Aras sabaha kadar gözüne uyku girmeden bekledi.
Mutfak camındaki yazı gün doğunca kaybolmuştu.
Sanki hiç yazılmamış gibiydi.
Ama Aras biliyordu.
Bu ev artık normal bir ev değildi.
Okuldan sonra doğruca kütüphaneye gitti.
Yaşlı görevli yine aynı masada oturuyordu.
Sanki dün yaşanan hiçbir şeyi hatırlamıyordu.
Aras cebinden kaseti çıkardı.
"Bu kaseti kim bıraktı?"
Görevli kasete bakınca yüzü bir anda soldu.
"Onu... hâlâ saklıyorlar mı?"
"Kim?"
Adam cevap vermedi.
Sadece eski bir video oynatıcı uzattı.
"İzleyeceksen... tek başına izle."
Aras bodruma indi.
Kaseti cihaza yerleştirdi.
Ekran önce parazitlendi.
Sonra görüntü geldi.
Tarih:
14 Ekim 1989 – Saat 03:27
Kamera, aynı şehrin sokaklarını gösteriyordu.
Her yer sessizdi.
Görüntüyü çeken adam nefes nefeseydi.
"Kayıt yapıyorum... Eğer biri bunu bulursa, sakın pencereye bakmayın."
Bir anda adam kamerayı pencereye çevirdi.
Perde kapalıydı.
Sonra...
Camın arkasında bir gölge belirdi.
Adam korkuyla perdeyi açtı.
Dışarıda kimse yoktu.
Tam rahatladığı anda...
Kamera yavaşça arkasına döndü.
Ve odanın içinde...
Aynı siyah siluet duruyordu.
Adam çığlık attı.
Görüntü bozuldu.
Kaset bitmedi.
Parazitlerin arasından tek bir cümle duyuldu.
"O, sadece dışarıda yaşamıyor."
Ekran tamamen karardı.
Aras kaseti çıkarmak için uzandı.
Tam o sırada video oynatıcının ekranı yeniden açıldı.
Ama kaset artık içeride değildi.
Ekranda canlı görüntü vardı.
Kamera...
Aras'ı gösteriyordu.
Sanki bulunduğu bodrumun tavanından biri onu izliyordu.
Arkasında ise...
Yavaşça yaklaşan uzun bir gölge vardı.
Aras korkuyla arkasını döndü.
Kimse yoktu.
Tekrar ekrana baktığında...
Gölge artık tam arkasında duruyordu.
Ve ilk kez fısıldadı:
"Sonunda beni izledin..."
Devam edecek...