İçeriğe geç

Papatya

Bölüm 12 · 12 dk okuma

Papatya

Bölüm 12

11. Bölüm - Kısasa Kısas

''Ne?!'' Nisa çığlık atarcasına konuştuğunda ayağa kalkıp onu durduramadım bile. Yeni regl olmama rağmen karnımda hissettiğim kıpırtıların tek nedeni Ali Asaf'tı. ''Kızım sen nasıl güvendin hemen ya? Ya tekrardan giderse?'' İçimdeki kıpırtılar anında yok olurken sertçe yutkundum. Yüzümdeki gülüş yok olurken Nisa'ya döndüm. ''Gider mi? Gitmez. Söz verdi.'' Nisa derin bir soluk verdi. ''Bilmiyorum Afra, güvenemiyorum.'' Boğazıma oturan yumruyu yok etmeye çalışırken burnumun ucu sızlıyordu. Dirseklerimden destek alarak doğruldum yataktan. ''Neyse, haydi bitirelim şu elbiseyi.''

..........

''Bu zamana kadar içinde en rahat olduğum elbise olabilir.''

Üzerimdeki mavi tonlarında, karışık renklerle donanmış elbise çok güzeldi. Saçlarımı kalın dalgalar yapıp ellerimle biraz açmıştım. Hafif bir makyajla işi bitirmiştim. Annem ise beyaz tül bir elbise giymişti. Elbisenin kuyruğu uzundu ve onu çok güzel gösteriyordu. Babam ise siyah bir gömlek ve siyah pantolonla işi çözmüştü.

Partinin bu kadar kalabalık olacağını beklemiyordum fakat annem karakoldakileri bile çağırdığı için çok kalabalıktı. Sahilde açık bir alanda yapıyorlardı ki herkes rahat takılsın. Nisa yanıma geldiğinde ona döndüm. Bedenini saran siyah saten bir elbise giymişti ve kesinlikle ona çok yakışmıştı. Gülümseyerek beni süzdü. ''Mükemmel olmuşsun.'' Saçlarımı geriye savurdum. ''Bir Afra Yurt olmak kolay değil bebeğim.'' Kahkaha attıktan sonra saçlarımı önüme getirdi. ''Yakasını biraz açık yapmışım, ama göğüslerine tam oturmuş.'' Aynen 85'lik göğüslerimi 90 gibi gösteriyordu. ''Aynen.''

Bakışlarım Nisa'nın arkasına kaydığında bizden uzakta elinde bira şişesiyle oturmuş Hakan abiyle gözlerim kısıldı. ''Nereye bakıyorsun öyle?'' Nisa da kafasını çevirdiğinde derin bir soluk verdi. ''Bıktım artık.'' Kaşlarım çatılırken, ''hep mi böyle?'' dedim. ''Son zamanlar.'' Diye yanıt verdi. Öfkeyle abisine ilerleyecekken tuttum kolundan. ''Bırak. Şu cinsiyet açıklansın, konuşacağım son kez. Benim için bile olsa bu hale düşemez.''

Nisa homurdanarak sevgilisinin yanına giderken duyduğum alkışlarla cinsiyetin açıklanma zamanının geldiğini anlamam uzun sürmedi.

''Tahminleri alalım önce!'' Annemin heyecanlı sesiyle gülümsedim. ''Kız diyenler el kaldırsın!'' Buradaki insanların çoğunun elini kaldırdığını görünce şaşırdım. ''Erkek diyenler el kaldırsın!'' Erkekler ıslık çalarak el kaldırdığında güldüm. Babamın bakışları beni bulduğunda, annem beni görmeden sevinçle, ''o zaman öğrenelim!'' dediğinde babam araya girdi. ''Benim kızım fikrini söylemeden olmaz.'' Bakışlar bana döndüğünde utançla gülümsedim.

''Bence kız.'' Hayır, bu ses bana ait değildi. Tam arkamda duran Ali Asaf'a aitti. Gülüşüm genişlerken, ''size ben yeterim, bence aynı babam gibi bir oğlan çocuğu geliyor.'' dediğimde herkes gülerken babamın yüzündeki o gururlu ifadeyle gülüşümü yüzümden asla silmek istemedim. ''Oysa ki sana benzeyen bir kız çocuğu olsun isterdim.'' Ali Asaf'ın fısıltısı kalp ritmimi arşa çıkartıyordu. Babam tam buraya baktığı için arkamı dönemiyordum.

''O zaman cinsiyeti ilk kızımız öğrensin.'' Annemin sesiyle babam da kafasını sallarken usulca yaklaştım onlara. Annem elindeki balonu ve iğneyi bana uzattığında heyecanlıydım. Cinsiyeti ne olursa olsun çocukluğu benim gibi geçmeyeceği için şanslı bir çocuktu kardeşim. Annem onunla ilgilenecekti, babam onunla ilgilenecekti. Ve onlardan fazla ilgilenecek bir ablası olacaktı.

''Üç!''

Onunla çok güzel bir çocukluk geçirecektik.

''İki!''

Onunla birlikte tekrar çocuk olacaktım.

''Bir!''

Gözlerimi kapatarak iğneyi balona batırdığımda çığlıklar yükseldi. Gözlerimi açtığımda her tarafıma bulaşmış mavi boyalarla gülümsedim. Babam hızla bana sarıldığında gülerek bende ona sarıldım. ''Bir yakışıklım daha geliyor!'' Sevinçli sözüm ile sarılmayı bırakıp bana baktı. ''Benim bir tane prensesim vardı zaten.'' Gözlerim dolarken omzuna vurdum hafifçe. ''Makyajımı akıtacaksın, sus.'' Güldü. ''Bir ton para yatırıyorsun onlara, akarsa bir daha para vermem onlar için. Dandik şeylere para vermiş olursun.''

Kahkaha attığım sırada birbirimizden ayrılıp anneme döndük. Annem sevinçle, ''bir kızım vardı, şimdi bir de oğlum oldu.'' dediğinde babama sarıldı. Elbisenin eteklerinden tutarak daha rahat yürümek için biraz kaldırdım. İnsanların arasından geçerek tuvalete girdim. Yüzüme bulaşan boyaları temizledikten sonra, boynuma bulaşan boyaları da silip makyajımı tekrardan yaptım. Tuvaletten çıktığımda gençler müziğin tadını çıkartırken diğerleri yemek yiyip sohbet ediyorlardı. Bakışlarım Ali Asaf'ı arasa da bulamadım. Tuvalette uzun süre kalmıştım büyük ihtimalle gitmişti.

Nisa'yı gördüğümde onun yanına ilerledim. Nisa sevinçle bana sarıldı. "Erkek bebek geliyor ya!" Haktan gülerek Nisa'yı kendine çekti. Başına dudaklarını bastırdıktan sonra, "sen doğursan bu kadar sevinir." Dedi.

Hepimiz gülerken saatler ilerlemiş sohbetin ardından kendimizi müziğin akışına bırakmıştık. Annem zaten riskli bir hamilelik yaşadığı için babamla erkenden ayrılmak zorunda kalmıştı. Nisa müziğin ritmiyle eğlenirken bende gülerek ona eşlik ediyordum. Haktan yanımıza gelerek elini Nisa'nın beline koydu. "Sevgilim, geç oldu evlere mi dağılsak artık?" Nisa bana döndüğünde olumlu olarak kafamı salladım. Haktan'a döndü. "Abimi bulayım, onu da götürelim." Doğru ya, Hakanla konuşacaktım ben. "Tamam birlikte arayalım." Nisa dediğime onaylı mırıltılar çıkarttıktan sonra elbisemin eteklerinden tutarak yürümeye başladım. Parti alanından çıktığım için kumun üzerinde topuklularla yürüyemiyordum. Eğilerek topuklu ayakkabımı çıkartıp yürümeye devam ettim.

"Hakan!" Bağırışıma ses gelmezken oflayarak çevreye bakındım. İçki içtiği için parti alanından uzaklaşmıştır diye düşünmüştüm ama yanılmıştım, kimse yoktu burada. Biraz daha ileri yürürken dalgalar kıyıya vuruyor ve beni yoruyordu. Son kez, "Hakan!" Diye bağırdığımda yine ses gelmedi. "Neredesin! Hakan!" Yine ses gelmezken derin bir soluk vererek elbisenin eteklerini bıraktım. Yorulmuştum. Kulağıma dolan denizin dalga sesiyle sessizce arkamı dönüp geri dönmeye başladım. Sessizlik ürkütürdü beni her zaman.

"Neden?" Hakan'ın sesiyle, sesin nereden geldiğini anlamak için çevreme bakındım. Hemen çaprazımda biraz ileride oturmuş bana bakıyordu. Önündeki içki şişeleri de sarhoşluğunun kanıtıydı. "Sarhoş değilim." Dedi aklımı okumuşcasına. Ayağa kalkıp üzerini silkeledi. "Neden sevmek için çabalamadın?" Donuk bir surat ifadesiyle ona bakarken hafifçe kıstım gözlerimi. "Ben seni hep abi olarak gördüm. Kolay mı zannediyorsun yıllarca abi dediğin bir insanın sana farklı duygular beslediğini anlamak?"

"Ulan!" Bağırışıyla şaşkınlıkla iki adım geriye gittim. "O adamı da müdürün olarak görmedin mi?!" Hâlâ bağırıyor olması canımı sıkarken, "ses tonunu indir. Karşında çocuk yok senin. Ailen seni arıyor, şu an bunları konuşmanın sırası değil." Dedim. İki kolunu da açarak etrafı gösterdi. "Tam zamanı! Ailemin beni araması umurumda bile değil!"

Kaşlarım çatılırken, "bağırmayı kes!" Diye sesimi yükselttim. "Seninle bir ilişki istememek benim suçum değil! Benim kalbim başkasına ait! Onu gördüğüm ilk an mühürlendi kalbim, anla artık! Yeter!" Aramızdaki mesafeyi kapatarak elleri kollarıma dolandığında iki kolumu da tutmuş bana bakıyordu. "Ben senden başkasını nasıl seveceğim lan, nasıl?! Sen o kadar kolay mı zannediyorsun aşkı?!" Göğsünden ittirdim. "Bana dokunma Hakan! Yeter artık ya, kendine gel!" Saçlarımı arkaya atarak, "ayrıca, aşk biter! Hiçbir aşk sonsuza kadar sürmez! Sevda ölene kadar seninle gelir. Seninki sevda değil, aşk! Ve bir süre sonra bitecek bir aşk! Beni bu kadar büyütme gözünde, Hakan!"

Dudakları titrerken bakışlarına hayal kırıklığının sisi çökmüştü. "Sen kendini benim gözümden görmüyorsun ki ulan! Ben seni her halinle biliyorum! Her halinle kabul etmişim seni! Regl zamanında ilk gün sancıdan gebersen de ağrılarını kimseye söylemeden atlattığını bilmiyor o adam! O günlerde tansiyonun sürekli düştüğünü de bilmiyor!" Elini göğsüne vurdu. "Ben biliyorum, ben! Çünkü seni hastaneye götüren ben oluyordum! Senin biter dediğin aşk benim içimde bir organ gibi yer edindi, içine de seni koydu!"

Korkunç görünüyordu. Ve bu an beni o kadar korkutuyordu ki kanım damarlarımı yakarak ilerliyordu vücudumda. "Ne değiştirir Hakan? Yapamıyorum işte anla! Ben Ali Asaf'tan uzak duramıyorum! Ondan uzak kaldığım haber alamadığım tek bir gün bile benim için hayatı cehenneme çeviriyor!" Gözünden akan yaşı silerek donuk bakışlarla baktı bana. "Odana alacak kadar mı seviyorsun?" Tokat yemişçesine şaşkınlıkla ona baktım. "Ne diyorsun sen?" Alayla güldü. "Gecenin bir vaktinde o adamı odana alacak kadar mı seviyorsun diyorum."

Gözlerimi kısarak, "iğrençleşiyorsun, sus artık." Dedim. "Niye? Doğrular zoruna mı gitti? Yakında sende o adamdan hamile kalır, annenle birkaç ay arayla doğuma girer-" Tokadım yanağıyla buluştuğunda, "bir daha bana böyle bir ima yaparsan, karşında beni değil babamı bulursun Hakan. Def ol şimdi. Bu akşamı asla unutmayacağım, sarhoşluğuna veriyorum ama tekrarı olursa seninle uğraşmaktan geri durmayacağım, bunu bil." Diyerek arkamı döndüğümde hızlı adımlarla parti alanına ilerledim.

Nisa beni gördüğünde koşarak yanıma geldi. "Abim yok, bağırış sesini duydum ama yok hiçbir yerde." Tam ağzımı açmışken, "buradayım." Dedi. Dudaklarım geri kapandığında Nisa hızla abisinin yanına gitti. "Neredesin sen? Nasıl merak ettim haberin var mı? Bunu neden yapıyorsun abi?" Karnımın üzerine dolanan kol beni kendine çektiğinde güvenle ayak uydurarak sırtımı Ali Asaf'ın göğsüne yasladım. Dudaklarını saçlarıma bir buse kondurduğunda, karnımın üzerindeki eli hafifçe karnımı ovalıyordu. "Yoruldun artık, gel eve bırakayım seni." Kafamı ona çevirdiğimde başım geriye doğru yaslanmıştı. Eğilerek alnıma dudaklarını bastırdı. Hakan'ın varlığı beni rahatsız ederken daha fazla burada durmak istemiyordum. "Gidelim."

Bedenimi Nisa'ya çevirdiğimde abisiyle konuşuyordu ama Hakan'ın bakışları benim üzerimdeydi. Rahatsız bir şekilde kıpırdanıp ellerimi yumruk yapıp sonra açıyordum. Karnımın üzerindeki baskı artarken boşta olan eliyle yumruk yaptığım elimi sardı. Sessiz bir şekilde, "ne dedi sana?" Dediğinde nefes alış verişim hızlanmıştı. "Bir şey demedi." "Yalan söylüyorsun." Net ses tonu beni daha çok strese sokarken usulca ona çevirdim bedenimi. "Önemli bir şey değildi, lütfen böyle konuşup ürkütme beni." Gözlerini kıstı. "Afra, sen bu kadar ürkek bir kadın değilsin." "Ali Asaf.. Lütfen." Derin bir soluk verdi. "Her sözün benim için bir emir ama adımı senin dudaklarından duyduğum her an adımı daha çok seviyorum." Gülümsediğimde elimi tuttu. "Gidelim." Nisalara döndü. "İyi geceler gençler, biz gidiyoruz." Nisa gülerek, "hocam yarın gelmesek sizde yok yazmasanız?" Dediğinde, Ali Asaf kahkaha attı. "Siz gelseniz bende sizi yok yazmasam?"

Hepimiz güldükten sonra Ali Asaf'ın arabasına bindim. Bir eli elimdeyken diğer eli direksiyondaydı. Bende telefonu radyoya bağlamış müzik açıyordum. "O Hakan'ın sana ne dediğini sormayacağım, sadece bir kerelik. Bundan sonra o adamın dediği her kelimeyi hecesi hecesine söylemeni istiyorum." Onu duymamazlıktan gelerek müziğin sesini yükseltip dans etmeye başladım. Gözünü yoldan ayırmadan güldü. "Bu şekilde dikkatimi dağıtabileceğini düşünüyorsan yanılıyorsun küçük hanım." Dans etmeyi bırakarak elimi elinden çektim. "Ben bu ilişkiyi artık yürütmek istemiyorum Ali Asaf. Ben bu ilişkiye olan inancımı kaybettim."

Gülüşü solup kaşları çatılırken, "daha iki gün olmadan mı inancını kaybettin?" Dediğinde gülmemek için yanaklarımın içini ısırıyordum. "Benim en uzun ilişkim bir gündü, sen rekorsun yani. Bence şükretmelisin." Kaşları kalkarken, "öyle mi?" Dedi. Dudağımı ısırırken, "hıhım..." Dedim. Yolu hem yavaş giderek hem de sokakları dolaşarak uzatıyordu. "Eh, benimde öyle. Genelde gece 12'den sabah güneş doğana kadar sürerdi. Sende benim için rekorsun." Gülüşüm boğazımda takılırken tükürüğüm boğazımda kalmış öksürüyordum.

Kahkaha atarak direksiyonu döndürdü. "Noldu ya bir şey mi dedim sanki?" Zar zor öksürüğümü durdurduktan sonra, "yok ya, ne olacak, eskiden olmuş şeyler sonuçta beni ilgilendirmez." Dedim. HAYIR İLGİLENDİRİR. Kimle yattı? Kitaplardaki gibi başıma bela olacak kadınlardan mı acaba? Hakandan kurtulamadan bir de Ali Asaf'ın yattığı kadınlar mı bela olacaktı bana? Benim daha dokunamadığım dudakları öpmüş hatta daha fazlası olmuştu. Öfke tüm bedenimi alev alev yakarken camı açtım hızla. Allah belanı versin Ali Asaf. Eli bacağıma dokunurken bacağımı kendime çekerek tüm bedenimi kapıya doğru döndürüp dışarıyı seyretmeye başladım.

"Afra'm.." Hayır küfür etmemeliydim. Bunu yapmamalıyım. İnsanlar sevgililerine küfür etmez. O bana küfür etse hoş olmaz. Hayır Afra, küfür etmek yok. "Afraa..." Diyerek tekrardan elini dizime koyduğunda, "Afra'nı s-" derken hızla bana döndü. Şaşkın bakışlarla, "o küfürü söylemeyecektin inşallah?" Dediğinde saçlarımı savurarak, "gayet de onu diyecektim!" Diye çemkirdim. Araba durduğunda bana dönmeye çalışmıştı ama emniyet kemeri buna izin vermediği için onunla uğraşırken hızlıca emniyet kemerimi çözüp indim arabadan.

"Afra!" Öküz, ancak böyle böğürürsün. ALLAH BELANI VERSİN YA, NASIL DOKUNUR O KADINLAR SANA? SEN NASIL DOKUNURSUN ONLARA? İçimde büyük bir savaş vardı ve zihnime düşen senaryolar beni çıldırtıyordu. Benden öncesi önemli değildi elbette ama bu normal bir ilişki değildi ve sinirlenmekte gayet haklıydım. Hızla önüme geçtiğinde, "bu kadar sinirleneceğini tahmin edemedim özür dilerim." Dediğinde kaşlarımı çatarak, "ben sana desem ki," diye başladığımda kaşlarını çattı. "Ben başka erkeklerin-" Hızla avucunu dudaklarıma örttüğünde, "sus, yapma şunu." Dedi. "Niye? Nasıl oluyormuş?" Öfkeyle konuştuğumda derin bir soluk vererek burun kemerini sıktı. "Afra, sen öyle beş saat falan diyince bende senin anladığın gibi anladım. O yüzden öyle konuştum."

Başkalarının altına yattığımı düşünmüştü. 'Vaaayyy' dercesine kahkaha attım. "Dışarıdan öyle gözüküyormuşum demek ki." Aldığım nefes ciğerlerime yük olurken Hakan'ın söylediği sözler geldi aklıma. "Hakan gibisin sende." Kurduğum cümle delirmesi için yetmişti. Hızla elbisenin eteklerinden tutarak yürümeye başladığımda arkamdan gelerek durdurdu beni. "O ne demek?" Alayla güldüm. "O da senin gibi düşünüyor. Geçen gece odama girdiğini görmüş, seviştiğimizi düşünüyor. Yakında hamilelik haberim duyulur, annemle birkaç ay arayla doğuma girermişim."

Dişlerini sıkarken yan binaya baktı. Kafamı baktığı yere çevirdiğimde Nisaların binasının olduğunu gördüm. Hızla oraya ilerlediğinde bende peşinden gittim. Merdivenleri üçlü üçlü çıkıyordu ve nefes nefese kalıp yetişemiyordum. "Ali Asaf dur!" Kapıyı kırarcasına vurup küfürler savuruyordu. Karşı dairedeki amca çıkıp, "gecenin bir vakti ne yapıyorsun sen hergele?!" Dediğinde Ali Asaf adama dönerek, "gir içeriye amca kalbini kırmayayım!" Dedi. "Ali Asaf!" Bakışları bana döndüğünde kolumdan tutarak benide yanına çekti. Hızla kapıya vurmaya devam ederken, "aç lan kapıyı!" Diye gürledi.

Amca hâlâ kapıda dururken, "Arıyorum polisi, gece gece huzur kaçırıyor bu adam!" Dediğinde hızla amcaya döndüm. "Lütfen, lütfen öyle bir şey yapmayın!" Ali Asaf kolumu tutarak beni kendine çevirdi. "Kimseye yalvarma, haklı da olsam haksız da olsam. Aciz duruma düşme kimse karşısında." Amcaya döndü. "Sende kimi arıyorsan ara amca, ama bu adam bu gece dayak yiyecek."

Ardından tekrar kapıya yumruk attı. Rezil olmuştuk. Kapı açıldığında hakan bunu bekliyormuşcasına rahattı. Koala gibi Ali Asaf'ın koluna sarıldım. Ah bu sinirim bir gün başımı yakacak derken bu kadar hızlı beklemiyordum.

"Afra bırak." Dedi bağırmamak için kendini sıkarken. Hakan asla ona bakmıyor bir eli eşofmanının cebinde bir eli kapıda bana bakıyordu. Bakışlarını çözmek zordu. "Çek lan gözlerini!" Ali Asaf bağırarak benden sinekmişim gibi kurtularak elini Hakan'ın boğazına sardı. "Ali Asaf!" Çığlık atarcasına ona ilerlerken yüzüne indirdiği yumrukla ne yapacağımı bilmiyordum. Nisa hızla odasından çıktığında, "abi!" Diye haykırdı. Hakan bir kolunu Ali Asaf'a dolayarak boğazını kurtarıp ona yumruk attı. İçim acırken, "yapma!" Dedim. "Yapma Hakan, lütfen!"

Ağlamamak için kendimi sıkıyordum. Ali Asaf hızla kaşından akan kanı silerek yumruğunu Hakan'ın burnuyla buluşturdu. Üst kattan gelen insanlara çevirdiğimde kafamı Hakan'ın iş arkadaşları olduğunu gördüm. Ali Asaf yumruklarını Hakan'a geçirirken onlar araya girip hakan'ı ayağa kaldırmışlardı. Bir tanesi omzuma dokunduğunda ona döndüm. Ela gözlü açık kumral saçlı bir adamdı. "İyi misiniz?" Korkuyla kafamı salladım.

"Afra ile ilgili ağzından tek bir kelime çıkarsa sikerim belanı!" Ali Asaf'ın gürleyişiyle ona döndüm. Hakan bana döndüğünde Ali Asaf çıldırdı. Onu tutan adamlardan kurtulmaya çalışarak, "duymuyor musun lan sen beni?! Afra'ya bakmayacaksın bile!" Diye bağırdığında hakan umursamadan burnundan akan kanı silerek bana yaklaştı. Tereddütle Ali Asaf'a baktığımda delirmiş gibiydi.

"Bak şu yüzüme," diyen hakan ile ona döndüm. Sertçe yutkundu. "Yüzüm paramparça olsa bile senden vazgeçmeyeceğim. Seni hak eden benim." Kaşlarım çatılırken, "ne diyorsun lan sen?" Dedim. "Ben sana ne dedim Hakan?! Benim kalbim başkasına ait dedim! Sok şunu kafana, yeter!"

Polis sirenleri ile öfkem sinerken endişeyle Ali Asaf'a baktım. Polis memurları buraya geldiğinde Hakan bana bakarak, "arkamdaki adam bana saldırdı, izinsiz evime girdi. Haneye tecavüz ve darptan şikayetçiyim." Şokla Hakan'a döndüm. Polis memurları Ali Asaf'a kelepçe takarken, "Ali Asaf!" Diye bağırdım.

Hakan kolumdan tutarak beni durdurduğunda, "bırak!" Dedim. Ali Asaf, Hakan'ın kolumdaki elini gördüğünde, "öldürürüm lan seni!" Diyerek atıldığında hakan güldü. "Duydunuz memur bey, ölüm tehdidi de var." Dolu gözlerle Hakan'a baktım. "KES! YAPMA ŞUNU!" Bana döndü. Ali Asaf'ı götürürlerken peşinden inmek istedim ama hakan izin vermiyordu. Tokadım bir kez daha yüzüyle buluştuğunda, "şikayetini geri alacaksın!" Diye bağırdım.

Boşta olan eliyle tokat attığım yanağını okşadı. Ardından bana döndü. "ailene sevgili olduğumuzu söylersen elbette şikayetim

i geri alırım. Ha yok söylemezsen de, Ali Asaf içeride çürür, buradaki herkes de senin öğretmeninle aşk yaşadığını, hatta geceleri odana aldığını öğrenir, ailen de dahil."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.