedim. Onların masasında olmaktansa fanus dediğim evde olmak daha mantıklı geliyordu. Müge ise yüzüne hoppamsı bir gülümseme takıldı. "Merak etme fazla içmem ve Akel' e kendimi sürtmem." normalmişçesine diyerek kolumdan çıkıp takılmaca ilişkisinin başrolünün boynuna kollarını doladı. Büyük ihtimalle birazdan sevişmeye giderlerdi. Tırnaklarımı yara edercesine avuç içime bastırdım. Akel'i Mügeden kıskanıyor olmam saçmalıktı. Kendine gel Akel senin hiçbir şeyin değil! Beynimi onlara bakmamak için komutlandırmaya çalışıyordum. Müge ne kadar dışa dönük ve takılmaca ilişkileri seviyorsa ben de o kadar içine kapanık ve sadece ciddi ilişki yapmak isteyen bir kızdım. Sırf bu dönemin erkeklerinin amacı sadece cinsellikmiş gibi geldiği için hiç kimseyi hayatıma alamıyordum. Müge ile arkadaşlığımız ben sekiz yaşımdayken annesinin bizim evde çalışmaya başlamasıyla başlamıştı. Onur her ne kadar onu sevmese de ben Müge'ye düşkündüm. O benim tek gerçek arkadaşımdı onun haricinde genellikle dışlanan biriydim. ''Bu adama çok fena hastayım.'' Müge şehvetle mırıldandığında Akel'in bakışları benim üzerimdeydi. Akel Mügeyi bedenine yasladı ve yatak odasını buraya taşıyacak gibi hareketler yapmaya başladıklarında gözlerimi devirerek onlara baktım. Akelden gözlerimi kaçırıp Ares'e baktığımda, onun da flörtüne bastırdığını gördüm. Kızın yüz ifadesinden, kendinden geçmiş olduğunu anladım. Bu kadar kalabalık bir ortamda nasıl bu kadar rahat olabiliyorlardı ki? Ben olsam utançtan yerin dibine geçerdim. "Aman bana ne ya!" diye mırıldandım. Saçmalamaya başlıyordum galiba. Bakışlarımı tekrar Müge ve Akel'e çevirdiğimde, Akel'in Müge'ye yaklaşıp kendini bastırdığını fark ettim. Müge ise onun yakın temasından hoşnut görünüyordu. Kalçasını ona sürtmeyi de ihmal etmiyordu.Etraftaki diğer insanlara bakış attığımda, onların da aynı türden etkileşimler içinde olduğunu fark ettim. Belki de evde, rahat bir şekilde Netflix izlemek, burada olmaktan daha mantıklıydı. Müge'nin yanına doğru yöneldim, bu absürtlüğe bir son vermeliydim.
" Annemler uyanır diye korkuyorum ben eve gideyim ." sesimi yükselterek konuştum. Sadece buradan gitmek istiyordum bana boğucu geliyordu.
"Çocuk gibi davranma ortama uyum sağla Hare." dedi Müge şımarık bir kız sesiyle.
Akel, üniversitenin sex machine lakabını alan hızlı çocuğuydu. Onun masasında olmamız cidden midemi bulandırıyordu ve başkalarının beni yanlış anlamasını istemiyordum. Bir zamanlar ona ilgi duymam utanç vericiydi. Akel, şerefsiz olmasına rağmen biraz ilgimi çekiyordu. Sex machine lakabını alması, gününün hiç boş geçmediğini gösteriyordu. Hemcinslerim, her gününü meşgul etmeyi seven biri olarak onu seviyorlardı. Akel ve Ares, her gün farklı kızlarla takılan tiplerdi. Bir ara ona hoşlanmıştım, ama sonuç olarak duygularımı içimde saklamıştım. Masadaki diğer kişiler ise kraliçesi İlayda, günübirlik ilişkilerinden sürekli bahseden Burçak, Akel'in eski gıcık sevgilisi Didem ve Akel'in bermuda şeytan üçgeni lakabını alan arkadaşları Yarkın, Ares, Ulaş ve Savaş'tı.
Yanımda duran Ulaş beni dürtükledi. "Biraz eğlenmeye ne dersin?" Yüzünde çapkın bir ifade vardı. Salak herif gecenin sonunda beni yatağa atacağı inancındaydı bu yüzündeki ifadeden fazlasıyla belliydi. Avucunu yalarsın Ulaş dememek için zor durdum. "Eğlenecek havamda değilim" dedim kibar çıkarmaya çalıştığım bir sesle.
O sırada beklemediğim bir şeyi yapıp Akel aniden kolumu tuttu ve hareket ettirmeye çalıştı. Bense kollumu ondan hızla çektim fakat o yeniden tuttu." Biraz sende eğlen anın tadını çıkar ben eğlenirken birisinin ciddi ciddi durmasını sevmem" Diyerek kollarımı oynatmaya çalıştığında bir an onunla dans etmek istedim fakat fazlasıyla utanıyordum. O sırada bir koluma Müge bir kolumada Akel girdi ve ikiside beni dans ettirme çabalarına girdiler. Hem dans edesim varsı hem de dans etmek istemiyordum. Kendimi şarkıya odaklamaya çalıştım ve üçümüz dans etmeye başlamıştık. Akel aniden kalçasını yandan yandan benle tokuşturduğunda Mügede onunla tokuşturuyordu. Aniden Akel kollarını belime sarıp belimi sıkıca kavrayıp kendini hafif bana bastırdığında onu durdurup geri çekildim. Akel'i hissetmiştim. Akel ise aniden kalçasını yandan yandan bana çarpmaya başladığında bende garip bir şekilde onun dans hareketlerine karşılık vermeye başladım. Bütün uzuvlarımda sızıntılı bir şekilde kan pompaladığını hissediyordum. Akel şu an gözüme son pizza dilimiymişcesine hoş gözüküyordu ve iştah duygumu kabartıyordu. Şu an garip bir şekilde parmaklarımı Akel'in altın sarısı saçlarına gömerek dudaklarına kapanmak istiyordum ve onu tamamen hissetmek istiyordum.
Ha siktir! Akel'e yükselmemeliydim. Akel diliyle kurumuş dudağını ıslatarak yüzünü bana doğru yaklaştırdı ve şarkıya eşlik etti. İstemsizce ılık nefesi dudaklarıma çarptıkça onu öpmek istiyordum fakat bu yanlıştı.
Immm! Son pizza dilimini yemek istiyordum. Bu ben değildim son zamanlarda ben iyice saçmalamaya başlamıştım. Akel'in nefesi dudaklarımın kenarını gıdıklıyordu. Dudaklarını bana yaklaştırmaya başladığında gözlerimi kapadım ve istemsizce beni öpmesini bekledim. "Gözlerini aç gözlerini görmek istiyorum." diye fısıldadığında dediğini yaptım. Neden ondan etkileniyordum ? İnce kıvrımlı dudakları neden bana hoş gözükmeye başlamıştı. O beni öperken altın sarısı saçlarının arasında ellerimin kaybolmasını istedim.
Akel 10 Ekim
Başım hafiften keyifli bir şekilde dönüyordu. Bakışlarımla hedefimi gözüme kestirdiğimde, kızın yüzünü dönmesiyle göz göze geldik. Kız, okulumuzun "gizemli güzellik" lakaplı içine kapanık kızı, Hareydi. O mükemmel vücut hatlarıyla, neden bu kadar içine kapanıktı, anlayamıyordum? Tek dışa dönüklüğü, telefonda konuşurken etrafta yürümekti. Ama işin en komik yanı, bugün bu kızın benim yatağımda olmasını istiyordum. O fazla cazip ve yasak bir meyve gibiydi, ve benim en sevdiğim şey buydu.
"O bacakların arasını merak ediyorsan, uç direk Akel," diye kulağıma eğildi Ares. Arkadaşımın bana verdiği acele etmem için olan gaz, içimdeki vahşi arzuyu daha da arttırıyordu. Bu gece, bu kız benim yatağımda olacaktı! Kıza doğru ayartıcı bir bakış attığımda, kızgınlıkla gözlerime baktı. Saçımı karıştırarak kıza işaret verdim, ama anlamamış gibi görünüyordu. Müge, kızı çekiştirerek bizim masaya getirdiğinde, bu kızın Akay ve benim hedefimizdeki kız olduğunu anlamıştım. Eğer plan bu kızı içeriyorsa, neden sevgilisinin yapmasını istiyordu ki? Ben, onun nefret planlarını gerçekleştirmek için hazırım, ama bu kızın niye hedef olduğunu anlamak zorundaydım.Poposu sıkı, beli inceydi. Bu gece, bu kızı yatağımın başrolü yapmaya karar verdim. Yarkın ve Ares, anlamışçasına bana "abi hadi" sinyali çakıyorlardı.Arada gözüme çarpan ufaklık, acı sonu yaşayacak kızdı demek ki. Müge, kızın sevgilisi olmasına rağmen bazen onunla takılırdık. Bu kızı da onun yanında gördüğüm ilk andan beri istiyordum, ama arkadaş gibiydiler. Acı çektirmek istediği arkadaşının bu kız olmasını hiç beklemiyordum. Bu onu gözümde daha da cazip yapıyordu. Müge'nin içten içe mahvetmek istediği kız Hareyse, o zaman ben de onu mahvederdim. Offf, bu kız bugün bana fazla çekici geliyordu. Poposu sıkı, beli inceydi. Bu gece, bu kızı yatağımın başrolü yapmaya karar verdim. Yarkın ve Ares, anlamışçasına bana "abi hadi" sinyali çakıyorlardı. Arada gözüme çarpan ufaklık, acı sonu yaşayacak kızdı demek ki. Müge, kızın sevgilisi olmasına rağmen bazen onunla takılırdık. Bu kızı da onun yanında gördüğüm ilk andan beri istiyordum, ama arkadaş gibiydiler. Acı çektirmek istediği arkadaşının bu kız olmasını hiç beklemiyordum. Bu onu gözümde daha da cazip yapıyordu. Müge kerdeşimin sevgilisi olmasına rağmen bazen onunla takılırdık ve bu kızı da onun yanında gördüğüm ilk andan beri istiyordum. Arkadaş gibiydiler acı çektirmek istediği arkadaşının bu kız olmasını hiç beklemiyordum. Bu onu gözümde daha da lezzetli yapıyordu. Bebeğim bu gece o uzun bacaklar omuzlarımın üzerinde olacaktı ben bunu kafaya koymuştum. Müge ile biraz samimileştik fakat gram zevk almamıştım düşünebildiğim tek şey gecenin küçük sürprizi olacak Hareydi. Müge'nin yaptığı işaretle kızın koluna girdim. Hoş kokusu aniden burnuma çarptığında o kokunun kaynağını tatmak istemiştim. Hare'yi dans ettirmeye çalıştığımızda sürekli kendini kasıp duruyordu. Utangaç olması beni daha da kışkırtıyordum. Bu kıza yapılan planın başrolü ben olmayı fazlasıyla istiyordum. Kızın beline dokunduğumda yangının onun içinde körüklendiğini anlamıştım. O da bana karşı büyük bir haz duyuyordu ve belli etmemeye çalıştığı aşikardı.
Gerginlikle dudağını ıslattığında ondan iyice etkilendim. Öyle seksi ki!Esmere çalan teni, siyah uzun saçları, biçimli dudakları ve biçimli yüzünün beni kendimden geçirdiği yetmez gibi vücudu çoğu kızdan daha dikkat çekiciydi. Kara gözleri gerginlikle bana sabitçe bakıyordu. Kendimi baştan çıkarmak için ona yakınlaştırdığımda gözleri iyice gözlerime kenetlendi. Nefesimi dudağına doğru üfledim. Onun kapkara gözleri tamamen nefesimi kesiyordu. Gözleri tıpkı tahrik edici bir şarkı söylercesine bana bakıyordu. Bir kızın gözlerinde bile bu kadar masumiyet hakim olabilir miydi? Saçını aniden diğer tarafına açıp gözlerini iyice bana bellertiğinde Nedenini bilmiyorum ama tedirgin hissediyordum. Biraz da soluksuz kalmış hissediyorum. Kızın dudaklarına kışkırtıcı bir şekilde yaklaştığımda geri çekiliyor ve onu öpmeme engel oluyor.
Ne kadar inatçı bir kız bu böyle!
Yeniden dudaklarına yaklaştığımda gözlerini kapatıyordu. Onu öperken ona dokunurken gözlerinin açık olmasını istiyordum fazla hoş gözüküyordu gözleri ve gözlerinin içine baka baka andan zevk ala ala tadını çıkarmak istiyordum. gardını indirdiğine hâla pek emin sayılmam. Sanki o yumuşak biçimli dudakları öptüģümde bölüm sonu sürpriziyle karşılaşmaktan korkuyordum. "Gözlerini aç gözlerini görmek istiyorum." diye fısıldayarak nefesimi dudağına üfledim, şaşkınca gözlerimin içine baktı. Bu kızı normal bir şekilde öpmek istemiyordum. İlerisinde bile her hamlemi gözlerine baka baka yapmak istiyordum. Biraz daha hamlemi ilerleterek ona yanaşıyorum ve hafifçe kendimi ona şarkının verdiği enerjiyle sürtüyorum. Bunun ona da haz verdiğinden kesinlikle eminim. Ağzının ve yüzünün değişmesinden bariz ortadaydı. Bana karşı direniyordu. Üzgünüm tatlı kız bu gece benimsin. Kendiyle çelişen bir şekilde transa girmişcesine duruyor. Onu öpmek için hamlemi yapacağım sırada onun sesini duyuyorum. Yani Mügenin planının başrolü olan babalarımızın bir olduğu annelerimizin farklı olduğu erkek kardeşimin.