İçeriğe geç

Persona

Bölüm 11 · 17 dk okuma

Persona

Bölüm 11

7. Bölüm*işkence içinde işkence"

Akay'ın ölümünden 1 ay önce ( devam)

Lavabodan çıkıp masaya doğru ilerlediğimde Akay'ın erken ayrıldığını söylemişlerdi ben de eve geçecektim ama Müge'nin ısrarından dolayı burada onlarla oturmak zorundaydım. Ares telefonu bize doğru çevirdiğinde canlı yayın açtığını gördüm bıkkınlıkla nefes verdiğimde telefonu Akel'e çevirdi Akel ise elini saçlarının arasından geçirip kurumuş dudağını ıslatıyor gibi dilini üst dudağında gezdirdi verdiği mesaj bariz ortadaydı. Çakal imdat şarkısını açıp Ares ile canlı yayında seksi olmaya çalışarak herkese selam veriyorlardı sonra yorum yapan kızlarla sohbet edip şaklabanlık yapıyorlardı bir nevi. İkisi de ayağa kalkıp birbirine kol atıp çapkınca gülümsedi.

"Ballı, ballı viski Yengeniz heyecanlı, düştü. "Ares Akel'i gösterdiğinde yayında Akel. "Akşama ev var mı? (Rüştü) Yalnız içen varsa (küstüm) eskiden ağlardım (güldüm) Şimdi sakallandım (büyüdüm. "Kısmını dudaklarını yalayarak söyledi.

"İmdat, imdat yok mu kafamızı yakalıcak?"

"Arabayı valeden aldıracak"

"Bu gece ben kullanmıcam"

"İmdat, imdat yok mu kafamızı yakalıcak?"

"Arabayı valeden aldıracak"

Akel aniden telefonu Müge'ye çevirdi. "Yerinde duramaz canlı, canlı, ya " Diliyle dudağını ıslattı. Vampire gibisin kanlı, kanlı love , Aşk yaşanır mı kanka kankaya? Dönüyoz virajı yanlı, yanlı ya. "Kısmını söyledi.

Eve geldiğimde yorgun bir şekilde kendimi yatağa attım. Akay beni erkekler tuvaletinde tek başıma bırakıp bana kendimi fazlasıyla yetersiz hissettirmişti. Olanlar aklıma geldikçe saç diplerime kadar uyuşukluk hissediyordum. Kendine gel aptal. Diye içimden kendimi komutlandırmaya çalıştım hayatımda ilk defa böyle bir şey hissediyordum. Yastığımın üzerinde yanımda duran telefonumu alıp sosyal medya hesaplarımda dolanmaya başladığında Akay'ın birkaç Tweet attığını gördüm.

Akaydduray : istediğimi yapar aynı şekilde ulaşırım sekmez.

Akaydduray :vücudumu hafifleten her şey mm

Akaydduray : Aldığım ahlardan kendime kolye yaparım.

Akaydduray: Benim gözüm illegal işlerde baloncuğum.

Telefonum titrediğinde mesajı homurdanarak açtım.

0551-------: Ben çınar, Biliyorum saçma bulacaksın ama sevgilinle ilgili seninle konuşmalıyım."

Mesajı okuduğumda şaşkınlıkla donup kaldım bu çocuk numaramı nereden bulmuş olabilirdi ki! O sırada Çınar'dan şaşkınlıktan kaskatı kesilmemi sağlayacak iki mesaj daha geldi bu çocuğa karşı garip tarif edilemez bir duygu hissettim bugün olanlar bana fazlaydı.

0551------: video

0551-------: yine bir kızla.

0551----: Bana iş yatakta biter gibi geliyor.

Bu çocuğun numaramı bulması kafamı fazlasıyla karıştırmıştı. Mesajı daha fazla düşünmemek için mesaj kutumdan sildim biraz kafamı dağıtmaya ihtiyacım vardı Twitter hesabıma girdiğimde Akel'in bütün paylaşımlarımı beğenmiş olduğunu gördüm ana sayfama da onun paylaşımları düştüğünde saçma sapan paylaşımlarında göz gezdirdim.

AkelZorluTTuna: Duman gibi hatun gel beni üfle diyor.( 115 like.)

AkelZorluTTuna:En iyisine layığım en iyisi gelsin (327 like 8 yanıt)

AkelZorluTTuna: Yılan yılanı sokmaz ama insan insanı iyi si...

Odamın kapısı tıklatıldığında Twitter hesabımdan çıktım. Annem kaşları çattık bir şekilde odama girdiğinde yine bir şeye bozulmuş olduğunu anladım.

Ayak ucuma oturup bakışlarını bana dikti. "Akel'in Instagram hesabında canlısını gördüm oradaydın sen yine bize yalan mı söyledin, Hare biraz büyü artık."

Tek kaşımı havaya kaldırdım."Arkadaşlarımı stalklamaktan vazgeç anne ." dedim bıkkınca.

"Hayır bırakamam sosyal medyada senden daha çok haber alıyorum." dedi. Sinirlerim bozulmuştu, sırf beni takip edebilmek için kendine sosyal medya hesapları açıp arkadaşlarımın hesaplarını stalklıyordu.

Bu huyundan nefret ediyordum onlar baskı yaptıkça bizim daha fazla hata yaptığımızı ne zaman anlayacaklardı? Gerginlikle yanağımın içini ısırdım. Sanırım ailemin programladığı hayatımın dışına sanki hiçbir zaman çıkamayacaktım.

***

Şimdiki zaman

"Çocuğa karşımızda içmesini sen söyledin, siktiğimin... 'sı üzerine üstlük gerçek bir erkeksen iç diyip cebindekileri alıp ona zorla bunları içirtip onu videoya aldın, sonra hızını hiç kaybetmeyip, 'Ares'in Gözlerinden yaş süzüldü' sırf ona kendini kötü hissettirmek için onların üzerine aşağılayarak doğum kontrol hapını da ağzına tıkıp yutturdun, sonra yine hızını alamayıp antidepresan verdin." Ağlamaları hıçkırmaya dönüştü. "Çocuk yere yığılıp titremeye başladığında panik yapmakla adam olmuyorsun Akel, sen sebep oldun onun ölümüne, ben değil sen." Ares'in gözlerine baktığımda kendini suçlamıyor gibi gözükmeye çalışıyordu ama derin bir vicdan azabı hakimdi. "Siz ikiniz masum bir kişinin ölümüne mi sebep oldunuz?"

Akel kaşlarını çattı. "Onu çaresizce erkekler tuvaletinde bırakalım demedim, sen beni oradan zorla çıkarttın. Eğer biz oradan çıkmasaydık, o çocuk yaşıyor olacaktı." Ares'e doğru ilerleyerek ona yumruk savurduğunda kızlar olarak çığlığı bastık. Onur ve Akay'ın iki arkadaşı araya girmeye çalıştı. Akel ve Ares sanki yıllarca düşmancasına hiç acımadan birbirlerine öldüresiye vurmaya başlamışlardı. "Eğer sen erkekler tuvaletinin olduğu koridorun kamerası bozulmuş, hazır şu ahmakla dalga geçelim demeseydin, bunlar olmayacaktı Akel!" diye bağırdı Ares. "Benim tek suçum sadece o çocuğu orada bıraktırmak oldu ama çok korkmuştum, hayatımın mahvolmasından."

"Çocuk madem sizin yüzünüzden öldü onu orada bıraktınız titriyordu peki nasıl oldu da intihar mektubunda abisi onu evde buldu." Diye bağırdığında Birce ikisi de öfkeli gözlerini İzge'ye dikti. "Belki de ölmedi evine gitti ve Akel yüzünden yaptığımız zorbalığı kaldıramayıp intihar etti." dedi Ares.

"Biz o çocuk titredikten sonra poşeti alıp gittik hapların olduğu poşet bizdeydi çocukta değil oradan kalkıp eve gittiyse eğer o maddeleri yeniden nereden buldu?"Akel'in dudaklarından dökülen soruyla tek kaşımı havaya kaldırdım.

"Belki de evinde o maddeden var..."İzge sözümü kesti.

O kızda anlamlandıramadığım bir gıcıklık vardı, sanki bir işler çeviriyor gibiydi.

"Belki de katil onu eve taşıdı."

Onur'un kaşları çatıldı. "Bir katil olup olmadığını bile bilmiyoruz, belki de her şeyi Akay planladı ve sonra kendini öldürdü."

"Çocuk titriyordu, sonra ölü gibi durdu," dedi Ares. "Eğer gidelim demeseydim, hayatım mahvolacaktı, korkuyordum." Yüzü Ares'in bembeyaz olmuştu.

"Senin ben korkunu s\*keyim!" diyerek araya girmeye çalıştığında Onur'un öfkesi tüm yüzünü ele geçirmişti.

"O çocuğun katili ben değilim, sensin, ben sadece senin suç ortağınım." Ares bağırdıkça Akel durmak yerine içine deli güç girmişcesine onu yumrukluyordu, buna yetmez gibi yumruklar boğazını sıkmalara dönüşüyordu. Onur birkaç dakika ayırmaya çalıştı, başarılı olamadığındaysa telefonunu elime tutuşturup derin bir nefes aldı ve aralarına yeniden girmeye çalıştı.

"Çocuğun ölümüne siz sebep oldunuzsa neden intihar olduğu düşünüldü?"

"Bilmiyorum," diyerek ikisi de Onur'a baktı. İkisi de her ne kadar "Ben suçsuzum" desede katillerdi. Akel ve Ares masum bir çocuğun katiliydi. Çınar yanılmıştı, kardeşini zehirleyen Akay'dı ama ölümüne sebep olansa Akel ve Ares'ti. İstemsizce gözlerim dolmaya başladı. Bu olayda herkes suçluydu.

"Her şeyi polise anlatacağım, ikiniz de katilsiniz," dudaklarımdan aniden çıktı. Kapıya doğru ilerlemeye başladığım sırada Onur'un telefonunun sesi odada yankılandı. Gördüğümün bir hayal olduğunu düşünüyordum, Akel ölmüştü, bizi araması imkansızdı, belki de kağıtdaki yazıda benim zihnimin oynadığı bir oyundu.

Akay Arıyor...

Yazıyı gördüğümde bütün bedenim kaskatı kesildi.

Onur onları ayırmaya çalışırken ben çağrıyı yavaşça açtım.

Kalın bir ses duyduğumda gözlerim dehşetle büyüdü. "Kimseye bir şey anlatmayacaksın." Kahkahası kulak zarımı patlatacak gibiydi. "Eğer gerçekler istediğim zamandan önce ortaya çıkarsa, bir kurbanımı daha erken alıp sanatımı sergileyeceğim."

Güçlükle yutkundum. "Akay'ın telefonunu nereden buldun?"

Korkudan titrememeye çalıştığımda Akel aniden gelip telefonu elimden çekti ."Bana bak seni piç kurusu daha fazla bizi rahatsız etme yoksa seni bulur baya posta yaparım sana şimdi bas git kodumun..."

"..."

"Sen ne sikim saçmalıyorsun?" Telefon aniden kapandığında küfürler savurdu. "Bu piç kurusu konuştuğumuz ve yaptığımız her şeyden haberdar telefonlarımıza resmen sistem kurmuş." dedi Akel birkaç saniye sonra ise telefonu bana uzattı.

"Şaka mı bu bizi mi izliyor ."

"Ben buna dayanamam sürekli beni izleyen birisi mi vardı ?"

"Ne zamandan beri bizi izliyor?"

Uğultular başlamıştı. "Polise gitmeliyiz ."dedim kuru bir sesle.

"Polise gidersek birisinin daha öleceğini söyledi ama bu sefer aramızdan birisinin. " dedi Akel.

Onlara hiçbir şey demeden dış kapıya doğru ilerleyerek bana seslenmelerine aldırış etmeden evden çıktım. Zihnim benimle oynuyor olmalıydı Akay ölmüştü onun bizi araması imkansızdı. Gerçekten katil belki de bendim şu an gördüklerim ise aslında gerçek değildi hala hipnoz altında olabilirdim .

"Bunlar gerçek değil hiçbirisi gerçek değil." Kendime sakinleşmek için sertçe tokat attım acıyı hissediyordum. O sırada telaşla yanıma gelenlerin farkına vardım ."Kendine neden vurdun manyak mısın ?"

"Bunlar gerçek değil Akay öldü Akel bu kesin senin eşek şakalarından birisi. " diye bağırdım.

Akel ve şakaları anca böyle kabus gibi olurdu hepsi korkunç bir kabusu andıran şakalardı.

"Güzelim bak ben bu konuda eşek şakası yapmam ."Dedi Akel. Bir numaralı katilimiz masum bir çocuğu öldürmemiş gibi sakince konuşuyordu. Gerginlikle yanağımın içini ısırdım. Kendi telefonumu cebimden çıkarıp açma tuşuna bastım polisin telefonuma bağlanıp incelediğini biliyordum ama bu umurumda değildi Akay'ı bu telefondan arayacaktım şüpheli olmakta umurumda değildi ben polisin telefonumu incelediğini biliyordum ama bunu bizimle oynayan kişi veya eşek şakası yapan Akel tahmin edemezdi.

Ekran resmimi gördüğümde gözlerimden yaşlar süzüldü sanki kalbim ağlıyormuş gibi bir histi bu Akay ile yüz maskesi yaptığımız fotoğrafımız hala duruyordu birkaç saniye resimle bakıştıktan sonra rehberime girip onun üzerine tıkladım.

Kahretsin açmıyordu!

Yine aradım.

Yine aradım.

Yine aradım.

Yine aradım.

Yine aradım.

Yine aradım.

Ve en sonunda dayanamayıp açmıştı.

"Neden bunu yapıyorsun ?"diye sordum güçlükle. "Akay'ı neden öldürdün neden bizimle uğraşıyorsun kimsin sen ? "Soru sormadan duramıyordum.

Güçlükle yutkundum. "Konuşsana pislik !" Hıçkırıklarım dudaklarımdan dökülürken gözyaşlarımda ona eşlik ediyordu. Bana yanıt vermeyeceğini anladığımda çağrıyı sonlandırdım ellerim titriyordu. Onur kulağıma doğru eğildi. Hare dışarıda olmamız şu an iyi bir fikir değil içeriye girip hepimiz konuşmalıyız tabi telefonları konuştuğumuz oda dışında bir yere koyarak."

Erkek kardeşimin dediğini güçlükle idrak ettim . "İçeri girelim tamam." diyerek evin içine doğru ilerlediğimde onlarda arkamdan içeriye girdi. Evin içine girdiğimde Onur elimden telefonu alıp diğerlerinde telefonunu toplamaya başladı.

"Telefonlar odada olmasa bile ben ona güvenmiyorum belki de eve bir şeyler yerleştirmiştir." Diye şüpheyle konuştu Birce.

Katil kim olabilir tahminleri alayım ?"Dediğinde Akel derin bir nefes alıp verdim Çınar'ın olduğu ihtimalini düşünüyordum ama o da bunu yapacak birisi olamaz gibiydi. Kararsızlık bütün bedenime baştan aşağı yayıldı.

"Sensin bence sonuçta aramızdaki en vurdumduymaz kişisin insanlara eziyet etmeyi de çok seversin." Dedi Ares.

"Ares ağzına sıçtırma ! Erkek kardeşimi neden öldüreyim."

Ares nefesini dışarı üfledi. "Akay'ı kıskanıyordun senin annen klinikte yatarken onun annesi yanındaydı bu bile senin için kıskanmak için bir sebep ." duraksadı. "Ayrıca üvey sayılırsınız anneler farklı." dedi Ares. Akel'e baktığımda yüzünün rengi bile değişmişti.

Akel'in sürekli yanında gezdirdiği Nida araya girdi.

"Ares ve Akel toxic ilişkinizi gidin başka yerde yaşayın hiç zamanı değil toxicliğinizin." dedi İzge dilini dudağında gezdirdi ona hiç ısınamıyordum. "Akay'ı belki de bir kadın öldürmüştür sonuçta herkes öldürür sevdiğini ."Dedi çocuksu bir ses çıkararak.

Gözlerimi devirdim. "Bu konuda espri yapman cidden tuhaf."

"Tuhaf bir parti kızıyımdır ve korkmuyorum bizimle oynayan kişiden çünkü aptal bir ergen bizimle oynuyor Akay'ın gerçek katili o olsa bizi mı arayacak hem de onun telefonundan baya aptalca." diye hecelediğinde derin bir soluk verdim. "Demi Akelciğim katil işi gücü yok Akay'ın telefonundan arayıp kendini mi belli edecek?" diyerek Akel 'e alaycı bir soru sordu.

"İzge bana o ölmedi gibi geliyor."

"Vaovvv bak bu baya mantıklı Akay ölmedi bence de belki orada yatanda onun klonu olabilir belki kendini klonlamıştır bizimle bir piyon gibi oynuyordur." Diyerek alayla sırıttığında kızı boğazlamamak için zor durdum.

Pislik ! böyle bir konuda espri yapıyordu.

"Akay'dan kuyruk acın var belli." Diyerek İzge'nin omuzuna sertçe geçirdi Müge.

"Seni geri zekalı sen aklınca laf soktuğunu mu sanıyorsun sana sadece kıçımla gülüyorum Mügeciğim."diyerek Akel'e öpücük attığında İzge şaşkınca ona baktım.

Yüzümü tiksintiyle buluştum." Sen cidden manyak mısın İzge?"

"Bence katil Çınar." dedi grubun en sessizi olan Nida , tartışmamızı engellemek amacıyla.

"Akay'dan nefret eden çok kişi var onlardan herhangi birisi olabilir ."dediğinde Onur Akal tek kaşını havaya kaldırdı." Veya birisi benimle oynuyordur." dedi Akel düşünceli bir sesle.

"Seninle oynuyorsa neden bizi karıştırıyor ?" diye sordu Müge.

"Sen çeneni kapa pislik. "dudaklarımdan aniden çıktı.

"Düşmanlığımızı bırakmamız gerek Hare. "dedi Müge.

"Umarım bir sonraki geberen sen olursun." Diye bağırdım.

"Düzgün konuş ben ölmeyeceğim duydun mu ben ölmeyeceğim." diyerek Müge sinir krizi geçirmeye başladığında dudaklarımdan sinirle kahkaha karışımı bir ses döküldü. Onu şu an parçalama istiyordum ama bunu yapamıyordum sevdiğim adamın bir parçası onun karnında olduğu için bunu yapamıyordum. "Akay bence bebeğinle seni istemedi sende onu öldürdün ."dudaklarımdan aniden döküldü.

"Ne bebeği?" diye sordu şaşkınlıkla Akel .

"Amca oluyorsun Akel." dedim bu kısımdan haberi olmayan Akel'e saç diplerime kadar uyuşarak. "Akay en yakın arkadaşımı beceriyordu bana darbe attılar ya hani boktan aşklarının bir sonucu işte bebek. "Müge'nin gözlerinden yaşlar süzüldü.

"Ben böyle olsun istememiştim hem aldatma sayılmaz bu Akay sonuçta benim sevgilimdi.''diye saçmaladığında onu paramparça etmek istedim.

Akel sabır dilercesine Müge ve bana baktı. "Sırf senin için okulunu bile değişen senin yanına gelen en yakın arkadaşını kıskandığın için erkek arkadaşını ona yürüttün oh ne güzel parada koparacaktınız ."Şakaklarını ovaladı Akel." Sonra erkek kardeşim senin en yakın arkadaşına aşık olup sen sadece benim için kullandığım bir peçetesin seni sevmiyorum deyince onu öldürmüş olabilirsin katil sensin Müge."dedi Akel.

Beni şaşırtmıştı Müge'yi suçlayacağını hiç düşünmezdim.

"Madem katil benim o zaman burada sizinleyken nasıl sizi arayabilirim söylesene piç !"

Belki de birisine para vermiştirsin veya bir arkadaşına aratıyorsundur bizimle oynamak için."

Akel'in dediği bana da mantıklı gelmişti.

"Sen katilsin Müge ."dediğimde Müge kendini koltuğa attı.

" Saçmalıyorsunuz." Gözlerini bellerti."Akay'ı ölürmem ben onu seviyordum."

Ayaz gözlerini Müge'ye dikti."Evet sen bir katil olamazsın sen sadece onun peçetesi olursun."

Müge kendi saçını çekiştirmeye başladı."Senin benimle derdin ne Ayaz ? Kuyruk acın falan mı var söylesene."

"Benim kuyruk acım yok ama senin herkesten kuyruk acın var herkese kendini söndürtün ." Ayaz baş parmağıyla onu işaret etti."Senin birisine kendini beğendirmek çok ipek kirpikle falanda uğraşmana gerek yok direk donunu indir gez."

Müge'nin gözlerinden ateş çıkacak gibiydi."Bana bulaşmaktan vazgeç."

"Müge katil değil o yataktan yatağa atlayan bir o..."

"Yeter konu bu değil."Dudaklarımdan aniden döküldü Müge'yi suçlayarak zaman kaybediyor gibiydik.

Müge cinayet işleyemeyecek kadar beceriksizdi. Diğerleri ise cinayet işleyecek kişiler değil Akel ve Ares hariç kimse bukadar kötü olamazdı ikisinde masum bir çocuğun ölümüne sebep olmasının şokundaydım Akel ile aynı sınıftaydık ve onu bu yüzden biraz olsun tanıyordum ondan çekinen erkek öğrencilere türlü türlü zorbalık yapardı Ares'te hep onun ortağı olurdu ama birisinin ölümüne sebep olmasını beklemezdim Akay'ı öldürdüğüne dair şüphelerim daha da artıyordu. İç sesim kendince Mügeyi korunduğunda boğulduğunu hissettim son zamanlarda resmen psikolojim altüst olmuştu. "En yakın arkadaşının sevgilisiyle yatan birisi cinayete işleyebilir. " Müge hırıltılı bir şekilde nefes aldı. "Siz kafayı yemişsiniz. ""Bunları senin yapıyor olma ihtimalin daha mantıklı"Dedi Nida. Müge gözlerimin içine ben suçsuzum bakışı attı. "Ben katil değilim sizi aptallar eğer katil olabilecek birisini arıyorsanız Akel ve Ares'e bakmanız yeterli."

"Yani ben katil değil kaltak olanım diyorsun." dudaklarımdan çıktı aniden. Müge'ye olan öfkem günler geçtikçe daha da artıyordu.

Akel ve Ares iyi kapancı falan diyordu Onur ise Müge'nin çok üzerine gittiğimi söylemişti diğerleri ise sessizdi ama biliyorum esas merak ettiğiniz bu değil esas merak edilen Müge'nin tepkisi o zaman anlatmaya başlayabilirim benim dediğimden sonra bir kaç saniye ortama boğucu bir sessizlik hakim olmuştu sonrasındaysa o bana küfürler savurarak evden çıkmıştı bunun dışındaysa hiçbir gelişme olmamıştı. Geriye kalanlar ise birkaç dakika saçma teorilerde bulunduktan sonra evden ayrıldılar. Resmen spikermişcesine iç sesimle konuşuyordum. "Biz artık eve gitsek iyi olur annemler malum." dediğinde onur derin bir nefes alıp verdim. Bu olanlar yetmiyormuş gibi eve gidip babamın sinir krizi geçirici laflarını duymak istemiyordum. Tek istediğim Akay'ın odasına gidip onun kokusunun sindiği yatağında onun komodininin üzerindeki çerçevesiyle uyumak istiyordu o çerçevede ikimizin fotoğrafı vardı. "Ben biraz daha burada kalacağım Onur sen git." dedim kurumuş dudağımın arasından .

Onur tek kaşını havaya kaldırdı." Seni burada Akel piçiyle bırakamam." dedi.

"Akel umurumda değil sadece biraz Akay'ın odasında zaman geçirmek istiyorum buna hakkım var değil mi ? Onur lütfen git dışarıda biraz gez ben seni aradığımda beni aramaya gelirsin eve gideriz sonra ikimiz" Dediğimde Onur başını hayır anlamında salladı.

"Olmaz seni tek bırakamam."

"Lütfen Onur biraz empati kurmaya çalış lütfen git." dedim yalvaran bir sesle ve bakışla Onursa bir kaç saniye sessiz kaldıktan sonra "iyi tamam biraz dışarıda gezerim gelirim sen yeter ki iyi ol." dedi. O sırada Akel araya girdi. "Onur istersen burada Tv izle sen." dedi. "Sonuçta dışarıda bir katil varken erkek kardeşinin tek başına gezmesi saçma burada beklemesi daha mantıklı sende Akay'ın odasına gidebilirsin hatta benim sana göstermek istediklerim var."

Onur kaşlarını çattı. "Sen ablama ne göstereceksin ?"

"Akay ile ilgili özel bir konu. "Dedi sakin bir sesle.

"Ben Akay'ın odasına geçiyorum. "Diyerek Akay'ın odasına doğru ilerlediğimde Akel peşimden elindeki viski şişesiyle geldi şaşkınca gözlerinin içine baktım. "Aslında ben burada tek olmayı planlıyordum." dediğimde Akel umursamazca yere oturup duvara yaslandı. "Bana neyi gösterecektin ?"diye sorduğumda yüzünde bir sırıtma belirdi.

"Gerçekten hiçbir şeyi hatırlamıyor musun ?"Diye sordu. Hayır anlamında başımı salladım Akel'in üst dudağı kıvrıldı . "Akay ölmeden önce yaşadıklarımız hiç aklımdan çıkmıyordu." Dediğinde şaşkınca ona baktım dediklerinden hiçbir şey anlamıyordum. "Akel neyden bahsediyorsun ?"diye sorduğumda Akel elindeki viski şişesini yere koyup ayağa kalktı. "Ben özür dilerim ."Dedi.

"Neden özür diliyorsun ?"

"Çınar'ın arabasıyla bizim evin önüne gelmiştin Akay'ı görmek istemiştin ama o evde yoktu her zamanki gibi ortadan kaybolmuştu ."Derin bir soluk verdi. "O günü hatırlamıyorsan bunu da hatırlamıyordursun seni eve aldım berbat gözüküyordun Çınar yoğun bir depresyonda olduğunu ve buraya gelmek istediğini söyleyip gitti ve evde ikimiz baş başa kalmıştık. " Kurumuş dudağını ıslattı. "Sana içki teklif etmiştim sende ilk defa kabul etmiştin yoğun dertleşmemiz yoğun bir sevişmeye dönüşmüştü Akay'a olan öfkeni benimle çıkarıyordun onun adını sayıklayarak."

Şaşkınca gözlerine baktım. Bu ne saçmalıyordu ? Ben böyle bir şey yapmazdım."Çınar'ın arabasına bindiğimi nereden biliyorsun?"

"Sizi gördüm sonra eve geçtim ve sen bana geldin."

Yalan söylüyordu. Ben böyle bir şey yapmazdım ,Öfkeden ellerim titriyordu dedikleri bükün bedenime sadece acı yayıyordu. Güçlükle konuşmaya çalıştım. "Aramızda hiçbir şey olmadı yalan söylüyorsun." dedim Akel ise parmaklarını saçlarının arasından geçirdi.

"Akel yalan söylüyorsun ben sadece Akay'ın öldüğü günü hatırlamıyorum."

"Belki de hatırlayamadığım başka şeyler vardır ama sen bilmiyordursun."

"Demedim say, tatlım biliyor musun ? Onu öldürmesi en mantıklı kişi ben olurdum.Çünkü bunu yapmak için en büyük sebebi olan benim Hare, biliyorum bu çok saçma o parkta ben ağlarken yanıma gelen tek kişiydin Akay bile gelmezken sen o gün o parkta yanıma geldin ve beni dinledin iyi olup olmadığımı sordun kimse bunu sormazken sordun işte o gün ben sana çok fena aşık oldum be kadın okulun başı dikkatimi çekiyordun sadece şimdiyse her şey değişti. Aşık olmam onu öldürmem için bir sebep mi?"

Şaşkınlıkla gözlerinin içine bakıyordum. "Sen cidden manyaksın Akel ama şunu bil manipüle etmekte iyi olmayan bir manyak."

Gözlerini kıstı. "Onun için üzülmüyor olmam hatta kendimi enerjik hissetmem beni kötü birisi yapar mı ?"diye sorduğunda sesi fazlasıyla ürkütücü çıkmıştı. Bu çocuğun cidden manyak olduğunu iyice anlamıştım.

Öfkeyle iç çektim ."Akel yeter artık sus sadece onun ölümüne bari biraz saygın olsun."

Burukça gözlerimin içine baktı. "Hare hep o kazandı en basiti o bir babaya sahip annesi yanında sevdiğim kadın bile onun yanında Hare ben ondan nefret ediyorum öldüğünde bile onun için üzülenler var ama eminim ben ölsem kimsenin umurunda olmazdım."

"Akel yeter çeneni kapa artık." dedim.

"Hare kötülerde sevemez mi ? Onlarında duyguları olamaz mı ? Ben hep nefrete mahkum olan mıyım dayanamıyorum Hare."

"Akel yeter konuşmak istemiyorum." Sesimi biraz yükselttim.

"Ben de senin benden nefret etmeni istemiyorum." ses tonu öfkesini fazlasıyla vurguluyordu. "Tamam çok iyi birisi değilim ama seni seviyorum bunun artık farkına var Hare Dumlupınar sana köpekler gibi aşığım." Dedikleri bir taş misali kalbimi eziyordu ben ölen erkek kardeşinin kız arkadaşıydım ve biraz zaman bile geçmeden yine bana duygularını açıyordu birazcık Akay'a saygısı olmalıydı.

"Sen çok alçak bir adamsın kardeşinin daha kırkı çıkmadı ve sen onun kız arkadaşına yürüyorsun." Sesim fazlasıyla öfkeliydi nasıl bu kadar iğrenç bir karaktere sahip olabilirdi ? Göz pınarlarımdan yaşlar süzülmeye başladığında dudaklarımdan hıçkırıklar dökülmeye başlamıştı . Bu nasıl kardeşlik bağıydı böyle kardeşlik mi olurdu ? Bir an Habil ile kabil olayının bir yansımasını görüyor gibi hissettim Akel kendi kardeşini öldürebilecek kadar kafayı yemiş olabilir miydi ? "Senin sevgin hastalık Akel." diyerek konuşmaya devam ettiğimde Akel çenemi sıkıca kavradı.

"Ben hastaysam senin de o zaman ilacım ol Hare." Üst dudağı yukarıya kıvrılmıştı ben ağlamak isterken onun kristal mavisi gözlerinin ardında yoğun bir sis perdesi olduğunu hissediyordum. "Hare hep ne istedim sana söyleyeyim seninle olmak yıllarca çıkmak senin beni başka kızlardan kıskanmak sonra seninle evlenmek küçük Akel ve Hare dünyaya getirmek istedim sen bunları Akay'dan beklerken ben seninle bu hayalleri kurdum çocuklarının babası ve hayatını aşkı olmak istedim." Yanağımı okşuyordu.

"Benden uzak dur Akel." diyerek böğürdüm.

"Onu tanıyan önce başta benden hoşlandın ama salak Müge her şeyin içine sıçtı Hare sen başlarda okulda beni kestin bunu çok iyi hatırlıyorum."

"Akel ben sonuçta bir kızım okulun ilk günleri her kız gibi birilerini kesmiş olabilirim bu sadece sen değildin ve şu an senin yaptığın taciz." dedim üzerine bastıra bastıra.

"Ben hiç kimseye taciz etmem Hare ,tacize uğrayan birisi bunu başkalarına yapmaz."Gözlerinde yaralı bir çocuk var gibiydi.

Tek kaşımı havaya kalktı. "Sen neyden bahsediyorsun?"

"Ben en iyisi gideyim." Diyerek odadan çıktığında ölmek istedim sevdiğim adamın kardeşiyle bir şey yaşamış olamazdım o yalan söylüyordu tek istediği bana acı vermekti Akel can yakmaktan zevk alan kafayı sıyırmış bir manyaktı. Akel'in odadan çıkmasıyla kendimi sevdiğim adamın yatağına atıp komodininin üzerindeki çerçevedeki resmimizi aldım ve onun gözlerine baktım şefkat dolu gözler bu fotoğrafta tedirgin bakıyordu onun gözlerini okumada her zaman iyiydim o gözler sırlar ve tedirginlik barındırıyordu. Çerçeveye sıkıca sarılarak kendimi uykunun kollarına bırakmaya çalıştım ama başarılı olamamıştım gözlerimi yeniden açıp yataktan kalktım çerçeveyi komodinin üzerine koyuyordum ki Onur'un bana seslendiğini duymamla hiç anlamadığım şekilde çerçeve yerle buluşup parçalara ayrıldı.

Kahretsin! Ondan bana kalan tek şey bana bu fotoğraftı yere eğilip ellerime batan cam parçalarına aldırış etmeden fotoğrafı cam parçalarının arasından aldım. Üzerindeki kırıntıları da elimle yitirdiğimde fotoğrafın arkasındaki telefon numarasını görmem bir oldu. Fotoğrafı yarın o numarayı arayacağım düşüncesiyle cebime attım şakaklarıma garip bir sızı saplanmaya başlamıştı. Belki de numarayı şu an aramalıydım. ''Onur telefonun lazım.'' dememle erkek kardeşim telefonu bana uzattı her ihtimale karşı nedensizce kendimi belli etmeden olayları çözmek istiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.