"Sana inanamıyorum Afra!"
Babamın bağırış sesiyle derin bir soluk vererek elimi yumruk yaptım. Tırnaklarım etime batıyor ve artık sabrım taşmak üzereydi. Dün gece olanlardan sonra Hakan'dan şikayetçi olmuştum. Şu an Ali Asaf ile birlikte nezaretteydi. Babam ise bunu yaptığım için kızıyor ve şikayetimi geri almam için çabalıyordu.
"Son kez söylüyorum Afra, kalbini kırmak istemiyorum kızım ama o şikayetini geri alacaksın! Nasıl böyle bir şey yaparsın ya? Aklım almıyor!" Babam odanın içinde volta atarken dayanamayarak ayağa kalktım. "O Ali Asaf hocadan sikayetini geri almadığı sürece bende şikayetimi geri almayacağım baba. Biraz daha üzerime gelirsen ikimiz içinde iyi şeyler olmayacak." Kapıya ilerlerken, "benim yetiştirdiğim kız bu değil!" Dedi bağırarak. Durdum. Gülmeye başladım. Gözlerimden yaşlar akana kadar kahkaha attım. Bir elimi karnıma koyarak diğer elimle de gözyaşlarımı sildim. Gülerek, "senin yetiştirdiğin kız? Öyle mi baba?" Dedim. Gülüşüm solduktan sonra, "ben kendim büyüdüm, kendi kendimi terbiye ettim. Doğruyu yanlışı kendi çabamla öğrendim." Dedim.
Babam öfkeyle harmanlanmış bir hayal kırıklığıyla bana bakıyordu. "Hiç mi bir şey öğretemedik?" Dedi. "Hiç mi baba olamadım sana?!" Bağırışıyla odanın kapısı açıldı. Kimin geldiğine bakmadım bile. "Üç kuruş fazla alabilmek için dünyaya getirdiğiniz çocuğu sevgiye aç yetiştirdiniz." Gözümden akan bir damla yaşı öfkeyle silip, "sizden almam gereken sevgiyi bir papağandan aldım ben! Bizim gibi aklı olmayan, iradesi olmayan bir hayvandan aldım! Annemle babamın benimle ilgilenmesi gereken yaşlarımda o papağanla oynadım ben!" Bağırdım. Kendimi tutamıyor gözyaşlarımı durduramıyordum. Babam önündeki sandalyeyi sıkıca tutarken, "artık paraya doyduğunuza göre kardeşimi de sevgiye aç bırakmazsınız diye düşünüyorum komiserim." Diyerek odadan çıktığımda gözlerimdeki yaşları silerek bana yaklaşan kerem abiye ilerledim. "Hakan ve Ali Asaf ile görüşmek istiyorum." Kerem abi beni süzdükten sonra, "bağırışlarınızla karakolu alt üst ettiniz, çay kahve de ister misin?" Dedi. Tam ağzımı açacağım sırada babamın odasından gelen kırılma sesleriyle derin bir soluk verdim. "Babanın yanına gidiyorum Afra, rahat dur." Yanımdan geçecekken kolunu tuttum. "Geldikten sonra görüştürecek misin?" Kolundaki elime baktıktan sonra kolunu kendine çekti.
"Hayır Afra."
O babamın odasına giderken bende gözaltı odasına girdim. Bana dönen bakışlar arasında istediğim kişiyi görünce rahatlıkla, "Hakan Aydemir'i alıp getirir misin?" Dedim Yusuf abiye. Yanındaki kişilere bakıp boğazını temizledikten sonra beni alarak dışarıya çıktı.
"Afra, artık çocuk değilsin. Bu şekilde her odaya girip istediğini yapamazsın. Oyun yeri değil burası Afra." Sıkıntılı bir soluk verdim. "Evime giren adamla, yıllarımın geçtiği ve güvenimi bir gecede yok eden adamla konuşmak istiyorum. Oyun değil bu, kendimi bu şekilde güvende hissedeceğim. Sizin olduğunuzu bileceğim, tek olmayacağım ve bu beni rahatlatacak." Yusuf abi konuşacakken bakışları arkama kaydığında bende arkamı döndüm. Babam tüm heybetiyle buraya gelmişti. "Hakan'ı getirin. Ben alacağım ifadesini." Diyerek sorgu odasına girdi. Bende camın arkasına geçtim.
Yusuf abi hakan'ı getirdiğinde hakan babamı gördüğünde şaşkınlıkla oturdu sandalyeye.
"Poyraz amca?"
Babam yüzündeki sert ifadeyi bozmadan, "ısrarla Ali Asaf hocadan şikayetini geri almama nedenin ne?" Dedi. "Evime girip bana saldırdı. Sırf Afra'nın hocası diye şikayetimi geri almayacağım." Hakan'ın öfkeli sesiyle kaşlarımı çatarak elimi yumruk yaptım. Babam odada dolanmayı bırakıp Hakan'ın karşısına dikildi. "Neden saldırdı peki Hakan Aydemir?" Hakan bu soruyu beklemiyordu. Bende beklemiyordum. Hakan şaşkınlıkla babama bakıyordu. "Poyraz amca.." babam elini masaya vurdu sertçe. "Poyraz Yurt. Komiser Poyraz Yurt. Poyraz amca değil. Ve şimdi sen Hakan Aydemir, soruma cevap ver."
Hakan'ın bakışları cama döndüğünde sanki beni görüyormuş gibi irkildim. Ürperdim. "Geceleri kızının odasına kimin girdiğini biliyor musun Poyraz amca?" Kaskatı kesilmeme neden olan şeyi yapmıştı sonunda. Masanın üzerindeki suyu içmek için elime aldığımda dudaklarıma götüremedim bardağı. Babam alayla güldü. "Ben polisim Hakan, benim evime, hele bir de kızımın odasına gece vakti girecek olan adam daha annesinin karnından doğmadı. Benim evimin etrafı sivil korumalarla dolu. Kızımı, eşimi ve beni sürekli takip eden korumalar var." Bunu bilmiyordum. Her hareketimin takip ediliyor olması ürpermeme neden olmuştu. Hakan da güldü. "Doğmuş demek ki Poyraz amca."
"Yalan söylüyor..." Fısıltım ile Yusuf abi bana döndü. "Ne?"
"Yalan söylüyor!" Bağırışımla kolunu tuttu. "Sakin ol Afra." Yusuf abiye döndüm. Babamla hakan konuşuyordu ama kafamın içindeki seslerden onları duyamıyordum bile. "Bana orospu muammelesi yaptı.. Cinsiyet partisinde kaybolmuştu, bizde onu arıyorduk. Bulduğumda, Ali Asaf hocanın odama girdiğini bunu gördüğünü ve o odama girdiğinde şey yaptığımızı düşünerek annemle beraber doğuma gireceğimi söyledi. Ben kaskatı kesildim, hazmedemedim sözlerini. Ali Asaf hoca da ne olduğunu sorunca anlattım. O da sinirlenip gitti dövdü." Yusuf abi öfkeyle cama döndü. Kolumu bırakıp sorgu odasının kapısını açtı.
Babam öfkeyle ona döndüğünde, "kusura bakmayın komiserim ama bu adam yalan söylüyor." Babam bedenini Yusuf abiye çevirdiğinde hakan da camdan bana bakıyordu, sanki gerçekten görebiliyormuş gibi. "Kızınız Afra Yurt'un ifadesini dinlemelisiniz komiserim." Babam öfkeyle Hakan'a döndü. "Ne yaptın lan kızıma?!" Hakan babama döndü. "Bir şey yapmadım diyorum. Afra beni kendisi çağırdı diyorum." Babam yakasına yapışarak onu sandalyeden kaldırdı ve duvara yasladı. "Kızıma ne yaptın Hakan Aydemir?! Söyle!"
Hızla odaya girdim. "Baba dur!" Yusuf abi beni tutarak gitmemi engelledi. "Gidemezsin Afra." Kurtulmaya çalışarak, "hakediyor ama vakit kaybediyoruz! Şikayetini bir an önce geri almazsa kaybedeceğiz Ali Asaf hocayı!" Diye bağırdım. Hakan öfkeyle bana döndü. "Hâlâ o adamı düşünüyorsun!" Diye bağırdığında babam dayanamayarak Hakan'a yumruk attı. Hakan birkaç saniye duraksadı. Babasından sonra baba kabul ettiği adamdan yumruk yemek koymuştu. Şaşkınlıkla babama döndüm. Öfkeden alnındaki damarlar kabarmış yumruk attığı eli titriyordu. ''Hakan! Son kez söylüyorum! Kızıma ne yaptın lan?!'' Babamın bağırışıyla irkildim. Çok korkunç görünüyordu. Çocukluğum babamla burada geçmişti ama hiç babamı sorgu odasında görmemiştim. Hakan yerden kalkarak dudağından akan kanı emdi. Bana döndü.
"Baba..." dedim sessizce. Ama duydu. Kafasını bana çevirdi. "Ben konuşmak istiyorum." Babam hakanı ensesinden tutarak zorla oturttu. Yakasından tutarak, "kızımı üzecek bir şey yaptığın an burada öldürürüm seni." Diyerek Yusuf abiyi de alıp çıktı. Tüm cesaretimi toplayarak karşısındaki sandalyeyi çekip oturdum. Gözlerini öyle bir dikmişti ki üzerime. "Şikayetiniz geri almazsan ondan daha fazla ceza alacaksın." Güldü. Hatta kahkaha atmaya başladı."
"Emin misin?" Sertçe yutkundum. "Şikayetini geri çekeceksin Hakan." Ağzını açacağı sırada elimi kaldırıp onu durdurdum. Kafamı cama çevirip, "Yusuf abi babamı çıkart ve kamerayı kapat lütfen." Deyip kafamı kameraya çevirdim. Kamera aşağı yukarı oynayınca dediğimi yaptığını anladım. Kafamı Hakan'a çevirdim. "Yıl 2018, aylardan Ocak, bir suçluya yardım ve yataklık yapmıştın Hakan, hatırlıyor musun?" Kaskatı kesildi. "Sen nereden öğrendin bunu?" Ona doğru eğildim. "Benim çocukluğum bu koridorda koşturarak geçti Hakan. Ve senin geçmişini o kadar da iyi bilmiyormuşuz demek ki."
"İnanmaz kimse." Dediğinde ciddiyetle telefonumu çıkarttım cebimden. Videoyu açıp önüne koydum. Dehşetle videoyu izledi. Her anını. Bir suçluya yardım ettiği her saniyeyi tekrar yaşadı. Kafasını kaldırıp delici bakışlarını gözlerimle buluşturdu. "Ne yapacaksın? İtibarımı yok edince eline ne geçecek Afra? Yıllarımızı, daha birkaç ay önce hayatına girmiş bir adam için hiç mi edeceksin?" Telefonumu kapatıp geri cebime koydum. "Şikayetini geri çekersen hiçbir şey olmaz Hakan. Haneye tecavüz suçundan bile şikayetimi geri alırım." Sırtımı sandalyeye yasladım. "Şimdi, bir dakikan var düşün ve kararını ver." Sandalyeyi sertçe geri çekip ayağa kalktım.
Ona arkamı dönerek kapıya ilerledim. Kapıyı açtığım an, "dur." Dedi. Kafamı çevirdim. Gözlerimin içine bakarak, "evrakları getirsinler, şikayetimi geri çekeceğim. Ama unutma ki o videodakileri bile isteye yapmadım. Mesleğime bile bile ihanet etmedim." Dediğinde kafamı sallayarak çıktım odadan. Sorgu odasından çıktıktan sonra Yusuf abiyle göz göze geldim. "Şikayetini geri çekecekmiş abi, evrakları istedi." Kafasını sallayarak hızla babamın odasına ilerledi.
Usulca yere çöktüm. Yorulmuştum. Hem fiziken hem de ruhsal olarak bir bunalımın içindeydim ve bu beni girdap gibi çeken bir bunalımdı. Yüzümü sıvazlayarak kafamı duvara yasladım. Yıllar gözümün önünden film şeridi gibi geçerken ritimle kafamı duvara vuruyordum. Gözyaşlarım yüzümü ıslatırken göğüs kafesim acıyla kasılıyordu. Kafamı tekrar duvara götürdüğüm sırada bir el engel oldu. Kasılan göğüs kafesimden bir soluk verdim acıyla. Dudaklarımdan süzülen acı inilti ile ellerimi yüzüme kapattım. Bedenime sarılan kollara ve kokuya bakılırsa bu kişi Nisaydı.
Kollarımı bedenine dolayarak, ''özür dilerim...'' diye fısıldadım. ''Özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim...'' Gözyaşları tişörtümü ıslatırken, ''şşhh,'' dedi. ''Özür dileme, abimin bu kadar ileri gideceğini bende tahmin edemezdim. Asıl ben özür dilerim. Sana günlerdir cehennemi yaşatan adamın kardeşi olduğum için özür dilerim Afra.''
''Afra! Afra koş!'' Nisayla birbirimizden ayrıldığımız sıra bana yaklaşan Asel ile göz göze geldik. ''Abim çıktı!'' Nisa sevinçle ayağa kalkarak Asel'e sarıldı. Yerden destek alarak ayağa kalktım. ''Ben bir elimi yüzümü yıkayayım.'' Asel'in yüzü düştü. ''Afra? Abim için uykusuzsun kaç gündür, git gör abimi.'' Asel'e döndüm. ''Benim yüzümden oradaydı abin, borcumu ödedim çıktı. Gitsin evine dinlensin.'' Nisa'ya döndüm. ''Dedemin bağ evine gideceğim. Biraz toparlanmaya dinlenmeye ihtiyacım var.'' Alt dudağını ısırarak kafasını salladı.
Tuvalete girip elimi yüzümü yıkadım. Derin derin soluklanarak gözlerimi kapatıp gelen yaşları geri yolladım. Çok özlemiştim ama öfkesine yenilip bizi bu duruma düşürmesini hazmedemiyordum. Tamam mezuna kalacaktım zaten bunu biliyordum ama yine de tüm düzenim mahvolmuştu. Onu seviyordum hemde delicesine seviyordum ama ben daha öğretmenimle ilişki yaşamayı yeni yeni kabullenirken bunlar olmamalıydı.
Uyuşuk adımlarla tuvaletten çıkıp şikayetimi geri almak için evrakları imzaladım. "Şurayı da imzalarsan tamamdır Afra." Son imzayı da atıp bitirdim. "Afra!" Kafamı çevirdiğimde gördüğüm babam ile duraksadım. "Dedenin bağ evine gidecekmişsin? Nisa öyle dedi." Kafamı salladım onaylamak için. "Biraz dinlenmek istiyorum baba, her şey çok üst üste geldi."
"Gel, ben bırakayım seni." Babamla birlikte karakoldan çıkarken gördüğüm çift göz kalbimin titremesini sağladı. Ali Asaf arabasına yaslanmış buraya bakıyordu. Beni görünce yanımda babam olmasına rağmen yanıma geldi. "Teşekkür ederim Afra." Durgun bir şekilde kafamı salladım. "Böyle olmasını istemezdim hocam, kusura bakmayın. Çıkmanıza sevindim." Hocam kelimesine takılmıştı. Bakışlarından belliydi. "Önemli değil Afra."
"İyi akşamlar." Diyen babam ile yanından ayrılmıştık.
Arabaya bindiğimde babam, "eve uğramamıza gerek yok, orada kıyafetlerin vardı." Dedi. Kemerimi bağlayıp babama döndüm. "Bir hafta kalmak istiyorum." Gözlerini yoldan ayırmadan, "seni aradığım her an ulaşabilmek kaydıyla olur." Dediğinde derin bir soluk vererek kendimi babama çevirdim. "Ve beni bir yerden izleyecek veya takip edecek bir polis olmayacak." Kaşlarını çattı. "İstesen de istemesen de olacak Afra."
"Baba." Dedim sertçe. Sabrım dolmuştu ve babamda patlamak istemiyordum. "İstemiyorum. Hem, hem sen bunu nasıl yaparsın ya? Korunmaya ihtiyacım mı var benim? Ülkemin polisini böyle bir şey için istemiyorum. O kadar değerli bir insan değilim."
"Afra!"
Bağırışı arabanın içinde yankılanırken gözlerim doldu. Arabayı bir anda durdurup bana döndü. "Benim kızım, bu dünyadaki her şeyden daha önemli. Annen de öyle. Benden nefret eden ne kadar şerefsiz var biliyor musun sen? Senin ruhun duymadan sana yaklaşan kaç kişiyi aldım ben sen biliyor musun?" Sertçe yutkundum. Aynı anda gözümden bir damla yaş süzüldü. "Kaç kez namlunun ucundan aldım ben seni?!" Bağırışıyla gözlerimi kapattım. "Bir daha bu konu hakkında tartışmak dahi istemiyorum. Ben son nefesimi versem dahi onlar sizi takip edecek."
Son sözünü söyleyerek arabayı çalıştırdı.
......
Babam beni bırakıp gideli saatler olmuştu. Biraz bahçede çiçekleri suladıktan sonra evin içine geçip yemek yapmaya koyulmuştum. Kremalı mantar ve makarna yaptıktan sonra oturma odasına ilerledim. Koltuğa oturup telefonumu elime aldım. Asaf bir mesaj dahi atmamıştı. Gözlerim dolmuştu. Usulca telefonun ekranını kapatıp ayağa kalktım. Temiz kıyafet ayarlayıp duşa girdim. Su beni rahatlatırdı her zaman. Çalan zil ile duraksadım. Hakan'ın gelme ihtimaliyle gerilirken hızla üzerime pijamalarımı geçirip kapıyı açtım.
Ali Asaf karşımdaydı. Çok yorgun gözüküyordu. "Girebilir miyim?" Sorusu ile kapının önünden çekilerek girmesine izin verdim. Girer girmez beni kendine çekerek sarıldı. "Neden? Neden beni kendinle cezalandırdın?" Eğilmekten sıkılmış olacak ki belimdeki eli sıkılaştı. Beni kucağına alarak duvara yasladı. "Orada kaldığım her saniye çıktığım an senin kollarıma atlaman hayaliydi. Ama çıktığım an koca bir boşluk." Sertçe yutkundum. "Düşüncesizce hareket ettin. Bizi mahvettin." Gözlerimin içine baktı. "O adama söyledikleri için teşekkür mü etmeliydim Afra?"
Kucağından indim hızla. "Ama kavga da etmemeliydin Ali Asaf! Ben, sen ailene kavuş, bana kavuş diye neler yaşadım! Onun sözlerinden ağır çok şey yaşadım!" Kaşları çatıldı. "Sen beni çıkartmak için ne yaptın?"
"Onu eve çağırdım." Gözlerinde şimşek çakmıştı sanki bir an. "Ne yaptın, ne yaptın?"
"Duydun."
Elini saçlarının arasından geçirerek duvara geçirdi yumruğunu.
"Dokundu mu?"
"İzin vermedim."
"Ecdadını siktiğimin piçi!" Önüne geçtim hızla. "Tekrar gidersen, ne pahasına olursa olsun seni bırakırım orada." Gözleri içimi okumaya çalışırken bir anda dudaklarını dudaklarımın üzerine kapattı.
Sırtımı duvara yaslayarak beni öperken bende ellerimi boynuna dolamış karşılık veriyordum. Nefesim kesildiği anda geri çekildim. Alnını alnıma yasladı. "Kokundaki huzuru özledim.."