8 kasım Paranoia partisi (geçmiş)
Akel
Parti, boğucu bir atmosferde ilerliyordu. Arkadaşlarım derin sohbetlere dalmışken, ben Hare'yi bekliyordum. Birden Umut ve Hare içeri girdiler, bu da benim için bir sinyaldi: Umut'la hesaplaşma vakti gelmişti. Hare ile göz göze geldiğimizde gergin bir sessizlik oldu aramızda. Hare, masadan ayrılıp üst kata çıktığında, lavaboya gittiğini anladım. Bu benim için fırsat anlamına geliyordu; Umut'a doğru ilerledim ve şaşkınlıkla bana baktığını fark ettim. Onun, benim için bir rakip olduğunu biliyordum.
"Seni ve Hare'yi burada görmek sürpriz oldu," dedim alaycı bir tonla. Gözlerinde hala şaşkınlık vardı.
Umut, gözlerini devirdi. "Her zamanki gibi kendini rezil etmede formundasın, Akel," diye karşılık verdi.
Bira şişesini masaya sertçe bıraktım. "Seninle biraz konuşmamız gerekiyor, Umut," dedim, sesimi kontrol edemeyerek.
Umut, kaşlarını çattı. "Ne istiyorsun, Akel? Hare ile ilgili mi konuşacaksın?"
Çapkın bir tebessüm ettim. "Hare sadece benimle sevgili olmak gibi bir hayal kurar eğer onunla sevgili olmak gibi bir düşüncen varsa erkenden vazgeç. Üzülmeni istemem Umut. Onu geri kazanmak için her şeyi yapacağım."
Umut'un yüzü öfkeyle karardı. "Hare senin oyuncağın değil," diye çemkirdi sert bir sesle. "Onu hak etmiyorsun."konuşmaya devam ettiğinde alayla güldüm.
"Ben hak etmiyorsam sen mi hak ediyorsun?Ona doğru adım attım ve onu sertçe ittim. Umut hafifçe sendeleyerek yüzüme yumruk savurduğunda, ağzımdan her zamanki küfürlerim döküldü ve onu en korkunç tarafımla karşılaştırmaya başladım. Hare'nin durmam için yalvaran sesini duyuyordum ama durmayacaktım.
Aynı kadın için savaşmaya hazırdım.
Umut'un gözlerindeki acıyı görmek, içimdeki öfkeyi yavaşça sakinleştirmeye başladı. Hare'nin sesi, yalvaran bir tonla tekrar duyuldu, "Lütfen dur! Bu şekilde yapma!" Durmamakta kararlıydım. Yumruklarımı fazlasıyla hızlandırdım. Hare'nin sesi, bu defa daha sert ve kararlıydı: "Sen bir canavarsın Akel!"
Bu sözler, beni durduran ilk gerçek şeydi. Umut'un yüzüne baktığımda yüzünün tanınmaz halde olduğunu fark ettim. Etraftakiler, Umut'a yardımcı olurken, ben hızla oradan uzaklaşıp kapıdan çıktım. Ayak seslerini duyduğumda, Hare'nin arkamdan geldiğini hissettim. Onun sert sesi, içimi daha da kemirdi.
"Amacın ne Akel!" diye bağırdı Hare. Sözleriyle beni doğrudan yüzleştirdi ve artık kaçamayacağımı anladım. Dönüp ona bakarken, yüzündeki hayal kırıklığını görmek beni derinden sarsmıştı. Onun karşısında suskun kaldım, çünkü cevap verecek hiçbir şeyim yoktu.
12 kasım Hare (geçmiş)
Akel resmen sabrımla oynuyordu. Tam karşımdaki masaya oturmuş bana kurnaz bir bakış atmıştı daha sonra yanına gelen ismini bilmediğim sarışın bir kızla sohbet etmeye başlamıştı. Aralarındaki samimiyet beni rahatsız ediyordu. keyifli bir sohbet içindeydiler. Akel'in ağzı onada iyi laf yapıyor gibi görünüyordu. Günün sonunda o kızıda mı yatağına atacaktı?Yoksa o sürtükgil görünümlü kızla zaten yatmış mıydı?Kalbim hızla atmaya başladı. Akel'in dikkati tamamen ona odaklanmış gibiydi. İçimde bir sancı hissettim. Onların arasında geçen konuşmaları duymak istiyordum. İkiside aniden bana dönüp fısıldaştıklarında kıza ters bir bakış attım. Ellerim masaya sıkıca yapışmıştı, kontrol edemediğim bir öfke ve kıskançlık içindeydim. Okuldan sonra, Eve döndüğümde hâlâ onların konuşmalarını detaylı bir şekilde düşünüyordum. Kalbimdeki sancı geçmek bilmiyordu. Belki de Akel'in beni anlaması için açıkça ifade etmem gerekiyordu, ama şimdi duygularım o kadar karışıktı ki, ne yapacağımı bilemiyordum. Sosyal medya hesaplarıma girdiğimde Akay'ın beni bütün hesaplardan takip ettiğini fark ettim. Annem odama girdiğinde hemen yüzümde bir tebessüm oluşturdum, içimdeki karmaşık duyguları gizlemeye çalışarak.
"Ailece film izleyelim. Mısır patlattım, baban da salonda. Kalk ve filmi seç," dedi annem gülümseyerek.
Filmi seçmek için salona geçerken içimdeki öfke ve kıskançlık duygularını bir kenara itmeye çalıştım. Akel'in davranışları beni gerçekten rahatsız etmişti, ancak şu an ailemle birlikte olmanın keyfini çıkarmak ve içimdeki sancıyı hafifletmek istiyordum.
Şimdiki zaman
Müge
Ben bir yalancıydım. Bebeğimin babası Akay değildi, bebeğimin babası o şerefsizdi. Ama ben Akay'a, onun bebeğiymiş gibi yutturmaya çalışmıştım. Bu beni kötü birisi yapar mıydı? Tek isteğim sadece sevdiğim adamla hayatımın sonuna kadar bir arada olmaktı. Akay, benim ilk sevgilimdi, hiç ayrılmayacağımızı düşünürdüm. Biz her zaman hem sevgiliydik hem de suç ortağıydık, başkalarının canını acıtıp eziklediğimiz de mükemmel tatminkar bir duygu hissederdik. 8 yaşından beri tek isteğim annemin çalıştığı evin sahibinin kızı Hare gibi olabilmekti. Ona karşı her zaman büyük bir nefret duyarken, bütün hayatını elinden almak isterken aynı zamanda onun arkadaşlığı bana iyi geliyordu. Akay evin önüne geldiğinde, hep anneme çaktırmadan evden çıkardım, anneme ve ev sahiplerine yakalanmak o zamanlar en büyük korkumdu.
10 Haziran 2021 yılında Akay, pencereden etrafa bakan Hare'yi görmüştü ve bana onun kim olduğunu sorduğunda salakmış gibi Hare'yi ona anlatmıştım. Oysa bana, onlarda çok para vardır, kimlere nasip oluyor para edebiyatı yapmıştı, zaten bu durum beni incitirken, o gün Akay bu haksız durumu benim yüzüme vurmuştu. İlk başlarda sadece hayranca Hare ve Onur'un hayatını uzaktan izlerken, bir gün Hare ile eşit olmadığımı Hare tartıştığımda tavırlarıyla yüzüme vurmuştu. İşte o gün benim için bir dönümdü, aklıma o saçma plan gelmişti; sevgilim, onun mükemmel hayatını altüst edecekti.
İlk başta ona onu seviyormuş gibi oynayacaktı ve ondan ne kadar para sömürebilirse sömürecekti, en sonundaysa onun kıçına bir tekme atıcak ve biriktirdiğimiz parayla biz buradan tamamen gidecektik. Akay, bana o gün söz vermişti. Planı yaptığımızda ona kurallar koymuştum, Hare'yi sadece kendine aşık edecekti ve parasını sömürecektik, onunla yatma gibi bir durumda söz konusu olmayacaktı, fakat hiçbir şey hesapladığımız gibi olmadı. Akay, o şımarık aptal küçük kıza gerçekten duygular beslemeye başlamıştı. Onu bırakması gerekirken, ondan vazgeçmeyip bana onu sevdiğini söyleyip benden ayrılmıştı. Başlarda bunu kaldıramazken, sonralarındaysa bedenimin bana uyguladığı baskın duyguların hakimiyetine kapılıp, o beni bıraktığı halde onunla yattığım bir döngü içine girmiştim; bu durum, onun hoşuna gidiyordu, onu seven iki kadına sahip olması kendince ona üstün hissettiriyordu. Bana verdiği en büyük cezaysa, "yoluna bakmalısın, senden hoşlanan erkeklere bakmalısın" deyip beni Dağhan'la tanıştırmasıydı. Onunla olan suçlarında ben, Akay ve onun arasındaki taşıyıcıydım, bana içinde ne olduğunu bilmediğim valizleri taşırtırdı; bir süre Dağhan ile birbirimizi göre göre, Dağhan ile yakın arkadaş olmaya başlamıştık, onun bütün hayatımı mahvedeceğini bilmeden, onunla arkadaş olmuştum.
Akay'ı Hare ile görmeye dayanamadıkça, hatalarıma karşı düzeltmek yerine, daha fazla hata için diz çökmüştüm.
Başlarda pişmanlık duyduğum şeyler, bir süre sonra hiç pişmanlık çekmeme sebep oldu. Sahi, ben kötü birisi miydim? Bu kadar nefreti hak ediyor muydum? Kendi soruma cevap vermem gerekirse, öyleydim. Her şeyi düzeltmeye çalışırken, daha fazla bok ediyordum. Hem gerçekten masum bir hayata başlayıp iyi bir insan olmak istiyordum, hem de güçlü ve saygı duyulan kişi olmak istiyordum, ikinci seçenektekinin gerçekleşmesi benim en çok istediğim şeydi. Düşündükçe nefesim suyun altında iyice daralmaya başladı. Havuzdan çıktığımda Sonat beni çapkınca izlemeye başlamıştı. Klasik benden hoşlanan çocuklardan biriydi, aynı zamanda en yakın arkadaşımdı; belki de yalnız kalmamak için kullandığım bir arkadaş diyebiliriz. "Göbeğin büyümeye başlamış." diyerek sırıttı. "Sana annelik çok yakışacak." dediğinde gözlerimi devirdim. Ben anne olmak istemiyordum, aldırmakta kararlıydım, oysa bencil en yakın erkek kankam olmasına rağmen bebeğe kıymamam taraftarıydı. Onu istemiyordum karnımda, evet farkındayım, o diye bahsettiğim çocuk benim kendi canımdan bir parça, birazcık da onunla duygusal bir bağ kurmuşta olabilirim ama bu onu aldırmayacağım anlamına gelemez, aptal küçük bir canlı benim hayatımı mahvedemez, eğer onu doğurursam ne iyi bir kariyer sahibi olabilirim ne de mükemmel bir hayata sahip olabilirim. Birinci kural, eğer birisi senin hayatını mahvediyorsa, ondan kurtulmalısın, ve ben kendim oluşturduğum bu kurala uyacaktım.
"Amcan bana yardım etmeyi kabul etti mi, karnımdakinden kurtulmak istiyorum." dedim üstüne basa basa. Sonat'ın ise gözlerinde garip bir ifade vardı. "Ben hayatımı mahvedecek şeyden kurtulmak istiyorum."
"Hayatımı mahvedecek dediğin şey senin bebeğin, Müge, hayatını da mahvetmeyecek, annelik dünyanın en güzel şeyi." Sonat, dramatik konuşmaya başladığında, ona inanamadım, bencilikler kralı olabilecek potansiyeldeki en yakın arkadaşım bana bebekten kurtulmamı söylüyordu. Yüzüme yapmacık bir gülümseme yerleştirdim ve elindeki havluyu çekip aldım.
Bencil olan sen, şimdi bana drama mı yapıyorsun, yoksa bana mı öyle geldi kardeşim?"
"Ben bencilim, Müge, katil değilim, senin gibi, ve o küçücük bebek ölmemeli''
"O bebek, benim hayatımı mahvedecek." dedim ve havluyu alarak, havuzdan uzaklaşmaya başladım.
"Senin bebeğin Müge, hayatını mahvedecek dediğin şey, ama annelik dünyanın en güzel şeyi, hayatını mahvetmeyecek." Sonat dramatik konuşmaya başladığında, ona inanamadım. Bencilikler kralı olabilecek potansiyeldeki en yakın arkadaşım bana bebekten kurtulmamı söylüyordu. Yüzüme yapmacık bir gülümseme yerleştirdim ve elindeki havluyu çekip aldım.
"Bencil olan sen, şimdi bana drama mı yapıyorsun, yoksa bana mı öyle geldi, kardeşim?"
"Ben bencilim Müge, katil değilim senin gibi, ve o küçücük cana acıyorum. Müge, 1 ayı bile geçti, o karnındaki miniğin beyni bile gelişti. Hem kanunen alınması suç, hem de bu bir cinayet, kendi çocuğunu öldürmek bence dünyanın en kötü cinayeti. Sen katil olmak istiyorsun." Dedi, üzerine basa basa.
"Eğer bütün hedeflediklerimi kaybedeceksem ve kaybetmemek için birini öldürmem gerekirse öldürürüm." Diye vurguladığımda dehşet bir ifadeyle bana baktı.
"Müge, sen bence iyi düşünemiyorsun, yaşadıklarından dolayı, bunun başka hiçbir açıklaması olamaz!" Sonat bana bağırdığında, onun dostluğunu kaybedeceğimi anlamıştım, Hare'nin dostluğunu kaybetmiştim, şimdi de en büyük desteğim Sonat'ın dostluğunu kaybedemezdim. Sonat baş parmağıyla beni işaret etti. "Ya o masum cana kıymazsın, arkadaşım olarak kalırsın, ya da ben de giderim, tek başına kalırsın, fenomenlik hayallerini de unutursun, şirket sana hiçbir katkıda bulunmaz." Sertçe konuştuğunda, yüzünü avucumun arasına aldım.
"Gerçekten sevdiğin kadına bunu yapar mısın?" Diye sordum, yanağını okşadığımda, Sonat elimi tersçe çekti.
"Sen gerçekten senden hoşlanan her erkeği kontrol edebileceğini mi sanıyorsun? Kendine gel Müge, abartılacak bir tarafın yok, ne kızlar var, senden baya güzelleri de var." Bana ezikmişim gibi bir bakış attı. "Seni istediğin hayata kavuşturmayan kendinsin, mükemmel bir hayata sahip olmanı engelleyecek karnındaki değil, sensin. Bir erkeğin senin hayatını değiştireceğine inanıyorsun ya, en komiği bu. Tatlım, şunu unutma, paralı erkekler sana parasını yedirir, son kullanma tarihin bitene kadar seni kullanır, sonraysa bir çöp gibi atar, yani seni zenginleştirmez, seni attıktan sonraysa, Hare gibi masum ve karakterli bir kadınla evlenir." Duraksadı. "Hare'yi zengin yapan babasının parası değil, kalbi, ve sen istesende o olamazsın." Beni Hare ile kıyaslaması sinirlerimi bozmuştu. Gözlerim dolmaya başladığında, Sonat sırıttı, kalbimi kırmak hoşuna gidiyordu. "Artık seni çözdüm Müge, sen konu para olsun, kardeşin dediğin kişiyi bile ayartmaya çalışırsın, beni umutlandırarak elinde tutuyorsun, paramdan yararlanıyorsun, havuzumdan yararlanıyorsun, ve saflığımdan yararlanıyorsun. Şimdi seni küçük para avcısı kardeş, defol evimden!" Ellerim aniden Sonat'ın boğazına gitti.
"Beni bir daha kimseyle kıyaslama!" diye bağırdım. Tüm gücümle boğazını sıkıyordum, o da beni itti. "Sonat, beni kimseyle kıyaslayamam, çünkü kimse senin gibi aşağılıkça davranama, hangi insan kendi bebeğinin canına kıyar ki!" Diye bağırdığında giysilerimi alıp ıslak bikinimin üzerine geçirerek pislik diye bağırdım, sonrasında ayakabılarımı bile giymeyerek çıplak ayakla oradan uzaklaştım. Yine yalnızdım, yine kötü olarak tanımlanan ben olmuştum, ben kötü değildim, sadece istediği hayatı elde etmek isteyen hırslı bir kadındım, zengin çoğu kadın geçmişinde bunu seçmişti. Evin görkemli kapısından çıkıp, güvenliğe belli etmeden Sonat'ın arabasına tekme attım. Aniden karşıma çıkan kişiyi fark ettiğimde yüzümde bir gülümseme belirdi.
"Ares"